Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Biz millete yanlış yapana, milletin malına el uzatana sahip çıkmayız"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bu milletin kardeşliğinden artık ellerinizi çekin. Bölerek, ayrıştırarak, ötekileştirerek, varacağınız hiçbir yer olmadığını artık kabul edin" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) gerçekleştirilen Grup Toplantısında konuştu. Erdoğan, konuşmasına başlamadan önce geçtiğimiz hafta hayatını kaybeden Üsküdar Belediye Başkanvekili Dündar Ziya Gültekin'e Allah'tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine baş sağlığı diledi. Gültekin'in hayatını kaybetmesinin ardından özellikle sosyal medya platformlarında bir nefret kampanyasına şahit olduklarını dile getiren Erdoğan, "İnsanlıktan nasibini almamış bir güruh hiç tanımadıkları bir insana karşı işlerinde biriktirdikleri ne kadar cerahat varsa hepsini kustular. Bu gözü dönmüşlü, öyle bir raddeye ulaştı ki taziye mesajı yayınlayarak en temel insani vazifesini yerine getiren herkese saldırdılar. Kalbi taşlaşmış sureti dışında insanlıkla artık hiçbir alakası kalmamış bu müptezelleri de ben Cenab-ı Allah'a havale ediyorum" dedi.
"Türkiye'nin yeni bir siyaset tarzına, yeni bir siyaset diline ihtiyacı olduğunu belirttik"
Bir süredir siyasette artan kutuplaşmanın tehlikelerine dikkat çektiklerini hatırlatan Erdoğan, "Yeni yasama yılı açış hitabımızda da buna etraflıca değindik. İçinde bulunduğumuz bölgesel konjonktürde Türkiye'nin yeni bir siyaset tarzına, yeni bir siyaset diline ihtiyacı olduğunu özellikle belirttik. Siyaseti millete daha iyi hizmet etme yarışı olmaktan çıkarıp dost düşman ikiliğine hapsetmenin sadece demokrasimiz için değil toplumsal barış ve huzurumuz içinde tehdit oluşturduğunu ifade ettik. Bununla kalmayıp bir de iyi niyetli bir çağrı yaptık. Rakiplerimiz dahil tüm siyasi partileri söz konusu milletin ve memleketin menfaatleri olduğunda siyaset kurumu olarak savaş baltalarını bir yana bırakıp müştereklerimizi çoğaltmaya davet ettik" diye konuştu.
"Yirmi dört yıl boyunca Türkiye'nin sıkıntılarından rant devşirmeye çalıştılar"
Türkiye merkezli siyaset gütmenin özellikle son günlerde ihtiyaçtan öte milli bir görev olduğunun altını çizdiklerini hatırlatan Erdoğan, "Ancak son üç haftada büyük bir hayal kırıklığı yaşadık. Teessüfle belirtmek isterim ki muhalefetin bazı aktörlerinin ne böyle bir hassasiyeti ne de böyle bir gündemi var. Dünyayı ve bölgemizi hiç takip etmedikleri gibi Türkiye'ye yönelik örtülü operasyonlardan, toplumsal mühendislik projelerinden de habersizler. Kendi dar kadro çıkarları dışında her şeye gözlerini ve kulaklarını kapatmış durumdadır. Plan deseniz yok. Program deseniz yok. Ülkenin sorunlarına çözüm önerisi deseniz yok. Siyasette nezaketi koruyalım deseniz maalesef o da yok. Kusura bakmasınlar ama bu tavır doğru bir tavır değildir. Sorumlu bir tavır değildir. Türk demokrasisi için tehlikeli olduğu kadar marazi de bir tavırdır. Benim menfaatimi olacaksa isterse bu ülke batsın, bitsin, kaosa girsin tavrı son derece bencilce bir tavırdır. Türkiye üzerine operasyon hayalleri kuran çevrelere cesaret veren bir tavırdır. Üç kuruşluk siyasi ikbalini vatandaşı olduğu ülkenin mensubu olduğu milletin felaketine bağlamak egoist bir zihin dünyasının başvurumudur. Yirmi dört yıl boyunca ülkenin ayağına ne zaman taş değse umutlandılar. Yirmi dört yıl boyunca Türkiye'nin sıkıntılarından rant devşirmeye çalıştılar. Yirmi dört yıl boyunca tüm umutlarını ülkenin ekonomik, siyasi ve sosyal olarak zayıflamasına böylece iktidarın kan kaybetmesine bağladılar. Bugün de aynı ham hayali kuruyorlar" değerlendirmelerinde bulundu.
"Bu milletin kardeşliğinden artık ellerinizi çekin"
"Geçenlerde bir tanesi çıkmış şuursuzca savaştayız diyor" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
"Hayırdır beyler kiminle savaştasınız? Hangi düşmana karşı savaş ilan ettiniz? Seferberlik çıktı da bizim mi haberimiz yok? Türkiye işgal edildi de biz mi duymadık? Türkiye işgal edilmediğine, seferberlik çıkmadığına göre nereden aklınıza esti bu savaş? Öyle mi? Yirmi dört yıl boyunca bu ülkenin başına çok ciddi sıkıntılar geldi. Ülkemize aba altından sopa gösterenler oldu. Boylarına poslarına bakmadan Türkiye'yi alçakça tehdit edenler oldu. Türkiye'yi içeriden çökertmek için gezi olayları gibi nice dümen çevirdi. Muhalefeti destekleyip iktidarı devireceğiz diyeninden, dergi kapakları üzerinden mesaj verenine kadar nice saldırıya karşılaştık. Bunların hiçbirinde sesiniz çıkmadı. Türkiye'yi tehdit edenlere, Türkiye'yi karıştırmak isteyenlere karşı bir kez olsun bu dili kullandığınızı görmedik. Hatta gittiniz onlardan yardım dilendiniz, el açtınız, etek öptünüz. Şimdi çıkmış utanmadan savaştayız diyorsunuz. Allah aşkına siz ne dediğinizin lafınızın nereye gittiğinin farkında mısınız? Bu milleti düşmanlaştırmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz? Sorumlu sağduyulu siyaset yapmayı ne zaman öğreneceksiniz? Bu milletin kardeşliğinden artık ellerinizi çekin. Bölerek, ayrıştırarak, ötekileştirerek, varacağınız hiçbir yer olmadığını artık kabul edin. Böyle sorumsuz bir söylem olmaz."
"Bunların siyasetsizliği siyaset haline getirmeleri sadece söylemlerle sınırlı değildir"
Hakaret ederek, insanları tahrik ederek siyaset yapılamayacağını, siyasetin aklına geleni söyleme değil sözünü tartarak ifade etme sanatı olduğunun altını çizen Erdoğan, "'Efendim ben ona buna bakmam, istediğimi söylerim" derseniz o zaman istemediğinizi işitirsiniz. Dahası sadece kendinize sadece siyaset kurumuna değil bu ülkeye ve millete de kötülük etmiş olursunuz. Bunların siyasetsizliği siyaset haline getirmeleri sadece söylemlerle sınırlı değildir" ifadelerine yer verdi.
"Milletin malına el uzatmak bir suçsa namuslu insanlara mesnetsiz şekilde yolsuzluk ithamında bulunmak da suçtur"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fon tartışmalarında da benzer bir ciddiyetsiz tavır gördüklerini ve dedikodular üzerinden kişilerin itibarlarının hedef alındığını aktararak, "Dedikodular üzerinden insanların izzetiyle, itibarıyla oynuyorlar. Bakın, milletin malına el uzatmak ne kadar büyük bir suçsa, aynı şekilde namuslu, şerefli, onurlu insanlara mesnetsiz şekilde yolsuzluk ithamında bulunmak da o kadar büyük bir suç, o kadar büyük bir şenaattir. Bundan daha fenası ise foyan ortaya çıktığı halde işi pişkinliğe vurmaktır. Hem elinde bilgi, belge olmadan kabine üyelerimizi itham edeceksiniz, önüne gelene iftira atacaksın, devletin kurumlarını töhmet altında bırakacaksın, insanlar millete hizmete ayırması gereken vakti senin iftiralarını, senin bühtanlarını belgeleriyle yalanlamaya ayıracak; sonra da çıkacaksın yüzün kızarmadan, hiçbir mahcubiyet duymadan işi pişkinliğe vurup kulağının üstüne yatacaksın. Biz buna eyvallah demeyiz" açıklamasında bulundu.
"Bizim siyasetimizin pusulası bellidir; 86 milyonun birliği, dirliği ve huzurunun her şart altında korunmasıdır"
İftira siyasetine, "çamur at, izi kalsın" siyasetine teslim olmayacaklarına vurgu yapan Erdoğan, "Kimse kusura bakmasın; iftira atmanın, insanların izzetiyle oynamanın, insanları töhmet altında bırakmanın faturası pişkinlik olamaz. Biz hukuk zemininde, demokrasi zemininde bunun mücadelesini sonuna kadar veririz, vereceğiz. Bizim siyasetimizin pusulası bellidir; 86 milyonun birliği, dirliği ve huzurunun her şart altında korunmasıdır. Türkiye'nin toplumsal barış ve istikrarının muhafazasıdır. Milli iradenin bila kaydu şart egemen kılınmasıdır. Demokrasimizin tehditler karşısında savunulmasıdır. İçinden geçtiğimiz bu kritik dönemde iç cephemizin güçlendirilmesidir. Siyaset kurumunun itibarının korunması, milletin sorunlarına tek çözüm adresi olmaya devam etmesidir. Biz bunun için çalışıyor, bunun için mücadele ediyoruz. İnşallah bu prensipler temelinde siyaset yapmaya devam edeceğiz" dedi.
"Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini tehdit eden afetler karşısında vakit kaybetmeden harekete geçtik"
Geçtiğimiz günlerde İstanbul ve çevre illerinde meydana gelen aşırı yağış, sel ve su baskınlarının ardından vatandaşların can ve mal güvenliğini tehdit eden afetler karşısında hiç vakit kaybedilmeden harekete geçtiklerini dile getiren Erdoğan, "İlgili bakanlarımız derhal İstanbul'a intikal ettiler. Hem afetin boyutlarını hem de ihtiyaçları tespit etmek amacıyla çalışmalara vaziyet ettiler. İlk etapta 14 Ekim tarihinde afet gruplarımız, İstanbul'daki il ve ilçe AFAD yönetim merkezlerinde 7 gün 24 saat esasıyla çalışmaya başladılar. İstanbul'daki arama, kurtarma, müdahale ve destek çalışmalarında toplam 47 bin 217 personelimiz, 5 bin 280 araç ve 14 botla sahada görev aldı. 19 Ekim itibarıyla 112 Acil Çağrı Merkezi ve AFAD'a yapılan 21 bin 600 ihbar doğrultusunda toplam 3 bin 270 vatandaşımızın güvenli bölgelere tahliyesi sağlandı" şeklinde konuştu.
"Afetten olumsuz etkilenen vatandaşlarımıza her türlü desteği veriyoruz"
Başkan Erdoğan, İstanbul'da 7, Kocaeli'nde ise 1 vatandaşın hayatını kaybetmesine ilişkin gerekli her türlü soruşturma ve incelemelerin devam ettiğini kaydederek, "Bilinsin ki ihmal veya kusur varsa sorumlular ortaya çıkarılacak ve gereken hiç tereddütsüz yapılacaktır. Hepimizi üzen bu acı hadiseyi kendileri için, kendi siyasi ajandaları için, özellikle de belediyelere yönelik yolsuzluk operasyonlarını itibarsız hale getirmek için kullanmaya çalışan fırsatçılara da asla müsamaha göstermeyeceğiz. Afetten olumsuz etkilenen vatandaşlarımıza her türlü desteği veriyoruz. Vatandaşlarımızın acil ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik Aile Bakanlığımız tarafından hane başına 10 bin lira olmak üzere toplam 200 milyon lira, AFAD tarafından 230 milyon lira, Ticaret Bakanlığımız tarafından toplam 80 milyon lira İstanbul Valiliğimize aktarıldı. Şu ana kadar İstanbul'daki 37 ilçemizde 5 bin 672 haneye yaklaşık 57 milyon lira tutarında dağıtım yapıldı. Felaketin yol açtığı zarar ve hasarları en kısa sürede telafi etmek için ilgili kurumlarımızla gerekli tüm adımları atmayı sürdüreceğiz" diye konuştu.
"Suriye'de yepyeni bir sayfanın açılacağına inanıyoruz"
Suriye'de Esad rejiminin devrilmesiyle beraber Suriye halkının yıllarca anlatılacak bir zafere imza attığına dikkati çeken Erdoğan, "13,5 yıllık zulmün ardından, İsrail'in ağır tahriklerine rağmen Suriye'de barışın, huzurun ve istikrarın tekrar boy vermeye başladığını görüyoruz. Suriyeli kardeşlerimiz Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Şara'nın dirayetli liderliğinde birlik ve beraberlik içinde ortak geleceklerini inşa ediyorlar. Kuzeydeki entegrasyon sürecinin tekemmül etmesiyle birlikte Suriye'de yepyeni bir sayfanın açılacağına inanıyoruz. Biz de Türkiye olarak ihtiyaç duyulduğu her aşamada Suriye'nin yanında olmaya devam ediyor, Suriye halkının refah ve huzuru için üzerimize düşen sorumluluğu bu süreçte hakkıyla yerine getirmeye çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.
Suriye'de özellikle zalimlere, katillere ibret olması gereken çok önemli gelişmelerin de yaşandığının altını çizen Erdoğan, "Mazlumların ahı yerde kalmıyor, aheste aheste çıkıyor. Çocukları öldürmekten keyif alan caniler nereye kaçarlarsa kaçsınlar saklandıkları inlerinde tespit edilip tek tek ayıklanıyor. Ellerinde silah, önlerinde çeşitli paçavralarla Türkiye'yi tehdit edenler için; Banyas'ta 248 masumun, Reyhanlı'da 53 insanımızın kanını dökenler için; Suriyeli yavruların cenazeleri üzerinde kahramanlık pozları veren alçaklar için hesap vakti gelip çatmıştır. Hiç şüpheniz olmasın; başkaları için de hesap vakti gelecektir. Geç de olsa, yüz binlerce Suriyeli mazlumun hayatı pahasına da olsa adaletin yerini bulacak olmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Banyas, Reyhanlı ve Suriye'de gerçekleştirilen diğer pek çok katliamın faili olan teröristin yakalanmasını sağlayan Suriye istihbaratı ile Millî İstihbarat Teşkilatımızın gizli kahramanlarını yürekten tebrik ediyorum" açıklamasında bulundu.
"Meclisimizin gündemindeki yasa teklifinin yürürlüğe girmesini müteakip inşallah ödeme işlemleri biraz daha hızlanacak"
Sermaye piyasalarından yaşanan gelişmelerin ardından ortaya çıkan fon krizini üç farklı kategoride hassasiyetle yönettiklerini belirten Erdoğan, "Üç farklı kategoride konuyu hassasiyetle yönetiyoruz. İlk aşamada, tasfiyesine karar verilen fonlardaki birikimlerin yatırımcılara ödenmesidir. Fon Koordinasyon Kurulumuz ve ekonomi kurmaylarımız düzenli olarak bir araya geliyor, alınan kararları şeffaf bir şekilde kamuoyuna açıklıyor. Meclisimizin gündemindeki yasa teklifinin yürürlüğe girmesini müteakip inşallah ödeme işlemleri biraz daha hızlanacak. İkinci aşamada; hukuk ve ahlak dışı yöntemlerle manipülasyon yaparak, kimi zaman bir organizasyon dâhilinde haksız ve fahiş kazanç elde edenlerden yargı önünde hesap sorulmasıdır. Başsavcılıklarımız deliller ve itiraflar ışığında bu konuda gerekeni yapıyor. Üçüncü aşamada ise bir daha benzer bir sorunla karşılaşmamak için alınması gereken tedbirler kısmıdır. Gerek Devlet Denetleme Kurulumuzun hazırlayacağı kapsamlı rapor gerekse talimatımız doğrultusunda yürütülen diğer çalışmalar neticesinde kurumsal, bireysel veya mevzuat boyutu itibarıyla burada da her türlü adım atılacaktır" dedi.
"Biz millete yanlış yapana, milletin malına el uzatana sahip çıkmayız"
Sadece tasfiyesine karar verilen fonlardaki 455 bini aşkın yatırımcıyı değil, aileleriyle birlikte çok sayıda kişiyi etkileyen fon meselesini ciddiyetle ele aldıklarını söyleyen Erdoğan, "Meselenin üzerine de tavizsiz bir şekilde gidiyoruz. Muhalefetin ne dediği değil, ne yaptığı, meseleyi istismar için kullanması bizim umurumuzda değildir. Muhalefetin belediyelerde yaşanan skandallara sahip çıkmış olması, her türlü rezilliğin, her türlü ahlaksızlığın arkasında durmuş olması, hatta il il gezip yolsuzlukları aklama turları düzenlemiş olması da bizi ilgilendirmez. Daha önce de söyledim; biz onlara benzemeyiz. Biz millete yanlış yapana, milletin malına el uzatana sahip çıkmayız. Bizim referansımız muhalefet değildir. Bizim örneğimiz onlar asla değildir. Biz kendimizden, kendi yapıp ettiklerimizden sorumluyuz" diye konuştu.
"Ne mutlu bize ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var"
Fon meselesinin kendi tabanları tarafından yakından takip edildiğine de değinen Erdoğan, "AK Parti sadece kadrolarıyla değil, aynı zamanda hakikati söyleyen çelik çekirdeğiyle de nev-i şahsına münhasır bir harekettir. Ne mutlu bize ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var. Ne mutlu bize ki yanlışa yanlış, doğruya doğru diyen bir seçmenimiz var. Bizi bu günlere getiren, bizi son 25 yılda başarıdan başarıya koşturan işte böyle bir kadroya, işte böyle bir tabana sahip olmamızdır. Bizi bu günlere getiren önce Yüce Allah'ın yardımı, sonra aziz milletimizin desteği, daha sonra da irşat ve ikaz görevlerini layıkıyla yapan gönül dostlarımızın varlığıdır. Bunun için Rabbime her zaman hamdettim. Bugün de hamdediyorum. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da makul ve yapıcı zeminde kalmayı, dökmeyi değil inşa etmeyi, yol göstermeyi amaçlayan eleştirilere kulak vermeye inşallah devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.
"(Fon soruşturması) Biz bu meseleye bir cerrah titizliğiyle vaziyet ediyoruz"
Vatandaşların gönüllerini ferah tutmalarını, puslu havada mevzi kazanmaya çalışan fırsatçılara prim vermemeleri önerisinde bulunan Başkan Erdoğan, "Medya ve sosyal medya üzerinden algı oluşturan operasyon hesaplarına karşı dikkatli olsunlar. Bilhassa boğazlarına kadar pisliğe bulaşmış olanların dedikodudan, onlardan daha öte geçmeyen hezeyanlarına kulak asmasınlar. Biz bu meseleye bir cerrah titizliğiyle vaziyet ediyor, milletimizin çıkarını her türlü hesabın üzerinde tutuyoruz. Allah'ın izniyle ne bu camianın ne de bu milletin başını öne eğdirmedik, bundan sonra da asla eğdirmeyeceğiz. Şimdiye kadar ne size ne de milletimize mahcup olmadık. Allah'ın izniyle mahcup olmayacağız" diye konuştu.
Erdoğan, AK Parti'nin 25 yıl önce hangi ilkeler ve değerler üzerine kurulduysa günümüzde de aynı ilke ve prensiplerle hareket ettiklerini belirterek, "Biz buralarda, bu koltuklarda en çok da fakir fukaranın, garip gurebanın sesi, soluğu, sığınağı olmak için varız. Biz buralarda, bu koltuklarda yetimin başını okşamak için, öksüzün yarasını sarmak için, Allah'tan ve devletten başka kimsesi olmayanların kimsesi olmak için varız. Hani diyor ya Üstat Necip Fazıl, "insandır sanıyordum mukaddes yüke hamal. Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal, Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan; ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan." Biz işte böyle bir misyonu kuşanmış, işte bu yüke talip olmuş bir kadroyuz" şeklinde konuştu.
"Destanlar yazmaya, başarıdan başarıya, zaferden zafere koşmaya devam edeceğiz"
Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
"Bugüne kadar nice zorluğun üstesinden alnımızın akıyla geldik, nice imtihanı başarıyla verdik, nice badireyi suhuletle atlattık. Hiçbir zaman dehşet içinde, yeis içinde, karamsarlık içinde olmadık. Bugün de karamsar değiliz, umutsuz değiliz, yeis içinde hiç değiliz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak geleceğimize güvenle bakıyoruz. Çok daha çetin badirelerden, krizlerden, sınavlardan güçlenerek çıktık; Allah'ın izniyle buradan da güçlenerek çıkacağız. İnşallah destanlar yazmaya, başarıdan başarıya, zaferden zafere koşmaya devam edeceğiz. Rabbim ömür verdikçe, daha nice yıllar bu ülke için, bu millet için sizlerle birlikte çalışmaya, hizmet üretmeye devam edeceğiz. Meclisimize sunulan 2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ve 2025 yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi ile Sayıştay raporlarının hayırlı olmasını diliyorum. Aynı şekilde Pakistan ve Suudi Arabistan'la beraber imzaladığımız ortak savunma anlaşmasını da onaylanmak üzere Gazi Meclisimize ilettik. Dün Libya'dan son derece sevindirici bir haber aldık. Libya Temsilciler Meclisi, Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanları mutabakat muhtırasını oy birliğiyle kabul etti. Bu önemli kararın da hayırlı uğurlu olmasını diliyor, sizlerin vasıtasıyla Libya Temsilciler Meclisindeki tüm kardeşlerime selamlarımı yolluyorum."
Kaynak:İhlas Haber Ajansı
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.