DİN GÜVENLİĞİ KANUNU ÇIKARILMALI

Başta gençlerimiz olmak üzere ülkemiz insanının imanına yoğun saldırılar yapıldığını son zamanlardaki Deizm tartışmaları bir kez daha göstermiştir. Şunu açık olarak ifade etmeliyim ki, din güvenliğimiz tehdit altındadır.

Bir insan için can güvenliği ne kadar önemli ise bir Müslüman için din güvenliği çok daha önemli ve önceliklidir. Canına kastedilen insanın sadece bu dünyası mahvedilirken imanına kastedilen bir Müslümanın ebedi dünyası mahvedilmektedir. Özellikle gençlerimizin imanını bozmaya yönelik çalışmalar iki yüz yıldır yoğun olarak devem etmektedir.

Çoğumuzun bildiği “İngiliz Casusunun İtirafları” adlı kitapta bu faaliyetler ayrıntılı olarak açıklanmaktadır. Kitabın bir bölümünde “Kız, erkek, bütün İslâm gençliğinin kafasını karıştırıp İslamiyet hakkında şüphe ve tereddüde düşmelerini temin etmeliyiz. Mektep, kitap, mecmua ve bu iş için yetiştirilmiş elemanlarımızın vasıtası ile onların ahlaklarını sıfıra indirmeliyiz. Yahudi, Hıristiyan ve bütün gayr-i Müslim gençleri, onları avlamak için birer tuzak olarak yetiştirmek için, gizli cemiyetler açmalıyız” ifadeleri yer almaktadır.

İmana karşı yapılan saldırılar yukarıda ifade edildiği gibi çok eski olmakla birlikte devam ederek bugün kahredici boyutlara ulaşmıştır. Emperyalizm amaçlarını gerçekleştirmek için eskisinden daha fazla araç ve metotlar kullanmaktadır. Özel yetiştirilmiş hoca kılıklı adamları vasıtasıyla insanımızın imanını şüpheye düşürme faaliyetlerine devam etmektedirler. Üzücü ama gerçek bu ajanların şüpheye düşürdükleri insan sayısı tahminlerimizin çok çok üzerindedir. Öyle değil abartıyorsun diyebilirsiniz. Keşke sizin dediğiniz gibi olsa; ancak öyle değil:

-Öyle olmasaydı her önüne gelen İslami konularda aklına estiği gibi konuşur ve hüküm vermeye kalkışır mıydı?

-Öyle olmasaydı bu iman hırsızları bu kadar itibar görür el üstünde tutulur muydu?

-Öyle olmasaydı Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Ali Erbaş’ın bir televizyon kanalındaki programda Deizmle ilgili olarak Bizim milletimizin hiçbir ferdi böyle sapık, batıl bir anlayışa asla prim vermez, Deizm, peygambere inanmamaktır” demesi gibi çok makul bir değerlendirme bile birileri tarafından Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçunun işlendiği gerekçesiyle cumhuriyet savcıları göreve çağrılabilir miydi?

-Öyle olmasaydı yüzde 99’unun kendini Müslüman olarak tanımladığı bir ülkede Ateizm Derneği adı altında kurulan bir dernek insanları ateist, deist yapmak için çalışabilir miydi?

-Öyle olmasaydı İslam’ın öğrenilmesi, öğretilmesi ve yaşatılmasında çok önemli bir yere sahip, nefsin terbiyesi ve tezkiyesi vazifesinin icrasıyla vazifelendirilmiş Mürşit-i Kamillere, evliyaullaha iftiralar atılabilir miydi?

            -Öyle olmasaydı Müslümanların itikat yönünden kurtuluşuna vesile olan İslam’ın emir ve yasaklarının kolayca bilinmesini ve uygulanmasını sağlayan kurallar sistematiğini oluşturmuş mezhepleri “Peygamber zamanında mezhep mi?” vardı diyerek tartışmaya açar ve insanların kafasına şüphe sokabilirler miydi?

            -Öyle olmasaydı Peygamber Efendimiz(sav)’in kati emirlerinin hilâfına “Onlar gökteki yıldız gibidir, hangisini takip ederseniz doğru yolu bulursunuz” dediği sahabelerine dil uzatılabilir miydi?

            -Öyle olmasaydı kitabımız Kur’an-ı Kerim’in hilâfına Hadis-i Şerifleri delil olarak almayıp bir kısmını kabul edip bir kısmını kabul etmeyerek Peygamber Efendimiz(sav) sıradanlaştırılmaya çalışılabilir miydi?

            -Öyle olmasaydı  imanın esaslarından kader inkâr edilebilir miydi?

            -Öyle olmasaydı mucize, keramet, şefaat, kabir azabı gibi bir çok Müslümanlarca kabul edilen daha bir çok husus inkar edilebilir miydi?

            -Öyle olmasaydı Hz. Allah(cc)’a ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed(sav)’e düşman olanlar dost kabul edilip arkalarından rahmet okunabilir miydi?

-En kahredici olanı Kur'an-ı Kerim ayetlerinin tarihsel olduğunu iddia ederek hükümlerinin geldiği devire ait olduğu söylenebilir miydi?

Yüzde 99’nun kendisini Müslüman olarak tanımladığı bir ülkenin vatandaşı olarak çocuklarımın imanının güveliği için “DİN GÜVENLİĞİ KANUNU” nun çıkarılarak dinime yönelik her türlü saldırının durdurulmasını isteme hakkımın olduğunu düşünüyorum.

 Kim, bu hakkımın korunmasında vazifeli olduğu halde vazifesini yapmıyorsa huzuru mahşerde hesaplaşacağımı buradan ilan ediyorum. Bu böyle biline!

 

   

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum