Şükran Akgül

Şükran Akgül

Karınca

 

Youtube de karşılaşmışsınızdır belki. Beyaz bir kâğıda çember çiziyorlar. Karıncayı ortasına bırakıyorlar. Karınca uğraşıyor uğraşıyor çemberin dışına çıkamıyor. Daha küçük bir çember çiziyorlar. Bu sefer o küçük çemberin içinde kalıyor. Peki çizginin dışında bir tehlike var mı? Yok.

    Korku bir ilizyondur. O çemberi o karıncaya bir insan çizmişti. Peki insanın çemberini kim çizer; insanın kendisi. İnsan önce sahte bir gerçeklik icâd eder sonra kendini oraya hapseder sonra çıkış yollarını kapatır. Bunu kendi elleriyle yapar.

Ona dersin ki : _ Korkacak bir şey yok! İnanmaz.

_Haklı gerekçelerim var, der.

Korkunun haklı gerekçesi olamaz, değil mi ki mutlak güç sahibinin küçücük bir müdahalesiyle her şey değişir, hem de baştan sona. İşte bu bir türlü görülemeyen koskocaman gerçeklik öte yandan bir türlü yok sayılamayan yalan. Zümer Suresi 36. Ayet: “ Allah kuluna kafi değil mi? Ve seni O’ndan başkaları ile korkutuyorlar.”

      Diyelim ki kanlın var peşinde. Nereye kaçsan seni kovalıyor sonra yakalıyor sonra silahı kafana dayıyor. Başlıyor üçten geriye saymaya. Ecelinle aranda üç saniye kalmış. Soğuk soğuk ter döküyorsun. 2-1 diyecekken kalp krizi geçiriyor. Krizin etkisiyle gardı düşüyor. Kafana sıkacakken karın boşluğundan vuruyor. Sonra da oracıkta ölüyor. Seni de acilen ameliyata alıyorlar. Meğer iki böbreğinde çürümüş. Hemen nakil yapılıyor. Ölen şahsın dokusu uyumluymuş.

Oysa sen yıllarca kaçtın, korktun, saklandın, kâbuslar gördün. Boşu boşuna üzmüşsün kendini. Ölümle aranda bir saniye kalmışken hem kanlından, hem hastalığından kurtuldun. Nasıl? Saçma mı?

   Size polis kayıtlarından bir vaka anlatıyım. Ailesi çocuğun eline bir adres tutuşturup İstanbul a gönderiyor:

 _ Onlar kanlımız, vuracaksın, diyor.

 Çocuk gidiyor İstanbul’a. Adresi buluyor. Kapıyı çalıyor. Kapıyı açmaya gelen iki kızı vurup gidiyor. Meğer aile durumu haber almış, çıkmış, gitmiş. Bu kızcağızlar da hemşireymiş. İstanbul’ a tayinleri çıkmış. Hastaneye yakın diye evi kiralamış, eve girdikten bir saat sonra da bu olay olmuş.

     Korku yaşanırken değil düşünceyken daha korkunçtur. Korkusuyla yüzleşenler, korkularının kendi inandıkları ve düşündükleri kadar korkunç olmadığına şahit olmuşlardır her zaman.

     Bir insanda korku duygusu hâkimse ya zarar verir ya zarar görür. Ya saldırır, ya savunmaya geçer, ya da kaçar (iç güdüsel davranır). Kendilerini yersiz korkulara hapseden insanlar kendi dünyalarında cehennemi yaşarlar. Yaşam kalitesi düşmüş, gerçek kimliğinden uzaklaşmıştır. Gerçek dışı kendi inançlarımızla yarattığımız korkular bizi hayata ve başkalarına karşı güvensiz kılar. ( Aydanur Aktaş )

   Bazı örnekler verelim. “Ya benim kaderim kötü” diyen kişi her şeyin kötü gideceğine kendini inandırmış. Güzel bir şey de yaşasa kötüymüş gibi algılıyor. Kuranda temel bir ilke vardır. ” Bilmediğin şeye inanmayacaksın”. Meselâ: “ Benim kaderim kötü.” diyene Allah Araf suresinin 28. Ayetinde sorar: “Bilmediğinizi Allaha mı atarsınız?” Fetih suresi 6 da buyrulur ki: “Allah hakkında kötü zanda bulunan kadın ve erkeklere azap edilecek.”

Bakınız Ali İmran suresi 66. Ayette ne buyrulur: “ Haydi diyelim ki hakkınızda biraz bilginiz olan konuda tartıştınız. Bu bir nebze normal karşılanabilir. Peki, ne diye bilmediğiniz hususlarda tartışıyorsunuz, oysa ki gerçeği Allah bilir, siz ise bilemezsiniz.” Bu ayeti kerime asılsız korkuların kaynağı hakkında bir fikir verir sanırım. İnsanın bilmediği konuda konuştuğu zanları değil mi? Necm suresi 28 “zan gerçeği ifade etmez”, der. Korku bu yüzden ilizyondur; algılarımızı olumsuz etkiler. Zanlarımızı gerçekmiş gibi algılarız. Var olmayan tehlikelere karşı tedbirler üretirken yorgun düşeriz hiç gereksiz vakit kaybederiz.

 “Kimi insan Allah’a sınırda kulluk eder. Eline bir imkân geçince onunla mutlu olur, başına bir sıkıntı gelince de yönünü değiştirir. Böylesi, dünyayı da kaybeder ahireti de. Apaçık kayıp işte budur.”

“Sonra gider, kendisine bir zararı olmayacak, bir fayda da sağlamayacak şeyleri Allah ile arasına koyarak ona yalvarır. Pek derin sapıklık işte budur.”

“Kendisine yarardan çok zarar vereceği kesin olan birine de yalvarır. O kişi ne kötü dost ne kötü yoldaştır.”

“Her kim Allah’ın dünyada ve ahirette kendisine yardım etmeyeceğini düşünecek hale gelirse hemen bir sebeple göğe uzansın ( Allah’a dua etsin) ve (başkalarına yalvarmayı kessin.) Bu çabasının, kendisini öfkelendiren şeyi kesinlikle giderip gidermediğini görsün.” ( Hac suresi, 11-15)

   Enam suresi 17-18 : “Eğer Allah seni bir zarara uğratırsa onu kendisinden başka giderecek yoktur. Eğer sana bir hayır verirse bilesin ki o her şeye kadirdir.”

“O kullarının üstünde tam bir tasarrufa sahiptir. O hâkimdir, her şeyden haberdardır.”

      Güven duygusuyla bezeli, huzurlu mutlu günler dilerim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum