Yamalı Bohça Değişmeli
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni anayasa için milat kabul ettiği 11 maddelik İnsan Hakları Eylem Planının açıklanmasının ardından, gözler hukukçulara çevrildi. HUDER Konya Şube Başkanı Mustafa Yıldız, anayasanın sürekli değişikliğe uğradığı için yamalı bohçaya benzetildiğini, bu yüzden tam manasıyla değiştirilmesi gerektiğini ifade etti.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde yeni anayasa için büyük öneme sahip 11 maddelik İnsan Hakları Eylem Planını açıklamıştı. Bu yeni plan yeni anayasa için milat kabul edilirken, 2023’te Türkiye’nin sivil bir anayasaya geçişi hedefleniyor. Konu hakkında Pusula’ya açıklamalarda bulunan Hukuki Araştırmalar Derneği (HUDER) Konya Şube Başkanı Başkanı Mustafa Yıldız, “Yeni anayasa ile alakalı daha önce de 2016 yılında akim kalmış bir teşebbüs vardı. Komisyon kurulmuş ve çalışmalara başlanmıştı ama 15 Temmuz hain darbe girişimi ile bu yarım kaldı. Geçmişte başlanan bir iş olduğu göz önüne alındığı zaman anayasa değişikliği rahatlıkla yapılabilecek bir düzenleme. Büyük ihtimalle önümüzdeki süreçte anayasanın değiştirilmesi konusu tekrar tekrar gündeme gelecek ve 2023’e kadar da sonuçlanacak diye düşünüyorum” dedi.
DARBE ÜRÜNÜ BİR ANAYASA
Türkiye anayasasının defalarca değişmiş bir anayasa olduğunun altını çizen Yıldız, “Türkiye, en son şu an 1982 Anayasası ile idare ediliyor. Toplamda 21 kez değişikliğe uğramış bir anayasadan bahsediyoruz. Bu değişiklikler yüzünden bizim anayasamıza yamalı bohça deyimi de kullanılıyor. O yüzden bu yamalı bohçanın değiştirilmesi gerekiyor. Anayasamız darbeden sonra yapılan bir anayasa olduğu için her ne kadar küçük değişiklikler yapılsa da biz anayasanın ruhuna dokunamıyoruz. Çünkü bu darbe ürünü bir anayasa. Fikren darbeyi yansıtan bir anayasayı kullanmak çok sağlıklı değil artık” ifadelerini kullandı.
PARTİLER ARASI MUTABAKAT ÇOK ÖNEMLİ
Anayasanın kırmızı çizgilerinin ortaya konularak değiştirilebileceğini söyleyen Yıldız, “Anayasa demek, bir mutabakat metnidir. Sadece AK Parti’nin tek başına yapacağı bir şey değildir. Zaten Cumhur İttifakı’nın bir araya gelmesi de aritmetik olarak anayasayı değiştirmeye yetmiyor. O yüzden burada mutabakat çok önemli. Tüm partilere oy vermiş vatandaşın görüşünü, fikrini yansıtan bir anayasa oluşması lazım. Tabi bunu da süreç gösterecek. Temennimiz 1982 anayasasında insanların önüne çıkan engellerin kaldırıldığı, milletin önünü açan, Türk milletine faydalı yasaların düzenleneceği bir çalışma yapılmasıdır. Buna da engel bir durum şu anda gözükmüyor” diye konuştu.
MASADAN KAÇMAK ÇÖZÜM DEĞİL
Toplumsal olarak gelinen noktada sadece kanunların değişmesinin yeterli olmadığını ifade eden Yıldız, “Örneğin 2017’de, meclis başkanlık sistemine geçildi. Anayasa oylaması yapıldı. Vekil sayısı değiştirildi. Anayasa da değişiklik yapıldı. HSYK yapısı değiştirildi. Anayasada değişiklik yapıldı. Yani her kararda anayasada değişiklik yapmaktan ziyade bir defa ufku açık bir anayasa yapmak en sağlıklısı olacaktır. Bu noktada bunu Cumhurbaşkanı Erdoğan söyledi diye de muhalefet etmek çok mantıklı bir hareket değil. Aklıselim davranılarak bütün partilerin ortak bir noktada buluşabileceği kanaatindeyim. ‘Oynamıyorum’ demek veya masadan kaçmak çözüm değil” şeklinde konuştu.
MİLLETİN HAKLARI ANAYASAYLA GÜVENCE ALTINA ALINSIN
Dernek olarak anayasa konusunda çizgilerini de tarif eden Yıldız, “Bayrağımız, marşımız, dilimiz, dinimiz ile alakalı konuların anayasa da muhafaza edilmesini istiyoruz. Örnek vermek gerekirse 1921 Anayasası İstiklal Harbi döneminde yapılmış bir anayasa. O zaman ki şartları düşündüğünüzde bir istiklal mücadelesi veriliyor. O zaman anayasanın 2. maddesini, ‘Devletin resmi dini İslam’dır’ şeklinde düzenliyorlar. Bu diğer anayasaya kadar bu şekilde kalıyor. Yani o dönem yapılan anayasayı milli mücadeleye uygun yapıyorlar. İslam çerçevesinde toplanılmış oluyor. Daha sonra ki anayasalarda tabi bu değiştiriliyor. Süreç içerisinde milli manevi değerler dediğimiz İslami bakış açısından uzaklaşılıyor. Yani şimdi o uzaklaşılan konuların tekrar anayasal güvence altına alınması lazım. Milletin milli, manevi ve dini değerleri ile alakalı düzenlemeler anayasa ile güvence altına alınsın. Ve herkes kendini güvende hissetsin. Bir yönetmelikle, bir tüzükle, bir yasayla bağlı kalınmasın. Veya her hükümette kanunlar değişmesin. Bütün haklarımız kesin olarak anayasa ile güvence altına alınsın. Şahsi kanaatim, ‘olmaz’ demekten ziyade, ‘olsun ama nasıl olsun’ tartışılmalı” dedi. (PUSULA)

Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.