Süresiz nafakada yeni dönem! AYM kararını verdi
ANTALYA 12. Aile Mahkemesi, baktığı bir boşanma davasında Türk Medeni Kanunu’nun 175’inci maddesindeki yoksulluk nafakasına ilişkin “süresiz olarak” ibaresinin iptali istemiyle AYM’ye başvurmuştu. AYM, 4 Haziran’da düzenlemeyi Anayasa’nın 2, 5 ve 17’nci maddelerine aykırı buldu ve iptal etti. İptal kararı dünkü Resmi Gazete’de yayımlandı. Ancak yürürlüğe girmedi.
Çünkü AYM, iptalin doğuracağı hukuki boşluğu dikkate alarak hükmün yürürlüğünü Resmi Gazete’de yayımından itibaren dokuz ay sonraya erteledi. Dokuz aylık süre dün başladı. Meclis’in, 30 Haziran 2027’ye kadar iptal kararı ışığında yeni bir nafaka düzenlemesi yapması gerekiyor. Yapılacak düzenlemenin kapsamı ve varsa geçiş hükümleri yasama sürecinde netleşecek. Bu süreçte iptal edilen hüküm yürürlükte kalacak. Yeni düzenleme yapılmadığı takdirde iptal hükmü, 9 aylık sürenin sonunda yürürlüğe girecek.

MECLİS’İN YENİ NAFAKA DÜZENLEMESİ YAPMASI GEREKİYOR
İptal kararında AYM, devletin boşanma sonrası ekonomik açıdan güç durumda kalan eşin korunması için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü bulunduğunu vurguladı. Ancak bu korumanın, nafaka ödeyen taraf üzerinde ölçüsüz ve ömür boyu sürebilecek bir külfete dönüşmemesi gerektiğine dikkat çekti. AYM, nafaka yükümlülüğünün hiçbir ölçüt belirlenmeden kategorik biçimde süresiz öngörülmesinin taraflar arasındaki makul dengeyi bozduğunu belirtti.
EVLİLİĞİN SÜRESİ VE YAŞ DA HESABA KATILACAK
AYM, yeni sistemde hakimin nafakanın süresini belirlerken somut olayın koşullarını dikkate alması gerektiğine vurgu yaptı. Kararda özellikle; “Evliliğin süresi, Nafaka alacaklısı eşin yaşı, eğitim ve sağlık durumu, Çalışma hayatına katılma imkânı, Ekonomik ihtiyaçları ve bunları kendi imkânlarıyla karşılayabilme kapasitesi” gibi kriterlerin dikkate alınabileceği belirtildi. İptal kararında özetle şöyle denildi: “Yoksulluk nafakasıyla, boşanan eşlerden geçimini sağlayamayacak durumdaki yoksul eşe diğer eşin ekonomik yönden yardım etmesi sağlanarak maddi ve manevi varlığın korunması amaçlanmaktadır. Bu yönüyle boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusuru olmayan eşe evlilikten kaynaklanan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğü çerçevesinde boşanma sonrası belirli bir miktar parasal katkının sağlanması beklenebilir ise de bu yükümlülüğün hiçbir ölçüt belirlenmeksizin kategorik olarak süresiz öngörülmesi kusurlu olması dahi gerekmeyen nafaka borçlusu açısından ağır bir külfete neden olmaktadır. Bu durumda kural kapsamında evliliğin sona ermesinden sonra nafaka yükümlüsünün ömür boyu bu evliliğin sonuçlarıyla bağlı kalmasının kişilerin ruhsal/psikolojik, ekonomik ve sosyal bütünlüğü üzerinde oluşturacağı olumsuz etki devletin çatışan haklar arasında sağlaması gereken makul dengeyi ortadan kaldırmaktadır.”

MADDİ VE MANEVİ VARLIĞININ KORUNMASI
AYM kararında kriterler de gösterildi: “Somut olayın özellikleri gereği nafakanın süresiz olarak hükmedilmesini gerektiren hallere ilişkin kriterlerin de kuralda açık ve net biçimde yer alması makul dengenin sağlanması bakımından kaçınılmazdır. Bu itibarla kuralla kusuru daha ağır olmamak kaydıyla boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında her koşulda süresiz olarak nafaka isteme imkanı tanınması, devletin kişinin maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkından kaynaklanan pozitif yükümlülüğüyle bağdaşmamaktadır. Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle kuralın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.”

Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.