Organ naklinde emekleme dönemi bitti
Çiğdem Kurut’un Röportajı
Organ naklinin önemi, geçtiğimiz günlerde içtiği zayıflama çayından sonra karaciğer yetmezliği komasına giren Seda Nur Çalışkan isimli genç kızın hayata döndürülmesiyle yeniden gündeme geldi. Genç kıza karaciğer naklini gerçekleştiren NÜ. Tıp Fakültesi’ndeki ekibin başında yer alan Doç Dr. Tevfik Küçükkartal, Organ Nakli Merkezi’ni, bitkisel ürünlerin riskini ve organ nakline dair pek çok şeyi röportajımızda anlattı…
NEÜ Tıp Fakültesi’nde karaciğer nakil programına ne zaman başlandı?
Bu programa başlayalı 3 buçuk yıl oldu. Tabi ki yeni bir merkez olduğumuz için temkinli, yavaş adımlarla gitmek zorundaydık. Bu süre içerisinde hasta potansiyelimizin oluşması, ekibimizi kurmamız, bizlerin ve birlikte çalıştığımız sağlık çalışanlarımızın buna alışması belli bir zaman aldı. Ama artık o süreci atlattık. Nakilde emekleme dönemini bitirdik. Hedefimiz ilk yıl için 10 karaciğer nakli yapmaktı. Yıllardır karaciğer hastalığı olan ve bundan muzdarip olmuş kişileri nakil programına alıp hazırlıklarını yaparak nakil yaptık.
Karaciğer yetmezliği vakaları bölgelere göre değişim gösteriyor mu?
Bölgemizin ve ülkemizin yapısı itibariyle acil karaciğer nakillerine ihtiyaç duyulabiliyor. Maalesef planlanmayan, daha önceden karaciğer hastalığı olmayan bazı kişilere de acil nakil gerekebiliyor. Konya bölgesinde mantarlara bağlı karaciğer yetmezlikleri çok görülüyor. Özellikle Beyşehir, Hüyük yöresinden çok fazla vaka geliyor. Daha önce hiç karaciğer hastalığı olmayan kişiler yıllardır yediği mantarları yemeye devam ederek karaciğer yetmezliği tablosuna giriyorlar. Birkaç hastamız böyle. Onun dışında içtiği bir ilaçtan dolayı da aynı işlem gerekebiliyor.
Son gerçekleştirdiğiniz nakil de bunlardan biri miydi?
Maalesef ki öyle. Son yaptığımız nakilde zayıflama amacıyla kullandığı bir üründen karaciğer yetmezliğine giren bir hasta yeniden yaşama şansı buldu. Bu şekilde acil nakil yaptığımız hastalarımızın hepsi yaşıyorlar. Bizi en çok sevindirenlerden birisi de bu. Çünkü genç, daha önceden hiçbir hastalığı olmayan hastalar. Özellikle son vaka bir hemşirelik öğrencisi. Genç ve aşırı kiloların verdiği bazı duygularla zayıflamak adına bir ürüne umut bağlamış. Sonuç karaciğer yetmezliğine bağlı koma. Belki bu ürünlerden kullanan çok sayıda insan var. Hepsinde farklı problemler olup olmadığını bilemiyoruz. Hastanemizin gastroentoloji bölümüne bu ürünlerin kullanımı sonucunda karaciğer problemi yaşayan hastaların başvurduğunu biliyorum. Ayda 3, 4 hasta başvuruyor. Ama bunlar çok gürültülü, şiddetli gelmiyor. Komada gelmiyor en azından. Hafif problemlerle atlatabiliyor. Ama o genç kızda çok üzücü bir tabloyla karşılaştık. Belki hastamızın, bizim, kurumumuzun şansıydı. Acil bildirimde bulunduğumuz zaman hastaya çok kısa sürede uygun karaciğer çıktı ve başarılı bir ameliyatla taburcu ettik. Şu anda evinde sağlığına kavuştu. Birkaç ay içinde tamamen normal hayatına dönecek.
Bu tarz ürünlerle ilgili ne söylemek istersiniz?
Buradan toplum olarak, sağlıkçılar olarak çıkarmamız gereken dersler var. Piyasada kullanımda, satışta olan, halk arasında tercih edilen bitkisel kaynaklı ürünlerin yararlı olduğu yönler vardır. Ancak bunların piyasada ilaç olarak ya da tedavi amaçla kullanılması için ciddi bilimsel çalışmalara ihtiyaç var. Sağlık Bakanlığı onayından geçmiş ilaçlar yıllarca çeşitli deneylerle, araştırmalardan sonra piyasaya sunuluyor. Ben bitkisel kaynaklı ürünlerin de böyle olması gerektiğini düşünüyorum. Ama çoğunluğunun Sağlık Bakanlığı onayı yok. Tarım Bakanlığı onaylı. Erişimi çok kolay. Piyasaya sürülmesi çok kolay. Önünde yasal engel olsa böyle bir şey yapılamaz.
Yıllık 10 ameliyat hedefi büyüdü mü?
Karaciğer nakli deyince, büyük kapsamlı bir ameliyattan bahsediyoruz. Şu anda dünyadaki bilinen, yapılan ameliyatlar içerisinde en büyük, en kapsamlı, en karmaşık olanı. Dolayısıyla getirisi fazla olduğu kadar olumsuz seyrettiği zaman riski de fazla. Böyle bir ameliyat sürecine girişirken tabi ki çok büyük hedefler koymak akılcı olmuyor. Daha temkinli olmak gerekiyor. Türkiye’de birçok karaciğer nakil merkezi var. Onların durumuna göre çok çok yüksek rakamlarla başladık. Senede bir, 3 senede 2, 6 senede 10 rakamlarla başlayan merkezler var. Ama merkezimiz Türkiye’de hakikaten çok iyi seviyelere geldi. Hedeflerimizi artırdık.
Karaciğer naklinde de verici bulmakta güçlük çekiyor musunuz?
Karaciğer nakli iki şekilde yapılıyor. İlki, kadavradan tüm karaciğer alınarak nakil gerçekleşiyor. Elbette en ideal olanı bu. Keşke uygun doner sayısı olsa da hepsini öyle yapabilsek. İkinci şekli de canlı vericiden karaciğer nakli. Ama şöyle bir durum var. Karaciğer tek bir organ. Sağlıklı bir insanın karaciğerini vermesi kolay bir karar değil. Donör sıkıntımız oradan kaynaklanıyor. Veren kişi için de risk var. Tüm dünyada nadir de olsa yaşanan bu riskleri biliyoruz. Kanunun verdiği sınırlar içinde verici olunabiliyor. Babası hasta olan bir çocuk karaciğerini neden verir. Biz izah ederken şunu söylüyoruz. Bundan sonrası için babasız bir hayat mı daha iyidir yoksa ameliyatın bazı risklerini göze almak mı . Elbette mantıklı olan bir insan bu değerlendirme içerisinde sağlıklı bir babaya kavuşmak için bazı ameliyat risklerini göze alabiliyor.
Verici için hangi riskler söz konusu?
Binde bir ölüm riski var. Ama hiçbir zaman yarım bir insan olmuyor. Evleniyor, çocuk sahibi oluyor. Bir ay içerisinde normal hayatını yaşıyor, sporunu yapıyor. Alıcılar için de hakeza öyle. Sonu ölüm olsa hiçbir ameliyat yapılmaz. Hepimiz toplu ulaşım araçlarını kullanıyoruz. Bunun da riski var. Bu riskleri bile bile yolculuk yapıyoruz. Dolayısıyla bu risk her zaman hayat içerisinde alınabilecek kadar basit bir risk. O yüzden de canlı vericinin önemini anlatıyoruz. Elbette ülkemizde kadavra verici çok az olduğu için canlı verici biraz daha ön plana çıkıyor. Gerek duygusal, gerekse aile bağlarının güçlü oluşu canlı vericilik konusunda etkili oluyor. Bu da bizim işimizi kolaylaştırıyor.
Burası aslında karaciğer, böbrek ve pankreas nakil merkezi. Diğer nakillerde donör sıkıntısı yaşanıyor mu?
Böbrek nakli de yapıyoruz. Böbrek hastalarımızın bir şansı alternatif olarak hemodiyaliz gibi bir süreçleri var. Ancak diyalizde geçirdikleri her süre ömürlerinden çalınan gün olarak kabul ediyoruz. Ne kadar erken böbrek nakli olurlarsa, o kadar beklenen yaşam süreleri uzuyor. Takılan böbreğin ömrü uzuyor. Ülkeye maliyeti azalıyor. Böbrek için verici bulabilmek çok daha kolay. Çünkü iki tane organ var. Riski çok daha az. Biz böbrekleri kapalı yöntemle alıyoruz. İki böbreği olan bir insanla tek böbreği olan bir insanın hastalıklara, ilaçlara karşı riskleri aynı. Yalnızca ameliyat riski var.
Böbrekte de nakil sayısı yeterli mi?
12, 13 yıldır nakil merkezi olarak görülüyoruz ama son yıllarda sayılarımızı yükseltmeye başladık. Günde 2, 3 böbrek nakli yapabilecek konumdayız. Keşke nakil bekleyen, hemodiyaliz sırasında bekleyen hastalarımız gelseler de her gün biz burada nakil yapsak. Böbrek nakli gerçekten böyle bir şey. Biliyoruz ki Konya’da da bin 500’ün üzerinde böbrek bekleyen, diyalize giren hasta var. Aksamadaki bir sebep de hastalarımızın diyalizi kendilerine alternatif olarak görmesi. Ama asla öyle değil. Naklin alternatifsiz olduğunu tüm böbrek hastalarımıza anlatmamız lazım. Hemodiyaliz, böbrek hastalarını böbrek nakli oluncaya kadar zaman kazandırmaktan başka bir şey değildir. Türkiye’de şu anda 70 bine yakın kronik böbrek yetmezliği hastası var. Bunların belki 20 bin civarında ki kısmı nakil için ulusal programa kaydedilmiş. Böbrek bekleme listesinde. Geri kalan 40 bin hasta buraya bile kaydedilmemiş. Bundan habersiz. Pankreas nakli diyabet hastaları için yapılan bir nakil. Ama her şeker hastasına da yapılamıyor.
Halkın organ bağışına yaklaşımı nasıl?
Organ bağışının tüm toplumun problemleri içinde sayılması gerekiyor. Önemli bir problem. Bizim duyarlılıklarımızla, belki biraz çabalarımızla bu iş daha kolay çözüme kavuşacak. 60 bin böbrek hastası var, 3 bine yakın karaciğer bekleyen hastamız var. Sayı az gibi ama her yıl karaciğer hastasının en az 4 te biri organ bekleme sürecinde kaybediliyor. Kayıplar çok fazla. Zaman kazanacak tedavi yöntemi yok. Biran önce nakil yapılabilmesi için toplumsal duyarlılık gerekiyor. Hepimizin organ bağışı yapması gerekiyor. Canlı vericiler için de elbette bilinçlenip riskleri, getiri ve götürüsünü çok iyi anlaması gerekiyor. En büyük kazancımız gülen yüzler.
Kaynak:Pusula Haber
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.