‘KARARA UYMAYANLAR İTAATSİZLİK ETMİŞ OLUR’
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından, koronavirüsün yayılımını önlemek amacıyla alınan tedbirler kapsamında cuma namazı başta olmak üzere cemaatle namaza ara verilmesi gerektiği açıklanmıştı. Bunun üzerine açıklama yapan Doç. Dr. Murat Şimşek, can ve mal tehlikesi ile hastalık gibi çeşitli mazeret durumlarında cumaya gitmemenin mubah olduğunu söyledi.
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş tarafından canlı yayında verilen hutbede koronavirüse karşı alınan tedbirler açıklanmıştı. Erbaş, insanların toplu halde bir arada bulunduğu Cuma namazına ve cemaat ile kılınan namazlara, hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla ara verilmesi gerektiğini dile getirmişti. Ali Erbaş, dün yaptığı açıklama ile yeni tip corona virüs (Kovid-19) önlemleri kapsamında Cuma günü ve miraç kandilinin idrak edileceği cumartesi gecesi camilerin kapalı tutulması kararlaştırıldı. Bunun üzerine konu ile ilgili bir açıklama yapan Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Şimşek, fıkıh kitaplarına göre, hasta olanlar veya cumaya gittiği takdirde hastalığın bulaşmasından endişe edenlerin Cuma namazı yükümlülüğünün kalktığını söyleyerek alınan tedbirlerin yerinde bir karar olduğunu ifade etti.
‘ÖĞLE NAMAZINI BULUNDUKLARI YERDE KILSINLAR’
Alınan kararlar sonucunda Cuma namazının camilerde ve cemaatle birlikte kılınmamasının ardından, herhangi bir tehditte bunun doğru olduğunu belirten Doç. Dr. Murat Şimşek, “Can ve mal tehlikesi ve hastalık gibi çeşitli mazeret durumlarında cumaya gitmemek mubah olur. Fıkıh kitaplarında zikredildiği üzere doğrudan hasta olanlardan ya da cumaya gittiğinde hastalığın artmasından endişelenenlerden Cuma namazı yükümlülüğü kalkar. Bulaşıcı hastalık riski de bu kapsamda değerlendirilebilir. Cumaya gidemeyenler evlerinde veya bulundukları mekanda o günün öğle namazını kılarlar” dedi.
‘MÜSLÜMANLAR MAZERETLİ SAYILIR’
Koronavirüsün küresel bir salgın haline geldiğini ve bu hastalığın bulunduğu ülkelerdeki insanların büyük bir risk altında olduğunu kaydeden Doç. Dr. Murat Şimşek, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulunun da bu çerçevede karar aldığını aktardı. Şimşek, “Koronavirüs hastaları ile şüphe nedeniyle gözetim altında tutulanların Cuma namazı dâhil insanların toplu halde bulunduğu mekânlara gitmeleri caiz değildir. Ayrıca Koronavirüsün görüldüğü ülkelerde yaşayan Müslümanlar yüksek risk ihtimali nedeniyle mazeretli sayılırlar ve Cuma namazına gitmeyebilirler. İslam’ın öncelikli olarak canı koruma prensibinin de bir gereğidir. Burada kişinin kendi sağlığını ve hayatını koruma yanında beraber bulunacağı kişilerin sağlıklarını ve canlarını koruma görevi de bulunmaktadır” diye konuştu.
‘KARARA UYMAYANLAR İTAATSİZLİK ETMİŞ OLUR’
Devletin aldığı karara uymayanların diğer insanların hayatını da riske atmış olduğunu ifade eden Şimşek, “Hanefi mezhebimize göre cuma namazını devlet başkanı veya onun yetki verdiği kimsenin kıldırmasını şarttır. Kamu sağlığını korumak, hastalığın yayılmasını engellemek ve karantina uygulamak amacıyla Cuma namazı ve cemaatle namazın kılınmayıp, namazların evlerde kılınması yönünde devlet idaresinin karar alması durumunda bu karara uymak gerekir. Bunu ihlal eden kişiler hem kendilerini hem de diğer insanları tehlikeye atarak itaatsizlik etmiş olurlar” şeklinde konuştu.
Doç. Dr. Murat Şimşek, salgın nedeniyle alınan ibadetleri durdurma kararının yerinde olduğunu belirterek şöyle konuştu:
Koronovirüs hem ülkemizi hem de insanlığı tehdit eden küresel bir salgın halini almıştır. Bu gerekçeyle devlet yetkililerimizin toplu alanlarda bulunmayı yasaklayan tedbirleri çerçevesinde toplu halde ibadeti de geçici olarak durdurması isabetli bir uygulama olmuştur. Risk durumu Allah’ın izniyle sona erince, bütün işler aslına dönecektir. Milletimizin, Müslümanların ve bütün insanlığın bu salgından bir an önce kurtulmasını diliyoruz.”
“HZ. PEYGAMBER ‘CÜZZAMLIDAN, ASLANDAN KAÇAR GİBİ KAÇ’ BUYURMUŞTUR”
Hz. Peygamberin ve ardından ileri gelen sahabilerin veba hastalığında karantina kuralları ile ilgili söz ve uygulamalarının olduğunun görüldüğünü anlatan Şimşek, “ Hz. Peygamber (SAV), eski inançlarda ve özellikle cahiliye Arap toplumunda yer alan hastalığın Canab-ı Allah’ın iradesi dışında kendi başına meydana geldiği inancını reddetmiştir. “Hastalığın (sebepsiz) kendi kendine sirayeti yoktur.” buyurduktan sonra “Hasta develeri olan, sakın sağlam develeri olanla karıştırmasın!” (Müslim, “Selâm”, 104-105; Ebû Dâvûd, “Tıb”, 24) buyurarak tedbire vurgu yapmıştır. Hz. Peygamber, hastalıklı hayvanların sağlıklı hayvanlardan ayrı tutulması gerektiğini de belirtmiştir. Ayrıca Hz. Peygamber karantina uygulaması ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur: “Bir yerde veba hastalığını işitirseniz oraya gitmeyiniz. Bir yerde veba hastalığı çıkar da siz orada bulunursanız vebadan kaçarak oradan çıkmayınız.” (Buhârî, “Tıb”, 30; Müslim, “Selâm”, 100). Bu rivayet Hz. Peygamber’in ve ardından ileri gelen sahabilerin veba hastalığında karantina kuralları ile ilgili söz ve uygulamalarını göstermektedir. Yine bulaşıcı hastalıklara karşı tedbir bağlamında Hz. Peygamber (s.a.v.) “Cüzamlıdan, aslandan kaçar gibi kaç.” (Buhârî, “Tıb”, 19) buyurmuştur. Yine kendisine biat etmek üzere Medine’ye gelmekte olan Sakîf heyetinde cüzzamlı bir hastanın bulunduğunu haber alınca onun geri dönmesini istemiş ve biatının kabul edildiğini bildirmiştir (Müslim, “Selâm”, 126; İbn Mâce, “Tıb”, 44). Bu olay bulaşıcı hastalık riski olduğu durumlarda musafaha yapılmayacağına delildir. Hz. Ömer, veba salgını yüzünden Şam’a girmeyip geri dönmüş ve “Allah’ın kaderinden yine Allah’ın kaderine kaçıyoruz” demiştir” ifadelerini kullandı. (Dilhan Dumanoğlu)

Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.