Saadet Konya'dan çevrimiçi bayramlaşma

Saadet Konya'dan çevrimiçi bayramlaşma
Saadet Partisi Konya İl Başkanlığı’nın Ramazan Bayramı Bayramlaşma programı çevrim içi olarak gerçekleştirildi.

*** İSRAİL LAFTAN DEĞİL GÜÇTEN ANLAR!

Saadet Partisi Konya İl Başkanlığı’nın Ramazan Bayramı Bayramlaşma programı çevrim içi olarak gerçekleştirildi. Programa Saadet Partisi Sözcüsü Birol Aydın, İl Başkanı Hüseyin Saydam, Konya Milletvekili ve Gençlik Kolları Genel Başkanı Abdulkadir Karaduman, Genel İdare Kurulu Üyeleri Lütfi Yalman, Tacettin Çetinkaya ve Av. Hasan Hüseyin Uyar, İl Müfettişi Ali Mücevher, Meram Belediyesi Eski Başkanı Mustafa Özkan ve çok sayıda teşkilat mensubu katıldı.

İSRAİL’İN HOYRATLIĞI VE HUKUK TANIMAMAZLIĞI SON 20 YILDA KATLANARAK ARTTI

Programda konuşan Saadet Partisi Sözcüsü Birol Aydın; “Ramazan Bayramı'mız mübarek olsun; Cenâb-ı Hâk, hüznümüzü hüzün gibi, bayramımızı da bayram gibi yaşamayı bizlere nasip eylesin. Bayram vesilesiyle, ülkemizde adaletin ve sağduyunun hakim olmasını, gönül coğrafyamızda akan kan ve gözyaşının dinmesini temenni ediyor; milletimizin her bir ferdine ve tüm İslâm alemine sağlık, huzur, bereket ve esenlik diliyorum. Bir şairimiz şöyle diyor; ‘Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar; ben yaşarken koptu tufan, ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainat.’ Değerli arkadaşlar; şimdi yaşadığımız şu son 20 yıla bir göz atalım. İsrail'in hoyratlığı ve hukuk tanımazlığı son 20 yılda katlanarak arttı. İsrail'in güvenliğini tehdit eden ve onun hoyratlığına, hukuk tanımazlığına engel olabilecek bütün unsurlar son 20 yılda tek tek ortadan kaldırıldı. İsrail'in önünde engel olabilecek olan Saddam, işte bu süreçte ve bir bayram sabahı ortadan kaldırıldı. Irak'ta, 1.5 milyon insan bu son 20 yıl içerisinde öldürüldü ve Irak 3'e bölündü.

Aynı şekilde Libya; İsrail'in önündeki en önemli engellerden birisi olan Kaddafi, Adalet ve Kalkınma Partisi yöneticilerinin ‘marifetiyle’ bertaraf edildi. Mısır ile münasebetlerimiz son 20 yıl içerisinde en kötü duruma geldi. Yine Hamas, en edilgen duruma bu son 20 yıl içerisinde getirildi. Ve son olarak Suriye; son 20 yıl içerisinde 600 bin insanın ölmesine, 12 milyon insanın mülteci kalmasına ve İsrail'in önündeki en büyük engel ve tehditlerden biri olan Suriye'nin bölünmesi ve ortadan kaldırması, yine Türkiye'nin yanlış politikaları sonucu gerçekleşmedi mi? Bunlar hep biz yaşarken ve hep AK Parti iş başındayken oldu! Tüm olup bitenler ortada, şimdi soruyorum; bunlara sebep olan AK Parti yöneticilerinin yatacak yeri var mı?” şeklinde konuştu.

İSLAM ALEMİNİN TÜRKİYE'YE, TÜRKİYE'NİN DE SAADET PARTİSİNE İHTİYACI VAR

Aydın, konuşmasının devamında ise; “Yine Türkiye açısından bakarsak; bu bölgede güçlü bir Türkiye olmasın, bu bölgede Selçuklu ve Osmanlı'nın mirasçısı, 19 Haçlı Seferini püskürtmüş güçlü bir Türkiye olmasın diye, Türkiye'nin aç ve yoksul bırakılması politikası yine bu son 20 yılda hız kazandı. 20 milyon insanımız açlık ve yoksulluk sınırının altında bir gelirle hayat sürmeye son 20 yılda mahkum edildi, işsizlik %15'e, genç işsizlik de %30'a bu son 20 yılda getirildi. Fertlerin, kurumların ve devletin bir bütün olarak borçlandırarak boyunduruk altına sokulması son 20 yıl içerisinde oldu. Bu toplumu ayakta tutan değerler son 20 yıl içerisinde örselendi, ahlaki ve itikadi yozlaşma şu son 20 yılda zirve yaptı, toplumsal hayatımızda büyük bir ahlaki krizi son 20 yılda yaşar hale geldik. BOP eş başkanlığının bize neye mal olduğunu da işte bu son 20 yılda yaşayarak gördük.

Tüm bu süreçlerin sonucunda geldiğimiz noktada, Türkiye'nin durumu maalesef iyi değildir ve adeta sürüklenmektedir. Bir felsefeci der ki; ‘Kendi doğumundan önceki olanları bilmeyenler, çocuk kalmaya mahkumdur.’ Biz Saadet Partisi teşkilatları olarak, kendimizden önceki hadiseleri okuyabilen, aklı ile kalbi bütünleşmiş, vicdan ve izan sahibi insanlarız. Türkiye'nin bilinçli bir plan çerçevesinde ve adeta bir yıkım ekibi tarafından buraya getirildiğini gördük, görüyoruz. Bütün bu konuştuklarımız ve tüm bu yaşananlar, bizim mesuliyetimizin ne kadar ağır olduğunu ve Saadet Partimizi behemehâl daha da güçlendirmeye ve yetkilendirmeye ne kadar ihtiyacımız olduğunu adeta haykırmaktadır. Çünkü; İslam alemi güçlü bir Türkiye'ye, Türkiye de yetki sahibi Saadet Partisi'ne büyük bir ihtiyaç duymaktadır.” İfadelerini kullandı

ZALİMLER ZULÜMLERİNİ HER SENE DAHA DA ARTTIRIYOR

Saadet Partisi Konya İl Başkanı Hüseyin Saydam ise, konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Bayramınız mübarek olsun. Büyüklerimin ellerinden öpüyorum. Siz değerli kardeşlerimi de muhabbetle kucaklıyor, bayramınızı tebrik ediyorum. Yüz yüze olup karşılıklı bayramlaşmayı, hasbihal etmeyi, kaynaşmayı çok isterdik ama böyle bir zamana denk geldik. Rabbim yardımcımız olsun. Bugün bayram, evet her halükarda uzaktan da olsa bayram vesilesi ile bizleri bir araya getiren rabbimize hamdediyorum. Geçmiş bayram konuşmalarımızı hatırlayınca, artık bayram konuşmalarımız da klasikleşti. Zalimler zulmüne devam ediyor, hatta her sene dozajını biraz daha artırıyor. Her yıl hedef büyütüyorlar.

Filistin toprakları üzerinde işgalci ve dünyanın çıban başı olan İsrail bu yıl da geleneksel haline getirdiği zulmünü bu Ramazan Ayında da gerçekleştirdi. Çocuk, kadın, sivil ayrımı gözetmeksizin her türlü zulmü yapmaya devam ediyor. İlk kıblemiz olan Mescidi Aksa ya ve orada ibadet halinde olan kardeşlerimize saldırdılar. Ve bütün Filistin sathına zulüm sıçramış durumda. Maalesef herkes seyrediyor. Yakın zamanda Doğu Türkistan’daki kardeşlerimiz Çin zulmü altında ezilirken, onlar için hiçbir tedbir alamamışken, bir de Filistin’den gelen haberler ve hiçbir önlem alınamayışı hepimizi derinden yaralıyor.”

ZALİMLER, İŞBİRLİKÇİLER BULARAK COĞRAFYAYI SÖMÜRMEYE DEVAM EDİYOR

Zalimlerin dünya üzerinde her konuda mutlaka bir bağlantılarının olduğu belirten Saydam; “Diğer taraftan bu zalimler sermayeyi ele geçirmişler faiz yoluyla dünyayı sömürüyorlar. Medyayı ele geçirmişler algı operasyonları ile hem toplumları manipüle ediyorlar hem  toplum ahlakını bozan yayınlar yaparak toplum üzerindeki tahribatı sürdürüyorlar. Ülkeleri işgal ederek, darbe yaparak, işbirlikçiler bularak zulmetmeye, coğrafyaları sömürmeye devam ediyorlar.

Onların işi mi değil mi bilemiyorum ama şu yaşadığımız corona adı verilen illeti bile avantaja çevirmeyi başarmış durumdalar. Fark ettiyseniz salgın, onların toplumu sevk ettikleri hiçbir mecraya uğramamışken, oralarda virüs tehlikesi bulunmazken, özellikle İslam’la ilgili olan, inancımızla ilgili olan tüm meselelerde sıkı tedbirler alınmış durumda. Stadyumlarda, kongre salonlarında, otellerde, kayak merkezlerinde, konserlerde bulaşmayan virüs nedense Müslümanca yaşamak isteyen herkesi esir almış durumda. Camimiz, cemaatimiz, cumamız, namazlarımız, teravihler, bayramlarımız, umre, hac, aile ziyaretlerimiz sekteye uğramış durumda.” dedi.

ERBAKAN HOCA DÖNEMİNDE, MECLİS KARARI İLE EL-HALİL’E ASKER GÖNDERİLMİŞTİ

Programda konuşan Saadet Partisi Konya Milletvekili ve Gençlik Kolları Genel Başkanı Abdulkadir Karaduman ise; “Cenab-ı Hakk bu buluşmamızı en büyük hayırlara vesile kılsın. Tabii bir Ramazan ayını geride bırakmış olduk Cenab-ı Hakk tuttuğumuz oruçları kabul eylesin Cenab-ı Hakk bizleri bir bayrama  daha eriştirdi. Hepinizin Ramazan bayramını en içten duygularımla kutluyorum. En güzel bayramlara en mutlu bayramlara Cenab-ı Hakk hepimizi eriştirsin. Bir bayramı daha buruk bir şekilde yaşıyoruz. Bir taraftan pandemi koşulları Ramazan ayını da bayramı da tam anlamıyla idrak etmemizi engelliyor. Diğer taraftan da yanı başımızda İslam coğrafyasında yaşanan hadiseler bu burukluğu elbette ki daha da arttırıyor. Ama nihayetinde bugün bir Ramazan ayını geride bırakmış olduk. Ramazan ayında alınması gereken mesajları İslam coğrafyasının alması gereken mesajları alamamakla ilgili bir netice ile kanaatimizce karşı karşıyayız. Çünkü Ramazan ayı inancımız açısından son derece önemli hadiselerin cereyan edildiği bir zaman dilimi olarak karşımızdadır. Şöyle tarihe baktığımız zaman birincisi Bedir Savaşı, Ramazan ayı içerisinde gerçekleşti. Diğer taraftan özellikle Mekke'nin Fethi Ramazan ayı içerisinde gerçekleşti. İstanbul'un Fethi öncesinde Endülüs'ün Fethi ve birçok Hadise Ramazan ayı içerisinde gerçekleşmiştir. Yani biz bir Ramazan ayını geride bıraktık. Cenab-ı Hakk bize bu ramazan ayında tuttuğumuz oruçlar neticesinde bir bayram nasip etmiş oldu. Ama bu Ramazan ayını hakkıyla, Ramazan ayının manasına uygun bir şekilde idrak ettiğimiz zaman Cenab-ı Hakk bizi asıl bayrama ulaştıracaktır. Ramazan ayını bir cihad ayı olarak idrak edildiği takdirde bütün bir İslam coğrafyası rahata erecektir. O zaman ne Suriye'de ne de bugün Kudüs'te yaşanan hadiselerin ne Arakan'da, Myanmar’da, yanı başımızdaki İslam coğrafyasında patlayan her bombanın bir İslam beldesi olması sorunu, İslam aleminin Ramazan ayından aldığı mesajları hayatına tatbik etmesi ile Allah'ın izniyle yok olacaktır.

Bu vesileyle bir süreci beraber konuşuyoruz ve bu süreç içerisinde de özellikle Refah-Yol hükümeti sürecinde Filistin'de bir sorun ortaya çıktığı zaman hamasete düşmeyen, hiçbir zaman popülizm yapmayan, hiçbir zaman bunu bir siyasal malzeme aracı haline getirmeyen meclis kararıyla tezkere çıkarıp El-Halil’e asker gönderen Erbakan hocamıza da Cenab-ı Hakk rahmet eylesin.  Ve unutmamalıyız ki bugün Filistin davası için, Kudüs davası için samimi, tutarlı tek adımı atan Erbakan hocamız ve Milli Görüş hareketi olmuştur. Bundan sonra da Allah'ın izniyle Filistin davası için, İslam davası için ve İslam coğrafyası için atılacak bir adım varsa bu adım da Milli Görüşçülerin, Saadet Partililerin gayretleri ve mücadelesi ile Allah'ın izniyle atılacaktır. Bunun için aslında biraz daha Ramazan ayının manasını bütün bir İslam alemi olarak anlamak ve iki Ramazan ayının arasındaki 11 ayı bu inanç ve ahlak üzere tanzim etmek gerekmektedir. Buna göre de çalışmalarımızı Allah'ın izniyle en güzel ve en güçlü şekilde yerine getirdiğimiz takdirde işte o gün gerçek bayramlara Cenab-ı Hakk bizleri getirecektir.” İfadelerini kullandı.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’İN KARARLARI VE SONUÇLARI HİÇBİR ŞEY TEMSİL ETMEMİŞTİR

Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi Lütfi Yalman ise; “Muhterem kardeşlerim iki şeyin üzerinde duracağım. Olayların hem sebeplerini hem de sonuçlarını bilmek mecburiyetindeyiz. Bugün Filistin Gazze bombalanırken, ki enteresandır, her ramazan ayında aynı sıkıntıları yaşamışızdır. 1991'de Irak bombalanırken Ramazan ayıydı. Suriye bombalanırken Ramazan ayında bombalanmaya başladı ve Filistin, Kudüs her dönemde Ramazan ayında bu sıkıntıları yaşıyor. Müslümanların üzerine fosfor bombalarını attıkları zamanda Ramazan ayıydı. Bunların tesadüfi olmadığının bilinmesi lazım. İkincisi biraz önce çok kıymetli İl Başkanımız bir ifadede bulundular, dünya siyonizmi Yahudi İsrail diyalogdan anlamıyor. Yüzlerce, Birleşmiş Milletler kararını bile hiç dikkate almadı ve uygulamaya koymadı. Amerika Birleşik Devletleri'nin yapmış olduğu vetolar hariç onun vetosu olmayıp da İsrail'e şunu şöyle yapacaksın şeklinde Birleşmiş Milletler'in kararları olmasına rağmen, bu kararlar ve sonuçları hiçbir şey temsil etmemiştir.” şeklinde konuştu.

FİİLAYATA DÖKECEK ADIMLARIN ATILMASINI SAĞLAMALIYIZ

Yalman, konuşmasının son bölümünde ise; “Bizim üzerimize düşen iki şey var. Bir, dünya üzerindeki gelişmeleri iyi bileceğiz, iyi okuyacağız, duvarın arkasını görmek kabiliyetimizi mutlaka izanla, ferasetle kazanmamız lazım. İkincisi, ne yapabiliriz sorusunun cevabını bulmamız lazım. Ne yapabiliriz? Konuşmalar yapıyoruz, basına beyanatlar veriyoruz, bunları sürekli olarak yapmamız lazım. Bunlar faydadan hâli değil ama bunun dışında etkin kitlelerle, insanlarla, cemaatlerle, partilerle bu konuyu mutlaka dile getirip diyaloglar kurarak işi fiiliyata dökecek adımların atılmasını sağlamaya çalışmamız, bu baskıyı oluşturmamız lazım. Ondan dolayıdır ki bu bayramların bazen bu tür meselelere vesile olduğuna şahit oluyoruz. Geceden beri hem Suriye ile hem Filistin’deki bazı kardeşlerimizle diyalog halindeyiz. Mesajlaşmalar yapılıyor, bu mesajları zaman zaman bazı üst düzey yöneticilere ilettiğimiz de oluyor. İnşallah faydadan hâli olmaz diye Cenab-ı Hakk’tan temenni ediyoruz. Saadet Partisi camiası olarak mesuliyet bilenlerin üzerinedir. Çok ciddi mesuliyetlerimiz var. Meselelere en çok vâkıf olan, en çok bilen, hem sonuçlarını hem sebeplerini bilen bir camiayız. Dolayısıyla mesuliyet bizim üzerimizdedir. O halde hiçbir sıkıntıya aldırmadan çalışmalarımıza devam etmek mecburiyetindeyiz. Üzerimize ne düşerse yerine getirmek mecburiyetindeyiz.” dedi.

ERBAKAN HOCANIN İLK İCRAATİ İSRAİL’LE OLAN TİCARİ ANLAŞMAYI DURDURMA KARARIYDI

Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi Tacettin Çetinkaya ise konuşmasında; “Bu mübarek günde tüm kardeşlerimizin, tüm camiamızın ve yakınlarımızın bayramını tebrik ediyorum. Raid Salah’ın bir miting konuşması var diyor ki; ‘Kudüs’ün kurtuluşu ancak Erbakan hocayla, Erbakan hocanın talebeleriyle mümkün olur.’ Dolayısıyla Erbakan hocamız aslında siyonizmi deşifre etti, deşifre edilen plan zayıflamaya ve yenilmeye mahkumdur. Ama hocamız sadece deşifre etmekle kalmadı, kendi döneminde siyaset yaptığı bütün süre içerisinde Filistin'i ve Kudüs'ü bir dava olarak gördü. Sadece Filistin’i değil, Keşmir’i, Arakan ve daha birçok mazlum ülkeleri de davamız olarak gördü. Davamıza sanayi davamız, özellikle İslam Birliği davamız olarak baktı. Bütün Müslümanların ayağa kalkabileceği birlik beraberlik oluşturabileceği her meseleye davamız olarak baktı. Erbakan hocamızın, Refah Partisi dönemindeki kritik birkaç hususunu dile getirmek istiyorum. 14 mart 1996’da seçimlerden sonra hükümeti Refah Partisi’nin kurması gerektiği halde bir takım siyasi oyunlarla o dönemin Cumhurbaşkanı ve birtakım mihraklar sayesinde Hocamıza hükümet kurma fırsatı verilmedi. Mesut Yılmaz’a hükümet kurma yetkisi verdiler. Hocamızın tabiri ile Mesut Yılmaz ‘prematüre’ hiçbir meşruiyeti bulunmayan hükümeti kurdu. Daha sonra Refah Partisi anayasa mahkemesine başvurarak o hükümetin resmi olmadığı kararını çıkarttı ve o hükümet düştü. Sonrasında 19 Nisan’da bu Mesut Yılmaz, hükümetin ilk icraatlarından biri olarak Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail arasında gümrük ve serbest ticaret anlaşmasını yangından mal kaçırırcasına imzaladı. Mesut Yılmaz hükümeti anayasa mahkemesince kapatılınca Erbakan hocamızın ilk icraatı o anlaşmanın Refah Partisi hükümeti süresince durdurulmasına karar verdi. Böylece İsrail ticaretinin önüne büyük bir engel koydu.

İsrail Dışişleri Bakanı, Erbakan hocamızdan randevu almak için çok ısrarlı bir randevu talebinde bulundu. Neticede ona 8 Nisan’da bir randevu verdi ve onu kabul etti. Görüşmesinde Erbakan hocamız ona söyledi ki, ‘Bakın, Birleşmiş Milletler kararına uyun.’ ikinci bir madde olarak da dedi ki ,çok sert ifadelerle konuşuyor, tabi devlet nezaketini muhafaza ederek ama kesin tavırla net bir tavır ortaya koydu, ‘İşgal ettiğiniz topraklardan çekilin, orayı boşaltın.’ Yani bugüne kadar ne kadar toprak işgal ettiyseniz hepsini boşaltın, çekilin dedi. Üçüncü olarak da ‘Mescid-i Aksa'ya saygılı olun.’ dedi. Bu tavır aslında güçlü bir devlet başkanın söyleyebileceği çok kıymetli sözler. Biz bugün hem Türkiye’de hem İslam dünyasında bu üç cümleyi kuracak insan arıyoruz. Bugün Filistinliler, Mescid-i Aksa’da Türk bayrağını görünce öpüyor. Başka İslam ülkelerinden umutları yok. Raid Salah’ın dediği gibi, banane Amerika’dan diyecek, İsrail’in karşısında duracak bir yapıyı sürdürmemiz gerekiyor. Bunu ancak Milli Görüş yapar. Herkesin umudu Milli Görüşte. Yaşadığımız şartlar bizi daha çok çalıştırmaya gece gündüz koşturmaya zorluyor.” ifadelerini kullandı.

İSLAM ÜLKELERİNİ BİR ARAYA GETİREBİLECEK TEK ÜLKE TÜRKİYE'DİR

Programda konuşan Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi Hasan Hüseyin Öz ise, şunları söyledi; “Bütün kardeşlerimin Ramazan bayramını tebrik ediyorum. Uzun zamandır gönlümüzün içine sine sine bayram yapamıyoruz. Maalesef bu bayramda yine o bayramlardan bir tanesi. Bilhassa Filistin'de yaşadığımız, şu anda yaşanmakta olan hadiseler bizlerin gönlünü karartıyor üzüyor büyük acı çekiyoruz. Bütün Milli Görüşçü kardeşlerim hep birlikte, bir bütün halinde bu mevcut iktidarın yerine Milli Görüş’ü temsil eden Saadet Partisi'ni iktidara taşımadığını sürece bizim bu sıkıntılardan kurtulma imkanımız yoktur. Yıllardır siyonistlerin yaptıkları kınanıyor. Hatta iktidar partisi daha çok kanıyor. Hiçbir İslam ülkesi harekete geçmiyor, sadece kınamakla kalınıyor. Bu İsrail için bir sevinç vesilesi. Şu bir gerçek ki İslam ülkelerini bir araya getirebilecek tek ve yegane ülke Türkiye'dir. Türkiye'nin dışında hiçbir İslam ülkesi bütün Müslümanlara önderlik yaparak Müslümanları bir araya getirme potansiyeline sahip değildir.”

YÜREĞİMİZİN HER TARAFI ACI VE ISTIRAP İÇERİSİNDE YANIYOR

Meram Belediyesi Eski Başkanı Mustafa Özkan ise, yapmış olduğu konuşmasında; “Öncelikle bütün teşkilat mensuplarımızın ve ailelerinin bayramlarını en içten duygularımla kutluyorum. Az önce de söylendiği gibi, biliyorum ki içimiz kan ağlıyor, acıyor. Bir yanımız Filistin, bir yanımız Doğu Türkistan, bir yanımız Keşmir, bir yanımız Suriye, bir yanımız Kafkaslar, bir yanımız Burma ve bütün İslam alemi, her taraf, yüreğimizin her tarafı yanıyor, acı ve ıstırap içerisindeyiz. Buna rağmen inşallah dua ediyoruz ki bir daha ki Ramazan Bayramı’na kadar masumların, mazlumların, yetimlerin, öksüzlerin yüzlerinin güleceği, barış ve huzurun yeryüzüne hakim olacağı, pandeminin son bulacağı nice günlere kavuşuruz.” ifadelerini kullandı.

Program, katılımcıların karşılıklı bayram tebriklerinin ardından sona erdi.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.