Körlük Çocuklarımızın Kaderi Olmasın

Körlük Çocuklarımızın Kaderi Olmasın
Şarkılar, şiirler ona yazıldı. Bazen “En Mavi” oldu Toni Morrison’un kitabında, bazen bir şarkıda hapsetti

Şarkılar, şiirler ona yazıldı. Bazen “En Mavi” oldu Toni Morrison’un kitabında, bazen bir şarkıda hapsetti. Hep anlam arandı bakışlarında. Her şey ona yüklendi. İçi güldürüldü, konuşturuldu.  Kendinden büyük misyonlar taşıdı. Her zaman en önemlimiz oldu. Yetisinden mahrum olanlar çare aradı. Bilim insanları onun için uğraştı. ‘Göz’ü Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Konya Antalya Oftalmoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ümit Kamış’la konuştuk. 

 

Röportaj:Çiğdem Kurut

Gözle ilgili size en çok hangi rahatsızlıklar geliyor?

Yaş gruplarına göre değişiyor. Çocukluk çağında kırma kusurları en çok karşılaştıklarımız arasında ilk sıralarda. Miyop, astigmat ve hipermetrop olmak üzere 3 tip kırma kusuru var. Göz kaymaları, şaşılık şikayetleri, alerjik konjonktivit, bahar, yaz aylarında kaşıntı, yanma, batma şikayeti ile kendini gösteren alerjiler görülebiliyor. Nadiren de doğumsal hastalıklar mevcut. Göz anomalileri, gelişimsel anomaliler bazen de doğumsal katarakt görülebiliyor. Yapılan istatistiklere göre doğumsal katarakt her 250 canlı doğumda bir karşımıza çıkabiliyor.

Çocuklarda katarakt tedavileri daha mı zor?

Konya’da üniversite hastanesi olarak referans klinik niteliğindeyiz. Doğumsal kataraktların tedavileri farklılık arz ediyor ve daha zor. Ameliyat tekniği, ameliyat sonrası takip ve tedavileri yetişkinlerinkinden farklı. Meşakkatli. Herkes uğraşmak istemiyor. Ameliyatı da zorluk arz ettiği için bize gönderiliyor. Haftada birkaç tane yeni tanı geliyor.

Çocuklarda görülen kataraktlar kolay gözden kaçabilen bir sorun mu?

Gözden kaçabiliyor. Ailenin bilinçli olması gerekiyor. Doğumsal katarakt her 250’de bir canlı doğumda görüldüğü için önemli bir halk sağlığı problemi. Erken teşhis ve doğru tedavi edilmediği taktirde körlükle de sonuçlanabiliyor. Erken teşhisten kastımız, bu çocukların hayatının ilk bir, iki aylık döneminde teşhis edilip 3 ay geçmeden ameliyatlarının yapılması. Tabi eğer kataraktları yoğunsa. Her kataraktı da ameliyat yapmıyoruz. Hafif yoğunlukta bir kataraktsa o durumda bekleyebiliyoruz. Değilse 2 ayı bile beklemeden ama 3 ayı doldurmadan ameliyatlarının yapılması şart.

Nasıl teşhis ediliyor?

Gözbebeği siyah renktedir. Gözbebeğinin hemen arkasında bir mercek var. Normalde saydam ve bunun bulanıklaşmasına katarakt diyoruz. Yani bir saydam camın buzlu cam gibi görünüm almasına. Bu hale geldiği zaman siyah olan göz bebeği aralığı beyaz renge dönüşür. Genellikle bilinçli aile çoğu zaman bunu fark ederek getirir. Gözbebeği beyaz görünüyor der. Ama her aile bilinçli olmayabiliyor. 3 aydan büyük çocuklarda ise katarakt gözde kaymaya sebebiyet verebiliyor. Görmediği için göz ya içe ya da dışa doğru kayabilir. İki taraflı katarakt olursa da titreme hareketleri,  ya da istemsiz zigzag hareketleri yapabilir. Bu istemediğimiz bir tablo. Geç kalınmışlarda ortaya çıkıyor.   

Yüzde 100 tedavi söz konusu mu?

Tam olarak değil. Görme yüzdesi ile ilgili tahminde bulunamıyoruz. Tedavinin zamanı , gözde eşlik eden başka problem var mı, yok mu bu önemli. Bazen kataraktla birlikte göz tansiyonu olabiliyor. Bazen gözün arka tabakasında başka problemler olabiliyor. Sadece kataraktsa ve zamanında bize gelirse, ameliyat sonrası takipleri düzenli yapılırsa iyi bir görmeye kavuşuyor. Ameliyat sonrası takip çok önemli.

Ameliyatta nasıl bir işlem yapıyorsunuz?

Bulanık olan göz merceğini ameliyatla alıyoruz. Bunun alınmasıyla birlikte göz 20 numara civarında hipermetrop oluyor. Erişkinde bu ameliyatı yaptığımızda 20 numara gözlük numarası olmasın diye suni göz merceği takıyoruz.  2 yaşındaki küçük çocuklara bu merceği takamadığımız için çözüm ya gözlük, ya da kontakt lens. Tek taraflıysa gözlük de veremiyoruz. Yalnızca kontakt lens kullanmak zorunda kalıyor.  Kullanımı elbette zor. Çocuğun gözü küçük olduğundan takmak, çıkarmak uğraştırıyor.  Çocuk gözünü oynayıp lensi düşürebiliyor. Ama tüm zorluklara katlanmak gerekiyor. Ameliyatı başarılı bir şekilde yapsak da sonrasında aile lensi düzenli olarak takamazsa, gözlüğünü kullandıramazsa, kontrollerini aksatırsa yaptığımız ameliyatın faydası minimale inebiliyor.

İlk 3 ay neden çok önemli?

Yeni doğan bir çocukta beyindeki görme merkezi henüz gelişmemiş oluyor. Zamanla öğrenilen bir hadise. Yeni doğan bir çocuğun yüzde 5, 10 civarında gördüğü kabul edilir. Yüz teması yoktur. 3 aylıktan sonra gülümser, obje takibi yapar. Beyindeki görme merkezinin gelişebilmesi için de gözün sağlıklı görmesi lazım. Eğer beynimize sağlıklı, net bir görüntü gitmezse beyin ilkel halde kalıyor. Ne yapıp edip çocuğun net görmesini sağlamamız gerekiyor. Çocuğun sağlam gözünü ilk üç ay bandajla kapatın; o göz uyarıcılarla uyarılmadığı için beyinde tembellik yine gelişir. Katarakt da aynı etkiyi yapıyor. Erken teşhis görme kurtarır diyebiliriz.

Çevremizde çok sayıda görme engelli var.  Bu kişilerin kurtarılabilecekken zor bir yaşama maruz kaldıklarını düşünüyor musunuz?

Aslında evet. Yapılan bir araştırmada görme engellilerin yüzde 20’sinin doğumsal kataraktlı çocuklardan oluştuğu belirlenmiş. Az bir oran değil. Yüz kişiden 20’si görebilecekken bu kaderi yaşamış oluyor. Aslında ya erken teşhis ve tedavileri gerçekleşmemiş, ya da düzgün yapılmamış. Eğer zamanında teşhis edilip iyi şartlarda ameliyat olabilselerdi bunlar hiçbir zaman görme engelli kategorisine girmeyecekti. 500, 600’e yakın ameliyat ettiğim çocuk var. Şu an 14 yaşına gelmiş çocuklar söz konusu.  Onlarla akraba gibiyiz. Bana kendi elleriyle yaptıkları resimleri getiriyor.  Yüzde 80, hatta yüzde 100 görebilen çocuklarımız da var. Süreçlerin tamamı başarılı olursa bu çocuklar normal görmeye bile kavuşabiliyorlar.

Çocuğa bu kaderi yaşatmamak adına aileler ne yapabilir?

Eğitim durumu önemli olsa da sadece dikkat, o bilinçte olmak yeterli.  Göz sağlığı konusunda biraz hassas olunması gerekiyor. Kayma görülürse onu bir kozmetik problem olarak değil çok ciddi bir hastalığın belirtisi gibi ciddiye almak lazım. Bazı göz tümörlerinde ilk bulgu yine kayma olabiliyor. Kayma pek çok hastalığın ikinci bulgusu olduğu gibi tek başına doğumsal kaymalar da var. Onu da kozmetik problem olarak görmeyip önemsemek lazım. Bazı meslektaşlarımız büyüyünce geçer diye aileye yanlış yönlendirmeler yapabiliyor. İhmaller olabiliyor.

Kırılma kusurlarında artış var mı?

Var diyebiliriz. Güneşte kalma ile bir ilişki kurulmuş. Günün büyük bir bölümünü  içeride geçirip güneş ışığına maruz kalmamış çocuklarda görme kusurlarının daha çok görüldüğü, dışarıda 1, 1.5 saat zaman geçiren çocuklarda miyopun daha az görülüp az ilerlediği tespit edilmiş. Yakınla ilgili uğraşlar da miyopinin artmasında etkili. Bir de aileler bilinçlendi. Eskiden çocuklarda belirlenme oranı daha azdı.  Asker muayenesinde çıkıyordu. Çocuklarda kayma, kanlanma varsa, obje takibi yapmıyorsa, göz teması kuramıyorsa, televizyonu yakından takip ediyorsa, kısarak bakıyorsa beklemeden hemen hekime gitmekte fayda var.

Sürekli çocukların gözlerinin içine bakmak gerekiyor galiba

Aslında her çocuğun bir iki aylıkken bir göz doktoru tarafından görülmesi ideal. Bu yapılamıyorsa diğer hekimlerin el lambasıyla kabaca bakması bile önemli. O da olmadı 3, 4 yaş. Bu yaş da atlanırsa okula başlamadan önce mutlaka bir göz doktoruna muayene ettirilmesi şart. Kısırlma kusurları  toplumda oldukça yaygın. Neredeyse yüzde 35, 40. Ne kadar erken teşhis edilirse o kadar iyi oluyor. Bazen bir tarafta miyop oluyor, diğer taraf normal olursa göz tembelliği ortaya çıkıyor. Erken fark edilirse onun da üstesinden gelinebiliyor. Çocukların ileride görme özürlü bireyler arasına katılmaması için yapılacak çok şey var.

 

 

Kaynak:Pusula Haber

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.