Erdoğan, Pakistan Dönüşünde Gazetecilerin Sorularını Yanıtladı: (2)

Erdoğan, Pakistan Dönüşünde Gazetecilerin Sorularını Yanıtladı: (2)

"James Jeffrey ile ilgili olarak burada, 'Şehidimiz' demesi bizim için inandırıcı şeyler değil. İnandırıcı olmadığı gibi, güya bizim hakkımızı teslim ediyor"- "Tamam da Jeffrey’nin hakkımızı teslim etmesinden öte, burada bizim Sayın Trump'ın hakkımızı tes

ANKARA (AA) - Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "James Jeffrey ile ilgili olarak burada, 'Şehidimiz' demesi bizim için inandırıcı şeyler değil. İnandırıcı olmadığı gibi, güya bizim hakkımızı teslim ediyor. Tamam da Jeffrey’nin hakkımızı teslim etmesinden öte, burada bizim Sayın Trump'ın hakkımızı teslim etmesi çok önemli. Yani Sayın Trump da eğer bizim hakkımızı teslim edecekse bu konuda hakikaten kararlı bir duruş ortaya koyacaksa onun bir anlamı olur." dedi.

Erdoğan, Pakistan ziyaretinden yurda dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi ateşkes çağrısı yapmasına karşın, bazı ülkelerin hala Hafter güçlerine askeri yardım göndermeye devam ettiği hatırlatılarak, "Batı medyası bir süredir Hafter güçlerinin Trablus'a yönelik bir saldırı başlatacağına dair haberler yazıyor. Böyle bir harekat olması durumunda Türkiye'nin meşru yönetime sahadaki desteği ne olacak?" sorusu üzerine Erdoğan, Serrac Hükümeti ile bir anlaşma yaptıklarını anımsattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu bir askeri eğitim güvenlik anlaşmasıdır. Bu anlaşmamızın gereği olarak da biz, oradaki meşru hükümetin yanında olacağımızı yazılı kayda girmiş durumdayız. Şu anda burada bizim eğitici, öğretici ve yönetici bir kadromuz var. Hafter’in tarafında 2 bin 500 civarında Rusya'nın Wagner'i var." diye konuştu.

Wagner'in Rusya Savunma Bakanı Şoygu ve diğerleriyle toplantı halinde fotoğrafı bulunduğunu aktaran ve söz konusu fotoğrafı gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Öndeki Hafter. Şu daire içinde olan Sayın Putin’in çok samimi adamıdır. Bu adam Wagner'in başıdır. Yöneten budur. Şuradaki de Rusya Savunma Bakanı Şoygu'dur. Hemen onun yanında da Rusya Genelkurmay Başkanı Gerasimov'u görüyorsunuz. Bunlar şu anda Rusya'nın en üst düzey askeri noktadaki güvenlik kadrosudur. Şu anda Wagner'i de orada bunlar yönetiyor. Bunlarla iş yürüyor. Hala kalkıp diyorlar ki bizim orayla bu noktada ilişkimiz yok. Şu anda bizzat Rusya en üst düzeyde oradaki bu savaşı yönetiyor. Bir de Sudan'dan 5 bin civarında savaşçı var. Çad'dan gelenler var. Nereden bakarsanız bakın 10 bini aşkın şu anda dışarıdan gelmiş asker var. Sayın Serrac ile yaptığımız bu eğitim ve güvenlik anlaşmasının gereğini sonuna kadar yerine getirmeye devam edeceğiz.

Hafter'in yanında olanlar belli. Mısır, Abu Dabi yönetimi, aynı şekilde Suud ve Fransa Hafter'in yanında. Fransa daha yeni Hafter'i davet etti. Berlin Konferansı'na gittik. Berlin Konferansı'nda adam toplantıya katılmadı, otelde bekledi. Moskova'da da aynı şeyi yaptı, kaçtı. Bizim heyetimiz oradayken, o toplantının bitimini beklemeden oradan ayrıldı. Bütün bunlara rağmen Batı hala bu adama destek veriyor. Silah, mühimmat ve para desteği veriliyor. Biz barışın tesisinden yana olduğumuzu zaten ortaya koyduk. Ama şunun bilinmesini istiyoruz, Akdeniz’deki bu hak ve menfaatler konusunda, gerek Türkiye'nin gerek Libya'nın hakkını hukukunu koruma noktasında mücadelemizi sonuna kadar inşallah sürdüreceğiz. Zaman zaman bazı imkanlar elde ettiler ama Serrac'dan yana olan ekipler orada onları derdest ettiler."

- James Jeffrey'nin Türkiye ziyareti

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey'nin Ankara ziyareti ve İdlib şehitleri için "Şehidimiz" demesi hatırlatılarak, "Amerika'yı Suriye'de rejimi etkisiz hale getirecek bir opsiyon olarak mı görüyoruz yoksa PKK'ya destek veren bir Amerika yine bize bir numara mı çeviriyor? Nasıl görüyorsunuz Amerika'nın yaklaşımını?" sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İfade ettiğiniz bu endişeleri aynı şekilde biz de taşıyoruz. Yani bunlar bize güven vermiyor. Bir bakıyorsunuz farklı, başka bir gün yaptıkları açıklamalara bakıyorsunuz daha farklı. Bundan dolayı da bunların hangisine nasıl inanacağız?" ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Şimdi ben 3-4 gün önce Sayın Putin ile görüştüm. Gayet güzel bir görüşme oldu. Ertesi gün baktık bir açıklama. O açıklamada da Türkiye'ye ciddi manada suçlamalar yapıyorlar. Biz Sayın Putin ile yaptığımız görüşmede aramızda böyle bir şey geçmedi. Size ne oluyor? Demek ki tepe başka, alt başka. James Jeffrey ile ilgili olarak burada, 'Şehidimiz' demesi bizim için inandırıcı şeyler değil. İnandırıcı olmadığı gibi, güya bizim hakkımızı teslim ediyor. Tamam da Jeffrey'nin hakkımızı teslim etmesinden öte, burada bizim Sayın Trump'ın hakkımızı teslim etmesi çok önemli. Yani Sayın Trump da eğer bizim hakkımızı teslim edecekse bu konuda hakikaten kararlı bir duruş ortaya koyacaksa onun bir anlamı olur. Bunun tabii bir de görüşmenin ardından yapılan basın açıklamasında özellikle uluslararası medyaya girmesi büyük önem taşıyor. Eğer bu sağlanırsa o zaman deriz ki bu işin kıymetiharbiyesi var."

- Doğu Akdeniz'deki gelişmeler

Doğu Akdeniz'deki sondaj ve arama faaliyetlerindeki son duruma ilişkin soruyu da yanıtlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu konudaki tutumlarının belli olduğunu ve orada bir değişikliğin söz konusu olmadığını bildirdi.

Bunun da en önemli göstergesinin yaptıkları anlaşma olduğuna vurgu yapan Erdoğan, "Şu anda iki sondaj gemimiz varken, tuttuk bir de üçüncü bir sondaj gemisi daha aldık. Şimdi bizim 3 sondaj gemimiz iki de sismik araştırma gemimiz var." bilgisini paylaştı.

"Biz kendi sondaj gemilerimizle, kendi sismik araştırma gemilerimizle burada yoğun bir çalışmanın içerisine girelim" dediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Hatta gerekirse yanımıza uluslararası camiadan da birilerinin gelmesine karar verirsek, yanımıza şirket almak mümkün. Bunları Serrac ile de görüştük. Tabii bu işler kolay işler değil, maliyeti çok çok yüksek işler. Bir sondaj, iki sondaj, üç sondaj. Çıkmaz, çıkmaz, çıkmaz, ondan sonra bir tanesinde de çıktığı andan itibaren de 'Tamam' dersin. Mesela bizim Karadeniz'de araştırmalar yaptılar ve yaptıkları araştırmalarda, 200 milyon doları aşkın yatırım yaptılar ama netice alamadılar. Anlaşmamıza göre biz onlara para vermeyeceğiz, onlar çıkartırlarsa yarı yarıya bölüşecektik. Çıkartamadılar, biz de onları uğurladık. Bu sadece kuru bir petrol arama olayı değildir. Bu olayın asıl önemli olan yanı, siz siyasi olarak da orada varsınız, askeri olarak da varsınız. Siz bu bölgede adeta burayı kontrol eden bir ülke konumundasınız. Bu bakımdan çok önemli. Bundan sonraki süreçte de aynen buradaki durumu koruyacağız. Biz zaten Akdeniz'de en uzun kıyı kenarı çizgisine sahip olan ülkeyiz."

Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri" dediğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada bir mana var. Bunun üzerinde durmak lazım." ifadesini kullandı.

"ABD'nin sahadaki politikalarından kaynaklanan durumu da düzeltmesi halinde işimiz daha da kolay olacaktır" ifadesini kullanan Erdoğan, "Fakat tabii ilginç olan şu, Hafter'i davet ediyorlar. Bu adam, Libya'yı 11 kez bombalayan adam değil mi? Şimdi de Macron çağırıyor Hafter'i. Hafter de güle oynaya oraya gidiyor. Yani bunları anlamak mümkün değil. Bunları hakikaten hem halkımıza hem dünyaya anlatmamız lazım." açıklamasını yaptı.

- FETÖ ile yurt dışında yapılan mücadele

FETÖ ile yurt dışında mücadelenin hangi aşamada olduğuna yönelik soru üzerine Erdoğan, Pakistan'ın FETÖ okullarını Maarif Vakfı’na devrettiğini anımsattı. Erdoğan, "FETÖ ile mücadele yurt dışında sürerken, hakikaten Pakistan da çok önemli bir sınav verdi ve gayet başarılı bir şekilde devam etti. Pakistan bunların adeta bütün varlıklarına el koymuş durumda. Bundan dolayı tabii bizim Pakistan şükran borcumuz var." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Pakistan yönetimi, 15 Temmuz’da nasıl ciddi bir tavır ortaya koyduysa bu konuda da Maarif Vakfımıza karşı ilk andan itibaren, keskin hatlarla tavrını koydu. Şu an, 'Bizim onlara herhangi bir taviz vermemiz söz konusu değil.' diyorlar. Zaten Pakistan, Anayasa Mahkemesi kararı ile de FETÖ’yü bir terör örgütü olarak ilan etmiş durumda. Şimdi burada 12 bin 500 öğrenci söz konusu. Bu, okullara çocuklarını vermiş aileleri de rahatlatan bir süreç. Maarif Vakfımız da buradaki çalışmalarını gayet başarılı bir şekilde sürdürüyor. Pakistan yönetimine FETÖ'den geçen bir okul şu anda boş durumda. İnşallah Maarif Vakfımıza teslim edecekler. Bunun teslimiyle buradaki süreç çok daha hızlanmış olacak."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "15 Temmuz sonrası CHP’nin temizlik sürecinde verdiği bir destek oldu mu? Kılıçdaroğlu soru sormaya devam ediyor. 'Darbe olsaydı kimin hangi görevde olacağı belli değil miydi?' diye size soruyor. Sanki liste sizdeymiş gibi. Ne söylersiniz?" sorusuna, "Onların bugüne kadar yaptıkları tek şey, FETÖ ile mücadeleyi hep sulandırmak olmuştur. Bay Kemal'in ciddi bir karşı duruşunu gördünüz mü? Onun o gece Atatürk Havalimanı'nda tankların eşliğinde kaçışını unutabilir miyiz? Orada tankların arasından kaçtı." yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu'nun Bakırköy Belediye Başkanının evine gittiğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Enteresan olan bir şey daha var, o dönemlerde basın sorduğu zaman verdiği cevap, 'O akşam oteller doluydu. Oteller dolu olduğu için Bakırköy Belediye Başkanının evine gelmek zorunda kaldım.' 3-5 kişiye o civarda yer bulunamamış.

Listeye bakınca, 'Eğer o liste kimdedir?' diye sorulursa, o listenin kimde olduğu cevabını kendisinin vermesi lazım. Niye? Zaten o listeyi beraber hareket ettikleri kişiler hazırladılar. Bunlar, malum zat, emekli genelkurmay başkanı, rahat rahat listeyi bulur çıkarır. Bu listeyi bizim düzenlediğimizi söylemek kadar süreci sulandıran bir yalan olamaz. Bunu az önce ifade ettiğim gibi, mütekait olan genelkurmay başkanı, kara kuvvetleri komutanına sorarsa gereken cevabı zaten alması lazım.

Biz yaptığımız bazı değişikliklerle Yüksek Askeri Şura'da sivillerin ağırlığını öne çıkardık. Şimdi Sayın Başbuğ soruyor. Ben de Sayın Başbuğ'a soruyorum. Muhatap almak istemem ama sormak zorundayım. Çünkü halkımın bilmesi lazım. Dürüst davranmıyor. İnandıklarını sonuna kadar savunacakmış. Ya sen inandıklarını savun da ama dürüst savun. Bir tane boruyu göstermek suretiyle milleti aldatamazsın. Önce şunu anlatman lazım. Senin Kara Kuvvetleri Komutanlığın döneminde, Genelkurmay Başkanlığın döneminde acaba kaç FETÖ'cüyü ihraç ettiniz? Önce bunu anlatması lazım. Söyle, 'Şu kadar kişiyi ihraç ettik' de. Aynı şekilde tabii şu anda rahmetli oldu Yaşar Paşa döneminde kaç kişiyi ihraç ettiniz? Söyleyin, öyle bir şey yok."

Askeri Mahkeme olayının da çok önemli olduğuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Buradan eleştiri yapıyor. Askeri mahkemelerin hayatta olması halinde bu askeri mahkeme kalkıp da İlker Başbuğ'u yargılayabilir miydi veya Yaşar Paşa'yı yargılayabilir miydi? Birisi albay, birisi general, orgeneral, korgeneral. Şu anda FETÖ'den dolayı mahkum olanlara aldıkları cezaları askeri mahkeme verebilir miydi? Bugüne kadar benim bildiğim bir İlhami Erdil Paşa, kuzey deniz saha komutanıydı. Yargılanmış, ağır bir ceza almış ve bütün apoletleri sökülmüştü. Bir onu bilirim. Onun dışında, üst düzey bir komutanın askeri mahkemede albay vesaire bunlar tarafından yargılandığı ve böyle ceza aldığını görmedim." açıklamasında bulundu.

(Sürecek)

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.