İstanbul’da deprem paniği yeniden başladı!

İstanbul’da deprem paniği yeniden başladı!
Marmara Denizi’nde peş peşe meydana gelen mikro depremler İstanbul’da endişeyi artırdı. Adalar Fayı konusunda farklı görüşler ortaya koyan uzmanlar, bölgedeki hareketliliği değerlendirdi.

Marmara Denizi’nde son günlerde peş peşe meydana gelen küçük depremler, özellikle İstanbul’da “Büyük depremin habercisi mi?” endişesini yeniden gündeme taşıdı. Bölgede kaydedilen mikro sarsıntıların ardından Yer Bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ile Deprem Uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş’tan dikkat çeken değerlendirmeler geldi.

Marmara Denizi’nde son günlerde 0,7 ve 1,0 büyüklüğündeki çok sayıda küçük sarsıntı kaydedildi. Depremlerin yaklaşık 7 ila 14,5 kilometre derinliklerde meydana gelmesi, bölgedeki hareketliliğin nedenine ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi.

EN BÜYÜĞÜ 3,2 OLDU

Dün akşam Adalar Fayı çevresinde hareketlilik devam etti. Saat 17.43’te 3,2 büyüklüğünde deprem meydana gelirken, öncesinde ve sonrasında 2,3 büyüklüğünde sarsıntılar da kaydedildi.

Arka arkaya yaşanan depremler sonrası sosyal medyada “deprem fırtınası” yorumları yapılırken, İstanbul’da olası büyük deprem endişesi yeniden gündeme geldi.

ÜŞÜMEZSOY: “ADALAR FAYI YAŞLI VE ÖLÜ BİR FAY”

Yer Bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ise yaşanan hareketliliğin büyük bir İstanbul depreminin habercisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.

Üşümezsoy, Büyükada’nın güneyinde meydana gelen küçük depremlerin ana fay üzerinde gerçekleşmediğini, ana fayı kesen ikincil ve üçüncül fay kollarıyla bağlantılı olduğunu belirtti.

Bölgedeki fayların büyük bir deprem üretecek kapasitede olmadığını savunan Üşümezsoy, Adalar Fayı’nın “yaşlı ve ölü bir fay” olduğunu ifade etti. Üşümezsoy’a göre son sarsıntılar, 17 Ağustos 1999 ve 23 Nisan depremlerinin bölgede oluşturduğu stresin ardından meydana gelen küçük hareketliliklerden oluşuyor.

BEKTAŞ: “ADALAR FAYI ÖLÜ DEĞİL, CANLI”

Deprem Uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş ise Üşümezsoy’un değerlendirmesinin aksine Adalar Fayı’nın diri ve deprem üretebilen bir fay olduğunu savundu.

Bektaş, yaklaşık 2 büyüklüğündeki depremlerin fay üzerinde küçük bir alanın kırılarak enerjisini boşaltması anlamına geldiğini belirterek, Adalar Fayı çevresindeki sarsıntıların devam ettiğine dikkat çekti.

Bölgede daha önce meydana gelen depremleri de hatırlatan Bektaş, uluslararası bilimsel çalışmalarda 1963 yılındaki depremin Adalar Fayı ile ilişkilendirildiğini ifade etti.

“İSTANBUL İÇİN DEPREM TEHDİDİ DEVAM EDİYOR”

Bektaş, Marmara’nın kendine özgü jeolojik yapısına dikkat çekerek, yer altındaki sıcak su ve gaz hareketlerinin fayların davranışını etkileyebileceğine yönelik değerlendirmelerde bulundu.

Mikro depremlerin bölgede yaşanan gerilim değişimlerinin sonucu olabileceğini belirten Bektaş, Adalar Fayı’nın İstanbul açısından göz ardı edilemeyecek bir deprem tehdidi oluşturduğunu söyledi.

Bektaş, İstanbul’da şu an için paniğe neden olacak özel bir durum görmediğini ancak kentin 7’nin üzerindeki olası bir depreme her an hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı.

Bölgede yaşanan son sarsıntılar, Marmara’daki fayların durumu ve olası büyük deprem konusunda uzmanlar arasındaki görüş ayrılığını bir kez daha ortaya koydu. Küçük depremlerin tek başına büyük bir depremin kesin habercisi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, deprem riskinin ise bilimsel veriler ve uzun dönemli gözlemlerle ele alınması gerektiği belirtiliyor.

Kaynak:Pusula Haber

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.