Orhan Kemal Roman Ödülü Sahibini Buldu

Orhan Kemal Roman Ödülü Sahibini Buldu

2020 Orhan Kemal Roman Ödülü Ayhan Geçgin’in 'Bir Dava' adlı romanına verildi.

Bu yıl 49’uncusu düzenlenen Orhan Kemal Roman Ödülü, Mart 2019 tarihinde Metis Yayınları tarafından yayımlanan “Bir Dava” adlı romanıyla Ayhan Geçgin’e verildi.

Orhan Kemal Roman Kültür Merkezi’nden yapılan basın açıklamasında, Erendiz Atasü, Ataol Behramoğlu, M. Nuri Gültekin, Çimen G. Erkol, Adnan Özyalçıner, Tahir Şilkan ve Nazım K. Öğütçü’den oluşan seçiciler kurulu seçimini şöyle gerekçelendirdi:

Ayhan Geçgin’in “Bir Dava” romanını, Türkiye’de derin işleyişe sahip hukuksuzluk, keyfilik, belirsizlik ve öngörülemezlik olgularını çok yerinde karakterlerle son derece güçlü bir olay örgüsü, anlatım, dil ve roman tekniğiyle birleştirmesi, Türkiye’nin yakın tarihindeki yargılamaların ve hukuksuzluk örneklerinin, bunun sürdürülmesi ve yeniden üretilmesi için bir zamanlar bütün gücüyle çalışan kudretli güçlerin ve ülkede yaşanan bütün hukuksuzluk ve adaletsizliklere karşı bürokratik/sınıfsal bağışıklığının nasıl ters yüz olduğunu çok güçlü olay ve diyaloglarla anlatması, Orhan Kemal’in gerçekçiliğine hem karakterler, hem olay örgüsü ve hem de toplumsal meseleler açısından yakın durması nedeniyle 2020 yılı, 49. Orhan Kemal Roman Armağanı’na değer görmüştür.

Romanla ilgili Kültür sanat editörümüz Yusuf Alpaslan ÖZDEMİR’in geçen yıl haziran ayında yayımlanan değerlendirme yazısını ilginize sunuyoruz:

BALYOZA SİNEK ISIRIĞI

‘Bir Dava’ Ayhan Geçgin’in beşinci romanı. Mart ayında ‘Metis’ etiketiyle yayınlanmış.  Kafka’nın ‘Dava’sını çağrıştıran isim,’ Bir Dava’. ‘Bir’ sıfatıyla sanki ‘herhangi bir, önemsiz, sıradan, klişe’ gibi anlamlar kazanmış isim; zira Geçgin, Kafka’nın başyapıtıyla kendi romanını ayırt etmek gibi bir kaygı taşımamıştır. Çünkü Kafka daha genel, ideolojik olmayan bir pencereden toplum eleştirisi yaparken, Ayhan Geçgin daha özelde, tek taraflı bir toplum eleştirisine girişiyor.

‘Bir Dava’ Balyoz Davası’nı merkeze alan bir roman. Romanın anlatıcısı Aslı, bir amiralin kızı. Yüksek lisans yapmak için gittiği Amerika’da akademisyen olmuş, kendisinden 14 yaş büyük hocası David’le evlenmiş. Amiral olan babası Halil’in gözaltına alındığı haberini duyar duymaz Türkiye’ye gelir kocasıyla beraber. Türkiye’deki günleri mahkeme sürecini takip etmekle geçiyor bir yandan, diğer yandansa özel yaşamı, Türkiye gözlemleri ve düşünceleri söz konusu… Dava tutanaklarından da faydalanılarak anlatılan mahkeme süreci uzun hukuk tiratları, suçlamaların ne kadar yanlış ve çelişkiyle dolu olduğunu göstermeye çalışan bir makaleye dönüşüyor romanda. Özel hayatında ise kendisi gibi evli, köyleri terör yüzünden boşaltılmış bir kürt olan Mehmet’le ilişkisi var kahramanımızın.

‘Bir Dava’ düz bir roman. Kahramanın tepeden bakan, diktacı, hukuk tiratlarıyla şekillenen, diyalogları ile inandırıcı olmayı başaramayan, fikir adına sıradışı  bilgi ve hüküm vermekten uzak klişe ve zayıf tespitler sunan, kahramanlarının hemen hepsinin silik kaldığı ve iyi çizilemediği bir roman aynı zamanda kanaatimce.

Bu yargıma birkaç örnek vermek istiyorum kitaptan… Anlatıcı akademisyen kız, ismi Aslı, Amerika’da yaşıyor, üniversitede çalışıyor, kendisinden Türkiye hakkında araştırma yapması isteniyor. Uzun süre kaldığı Amerika hakkında görüşleri ;“İngiltere, Kanada ya da Almanya da olabilirdi ama Amerika oldu. Bir zamanlar Amerika, insanın önceki hayatını geride bırakıp başka bir hayata başlayacağı ufkun ötesindeki yeni kıtaydı. Herkese açık ülke, göçmenlerden oluşan bir ülke, yeni başlangıçların ülkesi. Bir bakıma benim başka bir yerde, başka bir biçimde yaşama isteğim yenilik iddiasındaki bu kıtayla çakışmış oldu" (s. 97) cümlelerinden ibaret olan Aslı vatanını da tanımaktan ve doğru tahlil etmekten uzaktır.

 Yukarıda da bahsettiğimiz üzere Türkiye; göbeğini kaşıyan, bol küfürlü konuşan, çekirdek çitleyen vs. insanların yaşadığı, hukuk kurallarının yok sayıldığı geri kalmış bir ülkedir Aslı’ya göre. Ne Amerika ile, ne ülkesiyle, ne ailesiyle, ne kocasıyla bağ kuramamış memnuniyetsiz kahramanın fikirlerinin, savunduğu değerlerin de yavan ve inandırıcılıktan uzak olmasına neden oluyor. Hemen her fikir tek yönlüdür, karşı fikrin iğne ucu kadar dahi savunma yapması gereksizdir, haklı olabilme ihtimali yoktur çünkü.

Bir başka karakter, Mehmet. O da silik bir karakter. Ne yapmaya çalıştığı, ne düşündüğü, ne gibi bir amaç taşıdığı üzerine okuyucunun bağ kuramadığı bir tip. Sanırım, kürtlük noktasında da Türkiye Cumhuriyeti eleştirilmek istenmiş. Ailenin bazı bireylerinin ateist olması, evli çiftlerin aldatması gibi detaylar da bu minvalde ‘Bir Dava’ ya sos niyetine eklenmiş.

Romanın dil ve anlatımında da belirgin bir özentisizlik göze çarpıyor. Farklı olma ve dikkat çekme adına yerli yersiz kullanılan bazı kelime ve tamlamalar cümlede sırıtıyor, özellikle uzun cümlelerde anlam karışıklığı yaratıyor. Kurgusal metinlerin esası sayılan; heyecan, şaşırtma, vaka oyunları gibi üslup ve  teknikler ‘Bir Dava’da görülemiyor yazık ki.

Ayhan Geçgin; romanın sonuna anlatılanların kurgu, karakterlerin de hayali olduğunu belirten bir not eklemiş, finali de muallakta bırakmış. Balyoz Davası sürecinin nihayete erdiğini ve olayların perde arkasını artık daha iyi anladığımız için bu durum neyse ki göze batmıyor.(10.06.2019, tyb.org.tr)

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.