Hatice Filiz Çelik

Hatice Filiz Çelik

KİTAPLAR VE ÖNERİLER

Kadim bilgiler, her zaman hikâyelerle anlatılmış insanlığa. Hikâyenin öğretmenin en güzel yöntemi olduğu konusunda, tüm feylesoflar ve mütefekkirler fikir birliğine sahiptirler. Asırlardır süregelen bir sözlü edebiyat geleneğinden sonra yazı, kâğıt ve ardından dijital kayıtlar, bizlere hâlâ hikayeler anlatmaya devam edegelmektedir.

Ama hangi hikâye!...Doğrusu hangisi, neyi okumalıyız, hangi birine inanmalıyız?

Bu soruların cevapları bizi daima türlü türlü kitaplara götürür. Hangi kitap, nerden başlamalıyız ya da yönümüzü nereye çevirmeliyiz? Özellikle genç arkadaşlarımdan bu konularda bana da çok soru gelir. (Okuma konusunda çok iddialı olduğumdan değil ama okuma serüvenimin birkaç on yıla dayanmasındandır bu soruların sebepleri…)

Hangi kitabı önerirsiniz? Nasıl zor bir sorudur bu; yaşın, yetişme şartların, değerler ölçün, zevklerin, okuma amacın, kişiliğin…sayılamayacak kadar çok bileşeni var bu sorunun. Karmaşık bir matematik formülü gibi bu bileşenleri yerine doğru bir şekilde yerleştirsen bile daha farklı versiyonları da çıkabilir aniden.

Çünkü insan dediğin bugünkü haliyle yarınına eşit olmayan (ideali daha ileride olan) dır. Bugünün ihtiyacı, yarının gereksizi olabilir ya da tam tersi.

Bunları anlatınca soruyu soran genç arkadaşıma; hemen başka bir soru geliyor akabinde. Okuduklarınızdan önereceğiniz olamaz mı? Cevabım ise maalesef ki hayır!... “Okuduklarım hakkında genel bir fikir sunabilirim size genç arkadaşım” derim,” ama öneremem.” Hem zaten yıllarını edebi bir hayat çerçevesinde geçirmiş bir yazarın 2-3 günde okuduğum kitabını tavsiye etmek veya tam tersi etmemek gibi bir hadsizliği de kendimde bulamam ben. Kitaba dair fikrim bana özeldir, hem belki bu fikrim aynı kitabı yıllar sonra, saçlarım ağarmışken, okurken tamamen tersi şekilde değişebilir. Yani katî kurallar içermez benim kitap hakkındaki fikirlerim.(Tabi bu önermeler hakiki yazın sanatına dair kitaplarla ilgilidir.)

“Peki hiç mi fikir veremezsiniz okuma listelerine dair!...” diye ısrar ederler sonrasında. Bu durumda Türk ve Dünya klasiklerinden söz açarım. “Bu klasiklerin hangisi” diye sorularsa yine; en iyi çevirisi olanını derim. Yani tavsiyem sadece çeviri ve belki de yayınevinin özenine dair olur.

Ya da biyografiler; özellikle büyük yazarların, devlet adamlarının ve hatta ileride yapılmak istenilen mesleğin duayenlerinin biyografilerini öneririm.

Tür konusunda ise; yine seçimin kendilerine ait olduğunu söylerim.

Kişisel gelişim mi okumak istiyorsun; oku mutlaka. Bu tür kitapları okudukça seni en doğru ve doyurucu bilgilere ulaştıracak bakış aşısına kavuşacaksın.

Roman mı okumak istiyorsun; hiç durma oku der ve Orhan Pamuk’un şu sözünü naklederim:“ Hayatı ciddiye almayı, gençliğimde romanları ciddiye alarak öğrendim.”

Düşünce kitapları mı; aynı kişisel gelişim kitaplarında olduğu gibi bu tür kitaplar da seni en doğruya götürecek birer yönder olabilir.

Ya da macera kitaplarımı okuyacaksın; hayal dünyanın genişlemesi de senin için en önemli kazanımlardan olabilir, oku o zaman.

Ama okurken yapman gereken tek şey; ruhunu doyuracak, okuduğun her kelimeyi, her cümleyi, yeni bir hayat resmine ulaştıracak şekilde amaç edinerek okumandır.

Çok sık söylenir; ‘okumak boş vakit geçirmek için yapılmaz’, doğrudur bu söz. Okumak; hayatı tanımak, insanı tanımak ve en önemlisi de kendi farkındalığı gerçekleştirmek için yapılan ve günlük hayatın ayrılmaz bir parçası olduğunu unutmama eylemidir.

Okumak okuldur. Okulda öğretilmeyeni öğretendir. Yazarlar da öğretmenlerdir. (Bu açıdan aslında ne zor ve veballi iştir yazar olmak.)  Okumak ciddi bir eylemdir kısacası. Alışkanlık ve hayatın rutinidir.

Ve en önemli özelliği ise okumanın; kendinle baş başa kalıp kendini tanıyıp, kendinle barışık olmanı sağlamasıdır.

Kelimeler, satırlar, sayfalar okuma eyleminin faydalarını saymaya yetmez.

Ama zaten okumanın en önemli özelliği olan okudukça bir konunun başka konuyu, kitabın başka kitabı getirmesidir. Okudukça zihnimizin susuzluğu artar ve bu ömür boyu sürecek bir eğitim alışkanlığına dönüşür.

Bu alışkanlıkta özellikle böylesi zor günlerde bize daha fazla yoldaş olur. İyi gün veya kötü gün fark etmez aslında. Okumak hedefimizin en önemli basamağıdır. Yeter ki niyetimiz ve hedefimiz halis olsun…

Sağlığınız ve umudunuz daim olsun…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.