Yapı envanteri çıkarılmalı
Binalaşmanın ciddi bir hıza ulaştığı Konya’da yönetmeliklere aykırı yapılan binalar, şehrin ortasında el bombası gibi duruyor. Deprem yönetmeliği öncesinde yapılan binaların ciddi kontrollerden geçirilmesi gerektiğini belirten İnşaat Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı İbrahim Hakkı Erkan, kentin yapı envanterinin de çıkarılmasının zorunlu olduğuna dikkat çekti
Her geçtiğimiz gün şehri yüzlerce bina sarıyor. Bu binalar kentin kimliğine ne kadar yansıyor, ne kadar kurallar dâhilinde, kaliteli malzeme ve işçilik ile yapılıyor mu soruları akıllarda kalıyor. Özellikle Zümrüt Apartmanı’nda yaşanan o talihsiz yıkımdan sonra deprem riski taşıdığı tespit edilen Konya’da 1998 yılı öncesi binaların birçoğunun deprem yönetmeliğine göre yapılmadığının bilinmesi ise acı bir gerçek. Bu noktada yapılabilecekleri ve inşaat mühendislerinin bakış açısını Konya İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı İbrahim Hakkı Erkan ile konuştuk. Şehri beraber gezdiğimiz Erkan, bina bina, sokak sokak Konya’nın yapılaşmadaki doğrularını ve yanlışlarını anlattı.
Konya yerleşim açısından nasıl bir şehir? Doğru bir şekilde büyüyor mu?
Konya geçmişi çok köklü bir şehir. Dolayısıyla arazisi de çok müsait olduğu için genişleyen bir şehir olarak biliyoruz. Sürekli yeni yerleri imara açıyoruz. Ancak bunu yaparken eski yapı stokunu da gözden geçirmemiz gerekiyor. Konya 1998 yılı yönetmeliği ile 4. dereceden deprem bölgesine girdi. Yani bu yıl öncesindeki binalarda deprem hesabı yapılmamış. Konya çok geniş bir coğrafyaya sahip bir şehir. Bundan dolayı Konya, Ilgın gibi 1. dereceden deprem bölgesi ya da Ereğli gibi deprem riski çok az olan bölgeler bulunuyor. Dolayısıyla Konya’da mühendislik yapmak da çok zor.
Doğru mühendislikle yapılmış binalar depremde nasıl bir dayanıklılık eşiği gösterir?
İnşaat mühendisliği hizmetini doğru almış bir bina düşük şiddetli depremde hiç hasar almaz, orta şiddetteki depremde onarılabilecek seviyede hasar alır, şiddetli depremlerde ise içinden canımızı kurtarmamız gerekecek şekilde hasar yaşanır. Eğer çok şiddetli depremde bina hasar aldıysa ve biz içinden sağlam çıktıysak o bina doğru yapılmış demektir.
“İNTÖRN MÜHENDİSLİĞİNİN GETİRİLMESİ LAZIM”
İnşaat mühendislerinin vatandaşların yaşamı konusunda önemli bir sorumluluğu var. Her mühendis bu sorumluluğu taşıyabiliyor mu?
Günümüzde 150’ye yakın inşaat mühendisliği programı var. Ancak ilk 3 bine giren de mühendis olarak mezun oluyor, 300 bine giren de… Bu noktada büyük bir sorun var. Biz farklı puandaki öğrencileri aynı yetkilerle mezun ediyoruz. Bu nedenle intörn mühendisliğin mutlaka getirilmesi lazım. İnşaat mühendisliği 5 yıla çıkarılacak, son bir yılı yarısı büro yarısı sahada olmak üzere staj görülecek. Biz bu noktada referans belgesi yönetmeliği için de çalışmalarımızı başlattık.
Nedir referans mühendisliği?
Bu yönetmelik Danıştay’dan da onayını alırsa Türkiye çapında uygulamaya geçecek ve inşaat mühendislerimiz belli alanlarda referans kişiler haline gelecek. İnşaat mühendisliğinin birçok farklı ana bilim dalı mevcut. Bu yönetmelik ile mühendislerin bu ana bilim dallarından bir veya bir kaçında uzmanlaşması demektir. Bu kanunen mühendisler arasında sınıflandırma yapıyor anlamına gelmeyecek. Tamamen mühendislerin kendi isteğiyle bir sınıflandırma olacak. Mühendislere ne ekstra bir yetki veriyoruz ne de elindeki yetkiyi kısıtlıyoruz. Ancak inşaat mühendisliğinin önemine dikkat çekmek için böyle bir yola gidiyoruz.
Konya’nın eski yapılarına dönecek olursak, deprem yönetmeliğine uygun yapılamayan birçok yapı olduğunu söylediniz. Bu binalar için nasıl bir çözüm yolu bulunuyor?
Konya’da eski yapı stoku çok fazla ve bu binaların kesinlikle gözden geçirilmesi gerekiyor. Depreme dayanıklılıklarının ölçülmesi lazım. Yönetmeliklerin uygulanıp uygulanmadığının kontrol edilmesi şart. Tarihi eserlerimize baktığımız zaman yüzyıllardır duran binalar var. Fakat bizim yaptığımız binalar 10 yılda dökülmeye başlıyor. Bu nedenle özellikle deprem yönetmeliği öncesinde yapılan binaların yapı envanterlerinin çıkarılması gerekiyor. Yapı envanteri için odamıza, üniversitelere ya da özel kuruluşlara başvurulabilir. Bizler de gerekli örnekleri alarak, binanın dayanaklılığını ölçeriz. Bunun çok acil bir şekilde yapılması lazım. Çünkü Konya’nın her yerinde saatli bomba gibi bekleyen binalarımız var. Yine sağlıklı olmayan binalar için halk arasında bilinen ismi ile kentsel dönüşüm projesi de var.
“KENTSEL DÖNÜŞÜMDE İNSAN HAYATI ÖN PLANA ALINMALI”
Kentsel dönüşüm projeleri yeteri kadar sağlıklı uygulanabiliyor mu?
Kentsel dönüşüm, herhangi bir afet riski taşıyan bölgelerdeki yapıları yıkıp afetlerde kendini güvenli tarafta tutabilmek için çıkarılan bir kanundur. Biz bunu elbette destekliyoruz, ancak ticari kaygılar nedeniyle bu projeler müteahhitler tarafından daha farklı uygulamalarla hayata geçirilebiliyor. Bu kanun tamamen vatandaşın lehine çıkarılmıştır. Kentsel dönüşüm demek eski binaları yıkıp yüksek ve lüks binaları dikip yüksek fiyata satışını yapmak değildir. Kentsel dönüşümdeki amaç insan hayatını ön plana çıkartmaktır.
Az öncede belirttiniz, binaların yönetmeliğe göre yapılmasının şart olduğunu söylediniz. Bu yönetmelik neler içeriyor?
Bu yönetmelikle, binalara gelen deprem yükleri tahmin edilir, kaç ton deprem yükü gelecek, ne kadar sallanacak gibi hesaplamalar yapılır. Sadece deprem değil rüzgâr yüklemesi, sıcaklık hareketi yüklemesi, makine yüklemesi hesaplanır. Bu şartnamelere göre mühendis binasını tasarlayarak projesini çıkartır. Müteahhitlerin görevi de orada verilen detaylara harfiyen uymaktır. Sıkıntımız burada projedeki detaylara uymamamız ve projede verilen kaliteyi yakalayamamamız.
Çıkarılan projeler müteahhitler tarafından neden tam uygulanmıyor?
Daha ucuza getirilmesi, vurdumduymazlık, işi hızlı yapmak, işin yeteri kadar önemine varamamaktan dolayı maalesef uygulamalarda sıkıntı var.
YAPI DENETİMLERİNİN TİCARİ KAYGISININ KALDIRILMASI LAZIM
Uygulamada bu kadar sıkıntı varsa, bunu denetleyen kurumlar işlerini yeteri kadar yapmıyor mu?
Denetlemeler yapı denetim firmaları tarafından devlet adına yapılıyor. Bu firmalar kaba inşaattan 15, ince inşaattan 2 yıl sorumlular. Dolayısıyla o projeyi yerinde aynen uygulatma ve denetleme görevi şuanda yapı denetimin sorumluluğunda. Ancak yapı denetimler bu görevi tam olarak yapamıyor. Çünkü kimse para verdiği biri tarafından denetlenmek istemez. Bu nedenle yapı denetimler ile müteahhitler arasındaki ticari bağın koparılması lazım ki iş kaygısı gütmeden görevlerini yerine getirebilsinler.
Ciddi bir sorunla karşı karşıyayız demek bu da…
Aynen öyle. Müteahhitler inşaat mühendislerinin projelerine uyarlarsa ortada bir sorun kalmayacak. Aslında baktığımız zaman binaların uygulamada yapılan hatalardan dolayı çökmesi utanç verici bir durum. Bu işin çözümü müteahhitlik yasası çıkartmaktan geçiyor. Mimarlık ve mühendislik kanunumuz 1938 model. Şu anda neredeyse 100 yıllık bir yasayla yönetiliyoruz. Dünyadaki değişmeyen tek şeyin değişim olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla günün şartlarına göre sınırları çizmemiz, inşaat yapacakları belli bir kritere oturtmamız lazım.
“YEREL YÖNETİMLERİN TAŞIN ALTINA ELLERİNİ KOYMASI LAZIM”
Yerel yönetimlerin burada bir yaptırım gücü var mı?
Yerel yönetimlerimizin doğru yaptıkları her şeyde arkasındayız, yanlış yaptıklarını da söylemekte yükümlüyüz. Yerel yönetimlere burada büyük görev düşüyor. Yapılan inşaatları denetlemeleri gerekiyor. Konya, belediyelerin yaptıkları icraatlar sayesinde çok güzel bir şehir haline geldi. Ama teknik durumlarda yerel yöneticilerin bağımsız hareket etmesi bizi üzüyor. Normalde belediyelerin iş yapı denetimde böyle bir görevi yok ama yapı denetimler yeteri kadar olmadığı için belediyelerin yaptırım güçlerini kullanmasını istiyoruz.
İnşaat malzemelerindeki kalite noktasında ne durumdayız?
Eski yıllara baktığımız zaman ciddi anlamda malzeme kalitesini tutturamıyorduk. Ancak şuanda malzeme noktasında çok iyi durumdayız. Konut sektöründe malzeme konusunda hiçbir sıkıntımız yok. Ancak kaliteli işçilik yok. Kaliteli işçilik noktasında da getirilen mesleki yeterlilik zorunluluğu çok yerinde bir karar oldu.
Bunca yapı hızla devam ederken sosyal donatı alanları için yeteri kadar yer bırakılıyor mu?
Bir şehir planlamasında sosyal donatı alanları çok önemli. Bir şehri yapılaştırırken dengede tutmak çok önemli. Bu nedenle binalar yapılırken gerekli sosyal donatı alanları bırakılmalı. Ancak yine bu konuda yerel yönetimlere görev düşüyor. Çünkü müteahhit bir metre kare alanını bile kullanır. (Derya Demir)
Kaynak:Pusula Haber
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.