Konya’nın kilidi açılıyor

Konya’nın kilidi açılıyor

Konya’nın kilidi olarak adlandırılan tarihi  Gevale Kalesi’ndeki çalışmalar sürüyor

Birçok tarihi dönemin önemli muhafız kalelerinden birisi olan ve Konya’nın kilidi olarak adlandırılan Gevale Kalesi’ndeki çalışmalar sürüyor. Kazı çalışmaları sırasında birçok önemli buluntu elde edildiğini dile getiren Necmettin Erbakan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Çaycı, devam eden çalışmalar hakkında açıklamalarda bulundu. Gevale Kalesi arkeolojik kazı çalışmaları Selçuklu Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Müzeler Müdürlüğü ve Necmettin Erbakan Üniversitesi ortaklığında 2012 yılında yüzey araştırması ile başladı. Tarihte Gevale Kalesi Süleyman Şahın kılıcı ile açılmış olup Süleyman Şah karargah olarak kullanılmış ve Konya’nın kilidi olarak biliniyor. Necmettin Erbakan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Çaycı, devam eden çalışmalar hakkında açıklama yaparak, ziyarete açılması için çalışmaların hızla devam ettiğini söyledi.

ZEMİNDE VE TEPEDE BİRÇOK BÖLÜM GÜN YÜZÜNE ÇIKTI

Yapılan arkeolojik çalışmalar kapsamında kaledeki birçok yapının ve mekanın gün yüzüne çıktığını ifade eden Prof. Dr. Ahmet Çaycı, “2012 yılı itibariyle Gevale Kalesindeki çalışmalarımıza başlamıştık. 8 yıl boyunca kesintisiz bir şekilde bu süreci götürdük. Bu süreçte 3 kurumun işbirliği söz konusuydu. Necmettin Erbakan Üniversitesi, Selçuklu Belediyesi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Müzeler Müdürlüğü tarafından yapılıyor. Birinci yıl da aşağıdan başladık, tapınak dediğimiz alanda çalıştık. Tapınak dediğimiz alanın Frig’lere kadar gittiğini gördük. Frig dönemindeki Kibele tapınağı olduğunu ifade etmemiz mümkün. Ama o tapınak orijinal haliyle kalmamış, sonra ki süreçte hem Roma döneminde hem de Bizans döneminde ve sonrası Selçuklu ve beylikler döneminde farklı amaçlar için farklı gayelerle kullanılmış. O yüzden belki orijinal özelliğini hem tabiat şartları hem de bu kullanımdan dolayı ortaya çıkan arızalarla birlikte kaybetmiş. İlk çalışma yıllarımızda kalenin içeri ile dışarı arasındaki bağlantıyı temin eden dehliz dediğimiz gizli yola ait belli bir bölüm tespit etmiştik ve onun üzerinde çalışmıştık. Sonra bu sene de kalan kısımları tamamlamaya çalıştık ve gizli yolun nereden başlayıp nerede bittiğini en azından ortaya çıkardık. Bunun dışında ikinci yıl tamamen kalenin zirve noktasına çıktık. Zirve noktasındaki emareler bizi o alanda çalışmaya yönlendirmişti. Hem temel izleri, hem sarnıç kalıntıları, hem de oradaki yüzey buluntuları bölgedeki araştırmayı zorunlu kılmıştı. Yaklaşık 5 yıllık bir süreçte o tepe alanı tespit ettik ve oradaki mimari mekanları ortaya çıkardık. Onların başında özellikle Selçuklu sultanları ve öncesindeki Bizans yöneticilerinin kullandığını hesaba katarsak çok sayıda mekan ortaya çıktı. Bu mekanlar, Selçuklu sultanlarının barınma yerleri ya da sığınma yerleri veya hizmet, seyir köşkü ile birlikte, muhafız kalesinde olması gereken diğer mekanların tamamını ortaya çıkardık. Mescidinden, hamamına, mutfağına, dinlenme mekanlarına, su mekanları yani sarnıçlara kadar hepsi büyük oranda ortaya çıktı. Kalenin içindeki yaşam alanı ve o yaşam alanını destekleyen diğer servis mekanlarının hepsi de ortaya çıkmış oldu” dedi.

KAZMAKTAN ÖTE ESAS OLAN KORUMAK

Restorasyon çalışmaları için projelendirmelerin yapıldığını belirten Prof. Dr. Ahmet Çaycı, kazı çalışmalarından ziyade önemli olanın eserlerin korunması olduğunu söyledi. Çaycı, “Kalenin girişini tespit ettik geçen sene itibariyle. Bu sene ise daha çok etraftaki su duvarlarını ve burçlar üzerinde çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Hatta geçen yıl projelendirdiğimiz restorasyonda koruma odaklı çalışıyoruz. Mimari bakiye ve oradaki bütün o mimari bakiyenin korunmasına yönelik proje hazırlatmıştık. Bu sene onun ihalesi yapıldı ve önümüzdeki yıldan itibaren de uygulamasına geçilecek. Oradaki sarnıçların teşhir edilebilir hale getirilmesi, mekanların belirli bir seviyeye getirilmesi ve dondurulması, kale surlarının takibi ve belli seviyede restorasyonu ile Konya’ya nazır pozisyondaki 3 tane burcun restorasyonunu yapacağız, bunların hepsini projelendirdik ve önümüzdeki sene itibariyle kazıyla birlikte bu projeleri de gerçekleştirmiş olacağız. Kazmaktan öte korumak esastır. Restorasyonda da Konya Valiliğinin katkısı söz konusu” diye konuştu.

KONYA’NIN KİLİDİ

Kayıtlarda Gevale Kalesi’nin Konya’nın kilidi olarak adlandırıldığını ve anlamının da ‘Burayı almadan Konya’ya hakim olmak mümkün değildir’ diyerek açıklayan Çaycı, “Bundan sonra, kalan kısımların, özellikle kalan surların tespiti, açılmayan mekanların ortaya çıkarılması ve restore edilecek alanların restorasyonu ve ondan sonraki süreçte de bu alanın ziyarete açılması. Konya ve Konya dışından gelen vatandaşların ziyaretine tahsis edilmesi gerçekleşecek. Konya için bir cazibe merkezi haline gelecek. Mesela burada balon turizmi yapılabilir. Bunun dışında bir teleferik yapılırsa oraya ulaşım çok daha rahat olabilir. Ama  yapılmasa bile oradaki mevcut yol ile oraya çıkmak mümkündür. Bunlar Konya’daki bugünkü mevcutların çok daha dışında arkeolojik veya tarihi alanların çoğalmasına zenginleşmesine katkı sağlayacaktır. Daha da önemlisi burası kaynaklarda Konya’nın kilidi olarak ifade edilir. Anlamı da; burayı almadan Konya’ya hakim olmak mümkün değildir demektir” şeklinde konuştu.

BİRÇOK BULUNTU ELDE EDİLDİ

Prof. Dr. Ahmet Çaycı, arkeolojik kazılar sırasında birçok buluntunun elde edildiğini ve bu elde edilen buluntuların Karatay Müzesinde sergileneceğini söyledi. Çaycı konu ile ilgili şunları söyledi: “Konya’nın kilidi ile birlikte Anadolu tarihinin hem erken dönemleri hem de orta çağ kısmi ile ilgili çok önemli buluntular elde ettik. Onların hepsi de Müzeler Müdürlüğüne teslim edildi. Hatta onlarla ilgili de Karatay Müzesinde bir bölüm tahsis edilecek ve oradan Gevale buluntularını daha kolay, daha farklı bir mekanda izleme imkanı doğmuş olacak.  Buradaki en çok buluntular arasında seramikler var. Hem Bizans dönemi, hem Selçuklu döneminin nadide seramikleri bulundu. Bunların arasında saray kabı olarak ifade edilen seladon kaplama kaplar var. Sultanın bazı elçilerini orada kabul ettiği, oradan av yaptığı bilgilerin hepsini de bu buluntular destekler mahiyette. Bol miktarda madeni ve cam eşya örnekleri çıktı. İçerisinde kemer tokalarından, ok uçlarına varıncaya kadar buluntu elde ettik. Hatta ok uçlarına ait bir depo bulduk. Bilezikler, süs eşyaları bulundu. Roma döneminden Osmanlı dönemine kadar devam eden sikkeler hatta mühürler bulundu.”  (Dilhan Dumanoğlu)

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.