Fikir Dünyası

Fikir Dünyası

Yaşamın İlerleyen Dönemlerinde Ne Ön Görüyorum- Büyük Sorun-Hastalığının Farkına Varamama Hastalığı- Pandemi İle Adım Adım Transhümanizm

YAŞAMIN İLERLEYEN DÖNEMLERİNDE NE ÖN GÖRÜYORUM

İbrahim Uslu

Bu başlık altında Erikson’un evrelerine değinerek hayatımızın ilerleyen dönemleri için öngörülerimi ifade edeceğim. Öncelikle yakınlığa karşı yalıtılmışlık evresinin ilerleyen safhalarında en etkili olacak iki süreç aile kurma süreci ve şüphesiz iş sahibi olma süreci olacaktır.

Artık ilerleyen evrede ise yani üretkenliğe karşı durgunluk evresinde kişinin hayatta belli bir şeyleri başaramadığı takdirde mutsuz ve huzursuz bir görüntü verdiğini söylemek mümkündür. Artık kişinin hayata dair bir takım işleri kazanması gerekir. Kazanamadığı takdirde bu kişiliğine de yansır ve o ezik kişiliği münasebeti ile aile içi huzursuzluklarda başrol oynar. Bu sebepten ötürü yakınlığa karşı yalıtılmışlık evresinde kişi neyi başarırsa, geliştirirse ve aktive ederse gelecek senelerde birçok konuda işi oldukça rahatlayacaktır. Buna çalışmayı da örnek verebiliriz bir hobi bir iş hatta insanlara arkadaşça yapılan yatırım da buna dahil olabilir. İlla ki bir maddi kazanım düşüncesi ile bunu yapmamamız gerekir. Edinilen her bir uğraşı her bir insan ile bağ psikososyal dünyamızı etkileyecektir.

Öncelikle verimli bir staj dönemi geçirip mesleki açıdan birçok şeyi öğrenmeyi hedeflemeliyiz. Çeşitli diller öğrenmek eserler tercüme etmek ve insanlığa katkıda bulunmak zorunda hissetmeliyiz. Mesleki açıdan zaman ne getirir bilemeyiz fakat üzerimize düşen görevleri ve sorumlulukları en iyi şekilde yapabildiğimiz ve en büyük yatırımı kendimize yapıp birçok konuda kendimizi geliştirdiğimiz takdirde inanıyorum ki hayat belli oranda bize yol verecektir. Olumsuz senaryoyu düşündüğümüz zamanda ise yine bir şey kaybetmiyoruz. Okumak ve öğrenmek birçok açıdan hayatın anlamını sevdiren ve ruhumuzun olduğunu hissettiren ve insanlara eskisinden daha önyargısız ve merhamet ile bakmamıza sebep olan uğraşılardır. Okuduğumuz bölümlere karşı, insanlığa karşı ve her şeyden önce akıl nimetini, yetenek nimetini bizlere bahşeden yaratıcıya karşı sorumluluklarımızı unutmamız gerekir.

Tekrardan üretkenliğe karşı durgunluk evresine geldiğimizde ise şunları ümit eder ve hayattan umarız. Sevdiğimiz bir hayat arkadaşı, çocuklarımız ve severek yaptığımız mesleğimiz. Tabi ki neler olur neler yaşanır bilemeyiz fakat ilerleyen dönemlerde bu tarz değişimleri temenni ediyoruz.

Benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk evresinde ise yaşımızın ilerlemiş olması sebebi ile eskisi kadar çoğu yönden güçlü olmayacağımızı hissederiz fakat o evreye gelene kadar belki de o evrede insanlığa faydalı eserler ve çalışmalar verebilmişizdir. Her canlının sonu gibi ölüm kaçınılmaz bir son olacaktır bundan ötürü o yaşta ölümü düşünerek geçmişe dair birçok sorgulama yapacağımızı tahmin ediyorum. Pişmanlık kaçınılmaz çünkü insan her zaman daha iyisinin olabileceğini düşünmüştür çağlar boyunca. Bundan ötürü daha az pişman olmak için “Baki kalan kubbede hoş bir sada imiş” anlayışı ile insanlığa faydalı işlerde bulunarak hayata veda etmemiz inanıyorum ki borcumuzu bir nebze dahi olsa ödememiz için niyetimizi gösterecektir…

------------------------------------------------------------------------------

BÜYÜK SORUN

Hüseyin Talha Madenci

Herhalde günümüz internetinin bize getirdiği en büyük yararın özgürlük olduğu söylenebilir. Sadece bilgiye ulaşma özgürlüğü değil, aynı zamanda istediğin konuda konuşma özgürlüğü. Lakin, bu özgürlüğü en çok savunanlar, o özgürlüğün yitirilmesine sebep olmaktadır. Giderek özgürlük faşizmine dönen bu durum, kendi fikirlerini azınlığa uydurmak konusunda zorlanan insanlar için çileli bir hal aldı. Amerika’da Sosyal Adalet Savunucuları (Social Justice Warrior) adıyla yaftalanan bu kişilerin en büyük amacı, her hangi bir yerde, her hangi bir sebeple bir azınlık grubunu savunmak. Kadınları, homoseksüelleri ya da zencileri kullanarak kendilerinin sizden daha eşitlikçi olduklarını ispatlamak.

            Belki de ülkelerin bir çoğu böyle bir soruna sahip değil fakat internetteki popüler olan her şey Amerika menşeili olduğu için SAS bizim ve bir çok dünya ülkesinin bir problemi. Öncelikle internette özgürce yaptığımızı zannettiğimiz birçok yorumun zorunlu olarak öyle olması gerekmesini sağlamaya çalışıyorlar. Örneğin, şişman bir kadın fotoğraf atınca “çok güzelsin, sana yakışıyor” dememiz gerekmesi gibi. Bazılarının iyilik bazılarının zorunluluk olarak gördüğü bu eylemin, bırakın zıddını kendisini yapmamak bile sizin o kadının kötülüğü düşünüyorsun imalarına maruz bırakıyor. 2018 yılında çıkan Black Panther filmi hakkında kötü yorumda bulunan eleştirmenler ırkçılık ile suçlanmıştı. Bu gibi bazı nedenler sorucu Netflix gibi büyük yapımcılar bütün filmlerini belirli bir demirbaş listesine uygun şekilde hazırlıyorlar. Gay, zenci, Asyalı, trans gibi azınlık grupların hepsinin olmasına yer vererek olası tüm eleştirilerden kaçıyorlar. Eleştirmenler tarafından Yüz üzerinden 95 verilerek büyük bir beğeni kazanan “The Last of Us: Part 2”, oyuncu değerlendirmelerinden 39 almıştır. Eleştirmenlerin bu büyük beğenilerinin sebebi karakterin ‘trans’ olması ve oyunun bu yönünü sevmeleri olmuştur. Halbuki olması gereken karakterin cinsiyeti, ırkı ya da herhangi bir özelliğinin oyunu bu yönde etkilememesidir.

            Kadınları övmeyen her yorum, tecavüzcü damgasına çıkarken, siyahla alakalı her kötüleme ırkçılıkla suçlanırken, haftada iki üç kere trans övmezsek bağnaz olurken hala birileri çıkıp internetin ne kadar özgür bir platform olduğundan bahsediyor. Haklılar aslında hakimler bile bu suçlamalardan korktuğu için hukuk onların tarafında ise geri kalanlar ne yapabilirler. Sessizce içinden geçirdikleri cümleleri başka kimselerin duymasını beklemekten başka.

 

----------------------------------------------------------------------------------

HASTALIĞININ FARKINA VARAMAMA HASTALIĞI

Tevfik Çalkayak

            Hastalık. Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu diye tanımlar TDK ve ekler ruh sağlığının bozulması durumu. Yani normallikten anormalliğe, istenmeyene geçiş. Vücudun belirli bölgelerinde gerek fizyolojik ya da ruhta gerçekleşen psikolojik anormallikler, bozukluklar. Peki; ya bu anormalliklerin, değişikliklerin ya da istenmeyen durumların farkına varamasaydık?

            Hepimiz yılın herhangi bir dönemini hasta geçiririz. Hatta bazılarımız genetik yatkınlık veya barınılan ortam sebebiyle kronik hastayızdır ve hayatta olduğumuz sürece bu hastalık da bizimle beraber yoluna devam edecektir. Hayatımızda bu şekilde bir sorun olduğunda, yani önceki halimize göre bir farklılığın, değişikliğin farkına vardığımızda hemen "Ne oluyor?" sorusunu sorarız kendimize ve bu durumu çözmek için çeşitli yollar ararız (doktora gözükmek, ilaç kullanmak, istirahat vs.). İşte anosognoziden muzdarip hastalar hayatlarında gerçekleşen ve birtakım değişikliklerle sağlığının bozulmasına yol açan bu anormallikleri algılayamaz veya farkına varamaz.

            Genellikle damar tıkanıklığı, kanama, kafa travması veya kitle sonucu sağ beynin parietal lob hasarı sonucu meydana gelir. Beynin sağında ve solunda bulunmak üzere iki adet olan bu loblar, duyusal bilginin işlevi ve işlenmesi, mekansal yönelimi ve beden farkındalığını anlamak için önemlidir. Bunu daha iyi anlamak için gözlerinizi kapatıp burnunuzun tam ortasına dokunmaya çalışın. Gözleriniz kapalı olsa bile burnunuzu bulabilmeyi başaracaksınız (farklı yerlere dokunmaya çalışarak da deneyebilirsiniz). Görüldüğü üzere beyin, gözler kapalı olsa bile parietal lob sayesinde vücudun konumunun farkındadır. Anosognozi de, baskın olmayan beyin yarım küresindeki bu bölgenin hasarı sonucunda, hastanın mevcut rahatsızlığının farkına varamamasına sebep olur. Bu nedenle hasta yakınları ve doktorlar durumun farkında olsalar da anosognozik birey hastalığını inatla inkar edecektir. Örneğin vücudunun sol tarafı felçli bir hasta bu bölgenin işlevselliğinin olmadığının farkına varamaz ve hala kullanabildiğini savunur. Psikolojide hastalığa karşı başa çıkma mekanizması olan "inat ve inkar"  bu sefer başa çıkma mekanizması olarak değil de bir semptom olarak karşımıza çıkar. Bu nedenle hastalar, hastalıklarına dair içgörü yetersizlikleri sebebiyle tedaviye uymayı reddediyorlar.

            Hastalığın teşhisi oldukça zordur. Çünkü hasta kendi hastalığının farkında olmadığı için hasta yakınlarının ifadesi ile veya doktor muayenesi sonucunda tanı koyulabiliyor. Tedavi olarak, hastalığa özgül bir tedavi yok. Tedavi süreci hastalığın çıkış sebebine göre değişiklik gösterebilmekte. Nörolojik temelli hastalarda, hastalığın bir süre sonra kendiliğinden geçtiği vakalar bulunmakta. Diğer taraftan bazı araştırmacılar vestibüler uyarımın geçici iyileşme sağladığını düşünüyor. Yapılan bir araştırmada alzheimer ile ilişkisi incelenmiş ve araştırma sonuçlarında anosognozi ve alzheimer hastalığı bir arada olan hastaların, anosognozisi olmayan alzheimer hastalarına göre önemli ölçüde daha uzun bir hastalık süresi, daha şiddetli bilişsel bozukluklar ve günlük yaşam aktivitelerinde eksiklikler ve daha yüksek mani ve patolojik gülme değerleri gösterdiği belirtilmiştir. Bu sonuç da alzheimer(demans)'daki anosognozinin spesifik bir nöropsikiyatrik sendromun parçası olabileceğini düşündürmektedir. Ayrıca bipolar ve şizofreni tanısı almış vakalarla eşzamanlı olarak ortaya çıktığı da düşünülmekte. Bu durumlarda psikiyatrik muayene sonucu belirlenen antipsikotik tedaviye ek olarak bilişsel davranışçı terapi de etkin bir yöntem olarak uygulanıyor.

 

----------------------------------------------------------------------------------------

PANDEMİ İLE ADIM ADIM TRANSHÜMANİZM

İsmail Taha Eren

 

 Yeni tip corona virüs ile birlikte hayatımızın etkilenmediği bölüm kalmadı, etkilenmekle kalmayıp bu durum belki de bazı alışkanlıklarımızı tarihin tozlu sayfalarına gömmemize sebep olacak . Peki, bunlar bize getirisi olan şeyler mi yoksa götürüsü olan şeyler mi bunu zamanla göreceğiz. Bunların ötesinde kuşku yok ki bu durumu bir fırsat olarak kullanan veya fırsatı oluşturmak için bu sıkıntılı süreci oluşturmuş olabilecek kendini yarı-tanrı gören psikopatlarla karşı karşıyayız. Öncelikle kimle karşı karşıya olduğumuzdan ziyade amacın ne olduğuna bakmamızın daha faydalı olduğunu düşünüyorum. Bu yazıda hayatın temel dinamiklerinin nasıl değişiyor(ecek) olduğunu ele alacağız.

 

Küresel Dünya'da Ulus Devletleri: ABD'nin soğuk savaşla birlikte başlayan süper güç hegemonyası fetret dönemini atlatmakla birlikte çöküşe başladı diyebiliriz. Önceki rakibi Sovyet Rusya iken Sovyet Rusya'nın dağılmasından sonra dünyanın göreceli olarak tek kutba kaydığını söylemek mümkün.2008 ekonomik krizi ile birlikte ucuz işçi gücünün günümüzde anavatanı olan Çin'e kayan Londra finansörleri yeni bir güç doğmasını sağladı. Tedarik zincirlerinin dünyanın merkezi haline gelen Çin'de pandeminin başlaması ile küresel sektörde tedarik yollarının birçoğu koptu, bu da ulus devletlerine gösterdi ki küreselleşmeden ziyade kendi kendine yetebilmenin aslında ne kadar kritik ve elzem olduğunu her ülkenin bu yönde acili politikalarını ele alması gerektiğini deneyimlemiş olduk. İlerleyen yıllarda Ulus Devletlerinin kabuğuna çekilip çekilmeyeceği ise muamma(!).Bir kuşak bir yol projesi* ile Çin elindeki finansörleri bir süre daha çevresinde tutacak gibi görünüyor.

 Otokrasinin halkın içindeki kitleleri kontrol etmede(en azından korku algısını yıkmada) daha başarılı olduğunu da deneyimledik. İlerleyen yıllarda daha dikte edici yönetim tarzları bizleri bekliyor olabilir.

*= https://tr.wikipedia.org/wiki/Bir_Ku%C5%9Fak,_Bir_Yol

 

 Dijitalleşme: Günümüzün su götürmez gerçeği artık insanoğlunun teknoloji ile bütünleşmeye her geçen gün yaklaşmasıdır, pandeminin katalizör görevi gördüğü bu denklemde şimdilik bu durumu yavaşlatacak bir şey söz konusu gibi görünmüyor. Transhümanizm/Singularity 'nin ne olduğunu bilmeyenler için *. Adına kompololar kurulmuş, kitaplar yazılmış bu konunun hafife alınmaması gereken korkutucu bir olgu olduğunu söylemekle sanırım hata etmeyiz.

*https://tr.wikipedia.org/wiki/Transh%C3%BCmanizm#:~:text=Transh%C3%BCmanizm%2C%20insan%C4%B1n%20fiziksel%20ve%20bili%C5%9Fsel,bir%20entelekt%C3%BCel%20ve%20k%C3%BClt%C3%BCrel%20harekettir.

 

Türkiye’de de yeni yeni görmeye başladığımız HES kodu kullanımını en başarılı uygulayan ve pandemiden kurtulmalarının da temel sebeplerinden birisi yüksek düzey denetimi sağlayan zorunlu Hes kodu uygulamasını kullanan Çin resmen dünya için prototip ülke oldu.Evden dışarı çıkarken bile denetleme imkanını elde eden devletin böylece izleyemeyeceği kendisinden habersiz hareket edecek bağımsız ve hayalet bireyleri yok ettiğini söyleyebiliriz. Bunun getirisi olmakla birlikte götürüsü büyük zayiatlara yol açabilir.

  Sanal para sıkça gündeme gelmeye başlayan ve daha da hayatımızın içinde görebileceğimiz bu konu nakit parayı yok edebilir. Bakkaldan alışveriş yaparken bile izlenmeme gibi bir ihtimalimiz yok,sistem karşıtı bir davranış gösterme şansımız 0'a indirgeniyor, başımızdaki yönetim ne dikte ederse onu yaşamak zorunda kalabiliriz. Bunun sebebi ise o para sizin istediğimiz alanda harcayabileceğimiz bir para birimi olmayabilir, kısmi seçeneklerin arasından tercihimiz söz konusu olabilir, özgürlüğün kısıtlanmış olmasından bahsediyoruz.

 

 İlerleyen yıllarda BM toplanması ile pasaport sisteminin kalkması gündeme gelebilir, uluslararası sağlık durumunu göstermemizi sağlayan bir çip veya bir kart gündeme gelebilir(şu an şehirler arası uygulanan HES kodu gibi). Devletlerin bu uygulama ile daha çok kendi ülkesinde yaşanmayan salgın veya bağışıklık oluşmamış viral-bakteriyel enfeksiyonları engelleme çabalarını görebiliriz.

 

 Şüphesiz ki pandemi ile birlikte yaşanan her türlü alandaki kriz ekonomiye de yansıdı. Aç kalan ve can korkusu yaşayan insanlar devletin kendisine almış olduğu önlemlere saldırmaya hazır bir konumda beklemekte ayak seslerini Fransa'da İngiltere'de ABD'de yürüyüşler ve protestolarla görüyoruz. Kitle hareketinin manipüle edilmesine  çok müsait olan halkın bu öfkesi yeni bir ekonomik sistemi ortaya çıkarmamıza sebep olabilir. BM Genel Sekreterinin açıklamasında da gördüğümüz gibi yeni bir ekonomik düzene ihtiyaç var algısı medyada gündeme gelmeye başladı, bununla birlikte yeni gelecek olan daha sosyalist bir ekonomik düzenin alt kesim için daha iyi olacağı konusunda ciddi şüphelerim var.

 

Toplum Mühendisliği: Pandemi ile birlikte korku endeksli toplum yönetiminin ne kadar etkili olduğunu gözlerimizle gördük. Aylarca evden çıkmamıza engel olacak psikolojik algı yönetimi medyada aylarca sürdü. Umutları olmayan, gelecek korkusu yaşayan, ve dini değerlerini sorgulamaya( pandemilerde tanrı kavramı ve bağlılığı sorgulanmıştır*) başlamış olan bir güruhu yönlendirmek biçimlendirmek, bir kalıba sığdırmak usta ellerde(manipülatör) çocuk oyuncağı gibidir. Önümüze sunulan fırsatmış gibi gösterilen şeyler belki de zihinsel özgürlüğümüzün sonunu getirebilir.1950'lerden beri CIA'nın zihin kontrol üzerine yaptığı çalışmalar (MKULTRA-MKDELT-HAARP gibi) farklı proje ismi farklı bir yöntemle (sosyal medya, radyo, televizyon) üstümüzde deneniyor hatta kullanılıyor bile olabilir. Ünlü düşünürlerin ve sosyologların uzlaştığı bir nokta bizim için kritik ehemmiyettedir, bu da bir grubu yeniden biçimlendirmek istiyorsanız; korku yükleyin, ahlaki normları yıkın, aile kavramını yıkın. Bu 3 bileşenin ülkemizde de dünyada da bir araya geldiğini söyler isek hata etmeyiz. Savunmasız bir duruma çıkan bu bireysellik yönlendirilmeye çok müsait olurken bu yönlendirme beklemediğimiz şekilde çok yakınımızda olabilir. Yavaş yavaş teknolojiye bağımlı olma dönüşümümüzü tamamlayıp teknoloji ile fiziki ve zihni bütünleşmeye başladığımız şu dönemde 5G-Starlink-Elektronik çip-Sanal Para gibi faktörler bizi adım adım Transhümanizme doğru itiyor.

*= https://www.amerikaninsesi.com/a/corona-salgini-inanc-dunyamizi-nasil-etkileyecek-korona/5410256.html

 

                                                                                 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.