Fikir Dünyası

Fikir Dünyası

İNOVASYON NEDİR?- ROUSSEAU VE MECLİS HÜKÜMETİ -PÜRDİKKAT ÇALIŞMA -KAMP YAPARKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ -ÖRÜMCEK FOBİSİ(ARAKNAFOBİ) - MİLLER’İN DÜRTÜ KURAMI ve ÖĞRENME ARASINDAKİ İLİŞKİ

 

MİLLER’İN DÜRTÜ KURAMI ve ÖĞRENME ARASINDAKİ İLİŞKİ

İbrahim Uslu

Öncelikle bu araştırmada bolca değineceğim kavram olan “Dürtünün” ne anlama geldiğine bakalım; Dürtü: fizyolojik ya da ruhsal dengenin değişmesi sonucu ortaya çıkan ve canlıyı türlü tepkilere sürükleyebilen, kaynağı duygulanım olan içsel gerilimdir.

Miller öğrenme ve motivasyon kavramlarını ve dürtü kavramlarını nasıl ele almış birde ona bakalım;

Miller’in öğrenme ve motivasyon teorisinde merkez olarak kullandığı kavram dürtüdür. Dürtü, Miller’e göre, kişiyi harekete geçirmeye sevk eden, hareketlerini belirli bir menzile doğru yönlendiren bir canlanma halini gösterir. Dürtü halinde her zaman güçlü bir uyarıcı bulunur. Eğer bir uyarıcı yeterince güçlüyse, bir dürtü olarak rol oynar. Dürtü uyarıcısı içten veya dıştan gelebilir. Örneğin acı, dıştan gelen bir uyarıcının doğurduğu bir dürtü halidir, açlık ise içten gelen bir uyarıcının doğurduğu dürtü halidir. Bazı dürtüler, bireyin heyecan tepkileri tarafından da meydana getirilebilirler. Öfkeli bir durumdayken, bedende bir takım fizyolojik değişiklikler ortaya çıkmaktadır. Bu değişikliklerin bazıları (adrenalin düzeyinin artması, kan dolaşımının hızlanması, v.b.) şiddetli iç uyarıcıların meydana gelmesine sebep olur. İşte korku dürtüsünün nedeni bu uyarıcılardır. İçten veya dıştan dürtülerin kaynağı ne olursa olsun, bireyin uyarılmış halde kalmasını sağlarlar. Bu bakımdan dürtü güdülenmenin temelini oluşturur.

Dürtüler :

Birincil dürtüler: Açlık Susuzluk Cinsellik Acı Soluma Uyuma (doğuştan)

İkincil dürtüler: Statü Sevgi Sosyo-ekonomik durum (sonradan)

İkincil dürtüler, birincil dürtüler ile pekiştirerek elde edilir. Tepkinin ortaya çıkması söz konusu olmaz ise öğrenme oluşması mümkün değildir. Tepki, uyarana bağlıdır

Dürtülerin bazıları açlık, susuzluk ve seks gibi temel içgüdüsel kavramları barındıran dürtülerdir. Diğerleri ise ikincil dürtüler olup öğrenmeyle kazanılmıştır. Her ikisi de organizmanın harekete geçmesine, belirli tepkileri yapmasına veya yeni tepkileri öğrenmesine sebep olur.

Miller’de öğrenme durumlarındaki temel süreç dürtü eksilmesi, bunu teşkil eden öğeler ise dürtü, uyarıcı, tepki ve dürtünün şiddetindeki azalmadır. Öğrenme durumunda tepkileri etkileyen, tepkileri yönlendiren uyarıcı kümesidir. Bir organizma, belirli bir dürtüyü eksiltmek için sadece bir tepkiyi öğrenmemekte, tepkinin ortaya çıktığı şartları da öğrenmektedir. Tepkileri yönlendiren ve hangi tepkilerin yapılacağını tayin eden uyarıcılara ipucu denir. Öğrenme faaliyetinin sonunda gerçekleşen dürtü eksilmesine ödül denir.

 

Miller’ın kuramında, öğrenmenin gerçekleşebilmesi için dört temel öge bulunmaktadır: Dürtü, ipucu, tepki ve dürtü eksilmesi veya ödül. Hemen hiç bir zaman belirli bir uyarıcıyla ilgili iki (veya daha fazla) öğrenme durumu birbirinin tıpatıp aynısı olamaz. Ama aynı tepkiler her iki öğrenme durumunda da ortaya çıkabilir. Aynı tepkilerin ortaya çıkma olasılıkları durumlar arasındaki benzerliğin oranına bağlı olarak artar. Dolayısıyla, genelleme ipuçlarının benzerlik derecesine bağlıdır. Öğrenme durumlarındaki ipuçları birbirine ne kadar benzerse, tepkileri bu durumlara genelleme de o kadar artar. Ödül, tepkiyi ne kadar yakın bir zaman aralığıyla takip ederse ipucuyla ödül arasındaki bağın kuvveti o kadar artar ve dolayısıyla öğrenme de o kadar güçlü olur. Erişkinlerde ve yaşı bir hayli ilerlemiş çocuklarda ödülle ilgili bir işaret, yeterli olurken küçük çocuklarda ve hayvanlarda elle tutulur gözle görülür ödüller, yani hemen tepkiden sonra elde edilen ödüller daha etkili olmaktadır.

Miller’e göre, insanlarda öğrenme önemli ölçüde taklide dayanır. Birçok durumda insanlar, tepkileri ödüllendirilene kadar teker teker bütün tepkileri denememekte, fakat bir başkasının yaptığını tekrarlayarak karşılaştıkları problemleri çözmeye çalışmaktadırlar. Çözümü sağlayan taklit edilmiş tepkiler yerleşmekte yani öğrenilmektedir. Meşhur, saygınlığı olan, belirli bir toplumun standartlarına göre başarılı olan kişiler, diğerlerine oranla daha fazla taklit edilirler.

Miller’e göre öğrenme yoluyla kazanılan korku dürtüsü, bireyin çektiği acının, çatışmaların, nörotik davranışların asıl nedenidir. Öğrenilmiş korku dürtüsünün içeriği, şiddetli bir uyarılma, ipuçları, şiddetli uyarılmanın sonuçları ve tepkilerden ibarettir. Miller, erişkinlikte yaşanan bir çok heyecansal problemin temelinde, çocuklukta yaşanılan veya edinilen bu gibi dürtülerin bulunduğunu kabul etmektedir.

ÖRÜMCEK FOBİSİ(ARAKNAFOBİ)

Örümcek fobisi bireyden bireye değişkenlik gösterebilmektedir. Örümceğin ne olduğunu bilmeyen birey ve bilen bir bireyin verecekleri tepki de farklı olacaktır. İslam dininde örümceğin kutsal bir yeri olduğundan örümceğe yaklaşım daha farklı olabileceği gibi diğer yandan da adını bile duymak tüylerinizi diken diken edebilmektedir. Bahsetmekle karşı karşıya kalmak tamamen farklı etkiler yaratabilir de yaratmayabilir de. Bu tamamen ne şekillerde örümcekle karşılaşıldığına göre değişmektedir.

Yapılan araştırmaların bizlere sunduğu verilere bakacak olursak; birçok fobi sonradan edinilmiştir. Evrimsel olarak değerlendirildiğinde, zehirli örümceklere de rastlamamız olasıdır. Doğal olarak tepki vererek korkulması da çok olası bir durumdur. Bu tip örümcekler insan hayatını tehdit edebilmektedir. Tabi ki bireylerin korkusunu tetiklemesi ya da korkma eylemini gerçekleştirmesi için örümceğe maruz kalması gerekmektedir. Çok sık örümcekle karşılaşılmayan durumlarda böyle bir korkunuzun olup olmadığını anlayamamanız normaldir. Örümceklere açık havadan ziyade evlerde temizlik yaparken de rastlanabilir. Bu durum bireyi gerçekten dehşet içerisinde bırakabileceği gibi bir daha eve girmek konusunda ciddi problemler de yaşayabilir.

Eğer ki örümcek gördüğünüzde bir tiksintiden ziyade korku ve kaygı yaşıyorsanız ya da çığlıklarda oradan uzaklaşıyor ve bir kaygı yaşıyorsanız, örümcek fobinizin olması olasıdır.

 Nedenleri neler olabilir?

Gelişimsel olarak doğum itibariyle çocuk, anne ve babayı rol model almaktadır. Ebeveynlerden bir ya da ikisinde böyle bir korku söz konusu ise; yüksek olasılıkla bu çocuklarına da yansıyacak ve çocuk da örümcekle karşılaştığında aynı reaksiyonu verecektir. Bunun yanı sıra örümceğin zehirli olabileceği düşüncesi de doğal bir savunma mekanizması olarak korkmayı tetikleyebilir.

Günlük hayatı nasıl etkiler?

Birçok kadın için önemli bir faktör olan ev temizliğini olumsuz etkiler. Bir doğa gezisini ya da arkadaşlarınızla planladığınız piknikleri kısacası kapalı ve açık alanlardaki tüm hayatınızı olumsuz etkiler. Her an örümcekle karşı karşıya kalma düşüncesi bile huzursuz olmanıza sebebiyet verebilir.

Öncelikle benim görüşüm şudur; bireyi korkusuyla yüzleştirmek gerekmektedir. Tabi bu bireyin eline bir örümcek verileceği anlamı taşımamaktadır. Bireyin örümcek korkusuyla bir neden-sonuç ilişkisi kurarak niçin bu korkuyu yaşadığı ya da beslediği üzerine görüşmeli ve ilerleyen evrelerde örümceğin çeşitli görsellerini kullanarak, aşama aşama ilerleyerek bireydeki kaygı seviyesinin düşmesine yardımcı olunmalıdır.

Örümcek fobisi için 10 adet aşama ayarlanır onlar şunlar olur;

1-Kişinin örümcek kelimesi geçen bir ortamda o kelimeyi işitmesi böylelikle ilk aşama tamamlanmış olur.

2- Kişinin örümcek ile ilgili olaylar hayal etmesi gerekmektedir.

3- Kişinin kendi ağzından örümcek kelimesinin çıkması gerekmektedir.

4-Kişinin kağıda örümcek yazısını yazması gerekmektedir.

5-Kişinin kağıda örümcek çizmesi gerekmektedir.

6- Kişinin örümcek ile ilgili sevimli çizgi film izlemesi gerekmektedir.

7-Kişinin örümcek ile ilgili videolar ve filmler izlemesi gerekmektedir.

8-Kişinin örümcek ile ilgili bir oyuncak yahut pelüş alması gerekmektedir.

9- Kişinin uzaktan örümcek ile ilgili temas kurması gerekmektedir.

10-Kişinin örümceğe yakın ve hatta yapabiliyorsa dokunur vaziyette olması gerekmektedir.

 

Burada ben sistematik duyarsızlaştırma yöntemini kullandım. Teker teker kişinin fobisini yenmesine yavaş yavaş maruz kala kala o fobiye alışması ve korkusunu yavaş yavaş yitirmesine sebep olduğunu düşünüyorum.

Sistematik duyarsızlaştırma ise şudur; bireyin korkularına yavaş yavaş maruz kalması sağlanarak o korkuların aslında korkulması gereken fazla ve abartılı olduğunu yahut hiç korkmaması gerektiğini bireye anlatan çözüm ve tedavilerden birisidir. Birey belli bir aşamadan sonra tepkisiz kalır.

                       

------------------------------------------------------------------------------------

KAMP YAPARKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ              

M. Zahid İlhan                            

 

Şehrin gürültüsünden ve keşmekeşinden en azından birkaç günlüğüne de olsa kaçabilmek hepimizin hayali. Doğayla baş başa kalmak, tek başınıza sessizliğin ve huzurun tadını çıkarmak elbette paha biçilemez. Ancak büyük bir hevesle tek başınıza kamp yapmadan önce bazı noktalara dikkat etmek gerekmektedir.

 

Tek başınıza kamp yaparken dikkat etmeniz gerekenler:

 

1) Tecrübe Edinin: Eğer daha önce kamp yapmadıysanız ve herhangi bir kamp deneyiminiz yoksa, öncelikle ücretli ve güvenli kamp alanlarına giderek kamp konusunda deneyim kazanmalısınız. Herhangi bir kamp deneyiminiz olmadan ilk kampınızı kesinlikle tek başınıza doğada yapmamalısınız.

2) Haber Verin: Gideceğiniz yeri, eğer birden fazla yere gidecekseniz rotanızı, ortalama konaklama sürenizi ve dönüş zamanınızı en az bir yakınınıza gitmeden önce haber verin. Bulunduğunuz yerde internetiniz çekiyorsa belirli aralıklarla yer bildirimleri yaparak konumunuzun güncel kalmasını sağlayın. İnternet yok ancak sadece telefon çekiyorsa, belirli aralıklarla, yer değiştirmeden önce ve sonra en az 1 kişiye mutlaka haber verin. Ne kadar tedbirli olursanız olun, unutmayın kaza geliyorum demez!

3) Ekipmanlara Dikkat: Doğayla baş başa kaldığınızda en iyi arkadaşlarınız ekipmanlarınız olacaktır. Bu nedenle yanınızda doğru ekipmanlar olduğuna emin olun. Sadece çadırınızın olması yeterli değildir. Rotanıza ve sürenize bağlı olarak değişse de bazı temel ekipmanlar şöyle sıralanabilir;

 

İlk yardım çantası,

En az 2 adet ışık,

Paracord ip,

Acil durum düdüğü,

Acil durum battaniyesi,

Temel ihtiyaçlarınız için iyi bir bıçak.

4) Bilgi Hayat Kurtarır: Doğada korkmanız gereken en önemli şeylerin başında bilgisizlik gelmektedir. Çok normal bir durumda dahi yapacağınız basit hatalar hayatınızı tehlikeye sokabilecektir. Bu nedenle tek başınıza doğaya çıkmadan önce temel bazı bilgileri öğrenmeniz gerekmektedir. En temel bilgileri buraya yazacağız ancak tabi ki bunlara başka maddeler de eklenebilir:

Yüksek kayalıklara veya yamaçlara çıkması çok kolay ancak inmesi zordur. Böyle yerlere çıkmadan önce dönüş hesabınızı iyi yapın.

Bulunduğunuz yerde yoğun sis varsa, sis ortadan kalkana kadar bulunduğunuz yeri terk etmeyin. Özellikle yüksek rakımlı yerlerde ciddi sorunlarla karşılaşabilirsiniz.

Yağmurlu havalarda, yüksek rakımlı yerlerdeyseniz çadır kurma – toplama işlemini yağmur dindikten sonra yapmaya gayret gösterin. Aksi halde yıldırım tehlikesi yaşayabilirsiniz.

Yıldırım tehlikesinin olduğu yoğun yağışlı havalarda kesinlikle ağaç altlarına çadır kurmamalısınız.

Bilmediğiniz, tanımadığınız bitkileri, meyveleri kesinlikle yemeyin. İçtiğiniz suyun temiz olduğundan emin olun. Aksi zehirlenmeler veya çok ciddi sağlık sorunları yaşayabilirsiniz.

Doğada karşılaşacağınız hiçbir canlıya zarar vermeye çalışmayın. Siz bir şey yapmadıkça doğadaki hiçbir canlı size zarar vermeyecektir.

Çadırınızda yatarken dışarda duyduğunuz her sese kulak asmayın. Yoksa uykusuz kalırsınız ???? Unutmayın doğa uyumaz. Siz keyfinize bakın.

Yatmadan önce kesinlikle kamp ateşinizi söndürün. Sürekli yanan ateş vahşi hayvanları uzak tutmaz. Aksine dikkatlerini çekeceği için yaklaşmak isteyebilirler.

5) Sakin Olun: Doğada yalnız kaldığınızda size yardımcı olacak tek şey aklınızdır. Bu nedenle herhangi bir olay karşısında olabildiğince sakin kalmaya ve mantıklı çözümler bulmaya çalışın. Aceleci davranmak, içinde bulunduğunuz durumu daha da çözülmez bir hale sokacaktır. Bu nedenle soğuk kanlı olmaya ve sorunlar karşısınca akılcı çözümler üretmeye çalışın.

-----------------------------------------------------------------------------

PÜRDİKKAT ÇALIŞMA

Hüseyin Talha Madenci

Hayatımızın neredeyse her döneminde “dikkat” gerektiren işlerle meşgul oluyoruz. Derslere gençken, işimize orta yaşlarda, bulmacalara ise yaşlıyken odaklanıyoruz. Günümüzde ise sonsuz sayıda dikkat dağıtıcı aktivite var etrafımızda. Her ne olursa olsun pürdikkat çalışmak mümkün, bazı kurallara uymak şartıyla. Bu kurallar planlamak, uzaklaşmak ve denemek şekilden üç başlık altında özetlenebilir.

Yoğun dikkatle çalışabilmek için yapılması gereken ilk şey, ne zaman, nerede, neye gibi soruları yanıtlamaktır. Beynimizi bu sürece erkenden hazırlamak, çalışmayı pürdikkat çalışmaya  dönüştürürken çok önemlidir. Dahası planlama sayesinde çevremizdeki olayları daha rahat kontrol edebilmek mümkündür. Bizi meşgul edebilecek unsurların engellenmesi bu aşamaya bağlıdır. Örneğin, size dışarı çağırmaya çalışan bir arkadaş grubu ya da o gün erken kapanan kütüphane gibi etmenler önlenebilir.

İkinci aşama ise uzaklaşmaktır. Kişiden kişiye değişmekle beraber dikkatimizi dağıtan unsurlar genellikle sosyal medya, masa düzeni veya bazı dış etmenler gibi şeylerdir. Pürdikkat çalışma sırasında telefona gelecek bir mail veya bir Instagram bildirimi dikkatimizi dağıtacaktır. Telefonu kapatmak bu sorunları süreç içerinde en kesin çözme yoludur. Kalabalık masa ise beynimize oyalanacak objeler sunmakta olduğu için odağımızın dağılması kolaylaşacaktır. Ne yaparsak yapalım çevremizde bizim dikkatimizi almak isteyen nesneler ya da uygulamalar olacaktır. Yapılması gereken gündelik hayatta hızlı içeriklerden kaçınılmalı ve beyne uzun süre odak kalma gerekliliği öğretilmelidir.

Son olarak gereken etmen denemektir. Kısa veya uzun sürelere ulaşmak başlagıç denemelerinde oldukça zordur. En iyilerin bile günde 4 saatten fazla pürdikkat çalışamadığını unutmadan, dikkatimiz dağılsa bile denemek gereklidir. Eğer o gün az bir miktar çalıştığınız halde daha fazla çalışamayacağınızı hissediyorsanız bir sonraki güne bırakmakta hiçbir sorun yoktur. Yapılması gereken yarınki dersi planlamak olmalıdır. Başarıyı getiren anlık kazançlar değil, istikrardır.

Planlama sayesinde önümüzdeki ihtimalleri hesaplamak, dikkatimizi dağıtan unsurlardan kaçmak ve denemek, denemek ve daha çok denemek; üç aşama tamamlandıktan sonra pürdikkat çalışmaya isteğiniz kadar yakınsınız. Ulaşmak istediğiniz hedeflerine ne kadar motive olduğunuz, ne kadar çalışabileceğinizi belirleyecektir.

-----------------------------------------------------------------------------

ROUSSEAU VE MECLİS HÜKÜMETİ

Serdar Ünal

Meclis Hükümeti sistemine ait olan temel düşünce Rousseau’nun ulus iradesinin ve egemenliğinin bölünmezliği ilkesine dayanmaktadır. Rousseau’ya göre egemenlik klasik anlayışa uygun olarak sınırsız, tek, bölünemez ve devredilemez bir niteliğe sahipti ulus egemenliğinin ortaya çıktığı alan yasamadır yürütme ve yargı bağımsız bir iktidar olmayıp yasama iktidarının bir aracıdır. Meclis Hükümetinin en göze çarpan özelliği yasama ve yürütme iktidarlarının mecliste toplanmasıdır. Meclis Hükümeti sistemine göre büyük bir güç elde etmemesi için yürütme bir kişiye değil heyet halinde bir organa verilmesi gerekir meclis hükümeti sisteminde Devlet Başkanlığı yoktur. Meclis Hükümetinin temelini oluşturan ve kısaca değindiğimiz temel düşünceler diğer hükümet sistemlerini etkilemiştir şöyle ki: Meclis Hükümet sistemi parlamentonun üstünlüğü ilkesiyle başka türde hükümet sistemi kurmayı amaçlayan Anayasa sistemlerini etkilemiştir. Belki de Meclis Hükümeti sisteminin ortaya çıkmasının esas nedeni parlamento üstünlüğü ilkesinin toplumda kendini kabul ettirmesidir. Bu ise demokrasi düşüncesinin gelişmesiyle bağlantılı olarak ortaya çıkabilmiştir. Her zaman gerektiği gibi işlememişte olsa Meclis Hükümeti sistemi bu anlamda demokrasinin gelişmesinde ve yerleşmesinde önemli bir aşama olmuştur.

İster başkanlık ister parlamenter sisteme sahip ülkeler olsun yarı doğrudan hükümet sisteminin araçlarını kullandıklarında bu sistemlerin yine meclis hükümeti sisteminden etkilendiklerini belirtebiliriz halkın egemenliğinin kullanmasına doğrudan katılmasını sağlayan araçlar referandum (halk oylaması),halkın vetosu ve halkın yasa teklifidir. Günümüzde referandumun hükümet sistemleriyle bir ilgisi kalmamıştır. Referandum Başkanlık rejimi uygulayan ülkelerde de yine parlamenter sisteme sahip ülkelerde de toplumun yaşamında önemli kararlarda referanduma başvurulduğu görülmektedir.

Yine bu hükümet sistemine hakim olan temel düşüncelerden biri de halkın iradesinin tam anlamıyla meclise yansıması gerekir bu nedenle hükümet sisteminin tek meclisli olması gerekir özellikle bu düşüncesi diğer hükümet sistemleri üzerinde etkili olduğu söylenebilir parlementer sistemlerde zayıf da olsa 2 meclislilikten tek meclisliliğe doğru bir kayma söz konusudur.

Meclis Hükümet sistemi bizin parlamenter hükümet sistemi olan 1961 ve 1982 Anayasa’larının bazı hükümlerini etkilemiştir.1961ve 1982 Anayasa’larında fesih kavramı yerine meclisin yenilenmesi kavramını kullanmaları meclis hükümet sisteminin etkisidir. Yine Ulusal egemenlik ilkesinin bir devamı olarak meclisin sürekliliği yeni meclis toplanıncaya kadar eskisinin görev yapması da her iki

Anayasa’da da kullanılmıştır. Yine 1924 Anayasa’sında fesih kurumunun yer alması 1961 Anayasa’sında ise işlemi olanaksız birtakım koşullara bağlanması Meclis Hükümet sisteminin parlamenter hükümet sistemine etkileri olarak görülmektedir.

------------------------------------------------------------------------------------

İNOVASYON NEDİR?

Yunus Emre Eker

İnovasyon (yenilikçilik-yenilik) kavram olarak, hem bir süreci (yenilemeyi / yenilenmeyi) hem de bir sonucu (yeniliği) ifade eder. İnovasyon daha çok sıkıntıları giderme konusundan odaklanarak var olan bizi rahatsız eden sorunlara çözüm bulmakta olabilir. İnovasyon bir buluş değildir. Daha çok günümüzde var olan bir ürün, hizmeti ele alıp ürüne yeni etkin özellikler katıp yeniden insanlığın hizmetine sunmaktır. Bu aşamada önemli olan değişen yeni özelliğin etkin olmasıdır. Özgün bir özellik katmasıdır. Örnek vermek gerekirse telefon bir inovasyon değil ama akıllı telefonlar bir inovasyondur. Başka bir örneği ele alırsak kameralar bir inovasyon değil lakin 360 derece kameralar bir inovasyondur. Bunun gibi sayfalarca örnek bulabiliriz.

 

Peki bu inovasyon dediğimiz kavram neden bu kadar önemlidir? Bir ürünü, üretimi, fikri, ihtiyacı geliştirmeye ve değiştirmeye temel oluşturur. Değişen ve gelişen teknoloji ile bilgiye hızlı ulaşma ihtiyacı ve rekabet kültürünü de önemli hale getirmiştir. Yeni ürünlerin geliştirilmesi, yeni düşüncelerin ekonomiye dönüşmesi, pazarın ihtiyacını karşılaması, insan kaynağı sağlaması, bilim-teknoloji-arge ile paralel ilerlemesi, kurum için yönetim süreci oluşturulmasına imkân sağlamaktadır. Pazarda rekabet avantajı sağlarken iş modeli ortaya çıkmasını da sağlar. İnovasyonun değerini dev telefon markası olan Nokia ile en iyi şekilde anlamak mümkündür.

 

Nokia 1970 yıllarının başlarında ürettiği cep telefonlarıyla dikkatleri üstüne toplamış ve 1990 yıllarında telefonları ile piyasadaki en zengin şirketlerden biri olmuştur. Bu piyasada kendisinin devrilmeyeceğine inanarak geleceğin dokunmatik ekranlı telefonlarda olduğu gerçeğini ısrarla kabullenmemesi ve tuş takımına sahip geleneksel telefonlar üretmeye devam etmesi sonucunda önce pazar liderliği kaybedilmiş, ardından gelen işten çıkarımlarla birlikte de Microsoft’a satılış süreci başlanmıştır.

 

Nokia gibi birçok şirket kendini bir türlü ileriye atamaması gibi nedenler dolayı pazarlardan çekilmek zorunda kalmıştır. İnovasyonun değeri özellikle 1900‘lü yıllarda anlayan şirketler kendilerinin üstüne koyarak 100 yıllık süreçte adeta 200 yıllık bir gelişme yaşanmıştır. Bence insanoğlu da bence Nokia gibi bir şirkete benzetebiliriz. Gelişen Dünya’da insanlar da gelişmek zorundadır. Gelişime ayak uyduramayan maalesef pazarda değeri düşüyor.

 

 

 

 

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.