DİYANET DE BİZİM CEMAATLER DE

Yaptıkları ve yapamadıklarıyla haklı veya haksız cumhuriyetin kurulduğundan günümüze birçok tartışmanın içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığımız son zamanlarda yine tartışılmaktadır. Çok çok mühim bir müessese olmakla birlikte vazifesi gereği farklı kesimlerin farklı eleştirilerine ve suçlamalarına maruz kalmaktadır.

Müesseseye, İslam’ın emir ve yasaklarının Müslüman hayatına tatbiki noktasında kamuoyuna yaptığı açıklamaları sonrasında haksız saldırılar yapıldığını zaman zaman müşahede etmekteyiz.

Tüm bunlar bir bütün olarak ele alınınca müesseseyi idare edenlerin işinin çok zor olduğu anlaşılmaktadır. İslami kesimler tarafından yapılan eleştiriler yaşanan birçok meselenin halledilmesine katkı yapacağı yerde tam tersi içinden çıkılmaz hale sokmaktadır.

Hepimiz şunu kabul etmeliyiz ki, İslam’ın Müslümanların hayatına tatbikinde büyük sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu mesele hem birey olarak hem de müessese olarak hepimizin meselesidir. Meselenin halline herkes katkı yapmak mecburiyetindedir. Bir birimizi suçlamayla, karalamayla bir yere varamayız; varmamız imkan dahilinde olmadığı gibi fitne mihraklarının ekmeğine de yağ sürmüş oluruz.

Gerek ülkemiz dahilinde ve gerekse ülkemiz haricinde yaşanan bu kadar mesele yetmiyormuş gibi İslami kesimlerin birbiriyle didişmesi bir Müslüman olarak beni derinden müteessir etmektedir. Medya aracılığıyla münakaşa yerine bir araya gelip niye meselelerimizi ortaya koyup hal çaresine bakmıyoruz?

-Neden usul olarak müzakereyi değil de münakaşayı tercih ediyoruz?

Bu ülkenin bir Müslüman vatandaşı olarak Diyanet İşleri Başkanlığımız ile Cemaatlerimizin bir araya gelerek çözüm odaklı faaliyetlerde bulunmasını isteme hakkımın olduğunu düşünüyorum.

Birçok eleştirilere maruz kalsa da Diyanet İşleri Başkanımız Ali ERBAŞ’ın göreve geldiğinden bu tarafa umutvar olacağımız duruş sergilediğine tanık olmaktayım. Sadece, İhsan ŞENOCAK olayı ile kadın müftü yardımcılarının atanmasına bir türlü akıl erdiremedim.

 Diyanet İşleri Başkanlığımızda İslami Cemaatlerimizde ülkemiz için çok önemli müesseseler olup Müslümanlar olarak bu müesseselerimizi yok sayamayız; birbirinin alternatifi gibi göremeyiz. Bu müesseseler birbirinin alternatifi değil, mütemmimidir; en azından öyle olmalıdırlar.

Ülkemizde fitne merkezine dönüşmüş bazı kişi ve gruplar her türlü medya aracılığıyla Diyanet İşleri Başkanlığımız ile İslami Cemaatler arasında çatışma varmış gibi göstermeye çalışıyorlar. Bu fitne merkezlerinin kara propagandalarına malzeme verilmemesi için herkes sorumluluk bilinci içinde hareket etmelidir.

Bazı adının önüne “dini” ekleyen internet haber siteleri yalan dolanla fitne ateşini körüklemekteler. Bunların amacı çatışma çıkarmak, karalamak, hakaret etmek; yalan, iftira ne ararsan var… Bir de kurnazlar ki, bilmeyenlere Diyanet İşleri Başkanlığımızın resmi haber sitesiymiş gibi bir görüntü de vermeye çalışıyorlar.

Bu sitelerden biri geçen yazımda önemine vurgu yaptığım “Hocalar Buluşmasını” bile hükümete karşı yapılmış bir toplantı gibi gösterecek kadar haddi aşmışlardır.

Bir Müslüman bu toplantıdan niye rahatsız olur, ben anlayamadım. Her Müslüman aralarında her ne geçerse geçsin hocaların bir araya gelmesinden birlikte hareket etmesinden mutlu olması gerekir. Bizim birlik beraberliğe ihtiyacımız var. Birlikte rahmet ayrılıkta azap var!

Hocaların buluşmasına vesile olan Cübbeli Ahmet Hoca’yı takdir etmekle birlikte özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı ve İlahiyat Hocalarına karşı toptancı değerlendirmelerini kaygılarına katılmakla birlikte doğru bulmuyorum. Eleştirilerini ve kaygılarını dile getirirken daha dikkatli olmalıdır. “İyi ki diplomam yok, iyi ki ilahiyat okumamış” diyor; laf mı yani! Maksadının ve niyetinin halisane olduğunu gayet iyi biliyorum. Ancak, Diyanet İşleri Başkanlığı personelinin büyük bir kısmını İlahiyat Fakültesi mezunlarından temin etmektedir. Eleştirmek yerine, tüm İslami Cemaatler yetiştirdiği talebelerini İlahiyat Fakültelerine yönlendirsinler ki, endişe duyduğu hususlar en aza indirilebilsin. Suçlamak kolay!

Diyanet İşleri Başkanlığımız gerek ülkemiz içinden gerekse ülkemiz dışından insanımızın inancına yönelebilecek her türlü saldırıya karşı güç birliği yapılmasının zeminini hazırlamalıdır.  

İçtenliğimle, Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Ali ERBAŞ’ın birlik beraberlik sürecinin sağlıklı bir zemine oturtulmasında etkin rol alabileceği dirayete sahip olduğuna inanıyorum. Bu süreçte Sayın Başkana yönelebilecek her türlü saldırı ve kara propagandalarda herkes Başkanın karşısında değil, yanında yer almalıdır. Yukarıda bahsettiğim siteler başkana saldırmaktadırlar.

Her Müslüman aklını başına almalı ve şu gerçeği aklından ve gönlünden çıkarmamalı; Diyanet de Bizim Cemaatler de Bizim.”

 

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

          

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum