Koronavirüs, Türkiye'nin Küresel Tedarik Zincirinde Yeniden Konumlanması İçin Fırsat Olabilir
İSTANBUL (AA) - MEHMET FATİH ERDOĞDU - Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası (AHK) Genel Sekreteri ve Yönetim Kurulu Üyesi Thilo Pahl, koronavirüs salgını sonrası dünya genelinde yaşanan tedarik zincirindeki sorunların Türkiye'ye uzun vadede avantaj sağlayabileceğini belirterek, "Uzun vadede bu virüs krizi Türkiye'nin küresel tedarik zincirinde yeniden konumlanmasına yönelik büyük bir fırsat sunuyor." dedi.
Pahl, koronavirüsün ekonomik etkileri, Almanya-Türkiye ekonomik ilişkileri ve potansiyel ikili yatırımlara ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulundu.
Koronavirüsün uluslararası ekonomi üzerindeki etkisinin halihazırda dikkati çekici boyutlarda olduğuna işaret eden Pahl, "Olağanüstü koşullar, ekonomisinin kapasitelerini hızlı bir şekilde artırabilecek veya kapasitenin altında faaliyet gösteren sektörler için beklenmeyen fırsatlar sunabilir. Bu bağlamda ilk akla gelen otomotiv tedarikçileri ve tekstil endüstrisi. Uzun vadede bu virüs krizi Türkiye'nin küresel tedarik zincirinde yeniden konumlanmasına yönelik büyük bir fırsat sunuyor." şeklinde konuştu.
Pahl, mevcut durumda koronavirüs etkisiyle birlikte tedarik zincirinde yaşanacak soruna ilişkin tahmin yapmanın zor olduğuna değinerek, "Bazı sektörlerin koronavirüs salgınının sonuçları nedeniyle özellikle sert bir şekilde vurulacağı açık. Fuarlar, etkinlikler ve seyahat düzenlemeleri iptal ediliyor ve çalışanlar evden çalışıyor. Özellikle Çin ile olan ticaret son zamanlarda durdu." değerlendirmesinde bulundu.
- "Türkiye Alman KOBİ'ler için yatırım hedefi olmaya devam ediyor"
Türkiye'nin büyüyen ve özgürce harcama yapan bir nüfus ile öne çıkan jeostratejik konuma sahip olduğunu belirten Pahl, "Türkiye, Alman KOBİ'ler için cazip bir pazar ve yatırım hedefi olmaya devam ediyor. Türkiye'deki pragmatik ve esnek yapı, Almanya'daki kurumsal profesyonellikle uyum içinde tamamlanıyor. Sonuç ise etkileyici, 7 binden fazla Alman şirketi, aralarında KOBİ'lerin de bulunduğu 140 bin kişiye iş imkanı sağlıyor. Potansiyel daha da büyük." dedi.
Pahl, birçok Alman KOBİ'nin cazip Türkiye pazarının farkında ancak daha fazla yatırım için bölgesel belirsizlikleri beklediklerini, orta ve uzun vadede Türkiye ekonomisinin birçok fırsat sunduğunu söyledi.
Almanya'nın Türkiye ile olan 33 milyar dolarlık (2019) ticaret hacminin yanı sıra uzun süredir devam eden ilişkiye dayanarak Türkiye'nin önde gelen müttefiklerinden biri olduğuna vurgu yapan Pahl, "İki ülke birbirleri için önemli ticari ve ekonomik ortaktır. İkili derin ilişkilerin yanı sıra, üçüncü ülkeler için karşılıklı iş birliği yapısının oluşturulması kaçınılmaz olarak ihracat hacmini artıracak ve sonuç olarak büyüme oranlarına olumlu etki yapacak. Farklı fırsatlar için modellerin belirlenmesi durumunda bu iş birliği yüksek etkinlik ve sürdürülebilirlik kazandıracaktır." diye konuştu
- "Afrika girişimciler ve fırsatlar için çok dinamik"
Türkiye'nin yakın gelecekte birçok önemli sektöre yönelik Afrika'da Almanya ile ortaklık yapmak istediğini belirten Pahl, şöyle devam etti:
"Afrika, girişimciler ve fırsatlar için dinamik bir yer. Gıda, tarım, enerji, altyapı, inşaat ve malzemeleri, sağlık, dayanıklı tüketim malları ve iş makineleri sektörleri ortaklık ve iş birliği arayışında olduğumuz kilit alanlar. Ayrıca, Afrika'daki hızlı kentleşme acil konut, altyapı ve elektrik ihtiyacını gerektiriyor. 50 milyon dolar veya üzerinde olan büyük projeler var. Öte yandan, bu projelerin çoğu maliyet aşımları yaşamakta. Bu bağlamda, Türk müteahhitler ve enerji şirketleri Alman ortaklarıyla birlikte doğru bütçe ve zamanla yapacakları projeler kapsamında zor inşaat işleri için bilgiye dayalı çözümler sunabilir. Elbette altyapı projeleri için finansman seçenekleri sunarak iki ülkenin Eximbanklarının desteği çok önemli. Türk ve Alman şirketleriyle ilgili kurumlar fırsatları belirlemek ülkeleri listelemek ve iş birliğinin yapısı konusunda anlaşmak için bir araya geleceklerdir."
Türkiye'ye yatırım yapan Alman şirketlerinin, Türkiye pazarının stratejik avantajlarını gördükleri için zorlu zamanlarda bile ülkede kaldıklarına dikkati çeken Pahl, "Özellikle otomotiv ve makine sektörlerinde, gerekli faktörlerin (nitelikli iş gücü) bulunması ve düşük üretim maliyetleri Türkiye'ye yatırım çekiyor. Alman şirketlerinin çoğu siyasi sorunlar ve bazen düzenleme çerçevesindeki öngörülemeyen değişikliklerden şikayet ediyor. Bu sorunların üstesinden gelindiğinde yatırımların artacağı açık." şeklinde konuştu.
Pahl, Alman iş dünyasının Türkiye'den beklentilerine değinerek, "Örneğin ilaç sektörü için düşük üretim maliyetleri ve teşviklerden daha önemli sorunlar olduğunu duyduk. Daha iyi fiyatlar, pazara erken erişim ve fikri mülkiyet haklarının tam korunması gibi vergi öncesi teşvikler konusunda daha fazla endişe duyuyorlar. Bu nedenle sektör, üreticilerden yatırım çekmek için hükümetin fiyatlandırma ve geri ödeme koşullarının iyileştirilmesine odaklanmasını istiyor. Borsa etkileri her sektör tarafından kontrol edilmeli. İşletmeniz ihracata yönelik ise, Türk lirasının değer kaybından faydalanabilirsiniz. Daha fazla yatırım için faydalı olan ise Türk lirasının daha az değişken ve daha öngörülebilir bir değerde olması." dedi.
- "Endüstri 4.0, yapay zeka ve 5G teknolojilerinde potansiyel var"
AHK olarak Alman Türk ortak yatırımlarında endüstri 4.0, yapay zeka ve 5G teknolojileri alanlarında iş birliği potansiyeli gördüklerini belirten Pahl, "AHK uluslararası uzmanları dijitalleşmenin çeşitli yönleri hakkında görüşmeler yapmaya davet etti. Ele alınan konular arasında blockchain ve büyük veri de vardı. Doğru insanları, yani 'knowhow'ın nasıl iletilmesi gerektiğini gösterebilen insanları davet etmek bizim görevimiz." ifadelerini kullandı.
Pahl, endüstri 4.0, yapay zeka ve 5G teknolojileri gibi konuların, ortak bir ilgiyi paylaşan insanları bir araya getirme amacına hizmet ettiğini vurgulayarak, "Alman şirketleri, işbirliği yaptıkları şirketlere kapsamlı bir şekilde bilgi aktarımı yapıyor. Türk tarafının talebi üzerine nitelikli danışmanlar da öneririz. Alman şirketlerinin Türkiye pazarına daha güçlü katılımı topluma fayda sağlayacaktır. Bu katılım ekonominin birçok sektöründeki yenilikçi teknolojileri içeriyor." değerlendirmesinde bulundu

Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.