KADAVRALAR SESSİZ EĞİTİMCİLER
TIP EĞİTİMİ İÇİN EN KIYMETLİ HEDİYE
Türk hekimleri, koronavirüsle (Kovid-19) mücadelede, tüm dünyaya örnek başarı hikayesi yararken, “Tıp” eğitiminde kadavralar büyük önem taşıyor. Kadavraların öğrencilerin eğitimi ve tıp biliminin gelişimi açısından büyük öneme sahip olduğunu ifade eden KonyaNecmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Aynur Emine Çiçekçibaşı, yeterli kadavra bağışının olmamasının büyük eksiklik olduğunu, yapılan bağışların ise tıp eğitimi için en kıymetli hediye olduğunu belirtti.
ŞÜKRANLA KARŞILANIYOR
Çiçekçibaşı, kadavra bağışçılarının bedenlerine saygı ve özen gösterildiğini ifade ederek, “Gerek ülkemizde gerek dünyada kadavraların en büyük kaynağı, bu kutsal hizmete vücudunu armağan eden gönüllülerdir. Öldükten sonra vücudunu “tıp eğitiminde yaşatan” gönüllüleri tıp dünyası daima derin bir şükranla karşılanıyor. Kutsal olan insanın yine kutsal olan ölü bedenleri en yüksek hürmeti görerek tıp eğitiminde kullanılmakta, genç hekimlerin yetişmesinde “sessiz eğiticiler” olarak anılır. Bağışlanan bu bedenler asla maddi bir ölçü ile kıymet biçilemeyen, tıp öğrencilerine verilen en kıymetli hediye olarak gönüllerdeki yerini alıyor” şeklinde konuştu.
‘HEKİMLERE EĞİTİM MAKETTEN DEĞİL KADAVRADAN VERİLMELİ’
Tıp fakültesi öğrencilerinin eğitimin maketler üzerinde yapıldığı takdirde yetersiz kaldığını bu yüzden kadavra üzerinde uygulanan eğitimin çok daha önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Aynur Çiçekçibaşı, “Üzerinde bilimsel maksatlı incelemelerin yapıldığı ölü insan bedenleri tıp tarihi boyunca önemini asla yitirmemiştir. İlerleyen teknolojinin tıp eğitiminin hizmetine sunduğu dijital kaynaklar, organ ve beden maketleri ise hala kadavraların yerini alamamış, kadavra üzerindeki tıp eğitimi hala “temel eğitim” olma özelliğini korumaktadır. Kadavraların tıp eğitimindeki bu müstesna yeri, tıp mesleği ve insanoğlu var olduğu sürece korunacaktır” dedi
‘DEĞERLERİ PAHA BİÇİLEMEZ’
Kadavra üzerinde yapılan incelemelerin, öğrenciler tarafından uygulanacak yöntemlerin daha rahat öğrenilmesine ve tıp biliminin gelişmesine önemli katkı sağladığını aktaran Prof. Dr. Çiçekçibaşı, “İnsan vücudunun hekimler tarafından tanınması ve tedavi yöntemlerinin canlılarda uygulanmadan önce kadavralar üzerinde tecrübe edilmesi tıp uygulamalarında hataları azaltarak, insan sağlığına hizmetin kalitesini artırıyor. Kadavralardan faydalanılarak verilen tıp eğitimi, koruyucu hekimlik uygulamalarından mevcut tedavi yöntemlerinin ve uygulamalarının öğrenilmesine hatta yeni tedavi yöntemlerinin denenerek tıp biliminin geliştirilmesine kadar çok geniş bir alanda paha biçilemez değere sahip durumda” diye konuştu.
‘KADAVRALAR SESSİZ EĞİTİMCİLER’
Çiçekçibaşı, kadavra bağışçılarının bedenlerine saygı ve özen gösterildiğini ifade ederek, “Gerek ülkemizde gerek dünyada kadavraların en büyük kaynağı, bu kutsal hizmete vücudunu armağan eden gönüllülerdir. Öldükten sonra vücudunu “tıp eğitiminde yaşatan” gönüllüleri tıp dünyası daima derin bir şükranla karşılanıyor. Kutsal olan insanın yine kutsal olan ölü bedenleri en yüksek hürmeti görerek tıp eğitiminde kullanılmakta, genç hekimlerin yetişmesinde “sessiz eğiticiler” olarak anılır. Bağışlanan bu bedenler asla maddi bir ölçü ile kıymet biçilemeyen, tıp öğrencilerine verilen en kıymetli hediye olarak gönüllerdeki yerini alıyor” şeklinde konuştu.
‘HEKİMLER KADAVRASIZ MEZUN OLUYOR’
Son zamanlarda beden bağışçılarının arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Aynur Emine Çiçekçibaşı, yapılan bağışların henüz yeterli seviyede olmadığını ve hekimlerin kadavrasız mezun olduğunu belirtti. Çiçekçibaşı, “Günümüzde ülkemizde beden bağışı her geçen gün önemi daha iyi anlaşılan bir konu olarak ön plana çıkmakta, tıp fakültelerimizin gönüllü bağışçıları her geçen gün artıyor. Ancak ne var ki bu olumlu gelişmeler dahi yeterli durumda değil. Ülkemizde yeterli bağışı alamayan tıp fakültelerinden maalesef zaman zaman kadavra eğitimi verilemeden hekimler mezun ediliyor” dedi.
‘EĞİTİM ARDINDAN UYGUN PROSEDÜRLE DEFNEDİLİR’
Beden bağışının nasıl yapıldığı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Çiçekçibaşı, “Aklı başında, 18 yaş ve üstü olan herkes beden bağışında bulunabilir. Ayrıca ölen kişinin eşi, çocukları veya vasisi de ölüm durumunda bağış yapabilir. Bağışçıya verilen beden bağış kartının üzerinde bağış ile ilgili gerekli bilgiler bulunmakta bağışçının yakınlarından ölümü takiben ilgili telefon numaraları aranarak bilgi verilmesi talep edilmektedir. Tıp eğitimi veyahut araştırma için yürütülen anatomik çalışmaların ardından vücut, bağışçının isteği doğrultusundaki dini törenle ve yasalara uygun olarak defnedilir” şeklinde konuştu. (Dilhan Dumanoğlu )
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.