Maalesef ilaç okuryazarlığımız yok

Maalesef ilaç okuryazarlığımız yok
Eczacılar halkla devlet arasında köprü görevini üstleniyor, sağlık danışmanlığı yapıyorlar, muayene ücretlerini tahsil ediyorlar…

Fatma Göksu’nun röportajı

Eczacılar halkla devlet arasında köprü görevini üstleniyor, sağlık danışmanlığı yapıyorlar, muayene ücretlerini tahsil ediyorlar… Sadece bunlarla sınırlı kalmayan bir de sivil toplum kuruluşu olarak görev yapan eczacıların en büyük işi hizmet etmek. Günlük hayatta birçok sıkıntıyla karşı karşıya kalan eczacıların sorunlarını oda başkanı Cemil Karakap ile görüşerek sohbet havasında röportaj gerçekleştirdik.

-Konya Eczacılar Odası Başkanı Cemil Karakap kimdir?

-1969 Sivas doğumluyum. İlk orta ve lise öğrenimimi Karaman’da tamamladıktan sonra üniversite hayatıma Eskişehir Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde başladım. 1991 yılında mezun olup, askerlik görevimi yaptım.1993’ten beri Konya’da serbest eczacı olarak vatandaşımıza hizmet etmekteyim.1995 yılından beri eczacılar odasının üyesiyim. 2005 yılından bu yana Eczacılar Odası Yönetim Kurulu Üyeliği yaptım ve veznedarlık saymanlık ve genel sekreterlik ve bu sene 2. dönemdeyiz Konya Eczacılar Odası Başkanı olarak görevime devam ediyorum. Evli 2 çocuk babasıyım.

-Konya’da faaliyet gösteren eczanelerin karşılaştıkları problemler nelerdir?

- Gün içinde birçok sıkıntı ile yüz yüze geliyoruz. Bizim esas işimiz ilaç danışmanlığı yapmak. Hangi ilacı hangi saatte alması gerekiyor, bu ilaçları alırken hangi besinlerden uzak durması hangilerinden faydalanması gerekiyor bunlar bizim işimiz. Bunları anlatmamız gerekirken hastayla bir kavgaya tutuşuyoruz asli görevimiz olan ilaç danışmanlığını yapamaz hale geldik. Hiçbir eczacı bu durumdan memnun değil. 2005’te bu yana yapılan SGK dönüşümü nedeniyle hastalarla aramızda muayene ücreti sıkıntıları yaşandı. Eskiden 80 kuruş olan muayene ücretleri 50TL’lere 100 TL’lere kadar çıktı. Kutu başı ilaç fiyatları, taban eş değer ilaç uygulamaları çıktı, bizim sağlık uygulama tebliği dediğimiz bürokratik bir şey vardır. Burada bizim ilaçları hangi şartlarda karşılayacağımız, hangi ilacı hangi uzman hekimin yazdırması gerektiği, hangi ilacın hangi teşhisin olduğu zamanda ödeneceğiyle ilgili  sağlık uygulama tebliğindeki bürokratik kurallar silsilesi var. Bunlarda yapılan sık sık değişiklikler bizi zor duruma koyuyor. Muayene ücretleri de kademeli olarak vatandaşa yansıyor. Eczaneye her geldiklerinde muayene ücreti çıkınca vatandaş bize saldırıyor. SGK veya Sağlık Bakanlığı’nda olan problemden dolayı sistem bazen çalışmıyor ve biz hastalara o sıra ilaç veremiyoruz. Vatandaşın muhatabı biz olduğumuz için bizleri suçlu buluyorlar. Hiçbir eczacı kafasına göre fiyat belirlemez, sistemde ne varsa ne isteniyorsa biz onu istiyoruz.

laçların saklanma koşulları hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce vatandaşlar bu konuda bilinçliler mi?

Biz bu konuya ilaç okuryazarlığı diyoruz. Hem ilacın saklanması hem ilacın kullanma şekli hakkında vatandaşımız çok az bilinçli. Bu da ülke kaynaklarının boşa gitmesine neden oluyor. Bu ilaçlar kimyasal maddelerden oluşuyor. Bu ilaçların ışıktan korunması gerenler var, nemli ortamlarda bulunması gerekenler var, bir de soğuk zincir olarak adlandırdığımız ilaçlar var. Yani kısaca her ilacın yapısına göre farklı ortamlarda saklanma koşulları vardır ve her ilacın bir son tüketim tarihi var. Biz akılcı ilaç kullanımı kampanyası başlattık bu konuda. Vatandaşları bilgilendirici konferanslar düzenleyeceğiz ilk başta öğrencilere yönelik okullarda verilecek seminerler yapılacak mayıs ayı içinde.

*Ecza dolabının içinde neler bulunmalı?

Normalde evlerde ilaç olmaması gerekiyor, ilaç okuryazarlığımız olmadığı için bunu bilmiyoruz toplum olarak. İlaçlar alınıp evde saklanıp içilecek diye bir şey yok. Hastalanınca doktor ilaç yazar iyileşene kadar o ilacı kullanırsınız ve ilaç biter fakat bizim evlerimizde antibiyotikler ağrı kesiciler var yarım yarım. Hangi ilaç kimin ne zaman yazılmış belli olmayan bir sürü ilaç var o ecza dolaplarında. Ve en acı durum da ecza dolapları ya banyolarda ya da mutfaklarda yer alıyor. Her iki alanda nemli olduğu için ilaçların yapısı bozuluyor. Eğer kronik hastalığınız varsa hastalığınızın ilaçları evinizde tabi ki bulunabilir bunun dışında evde ilaç bulunmaması gerekiyor.

-Kozmetik ürünlerinin eczaneler dışında satılması hakkında neler düşünüyorsunuz?

Bu çok önemli bir konu. Şuan da bu konularla ilgili bilgisi olmayan dermokozmetikle ilgisi olmayan ya da gerekli eğitimi almamış kimseler tarafından satıldığı için kozmetik ticarete dönüştü. AVM’lerde bir sürü kozmetik mağazaları açılmış orda çalışan insanlar bu konuda etkin ve yetkin değiller. İnsan sağlığı konularında eczacıların yetkinliği vardır, çünkü biz bunun eğitimini aldık. Kozmetik ürünler insan sağlığını çok ciddi olarak tehdit der durumda. Eczacılar bu işin eğitimini aldığı için insan sağlığını tehdit eden ürünler satmaz. Her türlü kozmetik ürününü ilgili uzman kişiden nasıl kullanacağı cildiyle uyumlu mu değil mi, kullandığı bir takım ilaçlar varsa bunlarla tepkimeye girer mi bu konularda vatandaşı bilgilendirmesi gerekir. Kesinlikle şunu iddia ediyorum internet ya da diğer mağazalarda satılan ürünlerle fiyat farklılıkları söz konusu değildir. Eczanede 10TL internette 1TL ise bu işte bir iş vardır. Sağlığınızla oynamamanız gerekiyor. Kozmetik ürünleri zaten bakım ve güzellik için satılır daha ucuz diye sağlıksız ürünler satın almayın.

-Suriyeli hastalar ile ilgili çalışmalar ve işleyiş nasıl?

-Suriyeli hastalar ile ilgili çok büyük sıkıntılarımız var. Çok uygunsuz çalışmalar yapıldı insanlar kamplarda tutulmadı. Bu gerçekten bizleri ve çocukları tehdit eden en büyük unsur. Sağlık Bakanlığının ve Aile Hekimliği hizmetlerinin çok iyi noktaya geldiği bir dönemde hiç karşılaşmadığımız hastalıklar yeniden hortlamış durumda. Din kardeşiyiz elbette Suriyeli sığınmacılara yardımcı olmamız gerekir ama bu şekilde olmaz. Gelişi güzel bir protokol hazırlandı ve bize ilaçları vermemiz söylendi fakat aylardır paramızı alamıyoruz. Tahsilat konusunda eczacının bir endişesi oluyor.  AFAD Genel Müdürlüğü ve Türk Eczacılar Birliği ile protokol imzalansın. Biz de içimiz rahat bir şekilde vatandaşlara ilaç temin edebilelim.

-Konya’daki Suriyelilerin ilaç temini nasıl karşılanıyor? Devlet ilaç konusunda sığınmacılara ne kadar destek veriyor?

-Ülkemizin güneyinde meydana gelen savaştan sonra birçok Suriyeli sığınmacı ülkemize geldi. Buradaki bazı politika hatalarından dolayı bu insanlar ülkenin her tarafına yayıldılar. Güneyde çok büyük problemler yaşandı orda çadır kentler kuruldu. Bu insanların barınma yeme içme giderlerinin yanında ilaç giderleri de ortaya çıktı. 2011’den beri İl AFAD Müdürlükleriyle görüşme halindeyiz, bizim Türk Eczacılar Birliği ile yapılan protokol doğrultusunda anlaşma imzalanması konusunda sürekli telkinlerimize rağmen AFAD genel müdürlüğü ile resmi bir protokol imzalanmadı. Suriyeli sığınmacıların başta yoğun olduğu bölgeler vardı fakat yoğunluk tüm Türkiye’ye dağıldı. Bu insanların buradaki birtakım ihtiyaçlarının karşılanması gerekiyordu. Konya İl AFAD müdürlüğü ile Eczacılar Odası arasında bir protokol yapıldı fakat bunun çok ciddi bir geçerliliği yok ve biz eczacılar bu konuda çok ciddi anlamda mağdur oluyoruz. Biz eczacılar 5-6 aydır Suriyeli sığınmacılara para almadan ilaç veriyoruz. İl AFAD Müdürlüğü’nün karşılaması gereken paraları alamayan eczacı arkadaşlarımız mağdur oluyor özellikle güneyde yer alan eczacılar ciddi anlamda sıkıntılar çekiyor. Biz sağlık kuruluşuyuz aynı zamanda ticaretle de uğraşıyoruz, depodan ilaçları bedavadan almıyoruz. Bizim aldığımız ilaçların ödemesini 90 gün sonra yapmamız gerekiyor. Ödeme yapmadığımız zaman depo da bize birtakım ticari yaptırımlarda bulunuyor. Bu konuda eczacılar zarar ediyor. İl AFAD Müdürlükleriyle protokol imzalanmadığı sürece ilerleyen zamanlarda Suriyeli sığınmacıların ilaçlarını karşılayamayacağız. Sığınmacıların ilaç borçları ödenmediği takdirde kendi vatandaşlarımıza da ilaç veremeyecek hale geliriz.

-Konya’dan bayır bucak Türkmenlerine yapılan yardımlar devam ediyor mu yeterli düzeyde mi?

-Konya Eczacı Odası olarak toplumsal olaylarda ilgili yere ilgili ilaçları ulaştırma konusunda çok büyük hassasiyetlerimiz var. Bir sivil toplum örgütü olduğumuz için vatandaşlara gerekli bilgileri aktarmak, sosyal hizmetlerde görev almak, toplumun gelişmesi adına gerekli açıklamalarda gerekli çalışmalara bulunmaktayız. Suriye’de zor şartlar altında yaşayan Türkmenlere ilaç ve mama gönderdik. Konya eczacılar Odası bu tarz afetlerde ilk adımı atan sivil toplum kuruluşlarından bir tanesidir. Toplamda 16bin kutu ilaç gönderdik ve gönderdiğimiz ilaçların hepsi de hastanelerle temaslarımız sonucu ihtiyacı olan ilaçları gönderdik. Eczacılarımız gönüllülük esasına dayanarak sıfır açılmamış ilaçlar gönderdik.

-Sadece Türkiye’de olan ilaç takip sistemi ile ilgili neler söyleyeceksiniz? Sistemi anlatabilir misiniz?

 -2011 yılında Türkiye’de ilaç takip sistemi çıkarıldı. Dünya’da hiçbir ülkede yok, şu anda bütün dünya ülkeleri gelip bizim bu sistemimizi incelemeye çalışıyorlar. Sistemin kuruluş aşamasında eczaneler birçok sıkıntı çekti fakat şu an sistem rayına oturdu. Bu istem nasıl? Bunu da hemen aktarıyım; Fabrikada üretilen her ilacın bizim T.C. kimlik numaramız gibi numarası var. İlacın hangi firmada üretildiği, hangi depoya satılıyorsa, depo tekrar bakanlığa bildirim yapıyor. O ilaç depodan eczaneye gelirken yine bakanlığa bildirim yapıyor. Eczane de aynı işlemi yaparak ben a deposundan şu ilacı aldım diye bildiriyor. Bunun en büyük avantajı miadı geçmiş ilaçlar satılamıyor. Sahte ilaçlarla ilgili şüphelerimiz vardı, bunların tamamen önüne geçilmesine neden oldu. Bu sistem sayesinde çalıntı ilaç satışı engellendi. Benim eczanemdeki ilaçlar benim iznim olmadan satılamıyor

-Konya’da kaç tane eczane var? Bunların sayısı yeterli mi? Fazla olmasında sıkıntı var mı?

-Konya merkezde 435 tane eczanemiz var.  Eczane sayısının artması eczaneleri kıskacın içine alıyor. 2012’de çıkarılan yasayla birlikte nüfusa göre eczane açılması yasası geldi. Bu yasayla birlikte eczacılık fakültesini bitiren meslektaşlarımız hemen eczane açamayacak. Bir yıl bir eczanede çalışmakla zorunlular. Konya ve ilçelerinde şuan 174 tane fazla eczanemiz var. Bu son yıllarda eczacılık fakültelerinin sayısının artırılması, devlette eczacıların istihdamının edilmemesinden dolayı mezun olan bütün eczacılarımız eczane açmaya yöneliyor.

-İnternetten satılan bitkisel ilaçlar hakkında neler düşünüyorsunuz?

-Bu ilaçlar insan sağlığını tehdit ediyor. Ben bunlara bitkisel ilaç da diyemiyorum materyal diyorum. Bu tür bitkisel ilaçları ne internetten ne de başka yerlerden almasınlar. Bir şey ilaçsa bunu Sağlık Bakanı onaylamalı, Tarım Bakanlığı’nın onayladığı ürünler ilaç statüsünde olmamalı. Ürününe güvenen firmalar gidip sağlık bakanlığından onay alsın daha sonra satış yapsın o zaman o ilaçları bizler de eczanelerimizde seve seve satarız. Vatandaşlara da kızıyorum eczanelerden ilaç alırken verdiği paralara serzenişte bulunup internetten veya AVM’lerden aldıkları o bitkisel ürünlere dünyanın parasını veriyorlar. Üstelik o tonla para verdikleri ürünlerin çoğu da sağlıklarına zararlı.

-Farma oyuncak hakkında bilgi verir misiniz? Satışına başlandı mı?

-Biliyorsunuz çocuklar doğumdan itibaren bir takım oyuncaklar, dişlikler gibi ürünler kullanıyorlar. Tabi ki bu ürünler artık tamamen sağlık açısından sorunlu ürünler piyasaya verilmeye başlandı. Özellikle Çin üretimi ucuz imalat ve kanserojen madde içeren oyuncaklar çocukların kullandığı araç gereçler piyasaya çıkınca biz de bu alanda ne yapabiliriz diye çocuklarımızın sağlığı doğumdan itibaren nasıl daha sağlıklı bir şekilde koruyabiliriz diye bir sosyal çalışma başlattık. Bunun sonucunda ‘Farma oyuncak’ hayata geçti. Farma oyuncak tamamen doğal ahşaptan yapılma boyalar tamamen organik sağlığa Zaralı değil aynı zamanda çocukların zihinsel gelişmelerine katkıda bulunuyor. Farma oyuncaklar şu an satışta.

Kaynak:Pusula Haber

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum