Sera gazı için harekete geçilmeli

Sera gazı için harekete geçilmeli

Dünyada ve Türkiye’de hızlı artan kuraklığın temel nedeni olarak sera gazı gösteriliyor. Uzmanlar bu konuda küresel ve ülkesel bazda mutlak önlem alınması gerektiğini belirtiyor

Tarım sektörü açısından su, tarımsal verimliliği artıran en önemli faktörlerden biri. Tarımın sürdürülebilmesi için de kuraklığın sebeplerinin iyi araştırılması gerektiğine vurgu yapan Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zeki Bayramoğlu, “Türkiye ihracat potansiyeli çok yüksek bir ülke olup 2019 yılında 16 milyar dolar değerinde tarımsal ihracat gerçekleştirmiştir.  Dolayısıyla diğer ülkelere tarımsal ürün ihraç ederek dünya genelinde insanların beslenmesine katkı sağlamaktadır.  Her ne kadar bu ticari bir faaliyet olsa da insanların beslenmesi için tarımsal ürünlerin üretimi ciddi bir sorumluluktur. Ülke olarak bu sorumlulukta üzerimize düşen en önemli görevlerden biri tarımsal verimliliği artırmaktır. Bu doğrultuda tarımsal verimliliği artıran en önemli faktörlerden biri, ‘Su’dur. Mevcut koşullarda 23,2 milyon hektar tarım arazimizin 6,5 milyon hektarı sulanabilir durumdadır. Sulanabilir alanlar yeraltı ve yerüstü su kaynaklarıyla sulanmakta olup iklim değişikliği ve kuraklığın etkisiyle kaynakların üzerindeki baskı her geçen gün artmaktadır. Bu nedenle Türkiye’nin ve dünyanın en önemli sorunu kuraklık olacaktır” dedi.

MECLİSTE SERA GAZI İLE İLGİLİ CİDDİ KARARLAR ALINACAK

Kuraklığın sebebinin iyi araştırılması gerektiğini belirten Bayramoğlu, “İklimsel değişikliklerden bahsediyorsak; iklimsel değişikliği tetikleyen makro-mikro düzeydeki bütün faaliyetleri düzenlemek ve politikaları da bu doğrultuda geliştirmek gerekiyor. Sanayi ve tarım sektöründen salınan sera gazlarının oluşturduğu sera gazı etkisinin iklimsel değişiklerde etkili olduğunu biliyoruz. Tarımsal üretimde verimin birincil ögesi sudur. Yar altı ve yüzey su potansiyelinin temel kaynağı yağışlardır. İklim değişiklikleri yağışları önemli ölçüde etkilemiştir. Uzmanlar sanayi ve tarım sektöründen salınan sera gazlarının iklim değişikliği üzerinde etkili olduğunu ve bu konuda gerekli önlemlerin alınması gerektiğini söylüyor. TÜİK, 2019 yılı verilerine göre 506,1 milyon ton karbondioksit eşdeğerinde sera gazı emisyonu hesaplamıştır. Bu değerin yaklaşık yüzde 72’sini enerji kaynaklı emisyonlar oluştururken yüzde 13,4’ünün ise tarım sektörüne ait olduğu belirlenmiştir. Bu bir küresel problem olup Birleşmiş Milletler’in ve gündeminde ele alınmaktadır. Bununla birlikte Türkiye’de de konu ile ilgili mecliste önemli kararların hazırlığı yapılmaktadır. Ayrıca bilimsel olarak da tüm akademisyenler bu konuya hassasiyet göstermekte ve çözüm arayışı içerisindedir” diye konuştu.

SU AYAK İZİ EN AZ OLAN ÜRÜNLERE GEÇİŞ YAPILMALI

Kısa süreli kuraklık durumunda Türkiye’nin iç nüfusunu besleyebilmek için stokları ve ihracatları iyi kontrol etmesi gerektiğinin altını çizen Bayramoğlu, “Bu dönemde kuraklığa dayanıklı bitkilerin yetiştirilmesi gerekir. Böyle bir durumda ise kuraklığa dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesi ve toplumun tüketim alışkanlıklarının değiştirilmesi istenebilir. İnsanların beslenmesi için gerekli karbonhidrat, yağ ve protein gibi makro-mikro besin elementleri dikkate alınarak beslenme düzeyi iyi takip ve analiz edilmelidir. Bu besin kaynaklarının önemine yönelik toplumun bilgilendirilmesi ve tüketim alışkanlıklarının değiştirilmesi için bilinçlendirilmesi gerekmektedir.  Örneğin; beslenmede gerekli olan proteinin karşılanması için  su tüketimi düşük olan protein kaynaklarına tüketim alışkanlıklarında yer verilmesi gerekir. Bu noktada “su ayak izi” ön plana çıkmaktadır. Su ayak izi; birim ürünün elde edilmesi için harcanan ve üretim aşamasından başlayıp tüketiciye kadar geçen süreçte ihtiyaç duyulan su miktarıdır. Bu doğrultuda su ayak izi en fazla olan ürünlerden en az olan ürünlere doğru geçişlerin sağlanması gerekiyor. Dolayısıyla tüketicilerimizin sağlıklı beslenebilmeleri için su ayak izi en az olan ürünlerden hangilerini tüketecekleri hakkında çalışmalar yapılmalıdır. Çalışmalar sonucunda politikalar belirlenerek toplumun yönlendirilmesi gerekir” şeklinde konuştu. (Gülşen Çopur)

 

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.