İş ve pozisyon kayıpları yaşanabilir

İş ve pozisyon kayıpları yaşanabilir

Uzaktan eğitimle birlikte kadın çalışanların iletişim yükünü sırtlandıklarını belirten Serpil Yakut, “Salgın, kadın çalışanlarda iş ve pozisyon kayıplarına sebep olabilir” dedi.

Pandemi süreciyle beraber üniversitelerde uzaktan eğitim dönemi başlamıştı. Uzaktan eğitimle birlikte kadın çalışanların iletişim yükünü sırtlandıklarını belirten Serpil Yakut, “Salgın, kadın çalışanlarda iş ve pozisyon kayıplarına sebep olabilir” dedi.

COVID 19 salgını ile birlikte evden çalışmanın ve ev içinde geçirilen zamanın artması kadınların üzerindeki yükümlülükleri de arttı. Corona virüs salgının tüm dünyayı etkilediği gibi kadınlar üzerinde zaten var olan yüklerinin de bir kat daha arttığına dikkat çeken Eğitim-Bir-Sen 2 Nolu Şube Kadın Komisyonu Başkanı Serpil Yakut, “Bu süreçte kadınlar birçok sorunla mücadele durumunda kaldı. Özellikle çalışan kadınlar evden çalışmaya başlaması ile birlikte ev işlerindeki artışın iş yükünün yanında aile içi şiddetle de mücadele etmek zorunda kalmaları kaygı, stres ve tükenmişlik gibi sorunların da çok daha yoğun yaşamalarına sebep olmaktadır. Pandemi sebebiyle yaşadığımız izolasyonla evlerin birdenbire modern öncesi zamanda olduğu gibi hem ev, hem iş yerine dönüştüğüne şahitlik ediyoruz bu da; evlerimizi okula, çocuk parkına, restorana, anfiye, toplantı salonuna, spor alanına dönüştürdü. Karantina günlerinde çok sayıda işlevin aynı mekânda toplanması, çalışan kadınların zaman ve mekân alışkanlıklarının dengesini yok etmiştir” diye konuştu.

dsc-1429.jpg

“Pandemi iş kayıplarına neden olabilir”

Pandemi döneminde özellikle de üniversite camiasında çalışan kadınlar evlerden işlerini yürütmeye başladı. Kadın çalışanların yaşadığı sorunlara ek olarak üniversitede çalışan kadınlar uzaktan eğitimin iletişim yükünü sırtlandıklarının altını çizen Yakut, “Kadınlar bu zorlukları en derinden yaşadılar. Bu süreçte kadın akademisyenler de kadın çalışanların yaşadığı sorunlara ek olarak akademik yaşamın zorluklarını da yaşadılar, yaşamaktalar. Kadın bilim insanları bu günlerde iki koldan mücadele etmektedirler. Daha öncede kadın ve erkek akademisyenler için akademik üretimin eşit şartlarda olduğundan bahsetmek pek mümkün değilken COVID-19 süreci bu durumu daha da derinleştirdi. Bu makale başvurusu gibi akademik kriterleri sağlamakta zorlanacak olan kadın akademisyenlerin salgın sonrasında kadınlar için olası iş ve pozisyon kayıplarının meydana gelmesine sebep olabilir” şeklinde konuştu.

ebs4.png

Makale yazımları yüzde 4,2 düştü

Pandemi sürecinde iş ve pozisyon kayıplarıyla alakalı dünyada birçok araştırma yapıldığını aktaran Yakut, “Bunlardan bir tanesi de Londra merkezli araştırma şirketi Digital Science yaptığı çalışmadır. Araştırmada pandemi sırasında başyazarı kadın olan akademik makalelerde azalma olduğunu ve bu durumun, okulların tatil olmasıyla çocukların evlerde kalmasının etkisi olabileceği ifade edilmektedir. Ayrıca araştırmada, erkeklerin çocuk bakımı ve ev işlerine katılımının eşitsizliğine işaret ettiği düşünülen verilere göre, ilk yazarı kadın olan makalelerin toplam makalelere oranı yüzde 31’den Mayıs ayında yüzde 26,8’e düştüğü belirtilmektedir. Son beş yılda bu oranın yüzde 37,6 olduğu göz önünde tutulursa, uzmanlar bu düşüşün, büyük olasılıkla kadınların üzerindeki orantısız ev içi iş yükünden kaynaklandığını belirtilmektedir. Bu çıktılar, Nisan ayında ABD’de ve Avrupa’daki üniversitelerde 4 bin 500 kişi arasında yapılan anketin sonuçlarıyla da uyuştuğu vurgulanmaktadır” ifadelerini kullandı.

1614606898865.jpg

“Pandeminin kadının toplumsal statüsünü etkilemesine izin verilmemelidir”

Kadınların salgın sürecinden olumsuz etkilenmelerini önlemek için atılacak hızlı ve doğrudan adımların büyük önem taşıdığını belirten Yakut, “Kadınların toplum içerisinde güçlü ve eşit bir yere sahip olması gerektiği yalnızca salgın sürecinde değil, her zaman üzerinde durulması gereken bir konudur. Özellikle kadınlar açısından bakıldığında, ev içi emek ve bakım emeği toplumsal kapasitenin, ücretli emeğin ve nesillerin yeniden üretilmesi için hayati önem arz etmektedir. Ayrıca bu emek biçimi, duygusal emeği de içerdiğinden, fiziksel emeğin ve sorumlulukların çok daha ötesini de düşünmemizi gerektirmektedir” diyerek sözlerine son verdi.

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.