1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Orman Ve Su İşleri Bakanlığı Toplu Açılış Töreni
Orman Ve Su İşleri Bakanlığı Toplu Açılış Töreni

Orman Ve Su İşleri Bakanlığı Toplu Açılış Töreni

Cumhurbaşkanı Erdoğan: (3)- "(Kılıçdaroğlu) Dekont dediği kağıtları ne gazetecilere ne adli makamlara vermedi. O kağıtların ne olduğunu şimdilik bir kendisi, bir de onları bu zatın eline tutuşturanlar biliyor"- "Maalesef ülkemizin bunca sorunu, sıkıntısı

A+A-

ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun iddialarına ilişkin, "Dekont dediği kağıtları ne gazetecilere ne adli makamlara vermedi. O kağıtların ne olduğunu şimdilik bir kendisi, bir de onları bu zatın eline tutuşturanlar biliyor." dedi.

Erdoğan, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezinde gerçekleştirilen Orman ve Su İşleri Bakanlığı Toplu Açılış Töreni'ndeki konuşmasında, 236 milyar dolardan aldıkları milli geliri 863 milyar dolar seviyesine, 3 bin 500 dolardan aldığımız kişi başına milli geliri 11 bin dolar seviyesine ulaştırdıklarını söyledi.

Göreve geldiklerinde Türkiye'nin ihracat rakamının da 36 milyar dolar olduğunu hatırlatan Erdoğan, şu anda 155 milyar dolar seviyesine doğru gittiğine işaret ederek, "Sadece 2005 yılından bu yana 9,2 milyon kişiye ilave istihdam oluşturduk. Büyümede her seferinde tüm dünyayı şaşırtıyor, beklentileri alt üst eden rakamlara ulaşıyoruz. Tilki yetişemediği üzüme 'koruk' dermiş. Bunun örneği Kılıçdaroğlu'dur." dedi.

- "CHP'nin, milletin başına bela olmaktan çekil"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz 15 yılda Türkiye'yi büyütmek, güçlendirmek, zenginleştirmek her alanda muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak için çok çalıştıklarını ve mücadele ettiklerini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Türkiye güvenlikten, ekonomiye kadar her alanda kritik bir dönemden geçiyor. Cumhurbaşkanıyla, Meclisiyle, Başbakanıyla, Bakanlarıyla tüm kurumları ile bu tarihi süreçten ülkemizi en güçlü şekilde çıkarmanın mücadelesini veriyoruz. Maalesef ülkemizin bunca sorunu, sıkıntısı arasında bir de ana muhalefet partisinin başındaki zatın hezeyanlarına cevap vermek zorunda kalıyoruz. Ben milletimin karşısına bu tarz konularla çıkmaktan inanın utanıyorum, hicap duyuyorum ama karşımdaki zatta ve aynı kafadaki kesimlerde utanma, arlanma, hakka, hukuka riayet diye bir anlayış olmadığı için mecburen bu konulara girmek zorunda kalıyoruz."

Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısındaki iddialarına ilişkin ise Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Dün partisinin grup toplantısında çıktı, 'Yurt dışındaki bir şirkete şu kişi şu kadar milyon dolar, şu kişi bu kadar milyon dolar para gönderdi' diye birtakım yine sözler söyledi. Elindeki bir tomar kağıdı sallayarak da 'İşte dekontları da bunlar' dedi. Tabii dekont dediği kağıtları ne gazetecilere ne adli makamlara vermedi. Avukatlar hemen anında kendisine, 'Bunu ilgili savcılığa lütfen veriniz, medyaya veriniz.' dedi. O kağıtların ne olduğunu şimdilik bir kendisi bir de onları bu zatın eline tutuşturanlar biliyor.

Bir ara şahsımla alakalı 'İsviçre'de hesaplarım olduğunu' söyleyip durdu. Kendisini ispata davet ettiğimde belge gösteremedi, rezil kepaze oldu. Kendisine çok açık, net söyledim. İspat et, ben bu görevi bırakacağım, Başbakanlıktan çekileceğim dedim. İspat yok. Şimdi bu defa aynısını söylüyor. İspat et, ispat ettiğin anda ben Cumhurbaşkanlığını, siyaseti bırakacağım dedim. Ama sen de CHP'nin başına bela olmaktan çekil, bu milletin başına da bela olmaktan çekil."

Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun aynı taktiği CHP'nin eski genel başkanı Deniz Baykal'a da uygulayarak onu da sıkıntıya soktuğunu ifade ederek, "'Ben siyasete girmeyeceğim' dedi. Ertesi gün siyasete girdi. Başka bir zaman televizyon kanalında, 'Erdoğan'ın Baykal'ın kasetini izlediğini gördüm' diye bir şeyler geveledi. Ondan sonra bizim yolumuzda, bizim ardımızdan gidenler bile şunu soruyor, acaba? Öyle kolay değil, bunları açıklayacağız ortaya koyacağız ki sizler de bunu bilmeyenlere anlatmanız lazım ki bu tür insanlar, bu ülkenin siyasetinden çekilsinler. Bu ülke müfterilerin siyasetinde bu kadar yorulmasın. Kendisini ispata davet ettiğimizde, 'Öyle bir şey hatırlamıyorum' diyerek, çark etti. Onun için de millet buna 'çarkçı Kemal' diyor." diye konuştu.

- "Zatta zerre kadar utanma hissi olmadığı için çıkıp bir özür dahi dilemedi"

Kılıçdaroğlu'nun Güney Asya'daki Tsunami felaketinde toplanan paraların Açe'ye gönderilmediğini öne sürdüğünü hatırlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Konuyla ilgili belgeler ortaya konunca yine işi pişkinliğe vurup kulağının üzerine yattı. Bir başka zaman yine Grup Toplantısı'nda elinde bir kağıt sallayarak, o dönem bakan olan Genel Başkan Yardımcım Hayati Yazıcı arkadaşımızın ÖSYM Başkanı'na mail gönderip 'Şu kişiyi üniversiteye yerleştirin' dediğini öne sürdü. Bu mailin de, mesajın da sahte olduğu ortaya çıktı ama zatta zerre kadar utanma hissi olmadığı için çıkıp bir özür dahi dilemedi.

Şu andaki Çevre ve Şehircilik Bakanımızın Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde, bir müfterinin ifadelerine dayanarak saçma sapan iddialar ortaya attı. Bunların da hiçbirini ispat edemediği için arkadaşımıza sürekli tazminat ödemek zorunda kaldı. Bakanımız da kazandığı tazminatlarla Kayserili vatandaşlara o zaman bol bol sucuk ekmek dağıttı. Bu zat, birara da Bakırköy'deki imar tadilatı karşılığı TÜRGEV'e 20 dönümlük arazi verildiğini söylemişti. Hemen iddiasını ispata davet edildi, yine ortaya bir şey koyamadı ve yüzsüzce dönüp arkasını gitti."

- "Sıkıyorsa gel bak bakalım nasıl bir altından klozet varmış"

Kılıçdaroğlu'nun, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ilk hizmete girdiğinde, sırf bu eseri karalamak için, altın klozet iddialarına kadar akla ziyan pek çok yalanı aylarca diline pelesenk ettiğini belirten Erdoğan, "Hiçbirinin doğru olmadığı ortaya çıkmış olmasına rağmen özür dilemeyi aklından bile geçirmedi. Böyle bir vicdansızlık olur mu, 'altından klozet.' Sıkıyorsa, davet ettim seni, işte gel bak bakalım nasıl bir altından klozet varmış." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğun, şunları kaydetti:

"Yine bir ara grubumuzda bilmem kaç tane FETÖ'cü milletvekilinin ismini açıklayacağını iddia etmiş. Tabii ki bu sözünü de yutmuştu. İşte bakın şimdi Amerika'da FETÖ'cü milletvekillerinin hangi partiden olduğu ortaya çıkıyor. CHP'nin FETÖ'cü milletvekilleri, şu anda yargının haklarında yakalama kararı verdiği iki tane milletvekili şu anda Amerika'da kurulan kumpasın içinde bizzat yer almış durumdalar. Bu müfteri zatın daha o kadar çok yalanı, yanlışı, sahtekarlığı var ki hangi birini anlatsak bilemiyoruz. Bunun adı siyaset, muhalefet olamaz. Bu insanlık dahi değildir. Bunun adı... daha ileri gitmeyeyim. Ana muhalefet bunun yükünü daha fazla çekemez, çekmemeli. Çünkü bunun adı ana muhalefet değil ana hıyanettir."

(Sürecek)

HABERE YORUM KAT