Yalta-2

Yalta-2
 Muhabir
Geçen haftaki yazımda Kırım ve Yalta tarihi hakkında bilgiler vermiş, Kırımın sahiplerinden biri olan Kırım Tatarlarına kadar gelmiştim.

Geçen haftaki yazımda Kırım ve Yalta tarihi hakkında bilgiler vermiş, Kırımın sahiplerinden biri olan Kırım Tatarlarına kadar gelmiştim. Kırım Tatarları ya da Kırım Tatar Türkleri, anayurtları Kırım Yarımadasıdır. Yoğun olarak Kırım, Özbekistan, Romanya ve Bulgaristan ve Türkiye'de yaşarlar.

yalta-1.jpg

Tatarların sürgün sonrası Rusya Federasyonu içinde bulunan Türk ve Müslüman azınlıklar gibi bağımsızlık hikâyeleri gözyaşı ile doludur. Bunlardan biride Tatar toplumu büyük fikir adamı İsmail Gaspıralı (1851-1914) Beydir. Gaspıralı Kırım’da Müslüman mektepleri ve Moskova’da okumuş, Osmanlı İmparatorluğu ve Avrupa’da bulunmuş, Batı’yı ve Doğu’yu geniş bir bakış acısıyla bakmış, olayları derinlemesine tetkik edebilmiş bir fikir adamıdır.

yalta-2.jpg

İsmail Gaspıralı sonrası Kırım ve Tatarlar önemli darbeler yemeye devam etmiştir. 1918-1921 arası Alman ve Bolşevik çekişmesine sahne olmuş, Kasım 1920’de Bolşevikler bütün Kırımı ele geçirmesi ile 18 Ekim 1921’de Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ilân edilmiştir.

yalta-3.jpg

Stalin döneminde 1931-1933 yıllarında patlak veren açlık ile Ukrayna, Kırım ve Kazakistan’da 15 milyon insanın ölmüştür. 2. Dünya Savaşı’nda Alman-Sovyet harbinin başlamasından kısa bir sürede Sovyetler Birliği’nin batısını işgal eden Almanları 24 Ekim 1941’de Kırım’a girmiştir. 2. Dünya Savaşını kaybeden Almanların geri çekilmesiyle birlikte Kızıl Ordu tüm Tatarları hain ilan etmiştir.

yalta-4.jpg

Kırım Tatarları için asıl büyük felâket bundan sonra başlamıştır. Stalin tarafından 11 Mayıs 1944’de imzalanan anlaşma ile tatarları kurşuna dizme, tecavüz etme ve yağma olaylarıyla karşı karşıya bırakmıştır. Diğer Müslüman halklar gibi Tatarlar da Sibirya'ya ve Orta Asya'ya sürülmüş, sürgünler esnasında trenlerle Sibirya'ya giderken binlercesi soğuk ve açlıktan yollarda ölmüştür. Birkaç yıl içinde hayatını kaybeden sayısının 100 binden az olmamak üzere yarısına yakını hayatını kaybetti, sürgün sonrası geride kalan bütün mallar yağmalandı, hemen bütün tarihî binalar ve eserler tahrip edildi.

yalta-5.jpg

1960’ların ikinci yarısından itibaren 1970’li yıllar boyunca Millî Hareket birbirini izlese de 1988’den itibaren Tatarlar büyük dalgalar halinde Kırım’a dönmeye başlar. Dönenler engellere rağmen, toprak işgal ederek derme-çatma evler kurar. 1989 a kadar Kırım’a dönenlerin sayısı 40.000’e ulaşır. Yeni şartlara uygun bir teşkilatlanmaya girişir. Millî Hareket’in 29 Nisan 1989’da “Kırım Tatar Millî Hareketi Teşkilatı” teşekkül ettirilerek başkanlığa Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu getirilir.

Ağustos 1991 darbesinden sonra Sovyetler Birliği’nin ortadan kalkması ile Kırım artık bağımsız bir devlet olan Ukrayna’ya bağlı özerk cumhuriyet haline gelir. Tatar iskân yerlerine cami, okul, millî kültür ve sanat teşekkülleri kurulmaya başlanır.

yalta-6.jpg

Şimdilerde ise Kırım Özerk Cumhuriyeti önce Ukrayna’ya bağlansa da, Şubat ve Mart 2014'te te Ruslar burayı yeniden İlhak eder. Kırım da tüm bunlar yaşanırken, Rus ve Ukraynalılar kendi özel hayatlarına devem etti. Bu nedenle de Kırım’ın en güzel yerine Yalta gibi güzel bir dinlenme yerini kurar.

yalta-7.jpg

30 sene evvel gördüğüm Yalta ne ise son gördüğümde de tabii güzelliğini devam ettiriyor. Yalta’ya gelirken yollarda Tatar köylerine rastlıyor ve iç çekiyoruz. Yerleşim yerlerinin tatar köyleri olduğu camilerinde az da olsa yükselen minarelerden anlaşılıyor. Bunca acı çeken bir milletin ayakta kalma destanından sonra dinlerine sıkı sıkıya bağlı olması ile sevincimiz had safhada diyebilirim.

yalta-8.jpg

İlk yıllara oranla yollar daha bakımlı, geniş ve sıcak asfaltlarla tamir edilmiş olduğu görülüyor. Yol boyu bakkal-manav gibi küçük işyerleri açılmış görülüyor. Trafik de hayli yoğunlaçmış, araçlar daha lüks ve havalı durumda. Otobüsle yolculuk yaptığımız için her yerde durma şansımız da yok. Böylece daha önce de kaldığımız Yalta Oteline eriyoruz. Eskiye göre daha bakımlı ve güzel görünür durumda. İlk seyahatimde karşılaştığımız yırtık-pırtık perdeler, bakımsız koltuklar ve masalar daha yeni ve örtüleri daha temizlenmiş görülüyor. Her zaman olduğu gibi bakımlı erkek ve kızlar gülerek karşılıyor. Yemekler de fena değil. Siyak tuz ve şekerin yerini nihayet beyaz ekmek, tuz ve şekerler almış.

yalta-9.jpg

Bir süre dinlendikten sonra merkeze iniyorum. Benim dikkatimi çeken güzel binalar ve sanat eserleri. Bunlardan biri gözümü okşuyor ve spatula ile yapılmış resmi satın alıyorum. Halen evimde asılı en güzel resimlerden biri olarak hakkında sıkça soru alıyorum.

yalta-10.jpg

Kaynak:Pusula Haber

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.