Konya'da uzmandan YKS öncesi kritik uyarı: Sınav kaygısının asıl nedeni bu!
Konya’da görev yapan rehber öğretmen ve psikolog Sudenur Yiğit, yaklaşan sınavlar öncesinde öğrencilerde sıkça görülen sınav kaygısına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Sınav kaygısının nedenleri, ailelerin tutumu, sosyal medyanın etkisi ve kaygıyla baş etme yöntemleri hakkında açıklamalarda bulunan Yiğit, kaygının tamamen olumsuz bir durum olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.

ÖĞRENCİLER SINAVI DEĞER ÖLÇÜSÜ OLARAK GÖRÜYOR
Sınav kaygısının en önemli nedenlerinden birinin öğrencilerin sınavı yalnızca bir ölçme aracı olarak değil, kendi değerlerini belirleyen bir unsur olarak görmeleri olduğunu belirten Sudenur Yiğit, "Günümüz sınav sistemi, aile baskısı ve çeşitli çevresel faktörler sınav kaygısını artırıyor. Rekabet üzerine kurulu sistem öğrencilerde mükemmeliyetçilik, özgüven eksikliği ve başarısızlık korkusuna yol açabiliyor" dedi.
Bazı öğretmenlerin sınavı hayatın dönüm noktası olarak anlatmasının da öğrencilerde kaygıyı artırabildiğini ifade eden Yiğit, öğrencilerin sınavı geleceği belirleyen tek unsur olarak algılamasının kaygıyı beslediğini söyledi.
![]()
KAYGININ ARTMASINDA REKABET ETKİLİ
Son yıllarda sınav kaygısının daha sık görülmeye başladığına dikkat çeken Yiğit, "Aday sayısının artması ve kontenjanların azalması rekabeti artırıyor. Ayrıca sınav sisteminde yapılan değişiklikler ve sosyal medyanın etkisi de kaygının yükselmesinde önemli rol oynuyor" diye konuştu.
AİLELERİN YAKLAŞIMI BELİRLEYİCİ OLUYOR
Ailelerin sınav kaygısı üzerinde en etkili faktörlerden biri olduğunu vurgulayan Yiğit, "Yüksek beklentiler öğrencide baskı oluşturabiliyor. Kıyaslama cümleleri ise yetersizlik hissine yol açıyor. Aileler çoğu zaman farkında olmadan sevgiyi başarıya bağlayan mesajlar veriyor. Öğrenci bunu 'Başarırsam değerliyim' şeklinde içselleştiriyor ve bu durum sınav kaygısının en güçlü kaynaklarından biri haline geliyor" ifadelerini kullandı.
Ailelere tavsiyelerde bulunan Yiğit, çocuklara sevgilerinin başarıya bağlı olmadığının hissettirilmesi gerektiğini belirterek, sonuçtan çok çabanın takdir edilmesinin ve kıyaslamadan kaçınılmasının kaygıyı azaltacağını söyledi.

SOSYAL MEDYA ÖĞRENCİLERİ KIYASLAMAYA İTİYOR
Sosyal medyanın sınav kaygısını artıran unsurlardan biri olduğunu belirten Yiğit, "Sosyal medyada sıkça karşılaşılan 'Günde şu kadar saat çalıştım' içerikleri öğrencileri kıyaslamaya yöneltiyor. Bu durum 'Herkes çalışıyor, ben geri kaldım' düşüncesine neden olabiliyor. Gerçekçi olmayan başarı hikâyeleri de öğrencilerin sınava ilişkin algılarını olumsuz etkileyebiliyor" dedi.
KAYGI TAMAMEN KÖTÜ BİR DURUM DEĞİL
Kaygının her zaman olumsuz bir durum olmadığını vurgulayan Yiğit, "Kaygı aslında hayatta kalma becerilerimizden biridir. Sınav öncesinde belirli düzeyde kaygı yaşamak son derece normaldir. Bu, öğrencinin sınava önem verdiğini gösterir. Ancak kaygı günlük yaşamı etkileyecek boyuta ulaşıyorsa ve öğrencinin işlevselliğini bozuyorsa uzman desteği alınmalıdır" diye konuştu.
Sınav sırasında titreme, terleme, odaklanma güçlüğü gibi belirtilerin görülmesi halinde profesyonel destek alınmasının faydalı olacağını belirtti.

KAYGIYI YÖNETMEYİ ÖĞRENMEK GEREKİYOR
Sınav kaygısıyla baş etmede en önemli noktanın kaygıyı tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak değil, onu yönetmeyi öğrenmek olduğunu ifade eden Yiğit, "Belirli düzeyde kaygı öğrenciyi motive eder ve odaklanmasını sağlar. Öğrencilerin kendilerine ulaşılabilir hedefler koyması, düzenli mola vermesi ve düşüncelerini daha gerçekçi değerlendirmesi faydalı olacaktır" dedi.
Düzenli uyku ve beslenmenin önemine de dikkat çeken Yiğit, sosyal medya kullanımının azaltılmasının ve nefes egzersizlerinin kaygıyla mücadelede etkili yöntemler arasında yer aldığını belirtti.
Öğrencilerin gerçekçi bir çalışma planı oluşturarak eksiklerine odaklanmasının ve kendilerini başkalarıyla kıyaslamaktan kaçınmasının sınav kaygısını önemli ölçüde azaltacağını sözlerine ekledi.
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.