“Yamaç paraşütçülüğü zevkli bir hava sporu”

“Yamaç paraşütçülüğü  zevkli bir hava sporu”
Türkiye’nin tanınmış yamaç paraşütçüsü Hüseyin Çevik, “9 bin metrede büyük bir ölüm tehlikesi yaşamama rağmen yamaç paraşütü sporu yine de zevkli ve heyecanlı bir hava sporu” dedi.

Konya Aydınlar Ocağı’nın Salı Sohbetleri’nde, bir hava sporu olan yamaç paraşütçülüğünün püf noktaları konuşuldu.

Türkiye ve Konya’nın tanınmış yamaç paraşütçüsü Hüseyin Çevik, “Yamaç Paraşütçülüğü ve Adrenalin” başlıklı sohbetinde, 2002 yılında başladığı bu sporu ölüm tehlikesi atlatmasına rağmen bir türlü bırakamadığını söyledi.

Sille Kültür Evi’nde gerçekleştirilen sohbette yamaç paraşütçülüğünün tehlikeli yanları olmakla birlikte çok zevkli ve adrenalin sevenler için dayanılmaz bir spor dalı olduğunu belirten mimar Hüseyin Çevik, “Konya’da 50-60 kişiden oluşan bir grubumuz var. Biz genellikle Takkeli Dağ’da uçuyoruz. Altınapa Barajına yakın Çeviktepe Mevkii benim uçma mekânım. Loras Dağı’nda bir kere uçtum. Alanya Mahmutlar Cebelireis Dağı’nda da uçtum ve sahile çok güzel bir iniş yaptım. Bu sporu 20-55 yaş arası herkes yapabilir. En ideal kilo ise 50-85 arasıdır” dedi.

Konya Akyokuş’da 25 Mayıs 2008’de Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Uçurtma Şenliği’nde uçtuğunu ve Belenbaşı yakınlarında, o gün ve saatlerde uluslar arası hava raporu almamakla büyük bir hataya imza atarak Derbent Aladağ eteklerinde oluşan bir hortuma paraşötüyle birlikte yakalandığını anlatan yamaç paraşütü ustası Çevik, nasıl bir ölüm tehlikesi atlattığını ve 9 bin metreyi geçen bir hava koridorunda neler yaşadığını şu sözlerle dile getirdi.

“Biz her uçuşumuzda uluslar arası boyutta hava raporuna göre uçarız. O gün nasıl olduysa kendime ve o günkü havaya güvenerek rapor almadan havalandım. Daha önceden o hava raporunu bilseydim uçmazdım. Derbent Aladağ’da oluşan bir hortum beni içine çekti. İlk defa böyle bir tehlikeli uçuşla karşı karşıya kaldım. Hortum içinde her dönüşte saatte 120 km’ye ulaştı. Paraşüt iplerim 1-1,5 cm donarak buz tuttu. Ellerimin donması sonucu acı hissetmemeye başladım. Hortumdan dışarı çıkmak için pek çok manevra yapmama rağmen buna muvaffak olamadım. Sonra herşeyi Allah’a bıraktım ve gayrı ihtiyari olarak cenin pozisyonu almışım. Horum sonra beni 9 bin küsur metrede yanardağın lav püskürtmesi gibi zirvede dışarı fırlattı. Bütün bu yaşadıklarım kaç saniye ve dakika içerisinde olduğunu pek hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde yaşadığımı ve başka bir ülkede değil de Konya’da olduğumu yeşil tarlaları görünce anladım. İnişe geçtiğimde Dutlukır’daki askeri eğitim alanına inmişim. Bana ilk müdahaleyi revirde yapmışlar sonra GATA’ya sevketmişler. Tam 1 ay GATA’da yattım.  Başımdan geçenleri ve yaşadıklarımı onlara da anlattım. Nasıl sağ kaldığıma onlar da inanamadılar. Bu süre zarfında 20 ye yakın estetik ameliyat geçirdim. Konya’ya geldiğimde ellerimin kangren olma ihtimalinin olabileceğini ve biran evvel çaresine bakmamı söylediler. Araştırdım sonra Dr. İbrahim Çivi’nin bu tür hastalıklardan anladığını söylediler. Onun tedavisi sayesinde ellerim kangren olmaktan kurtuldu. Bazı parmaklarım gitti ama sağ salim kurtulduğuma dua ediyorum.”

10 bin metre yükseklikte kar, dolu ve boranın olduğu bir ortamda neler hissettiniz sorusuna Çevik, “O benim ile Allah arasında bir şey olarak kalacak. Anlatamam..” diye cevap verdi.

 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.