Konya'da yapan bir o kaldı! 4 metrekareye de kira ödüyor
17
Konya'da 12 metrekarelik dükkanda başladığı terzilikte 55 yılı geçiren Hasan Hüseyin Şenyıl, 40 yıldır da iğne ile bir bir dokuyarak el örgüsü tamir ustalığının son temsilcisi olarak hizmet veriyor
27
Babasından devraldığı terzilik mesleğini 1971 yılından bu yana sürdüren 68 yaşındaki Hasan Hüseyin Şenyıl, yaklaşık 40 yıldır el örgüsüyle yırtık, güve yeniği ve sigara yanığı oluşan kıyafetleri tamir ediyor.
37
Tarihi Bedesten Çarşısı'nda bulunan 12 metrekarelik dükkanında mesleğini sürdüren Şenyıl, iş yerinin 8 metrekaresinin kendisinin, 4 metrekaresinin ise kiralık olduğunu belirtti. Kaybolmaya yüz tutan mesleğin son temsilcilerinden biri olduğunu ifade eden Şenyıl, işi sürdürecek çırak yetişmemesi nedeniyle el örgüsü mesleğinin son temsilcilerinden olduğunu söyledi.
47
Mesleğe 1971 yılında başladığını anlatan terzi Hasan Hüseyin Şenyıl, "Babam terziydi. Babam bu dükkanı 1955 yılında açmış. 1971'den beri bilfiil çalışmaktayım. Eskiden tüccar terziydik. Ceket, pantolon, pardösü, yelek, şalvar, her şeyi dikerdik. 86-87 yıllarında ben bu örgü işine başladım. Onu da arkada bir ustam vardı, ondan öğrendim.
57
O da Allah rahmet eylesin rahmetlik oldu. Şimdi biz 86-87'den bu tarafa örgü işine devam ediyoruz. 71'de terziye başladım. 86-87'de bu örgüye başladım. İki sene sıkıntı çektim. Hakikaten bu örgü işi daha bir sıkıcı iş, sabır işi. Bunu iğne ile bir bir dokuyoruz. Bu sabır işi. Bu el örgüsünü makine değil fabrika dahi hiç kimse yapamaz. Ufak, parça, delik olduğu için. Fabrika büyük başlı dokur. Ama böyle sigara yanığı, güve yeniği gibi yerleri biz kendi ipliğimizle 10-15 santimetre ufak ipliklerle iğneyle elde dokuyoruz. Ceket, pantolon, gömlek, süveter, yelek, hatta ayakkabı, spor ayakkabının dahi örgüsünü yaptık. Adam kıymetli diye getirmiş. Ben de ‘değmez bunu yapmaya' dedim. ‘Arkadaş al bu kıymetli bir şey, al paranı yap' dedi. Biz de yaptık. Fileli ayakkabısını dahi dokuduk" dedi.
67
O da Allah rahmet eylesin rahmetlik oldu. Şimdi biz 86-87'den bu tarafa örgü işine devam ediyoruz. 71'de terziye başladım. 86-87'de bu örgüye başladım. İki sene sıkıntı çektim. Hakikaten bu örgü işi daha bir sıkıcı iş, sabır işi. Bunu iğne ile bir bir dokuyoruz. Bu sabır işi. Bu el örgüsünü makine değil fabrika dahi hiç kimse yapamaz. Ufak, parça, delik olduğu için. Fabrika büyük başlı dokur. Ama böyle sigara yanığı, güve yeniği gibi yerleri biz kendi ipliğimizle 10-15 santimetre ufak ipliklerle iğneyle elde dokuyoruz. Ceket, pantolon, gömlek, süveter, yelek, hatta ayakkabı, spor ayakkabının dahi örgüsünü yaptık. Adam kıymetli diye getirmiş. Ben de ‘değmez bunu yapmaya' dedim. ‘Arkadaş al bu kıymetli bir şey, al paranı yap' dedi. Biz de yaptık. Fileli ayakkabısını dahi dokuduk" dedi.
77
Gençlerin bu mesleğe sabretmesi durumunda örgücü olabileceğini ifade eden Şenyıl, "Ama başta bir terzi olmalı. Terzi olmazsa olmaz. İlla terzi olacak. Terzi olduktan sonra bu örgüyü öğrenmesi lazım. Bu iş terzi olmazsa yapılmaz. Muhakkak temelde terzilik şart. Biz alıştık, ömrümüz burada geçti. Burası maneviyatı çok yüksek bir yer. Bedesten içi, Kapu Camisi, Aziziye Camisi yanımızda. Yani ezan okunuyor hemen camiye koşuyoruz, bulunmaz bir nimet bizim için bu. Burası 12 metrekare, 4'ü kira 8'i benim kendi dükkanım. Benim çok işime yarıyor. Burayı benden başkası kullanamaz. Çünkü çıkacak yeri yok. Emekliyim, burada böyle vakit, ömür geçiriyoruz. Eski işlerimiz de kalmadı şu anda, işler çok durgun" diye konuştu
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.