Moğol Yazar Bayaraa: "çocuklara Virüsü Onların Anlayacağı Dilde Anlatmalıyız"

Moğol Yazar Bayaraa: "çocuklara Virüsü Onların Anlayacağı Dilde Anlatmalıyız"

"Eğer insanları virüs hakkında bilgilendirmek istiyorsanız önce ailenizden başlamalısınız. Dışarıya haberi yaymak istiyorsunuz ama ailenizle konuşmuyorsunuz"- "Çocuklarınızla daha çok konuşun. Onların neyin tehlikeli olduğunu anlamasını sağlayın. Çünkü çocuk zihni böyle bir paniği astronomik olarak kaydedebilir ve uzun yıllar boyu bunun etkileri görülebilir"- "Çocuklar size genellikle 'Evet anlıyorum. Virüs kötü ve ellerimi yıkamam lazım.' diyorlar ama aslında anlamıyorlar ve yapmıyorlar. Onlar sadece bu ci

İSTANBUL (AA) - SAADET FİRDEVS APARI - Moğol yazar Tsolmon Bayaraa, "Yetişkinler kendi literatürleriyle konuşuyor; Kovid-19, solunum, matematik gibi birçok profesyonel terim kullanıyorlar. Çocuklar bununla ne yapacaklarını bilmiyor çünkü bu terimleri bilmiyorlar. Dışarı çıkmamakla, parka gidememekle nasıl başa çıkacaklarını bilmiyorlar. Arkadaşlarıyla görüşemiyorlar. Çocuklara virüsü onların anlayacağı dilde anlatmalıyız." dedi.

Son iki yıldır özellikle çocuk kitapları alanında çalışmalar yapan Bayaraa, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının ardından, virüs ve etkilerini çocuklara anlatmak için bir eser yayınladı.

Psikiyatristlerle çalışan ve çocukların düşünce tarzına odaklandıklanan yazarın kaleme aldığı "Panik Yok-Virüs Senden Korksun" kitabı, Türkiye'de Nar Yayınları etiketiyle çıktı.

Bayaraa, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyanın her yerinde bir tehdit unsuru oluşturan Kovid-19 konusunda bir şeyler yapmak istedikleri için yola çıktıklarını söyledi.

Hızlı hareket etmelerinin önemine değinen Bayaraa, "Aynı zamanda etkili olması gerektiğini biliyorduk. Daha önce Çin'de yaşadığım için oradaki arkadaşlarımla görüştüm. Çocuklarının dışarı çıkamadıklarını ve ebeveynlerin onlara bunu anlatmakta güçlük çektiklerini gördüm. Ben de bu fikir üzerine bir kitap kurguladım." diye konuştu.

Yetişkinlerin çocuklarla empati kurması gerektiğine işaret eden Bayaraa, "Yetişkinler kendi literatürleriyle konuşuyor; Kovid-19, solunum, matematik gibi birçok profesyonel terim kullanıyorlar. Çocuklar bununla ne yapacaklarını bilmiyor çünkü bu terimleri bilmiyorlar. Dışarı çıkmamakla, parka gidememekle nasıl başa çıkacaklarını bilmiyorlar. Arkadaşlarıyla görüşemiyorlar. Çocuklara virüsü onların anlayacağı dilde anlatmalıyız." ifadelerini kullandı.

- "İnsanları virüs hakkında bilgilendirmek istiyorsanız önce ailenizden başlamalısınız"

Bayaraa, Asya ülkelerinde de çocukların dünyasının anlaşılmadığını belirterek, şunları kaydetti:

"Bu yüzden aslında bir kitap yazıyoruz ama onu bir yandan da çocuk diline tercüme etmemiz gerekiyor ki bu dil aslında bambaşka bir dil. Bundan sonra da metne bağlı olarak çizimleri ve renkleri seçmek gerekiyor. Şimdi çocuklara neleri anlatması gerekiyor ebeveynlerin? Öncelikle birçok ebeveyn, mesela sağlık ve güvenlik görevlileri uzun periyodlarla ve çok yoğun çalışıyor. Bu insanların çocuklarına neden evde olamadıklarını anlatmaları lazım. Birçok kültürde ortak olarak gördüğüm bir şeyi söyleyeyim size; ebeveynler çocuklarını evde bırakıyor ve onlara nerede olduklarını, ne yaptıklarını açıklamıyorlar. Eğer insanları virüs hakkında bilgilendirmek istiyorsanız önce ailenizden başlamalısınız. Dışarıya haberi yaymak istiyorsunuz ama ailenizle konuşmuyorsunuz. Önce buradan başlayın sonra dışarıya çıkın. Ben bunun çok yardımı olacağını düşünüyorum."

Kitabı yazmadan önce çocuklarla iletişime geçtiğine dikkati çeken Bayaraa, "Gördüğüm şu oldu; size genellikle 'Evet anlıyorum. Virüs kötü ve ellerimi yıkamam lazım.' diyorlar ama aslında anlamıyorlar ve yapmıyorlar. Onlar sadece bu ciddi konuşmanın bitmesi için 'evet' diyor. Böylece siz onları rahat bırakabilirsiniz ve kendi dünyalarına dönerler. Bu durumda yalan söylediklerini kendileri bile anlamıyorlar. Beyaz bir yalan, bunu anlıyorum ama gerçek şu ki durumun ne kadar ciddi ve tehlikeli olduğunu açıkça anlamaları lazım." değerlendirmesinde bulundu.

- "Kitabımın İtalyanca'ya çevrilmesini istiyorum"

Bayaraa yazdığı kitapla bu gerçeği anlatmaya çalıştığını ifade ederek, şöyle devam etti:

"Virüsün ellerinde, her yerde olabileceğini, ellerini yıkamaları ve maske takmaları gerektiğini söyledim. Kitapta virüsler yeşil. Onların bir toplantısından bahsettik. Burada virüsler ellerini yıkamayan çocukları hasta edebileceklerini konuşuyorlar. Kitapta 'koronavirüs' kelimesini kullanmadım çünkü sınırlamak istemedim. Çocukların genel olarak ellerini yıkamaları ve hijyen kurallarına dikkat etmeleri gerekir. Tabii ki oynayacaklar, istedikleri şeyleri yapacaklar ama bunun bazen tehlikeli olabileceğini anlamaları lazım."

Kitabının Türkçenin yanı sıra İngilizce ve Nepalce dillerinde yayınlandığını aktaran Bayaraa, "Bir de İtalyanca'ya çevrilmesini istiyorum. Bununla ilgili Moğolistan'daki İtalyan Konsolosluğu'yla iletişime geçtik. Oradaki durum gerçekten çok kötü." dedi.

Bayaraa kitabın Moğolistan'da yazılara ve televizyon programlarına konu olduğunu ve kitabı Sağlık Bakanlığı'na ücretsiz olarak verdiklerini, onların da kitaptaki resimleri kullanmak istediklerini söyledi.

Ebeveynlerin öncelikli olarak finansal durumlarından ya da virüs bulaşmasından endişe etmek yerine mental sağlığı önemsemelerini öneren Bayaraa, "Panik duygusunun çocukların zihin dünyasındaki etkisi hakkında endişelenin. Çocuklarınızla daha çok konuşun. Onların neyin tehlikeli olduğunu anlamasını sağlayın. Çünkü çocuk zihni böyle bir paniği astronomik olarak kaydedebilir ve uzun yıllar boyu bunun etkileri görülebilir. Şimdi insanların panik halini düşünün. Etrafınızda çocuklar var ve onların gözünde anneleri babaları da panikliyor. Bunun hiçbir çocuğa yardımı olmaz. Olabildiğiniz kadar sakin olmalı ve basit ama etkili önlemleri almalısınız. Şu an en büyük düşmanımız panik." yorumunu yaptı.

- "Sadece birkaç gün evde kalın ve ne kadar fark edeceğini görün"

Moğolistan'da bilinen 14 vakanın var olduğunu söyleyen Bayaraa, "Biz Çin'le komşuyuz ve diğer ülkelerle karşılaştırılınca çok büyük tedbirler alıyoruz. Herkes maskesini takıyor ve ellerini yıkıyor. Birkaç aydır evlerimizde tecrit halindeyiz. Moğol Yeni Yılı'nı bile kutlamadık. Okullar kapalı ve bu işi ciddiye alıyoruz. Ana yolları kapattık, ofisleri kapattık. Sokağa çıkma yasağı yok ama bize çıkmamamızı öneriyorlar." ifadelerini kullandı.

Çocukların evdeki bu süreci kitap okuyarak ve yazarak değerlendirebileceklerini dile getiren Bayaraa, sözlerini şöyle tamamladı:

"Moğolistan'da biz çocuklar için kitap yazma yarışması yapıyoruz. Onların dünyası çok daha geniş, daha yaratıcı. Hikayelerini yazsınlar bunları online olarak diğer arkadaşlarıyla paylaşsınlar. Facebook, Zoom gibi uygulamalar var. Ebeveynlere gelince, evde durabilirsiniz ve evden çalışabilirsiniz. 2020 yılındayız yani. Sadece birkaç gün evde kalın ve ne kadar fark edeceğini görün. O kadar da zor değil. Biz bunu aylardır yapıyoruz ve Moğolistan'da işe yarıyor. Hiçbir ölüm gerçekleşmedi burada ve biz Çin'le komşuyuz. Buna rağmen hiçbir kötü durum yaşanmadı. Yani işe yarıyor evde kalmak."

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.