İngilizler İşgal Paralarını Bile Bastırmıştı
Büyük hayallerle Çanakkale’ye gelen İngilizler, zaferden o kadar eminlerdi ki Osmanlı topraklarında kullanılacak işgal paralarını bile bastırmışlardı. Bastırılan paraların askerler tarafından kullanılacağını belirten Mehmet Akif Sarıbaş, “İşgal girişiminin yenilgiyle sonuçlanması üzerine banknotları kısa sürede tedavülden kaldırdıkları gibi imha ettiler” dedi.
İngilizlerin Çanakkale savaşıyla ilgili bastırdıkları banknotlar, Gelibolu’da yaşanan yenilginin ardından bir kısmı boğaz sularına gömülürken bir kısmı da işgalci askerler tarafından ele geçirildi. İngiliz Hazine Dairesi'nce Osmanlıca kullanılarak hazırlanan paralarla subay ve askerlerin maaşlarının ödeneceğini belirten OBİR Eğitim Kurumları Kurucu Müdür ve Tarihçi Yazar Mehmet Akif Sarıbaş, “Askerler, başta İstanbul olmak üzere işgal edilecek Osmanlı topraklarında günlük alışverişlerinde de bu paraları kullanacaktı. Çanakkale'ye hazırlıklı gelen işgal güçleri, bu olaya şahitlik etmeleri için de düşman ordusunun önde gelen komutanlarının yanı sıra şairler, yazarlar ve devrin entelektüellerini de getirdiler. Ayrıca savaştan sonra planlanan kutlamalar için Fransızlar bolca şarap stokladı, İngilizler de binlerce şişe içkiyi kıyıdaki güvenli mekânlara depoladı. Düşman donanmasının hesaplarına göre birkaç gün içinde İstanbul'a ulaşacaklardı. İşgal sırasında kullanmak üzere yağma yapmadan İstanbul'da ihtiyaçlarını temin edecek para birimini bile düşünmüşlerdi. Çeşitli değerdeki İngiliz banknotlarının üzerine Arap harfleriyle işgal parası olduğu belirtilmiş ve değeri de yazılmıştı” diye konuştu.
Banknotlar kısa sürede yok edildi
Osmanlı Devleti’ni tamamen saf dışı bırakmak amacıyla yapılan işgal girişiminin çok ağır bir yenilgi ve hüsranla sonuçlanmasının İngilizlerin prestijini çok kötü sarstığına değinen Sarıbaş, “Hal böyle olunca İngilizler, bu hezimeti hatırlatan Çanakkale Savaşı'nın gerisinde bıraktığı hiçbir kalıntıyı görmek istemiyorlardı. İşte sırf bu yüzden banknotlar kısa sürede yok edildi. Bu banknotları kısa sürede tedavülden kaldırdıkları gibi imha ettiler” şeklinde konuştu.
Kahramanlıklarla dolu ÇANAKKALE
Çanakkale sadece Türk tarihinin değil dünya tarihinin de en şaşırtıcı sahnelerinden biri olduğunu aktaran Sarıbaş, “Çanakkale Türklerin şan ve şerefle dolu tarihinden bir sayfadır. Çanakkale Savaşları’nın I. Dünya Savaşı sırasındaki cephelerden biridir. Peki o yıllarda durum neydi? I. Dünya Savaşı'ndan önceki yıllarda Osmanlı Devleti Kuzey Afrika topraklarını İtalya'ya kaptırmıştı. Balkan Savaşlarındaki yenilgi de Osmanlı’yı çaresiz kılmıştı. Dolayısıyla I. Dünya Savaşı'na rastlayan günlerde Osmanlı devleti yalnızlıktan kurtulmak ve Balkan Savaşının kötü hatıralarını silmek istiyordu. Alman İmparatorluğu, savaşta, Osmanlı devletinin hiç değilse bir kısım düşman kuvvetini meşgul edebileceği gerekçesiyle Osmanlıyı kendi yanına çekmek niyetindeydi. Dönemin Osmanlı iktidarı olan İttihat ve Terakkiciler de Almanya yanında savaşa girmeyi çoktandır istiyorlardı. Osmanlı doğuda kaybetti. Güçsüzdü. Çanakkale’de de yenileceğine kesin gözüyle bakılıyordu. Fazla önemsenmeden Çanakkale’ye hareket edildi. Düşman gemisinde yukarıdaki diyaloglar geçti. Çanakkale Zaferini kazanan kuvvet bu küçümsenen kuvvettir” dedi.
Siperler arasındaki mesafe 8 metre
Mehmetçiğin Çanakkale Savaşı’nı kazandıran yüksek karakterini Mustafa Kemal’in nasıl anlattığına değinen Sarıbaş, “Mustafa Kemal, şöyle anlatıyor: ‘Bombasırtı olayı ( 14 Mayıs 1915 ) çok önemli ve dünya harp tarihinde eşine rastlanması mümkün olmayan bir hadisedir. Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekilerin hepsi düşüyor. İkinci siperdekiler yıldırım gibi onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Bomba, şarapnel, kuşun yağmuru altında öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılma yok. Okuma bilenler Kur’an-ı Kerim okuyor ve cennete gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenlerse kelime-i şahadet getiriyor ve ezan okuyarak yürüyorlar. Sıcak, cehennem gibi kaynıyor. 20 düşmana karşı her siperde bir nefer süngüyle çarpışıyor. Ölüyor, öldürüyor. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren dünyanın hiçbir askerinde bulunmayan tebriğe değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur” şeklinde konuştu.
Hayatlarını hiçe sayarak savaştılar
25 Nisan ve 6 Ağustos 1915 tarihleri arasında düşman kara kuvvetlerinin Gelibolu Yarımadası’na çıkartma yaptıklarını ifade eden Sarıbaş “Asıl kuvvetler Gelibolu Yarımadasının güney ucuna iki ayrı noktadan çıkacak ve boğazları kontrol eden tepeleri alacak, bunu başarmak için, iki tümenden oluşan bir kuvvet Kabatepe bölgesine çıkacaktı. İki İngiliz ve bir Fransız tümeni ile bir Hint tugayından oluşan kuvvet, Seddülbahir bölgesini ele geçirecektir. Aynı anda bir aldatmaca olarak, boğazın güneyinde Kumkale bölgesinde ikinci bir çıkarma yapılacak ve bazı donanma birlikleri orada da çıkarma olacağı izlenimi vermek üzere Saroz körfezine doğru seyredecektir. Fakat kahraman Türk askerinin hayatını hiçe sayarak kahramanca dövüşmesi Türk komutanlarının ve bilhassa Mustafa Kemal'in üstün sevk ve idareleri sonucunda düşman başarısızlığa uğrayarak savaş, siper savaşı halini almıştır. Gelibolu Yarımadasında çıkarma yapan düşman kuvvetlerini meydana getiren askerlerin milliyetleri son derece enteresandır. İngiliz ve Fransızların yanı sıra, bizimle hiç ilgisi olmayan Cezayir Berberilerini Sengal zencilerini, Avustralyalı, Kanadalı, Yeni Zelandalı ve Hintlileri üzerimize salmışlardır. Karşımızdaki düşman yalnızca birkaç devletten ibaret değildi, sanki karşımızda bütün dünya vardı. Düşman donanması II. Dünya Savaşı'na kadar, dünyanın gördüğü en büyük ve en modern donanmasıydı. Hal böyle iken kazanılan zaferin değeri daha iyi anlaşılmaktadır. Bu savaş bir azmin zaferidir. İmkânsızı başarmanın başka bir adı yoktur. İlerde vereceğimiz kurtuluş savaşımız için en güzel bir örnek kabul edilmiştir. 1919 1922 arasındaki İstiklal Harbimizde de durum çok farklı değildir. Orada da sayısız düşmanla savaştı atalarımız orada da hepsini dize getirdiler. Çünkü inançları vardı azimleri vardı umutları vardı. Dönmeyi düşünmediler babalarıyla cephede helalleştiler anneleriyle eşleriyle zaten helalleşmişlerdi. Onlar biz yaşayalım diye şehit oldu” diyerek sözlerine son verdi.

Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.