Konya Camileri- Şerafettin Camii
İlk defa, XII. yüzyılda Şeyh Şerafettin tarafından yaptırılmış,
1444 de Karamanoğlu İbrahim Bey II. tarafından onarılmış,
1636 da tamamen yıktırılarak Çavuş oğlu Mehmet Bey tarafından yeni bir camii inşa ettirilmiş.
1881 de Konya eşrafının ve hayırseverlerin yardımıyla tamir edilmiş.
Camii; Alâeddin tepsinin doğusunda HÜKÜMET KONAĞI’NIN kuzeyinde ve Mahkeme Hamamı’nın güneyindedir. Belediyenin önünden hükümet konağına doğru açılan bulvarın sonunda; Mevlana’nın yeşil türbesini ve Sultan Selim Camii’ni arkasına Mabedin çok ihtişamlı ve müstesna durumu vardır. Alâeddin tepesinden bakılınca bu müstesna manzaraya doyulmaz. Konya’ya trenle girenlerin de gözleri onun heybetli durumunda düğümlenir. Konya’da Osmanlı eserlerinin en muvaffaklarından birisi olan mabedin etrafı açıldıktan sonra asil durumuna ayrıca bir ahenk ilave edilmiştir. Mabedin son cemaat yerini altı mermer sütun üstünde yükselen yedi kubbeli bir revak örter. Orta kubbesi daha derincedir. Mabedden buraya 3 pencere açılır. Son cemaat yeri Mabedden biraz taşkındır. Kapısının üstünde güzel nefis bir sülüs ile: “Bismillahirrahmanirrahim. Ve bihi nestein. Fenzur ila asari rahmetullahi sadakallahülazim.” Yazılıdır. Mabedin sağına ve soluna da birer kapısı vardır. Mabed muntazam kesme taşla ve bazen üç bazen dört sıra halinde tuğla ile yapılmıştır. Mabedin duvarlarında eski camiin minaresinin kıymetli çinileri süs halinde kullanılmıştır. Kadir bilen mimarı; eski ve kıymetli Selçuk çini parçalarının duvarlarında kullanılmasına ve bunlardan büyüklerinin daha iyi göze çarpması için tuğla çerçeveler içine alınmasına müsaade etmiştir. İbrahim Hakkı Konyalı 75 çini parçası saydığını kitabında belirtmiştir. Doğu duvarının köşelerinde de küçük fakat kıymetli parçalar varır. Bunların arasında mor zemin üzerine beyaz ile yazılmış ve bir kitabenin Arapça bir kelime yazan parçasını ihtiva eden bir çini de vardır. Bu çiniler yıkılan camiin devrini ve o zamanki çinilerin hususiyetlerini gösterecekleri için mabet kadar kıymetlidirler. Kıble kapısından girince methalin üstünde Celi bir sülüs ile “ haza min fazli rabbi” yazılıdır. Mabedi; kasnağında sekiz penceresi bulunan tek ve derin bir kubbe ile dört köşesindeki birer küçük kubbe ve ayrıca irili ufaklı dört yarım kubbe örter. Mihrabı; bir yarım kubbe ile dışarıya taşmıştır. Ana kubbeyi mini mini kemerler halinde sekiz küçük ve kubbe tarafından ve daha aşağıdan birer tak kapısı gibi ufka açılan iki payende destekler bunları birer kusur gibi görmek isteyenlere büyük ve dahi Mimar Sinan’ın eserlerinden İstanbul’daki Süleymaniye Camii’nin kubbesini gösterebiliriz. Bunlar çok yüksek olan kubbeye tenazur temin etmişlerdir. Mabedi üç tarafından ikinci kat halinde mahfiller sarar mahfillerin baş kubbeleri yuvarlak ve diğerleri sekiz yüzlü tonoz halindedirler. Bunları dörder fil ayağı ile dörder tek ve ikişer çift sütunlar ve yan duvarlar tutar. Mabedin mihrap kısmını teşkil eden ve büyük kubbenin altında bir kavsi kuzah gibi gerilen büyük kemerin üstünde hattat ve nakkaş Mehmet Mahbub Efendi sanatının bütün inceliklerini göstermiştir. Bir bahar bahçesi gibi zengin bir zemin üzerine iki renkli İhlâs ve Kevser surelerini iç içe yazmıştır. Dört köşedeki madalyonların içinde de müsenna bir halde; yazılıdır. Mermer ve istlelaktitli mihrabın üstünde iki pencerenin alçı çerçeveleri çok nefistir. Göbekli ve yerli camları tetkike değer.

Mihrabın yan pencerelerinin üstünde “ el hayyul kayyum” “elveli müteal” ve bunların daha üstünde“ eğa ye’mur mesacide Allah…” yazılıdır. Ayna duvarlarının iki sıra halindeki pencerelerinden mabede ışık akar. Mihrabın üstünde dört minareli bir camii resmi yapılmıştır. Mabedin sağ fil ayağına yaslanan müezzin mahfelinin alt tavanı tezhip işinin şaheser bir örneği olarak alınabilir. Bu tavanda en hakim renk “ domates alıdır”. Alçıdan kabartma hendesi şekillerin etrafına baharın renk renk çiçekleri büyük bir muvaffakiyetle işlenmiştir. Mini mini altın göbekler ve tavanı saran altın yaldızlı çerçeve; esere başka bir cazibe vermiştir.


Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.