Chp Myk Toplantısı

Chp Myk Toplantısı

Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak:- "Biz iyilikte yarış olsun diyoruz ama iktidar, belediyelerimizin çalışmalarına taş koymak için elinden geleni ardına koymuyor"- "Vatandaşın belediyelere yaptığı bağışın yerinde kullanılıp kullanılmadığını Sayıştay zaten denetleyecek yani iddia edildiği gibi 'devlet içinde devlet olma' durumu söz konusu bile değil. 'Devlet içinde devlet oluyor' diyenler, devletin içine nifak sokuyorlar"- "Türkiye'nin teknik olarak güçlü, dört başı mamur bir ekonomik prog

ANKARA (AA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, "Biz iyilikte yarış olsun diyoruz ama iktidar, belediyelerimizin çalışmalarına taş koymak için elinden geleni ardına koymuyor." dedi.

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısı Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında telekonferans aracılığıyla gerçekleştirildi.

Toplantı sürerken açıklamada bulunan Öztrak, toplantıda yeni tip koronavirüs salgınının seyrini, ülkede alınan ve alınması gereken tedbirleri, salgının ekonomi üzerindeki etkilerini ele aldıklarını belirtti.

Dünyada gündemi korona salgınının belirlediğini hatırlatan Öztrak, Türkiye'de hayatını kaybedenlerin sayısının dün 574'e çıktığını söyledi. Hayatını kaybedenlere rahmet, ailelerine baş sağlığı dileyen Öztrak, hastalanan vatandaşların bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını temenni etti.

Öztrak, bu tür salgınlarda en kritik göstergenin salgının bulaşma hızı olduğunu, Türkiye'de salgının diğer ülkelere göre daha hızlı yayıldığını ifade etti.

Nüfusun yoğun, sosyal hareketliliğin yüksek, ticaretin ve ekonomik aktivitenin canlı olduğu şehirlerde hastalık riskinin çok yüksek olduğunu vurgulayan Öztrak, bu nedenle daha katı önlemleri içeren bir "evde tut" kararının gerektiğini her fırsatta ifade ettiklerini söyledi.

İstanbul ve İzmir başta olmak üzere hastalığın hızla yayıldığı şehirlerde büyükşehir belediye başkanlarının, sokağa çıkmanın kısıtlanması için iktidara çağrıda bulunduğunu dile getiren Öztrak, iktidarın parça parça ve gecikmeli tedbirlerle hastalığın yayılma hızını kontrol altına alabileceğini düşündüğünü savundu.

Öztrak, 27 gün sonra 30 büyükşehirde ve Zonguldak'da şehre giriş çıkışların durdurulduğunu, 65 yaş ve üzeri vatandaşlara ilave olarak 20 yaşından küçüklerin de sokağa çıkmasının yasaklandığını, market ve pazar yeri gibi kalabalık yerlerde maske kullanımının zorunlu hale getirildiğini söyledi.

Bu tedbirlerin gerekli olduğunu ancak yeterli olmadığını dile getiren Öztrak, şöyle devam etti:

"İktidar sorunun önünden gitmek ve sorunu çözmek yerine sorunları geriden takip etmeyi tercih ediyor. Şehirler arası hareketliliğin kesilmesi doğru mu? Doğru. Ancak bir yandan şehirler arası trafiği keserken diğer yandan İstanbul'dan Çerkezköy'e, Çorlu'ya, Kocaeli'ne işçi taşıyan servis otobüsleri hala çalışıyor. Bu da yetmez İstanbul gibi bir metropolde, ilçeler arasında hareketlilik yoğun şekilde sürüyor. İstanbul 15,5 milyonluk dev bir şehir. Bu şehirde kilometrekare başına 2 bin 842 kişi yaşıyor. Dolayısıyla ilçeler arasındaki hareketliliği yavaşlatmadan veya durdurmadan bu devasa şehirde salgınla mücadele etmek mümkün değil."

Salgının henüz başında olunduğunu belirten Öztrak, İstanbul'da mevcut yoğun bakım ünitelerinde doluluk oranının yüzde 70'lere ulaştığının ifade edildiğini söyledi.

Öztrak, İtalya'ya salgının ülkenin en zengin, ticaret ve sanayinin bulunduğu Lombardiya'dan yayıldığını, İtalya'nın Lombardiya bölgesini karantinaya almakta çok geç kaldığını aktardı.

Faik Öztrak, şunları kaydetti:

"İtalya için Lombardiya neyse, Türkiye için de İstanbul odur. Bu durumda, en azından İstanbul'da, sokağa çıkmayı engellemek için neden bekleniyor? Milletimize 'sen evde otur, iyi olmaya bak, aşın, işin, maaşın benim devletin garantisi altında' dememenin bahanesi ne olabilir Sayın Erdoğan? Herkes sizin gibi kendini saraylarda, köşklerde koruma altına alamıyor, saraydakiler her dört günde bir kendilerine test yaptırırken, saray beslemeleri test kitleriyle sosyal medyada şov yaparken, sağlık çalışanlarımız, milletimiz test yaptırmak için kit bekliyor. Bir kez daha, 'Yanılmışım. Allah ve milletim beni affetsin' dememeniz için bu uyarıları yapıyoruz."

- "Yasa 'karantinaya alınanların giderini karşılayın' diyor"

Denizli'nin Çal ilçesi Denizler Mahallesi'nde karantina başlatıldığına işaret eden Öztrak, burada vatandaşların ihtiyaçlarının karşılanıp sonra ödenmek üzere bakkal defterine yazıldığını ileri sürdü. Umumi Hıfzısıhha Kanunu'nun 83. maddesinde "karantinaya alınan kişilerin ve ailelerinin giderleri, devlet tarafından karşılanmalıdır" ifadesinin yer aldığını söyleyen Öztrak, "Yasa 'karantinaya alınanların giderini karşılayın' diyor, siz bakkalın borç defterine giderleri yazdırıyorsunuz." dedi.

İktidarın bu salgında çalışma çağındaki nüfusu iş başında tutmakta kararlı olduğunu, bunu çok doğru bulmadıklarını dile getiren Öztrak, tedbirlerin düşünülmeden ve yarım yamalak alındığını savundu.

İktidarın önce 20 yaş altına sokağa çıkma yasağı getirdiğini, ardından da 15-19 yaş arasında 1 milyon 385 bin gencin çalıştığını fark ettiğini belirten Öztrak, İçişleri Bakanlığının alelacele çıkardığı bir genelgeyle, kamu kurumlarında veya özel sektörde sigortalı çalışan 18-20 yaş arası gençlerin sokağa çıkmasına izin verdiğini söyledi. Öztrak, bu yaş aralığındaki gençlerin sadece 470 bininin sigortalı olarak çalıştığını, 915 binin ise kayıt dışı çalıştığını kaydetti.

"Sokağa çıkması yasaklanan ancak sigortası olmadan çalışan gençler ne olacak? Onların evine kim ekmek götürecek?" sorusunu yönelten Öztrak, "470 bin sigortalı gence, 'sağlığını düşünme, çalış' diyecesiniz, ailelerinin iaşe ve ibatesini karşılamaktan kurtulacaksınız, sigortası olmadan çalışan 915 bin genci ne yapacaksınız? Tam 'bir kırk katır mı, kırk satır mı' siyaseti." diye konuştu.

Öztrak, salgınla mücadele amacıyla sosyal mesafeyi artırmak için pek çok işletmenin kapatıldığını belirterek, "Bu insanlar bugünlerde ne yiyip, ne içecek? Bu insanlara kim sahip çıkacak?" ifadesini kullandı.

Bazı ülkelerin işini kaybeden, işletmesi kapanan, sosyal güvencesi olmayanlara nakit desteği, işsiz kalınmayacağı garantisi gibi destekler verdiğini dile getiren Öztrak, Türkiye'de ise elektrik ve doğal gaz faturalarının evlere gönderilmeye devam edildiğini söyledi.

Öztrak, "Bir de gönderilen IBAN numarası var. Bu pandemi sürecinde milletine IBAN numarası gönderip bağış isteyen bir başka Cumhurbaşkanı var mı? Hiç sanmıyorum. Saray vatandaşını borçlandırıyor." dedi.

İktidarın son 17 yılda hiçbir Cumhuriyet iktidarına nasip olmayan kaynakları kullandığını öne süren Öztrak, önceki hükümetlerin 79 yılda vergi, özelleştirme, iç borç, dış borç toplam 713 milyar dolar kaynak kullandığını söyledi.

AK Parti iktidarının ise 17 yılda 2 trilyon 346 milyar dolar harcadığını, bu paranın önceki hükümetlerin kullandığı paranın 3,5 katı olduğunu iddia eden Öztrak, bu paraların nereye gittiğini sordu. Öztrak, "Görünen o ki bu kadar paraya rağmen bütçeyi tam takır etmişler, vatandaşın fitresine, zekatına, bağışına muhtaç olmuşlar. Bunlar toplanınca ne olacak? Önce yandaş müteahhitlerin garantileri ödenecek, artanlar da önceki yardım kampanyalarında olduğu gibi inekler içecek, dağa kaçacak. Vatandaşa da yine 'nereye gitti bu bizim paralar' diye sormak düşecek." şeklinde konuştu.

- "Tüm kararları yarım yamalak alıyorlar"

CHP'li belediyelerin canla başla çalıştığını, vatandaşların hayatını kolaylaştıran pek çok icraata imza attığını belirten Öztrak, CHP'li belediyelerin 280 bin 83 aileye ayni yardımda bulunduğu, 98 bin 588 aileye toplam 30 milyon 408 bin 741 lira nakdi yardım yaptığı, 231 bin 102 ailenin sularını borçlu olmasına rağmen kesmediği bilgisini verdi.

CHP'li belediyelere ait 12 bin 766 iş yerinde kiracı olan esnafın kiralarının ertelendiğini, 55 bin 964 aileye evde bakım hizmeti verildiğini aktaran Öztrak, dezenfeksiyon işlemi, temizlik malzemesi temini, ulaşım ve gıda yardımı, bir yerden bir yere nakil gibi farklı alanlardaki 377 bin 801 talebin karşılandığını kaydetti. Öztrak, 2 bin 687 sağlık çalışanına konaklama imkanı sağlandığını, ücretsiz maske dağıtımına başlandığını belirtti.

Öztrak, "İktidar maskeyi zorunlu kıldı ama aynı açıklamada maskeleri nasıl satacaklarını da açıkladılar. Sonra da bizim belediyelerimizin ücretsiz maske dağıtmasının verdiği mahcubiyetle olsa gerek bu kararlarından geri adım atmak zorunda kaldılar. Her yurttaşımıza haftada 5 maske ücretsiz dağıtılacakmış. Tüm kararları böyle yarım yamalak alıyorlar. Arkasından da düzeltmeye uğraşıyorlar. Neden? Çünkü tek adam rejimi devlette liyakatı bitirdi." değerlendirmesini yaptı.

"Devletin, 'sağlığını düşünme, sokağa çık, çalış' dediği vatandaşlarımız, kendi vergileriyle alınan bu maskeleri, iktidardan mutlaka talep etmelidir." ifadesini kullanan Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz iyilikte yarış olsun diyoruz ama iktidar belediyelerimizin çalışmalarına taş koymak için elinden geleni ardına koymuyor. AK Parti'nin siyasi çizgisindeyken 25 yıl boyunca bağış toplayan belediyelerin, yönetim bize geçtikten sonra bağış toplamalarına yasak getiriliyor. Hem de kanunsuz bir şekilde. Oysa aynı belediyeler AK Parti'de iken Gazze için, Suriyeliler için pek çok bağış kampanyası düzenledi. Geçmişte, 'yağan yağmurlarda beraberce ıslandıkları' koalisyon ortakları, rahat bağış toplasın da paralel devlet kursun diye kaldırdıkları yasakları, bugün devletin meşru organı olan belediyeleri engellemek için hem de yasaları çiğneyerek yeniden getirmeye kalkıyorlar.

Vatandaşın belediyelere yaptığı bağışın yerinde kullanılıp kullanılmadığını Sayıştay zaten denetleyecek yani iddia edildiği gibi 'devlet içinde devlet olma' durumu söz konusu bile değil. Devlet içinde devlet oluyor diyenler, devletin içine nifak sokuyorlar. Belediyelerimizin bağış kampanyalarının Erdoğan tarafından neden yasaklandığını milletimiz çok iyi biliyor. Erdoğan 31 Mart ve 23 Haziran seçim sonuçlarını halen hazmedemedi, her fırsatta mızıkçılık yapmaya devam ediyor."

- "Belediyelerimiz vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edecek"

Bu salgın krizinin Türkiye'nin milli birlik ve dayanışmayı sağlayacak makamlara, mekanizmalara acil ihtiyacı olduğunu gösterdiğini dile getiren Öztrak, bu çerçevede tüm Türkiye'yi kucaklayan bir Cumhurbaşkanlığı makamının eksikliğinin bugün her zamankinden daha çok hissedildiğini savundu.

Öztrak, "Olağanüstü küresel bir salgın varken dahi partili Cumhurbaşkanlığı sistemi tüm milleti kucaklayamıyor. Böylesine olağanüstü bir zamanda bile parti rozeti, ülkemizin ay yıldızlı bayrağının önüne geçebiliyor. Ama ne yapılırsa yapılsın belediyelerimiz ellerindeki tüm imkanlarla, vatandaşlarımızın yanında olmaya bundan sonra da devam edecek." dedi.

Faik Öztrak, bu yılın ilk 6 ayının ekonomide kaybedildiğini, yılın ikinci yarısında da ekonomi açısından tablonun çok parlak olmadığını söyledi. Ekonomik kayıpların büyüklüğünün ne olacağını ise bugün iş gücünü ve şirketleri ayakta tutacak tedbirlerin alınıp alınmadığının belirleyeceğini dile getiren Öztrak, bu dönemde gıda güvenliği konusunda gerekli tedbirlerin alınmaması halinde ilerleyen süreçte ülkenin bir de yoklukla imtihanının söz konusu olacağını belirtti.

Muhtemel bir gıda krizinin aşılması için tarım ürünlerinin ekim ve dikim dönemini kaçırmadan gerekli hazırlıkların yapılması gerektiğinin altını çizen Öztrak, çiftçinin ve tarım işçilerinin sağlıkları tehlikeye girmeden tarlaya ulaşabilmelerinin şart olduğunu dile getirdi.

Öztrak, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Çiftçilere 2020 tarım desteklerinin yarısını şimdiye kadar ödedik." ifadelerini kullandığını belirterek, çiftçiye ödenen paraların önceki yıllardan arta kalan devletin çiftçiye olan borçları olduğunu ileri sürdü.

Henüz yeni desteklerin kararnamesinin çıkmadığını aktaran Öztrak, "Kim kimi kandırıyor? Erdoğan mı milleti kandırıyor yoksa Tarım Bakanı mı Erdoğan'ı kandırıyor? Erdoğan'ı uyarıyoruz, çiftçiyle alay etmeyi bırakın. Tarlasına ve toprağına küsmüş çiftçimizi yeniden toprakla barıştırın. Tarımda derhal üretim planlamasına geçerek yeniden kendi kendimize yeter hale gelmemizi sağlayın. Ülkemizin gıda güvenliğini teminat altına alın. Salgınla mücadele etmek ile ekonomimizi savunmak birbiriyle çelişen hedefler değildir. Tersine bunlar birbirinin tamamlayıcısıdır." şeklinde konuştu.

- "Lüzumsuz harcamaları kesmek önemli"

Salgının etkilerini bertaraf etmek için diğer ülkelerin kesenin ağızını açtığını dile getiren Öztrak, iktidarın derde deva olmayacak pek çok tedbir açıkladığını iddia etti.

"İktidar açıkladığı tedbirlerin üzerine, adı var kendi yok bir 100 milyar lira yazdı." diyen Öztrak, bu yapılanın işin ciddiyetinin hala farkında olunmadığını gösterdiğini söyledi.

Öztrak, "İktidarın bütçede manevra alanı bırakmadığını artık sağır sultan biliyor. Dolayısıyla hem salgınla hem de salgının ekonomi üzerindeki olumsuz etkileriyle mücadelenin finansmanı meselesi önemli bir sorun olarak karşımızda duruyor. Harcamalar arasında bir öncelik sıralaması yapıp lüzumsuz harcamaları kesmek önemli. Biz bu konuda pek çok öneride bulunduk." değerlendirmesini yaptı.

Daralmış mali alanı genişletmek gerektiğini, bunun için de para basmak gerekeceğini anlatan Öztrak, basılan paranın dövize kaçmasını engelleyecek, Türk lirasının değerini koruyacak tedbirlerin de alınmasının önemine işaret etti.

Öztrak, şöyle konuştu:

"Para basılırsa, mutlaka salgınla ilgili tedbirler için harcanmalı. Bunun enflasyon üzerinde kalıcı etki yaratmaması için de parasal genişlemeden çıkış stratejisinin mutlaka ortaya konması gerekiyor. Tüm bunlar dört başı mamur orta vadeli yeni bir programla yapılabilir. Türkiye'nin teknik olarak güçlü, dört başı mamur bir ekonomik programa acilen ihtiyacı var. Bunun hızla hazırlanması gerekiyor. Tabii bu programın başarılı olabilmesi için de program üzerinde toplumun tüm kesimlerinin geniş mutabakatının sağlanması şart. Bu nedenle Ekonomik ve Sosyal Konseyin de derhal toplanması gerekiyor."

- "Öyle bir yasa geliyor ki adalet denen şey içinde yok"

Öztrak, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

"CHP'li belediyelerin yardım kampanyalarına bloke kondu. Hukuki süreç başlatıldı, bir gelişme var mı?" sorusunu Öztrak, "Bununla ilgili yargıya başvurduk. Kimse endişe etmesin, belediyelerimiz vatandaşlarımıza yardım yapmak isteyen yurttaşlarımızın yardımlarını bu vatandaşlarımıza ulaştırılması için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar." diye yanıtladı.

"Komisyonda kabul edilen infaz düzenlemesi ile ilgili görüşünüz nedir? CHP olarak Genel Kurulda oyunuzun rengi ne olacak?" sorusuna karşılık Öztrak, infaz yasasının af yasası haline geldiğini söyledi.

Bununla ilgili olarak hiçbir önerilerinin dikkate alınmadığını ifade eden Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dolayısıyla bu yasayı desteklemeyi bizim için zor hale getirmek için ellerinden geleni iktidar kanadı yaptı. Sayın Erdoğan da bu yasa hakkında bugüne kadar hiçbir şey söylemedi, merak ediyoruz 2018'in 5 Eylül'ün de söylediği 'Benim bir ilkem var, ilkem de şudur, devlete karşı işlenen suçlarda devlet affedici olabilir ama kişilere karşı işlenen suçlarda devletin af yetkisi yoktur' görüşünü mü muhafaza ediyor? Öyle bir yasa geliyor ki adalet denen şey içinde yok. Küçük bir örnek vereyim, rüşvet alan 6 yıl ceza yiyor, getirilen bu düzenleme ile hemen hapisten çıkıyor. Rüşveti yazan gazeteci o da 6 yıl hapis yiyor ama o 3 yıl 6 ay yatmak zorunda. Adalet bunun neresinde? Bunun gibi bir çok örnek var."

"Cengiz Holding salgın nedeniyle açılan bağış kampanyasına 34 milyon lira bağış yaptıklarını açıkladı. Bu konudaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?" sorusu üzerine Öztrak, özellikle Cumhurbaşkanları tarafından yürütülen bağış kampanyalarına yapılan bağışların tamamının vergiden indirilmesinin söz konusu olduğunu belirtti.

Kurum ve kişilerin yaptıkları bağışların tamamını vergi matrahından indirme imkanları bulunduğunu anlatan Öztrak, "Bu bağışların gerçek bağış sayılabilmesi için bu bağışların vergi matrahından düşülmesinden bu kişilerin vazgeçmesi lazım. Kaldı ki bu kişilerin geçmişte bu vergi aflarından yararlandıkları miktarları dikkate aldığımızda 34 milyon liranın, hele hele vergi matrahından düşülecek 34 milyon liranın bahsi dahi olmayacağını açık seçik görebiliriz." dedi.

Polislere zorunlu bağış yaptırıldığı iddiası ve İçişleri Bakanı'nın bu konuda bir açıklama yaptığı hatırlatılan Öztrak, "Genelge yayınlamışsınız polis teşkilatına ondan sonra da diyorsunuz ki 'hiçbir polis imzalamak zorunda değil'. Hiç kimse kusura bakmasın bunlar FETÖ taktikleri. Onlar da himmeti zorla toplarlardı şimdi öyle görüyoruz ki bağışlar da zorla toplanmaya başlandı. Hangi polis bunu imzalamayacak? İmzalayan polise hiçbir şey olmayacak ama imzalamayan polisin başına çok işler gelecek. Bu açıkçası mobbingdir." değerlendirmesinde bulundu.

"Haftada 5 adet maske yeterli mi?" sorusunu da Öztrak, "Maskeleri kime dağıtıyorsunuz? 'Sen sağlığını düşünme sokağa çık' dediklerinize dağıtıyorsunuz. Bu maskeler bir defalık kullanımı olan maskeler. Bari hiç olmazsa 'sağlığını düşünme çık' dediklerinizin sağlığını düşünün de istedikleri kadar maskeye ulaşma imkanını verin." şeklinde yanıtladı.

Öztrak, sağlık çalışanlarının şehit sayılması tartışmalarının sorulması üzerine ise bu salgında fedakarca hizmet veren sağlık çalışanlarına her türlü desteğin verilmesinden yana olduklarını, virüsle mücadele sırasında yaşamlarını yitiren sağlık çalışanlarına şehit statüsü verilmesine sıcak baktıklarını belirtti.


HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.