İşaret Dili ile Tecvidli Kur’an Elif-ba’sı

İşaret Dili ile Tecvidli Kur’an Elif-ba’sı
İşitme Engellilerin Tek El İle Harekeli Şekilde Kur’an-ı Kerim Okumasına Olanak Sağlayan Elif-ba Cüzü İlgi Odağı Oldu. Cüzün Uluslararası Çalıştaylarda Da Sunumu Yapıldı

Karatay Müftülüğü’ne bağlı Hazreti Bilal-i Habeşi Kız Kur’an Kursu’nda görevli eğitmen Suna Topçu eşi Lütfi Topçu ile birlikte çok önemli bir çalışmaya imza atarak “İşaret Dili ile Tecvidli Kur’an Elif-Ba’sı hazırladı. Uluslararası çalıştaylarda da sunumu yapılan ve takdir gören İşaret Dili ile Tecvidli Kur’an Elif-Ba’sı, işaret dili ile tecvidli Kur’an okuyabilme konusunda ilk olma niteliği taşıyor. Cüzün yazarlarından Suna Topçu, Pusula’ya eserin yazım aşamasında ve öncesinde yaşananları anlattı. Topçu, işitme engelliler için böyle bir şey yapmayı kendisine sorumluluk addederek esere başladığını söyledi. Cüzü çıkarmadan önce işaret dili eğitimi aldığını söyleyen Topçu, “Bize bir toplantıda, ‘İşitme engelliler için eğitmen lazım gönüllü hoca arıyoruz’ dediler. Kimse tarafından konuyla çok fazla ilgilenilmedi. Ama benim de sessiz kalmak içime sinmedi. Eşimle konuştum bu konuyu, ‘Kimse bir şey yapmıyorsa sen yap’ dedi. Soluğu işaret dili eğitmeninin yanında aldım” dedi.

2016 YILININ SONUNDA İŞARETLERİN TELİFİNİ ALDIM

Öğrenme sürecinin çok zor olduğunu dile getiren Suna Topçu, “İşaretlere alışmam ve kavramam cidden zor oldu. Ama bu işe beynen ve fikren kanalize oldum. Ardından eğitim tamamlanıp konuya hakim olduktan sonra işitme engellilere ders verme aşamasına gelince tefsiri anlatamadığımı fark ettim. Çünkü peltekler, kalın harfler var ve bunları anlatacak bir şekil yok. İşin içinden çıkamadım. Bu işin üstüne düşüp nasıl yapabilirimi sorgulamaya başladım. İşitme engelliler tecvit nedir hiç bilmiyor. Ardından ben konu ile ilgili çıkmış bütün makaleleri okudum ve videolar izledim. Aslında kafama bu cüzü çıkarmayı koydum. Çünkü iş başa düştü. Sonra her gün bu tecvidli el hareketlerini öğrencilerimle denedim. Sonra Konya’dakiler yetmedi Türkiye’den işitme engellileri topladım. Bu tecvidli işaret dilini onlarda da denedim. Bu süreç beni işaret dili ile tecvidli cüz konusunda uzmanlaştırdı. Sonra cüzü yazılı hale getirip bir fotokopisini çıkarttım. Bu fotokopiler üzerinde yaptığım denemelerin dönüşleri de çok güzel oldu. 2016 yılının sonunda da işaretlerimin telifini aldım” dedi.

CÜZÜN MALEZYA’DA SUNUMU YAPILDI

Ankara’da Diyanet, sivil toplum kuruluşlar, işitme engelliler, codalar, Filistin ve Ürdün’den ekiplerin önünde eserinin sunumunu yapma şansı yakaladığını belirten Topçu, “Eserde birkaç küçük hata dışında hiçbir sorun çıkmadı. Sonrasında bir buçuk yıl eseri olgunlaştırdım. Ardından Malezya’da düzenlenen bir organizasyona cüzü götürdük. 18 ülkenin olduğu bu sunumda Amerika, Katar, Ürdün, Filistin, Malezya ve Endonezya’dan teklifler geldi. Bu bizi çok mutlu etti” dedi. Suna Topçu, Kur’an-ı Kerim okuma üzerine işitme engellilere ilk kez ciddi bir şey yapıldığının altını çizerek şunları söyledi. “Cüze karşı geri dönüşler çok güzel. Codalardan çok büyük destek aldım. Coda, annesi babası işitme engelli olan çocuklara deniliyor. İşitme engellilerin dünyasına bu derece güzel bir katkı yapılması en çok onların hoşuna gitti. Mesela sivil toplum örgütlerinden görüştüğümüz kişilerde neden bu zamana kadar işitme engellilere tecvit öğretilmediğine şaşırdılar. Gerçekten mantık almıyor. Çünkü Arapçada mesela 3 tane s harfi var ama bizim işitme engellilerimiz bunu yıllarca tek s olarak öğrenmiş” diye konuştu.

ONLARIN ÖĞRENME METOTLARINI BİLMİYORUZ

Dünyada 28 harfi bilen, işiten, işitemeyen herkesin tecvidli Kur’an okumasının tarifsiz bir duygu olduğunu söyleyen Suna Topçu, “Düşünün bu dili bilen dünyadaki herkes hep birlikte Fatiha okuyabilir. Benim de hedefim ve hayalim bu. İşitme engellilerin de tecvidli Kur’an okumasını sağlamak buna vesile olmak bütün o meşakkatli süreci unutmama sebep oluyor. İşitme engellilerin hayatında her konuda eksiklikler var. Örneğin bize gelen dördüncü sınıf öğrencisi bir işitme engelli çocuğun on derece görme bozukluğu olduğunu fark ettik. O yaşa kadar kimse farkına varmamış. Bu çok büyük kayıp. Onların öğrenme metotlarını bilmiyoruz. Ne istiyorlar bilmiyoruz. Onları çocuk yaşta keşfetmemiz lazım. Doğru öğretmene düşmüş ve rehabilitasyon merkezinde iyi eğitim almış olanlar çok şanslı. Ama bu şansı yakalayamayan çok sayıda işitme engelli var maalesef. Hepsine bir şekilde el uzatılması lazım. Değer görmeye çok ihtiyaçları var. Yeterli ilgi görmeyen işitme engellilerin kulaklarındaki eksiklik yazılarına, yazılarındaki eksiklik mana dünyalarına etki ediyor. Öyle bir eğitim metodu izlenmesi lazım ki onlardaki bu boşlukları doldurarak devam etmemiz lazım” diyerek sözlerini tamamladı. (Gülşen Çopur)

 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.