Hem sulu hem kuru tarımda devrim

Hem sulu hem kuru tarımda devrim

Kuraklığa dayanıklı tahılların sulu tarımda da veriminin çok yüksek olduğunu belirten Fatih Özdemir, ‘kuraklıkta 300, yağışta 900 kilo verim veriyor. yani verimini 3 katı arttırabilme kapasitesi var’ dedi

Kuraklık, günümüzün en büyük felaketlerinden bir tanesi. Kuraklığın iyiden iyiye kendini hissettirmesi ile tahıl üretiminin sekteye uğramaması için bir dizi önlemler alınmaya çalışılıyor. 2010 yılında Kuraklık Test Merkezi olarak çalışmaya başlayan, Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM)’ne bağlı Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü de bu ihtiyaca karşılık olarak kuraklığa dayanıklı tahıl üretimi yapmaya başladı. 10 yılda 10 kuraklığa dayanıklı çeşit geliştiren enstitünün Müdürü Fatih Özdemir özellikle ‘Taner’ buğdayının gelişim sürecinden bahsetti. Kuraklığın birçok çeşidi olduğunu söyleyen Özdemir, “Biz bu büyük fotoğrafın öncelikle tarımsal kuraklık kısmındayız. İklim değişikliğinin bir sonucu olan afetler ülkemizi son derece fazla etkiliyor. İşte aynı yılın içinde hem kuraklık, hem orman yangını, hem de sel oldu. Bunların hepsi iklim değişikliğinin sonucu olarak görüldü. İklim değişikliği en fazla tarım sektörünü etkiliyor bu bir gerçek. Dolayısıyla tarımsal anlamda, üreticilerimizin sistemin içinde kalabilmesi ve kuraklık dediğimiz afetten veya iklim değişikliği dediğimiz büyük ölçekli etkenden daha az zarar görmeleri için neler yapılabilir biz onun derdindeyiz” dedi.

2010 YILINDA KURAKLIK TEST MERKEZİ OLARAK ÇALIŞMAYA BAŞLADIK

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2010 yılında Konya Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nü Kuraklık Test Merkezi olarak ilan ettiğini dile getiren Özdemir, “Dolayısıyla biz 2010 yılında Kuraklık Test Merkezi olarak çalışmaya başladık. Kuraklıkla mücadelede ‘Kuraklık gelmeden ne yapılmalı?’ bu konu üzerine yoğunlaştık. Dolayısıyla kurağa dayanıklı çeşitler geliştirmek için 2010 yılından bu yana çalışıyoruz. Elimizde on binlerce materyal var. Bunlar kurağa dayanıklı mı değil mi incelememiz gerekiyordu. Bunu kuraklık gelsin de bir görelim diye bekleyemeyeceğimiz için burada önce yapay kurak alanlar oluşturduk ve buralarda materyali test ettik. Test edeceğimiz tarlayı kurak hale getirdik kendimizce. Bunlar enstitü içinde yapıldı. Tabii kontrollü koşullar da olması lazımdı. Bir de yağmur korunağı dediğimiz hareketli yapılar yaptık. Yağmur korunağı altına çok sayıda bitki sığdırabildiğimiz hareketli yapılar. Bu yapı basitçe üzeri rayların üzerinde gidip gelebilen bir kapaktan oluşuyor. Biz bunun altına testleyeceğimiz bitkileri ekiyoruz. Gece gündüz biz burada değilken yağmur yağdığında bu kapak sensörler sayesinde bitkilerin üzerini kapatıp yağmur gelmesini engelliyor. Dolayısıyla biz bu sistemlerin altında tam kontrollü dediğimiz alanlar elde ettik. Burada 10 binlerce materyali, 2010 yılından beri test ettik” dedi.

10 YIL İÇİNDE 10 ÇEŞİT GELİŞTİRDİK

Yapılan araştırmalar sonucu ellerinde bir gen havuzu oluştuğunu dile getiren Özdemir, kuraklığa dayanıklı buğdayı geliştirirken aynı zamanda en çok yüksek verim ve kalitenin de olmasına dikkat ettik. Çünkü yüksek verimli olsun ki çiftçi beğensin. Kaliteli olsun ki uncu beğensin. Yani pazara hitap edebilen bir ürün olmalı. Dolayısıyla bu özelliklerini araştırdık bir taraftan da. Bu özellik yani hem kurağa dayanıklı, hem yüksek verimli, hem de kaliteli bunların hepsi bir araya gelirse zaten mükemmel bir şey. Bir de hastalık ve zararlılara dayanıklılık olduğunda 5’li bir mekanizma gerekiyor. Bunların hepsini bir araya getirmek genetik anlamda, imkansıza yakın yani çok zor. Dolayısıyla biz bu özelliklerden 4’ünü bulduğumuz zaman, mükemmel bir çeşit çıkardığımıza emin oluyoruz. Bu 10 yılın içinde bu şekilde 10 tane çeşit geliştirdik. Bunlarda buğday var, arpa var, tritikale gibi farklı ürünlerde de var” diye konuştu.

TANER İLE BUĞDAYIN KALİTESİNDE YÜZDE 250 ARTIŞ SAĞLADIK

“Biz kuraklığa dayanıklı buğdayı genetik kaynakları kullanarak ve ıslah ederek verimini artırdık” diyen Özdemir, “Yani bize verilen görevi yerine getirmiş olduk bu buğdayı geliştirerek. Kalitesi de Türkiye’de ki en kaliteli çeşit. Yani biz bu Taner’de özelliği 2, 5 katından fazla geliştirdik. Verimde yüzde 15, kalitede yüzde 250 artış sağladık. Şimdi biz buğdayı kurağa dayanıklı diye sonbaharda ektik. Ama önümüzdeki yılda çok yağışlı geçti, nisanda mayısta kuraklık olmadı. İşte biz burada dedik ki kurağa dayanıklı olsun ama mevsim yağışlı geçerse de verimini maksimum arttırabilsin. Dolayısıyla gene bu Taner buğdayı böyle bir strateji ile geliştirildi. Kurakta 300, yağışlı yılda da 900 kilo verim veriyor. Yani verimini 3 katı arttırabiliyor öyle kapasitesi var. Biz buna su kullanım etkinliği diyoruz” ifadelerini kullandı.

SULUDA DA EKEN ÇİFTÇİLERİMİZ VAR

Taner’den sulu tarımda da kuru tarımda da mükemmel sonuç alındığını vurgulayan Özdemir, “Taner, kurak koşullarda iyi, yağmuru bulduğunda çok iyi, sulandığında da zaten daha da iyi. Yani dolayısıyla biz bu buğdayı, kuraklığa dayanıklı diye lanse ettik, ama bu özelliğinden dolayı suluda da eken çiftçilerimiz var. Bu böyle bir strateji ile geliştirildi. Yani biz bunu bulmak için çok farklı yollar izledik. Dolayısıyla 2010 yılından beri 10 tane kuraklığa dayanıklı çeşit geliştirip, tescil ettirmiş durumdayız. Türk tarımına, ülke tarımına böyle güzel çeşitler kazandırdık. Bunlar, Taner, Bozkır, Şehzade, Zorlu, Ayrancı, Diriliş, Türköz, Özer ve dahası da İklim Değişikliğine Uyum ve Kuraklıkla Mücadele stratejilerimiz ile kazandırılacak” dedi. (Gülşen Çopur)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum