Konya'dan deprem gündemiyle ilgili kritik uyarı!
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Konya Şube Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Arslan, 16 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Kazı Destek Yapıları Tasarım ve Uygulama Esasları Yönetmeliği hakkında kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Yönetmeliğin mühendislik jeolojisinin görev ve sorumluluk alanlarını daralttığını savunan Arslan, güvenli yapı üretiminin bilimsel gerçekler göz ardı edilerek sağlanamayacağını belirtti.
Başkan Şükrü Arslan, yönetmeliğe ilişkin eleştirilerinin bilimsel veriler, hukuki dayanaklar ve kamu yararı esas alınarak hazırlandığını ifade ederek, "Kamuoyunun ve teknik kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına bu açıklamayı yapmak zorunlu hale gelmiştir. Bilimsel gerçekleri reddederek ve mühendislik jeolojisini yalnızca 'veri toplama' faaliyetine indirgemek güvenli yapı üretimini mümkün kılmaz. Jeoloji mühendisliği, tasarım sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır." dedi.

"ZEMİN VE KAYA YALNIZCA YÜK TAŞIYAN BİR ORTAM DEĞİLDİR"
İnşaat mühendisliği yaklaşımında zemin ve kayanın çoğu zaman yapıya yük getiren veya mesnet oluşturan bir ortam olarak değerlendirildiğini belirten Arslan, Türkiye'nin jeolojik yapısının bu kadar basit kabullerle açıklanamayacağını söyledi.
Arslan, "Ülkemiz aktif fay hatlarının bulunduğu, karmaşık jeolojik özelliklere sahip bir coğrafyadır. Zemin ve kaya; yeraltı suyu, süreksizlikler, anizotropi, ayrışma dereceleri ve tektonik hareketler nedeniyle sürekli değişen doğal mühendislik malzemeleridir. Bu nedenle güvenli bir kazı destek sistemi oluşturulabilmesi için kaya kütlesinin jeolojik ve jeoteknik özelliklerinin ayrıntılı şekilde belirlenmesi gerekir." dedi.
Kaya ortamlarında güvenli tasarım yapılabilmesi için RMR, Q ve GSI gibi kaya kütlesi sınıflamalarının mutlaka yapılması gerektiğini vurgulayan Arslan, "Süreksizlik sistemleri modellenmeden, devrilme, kama kayması ve düzlemsel kayma gibi olası göçme mekanizmaları analiz edilmeden seçilecek herhangi bir betonarme kesit veya destek sistemi gerçek göçme mekanizmasını temsil etmeyecektir. Böyle bir durumda yapı güvenliği bilimsel hesaplara değil, tesadüflere bırakılmış olur." ifadelerini kullandı.
Şükrü Arslan, geçmişte yaşanan birçok kazı göçmesi ve heyelan felaketinin temel nedeninin statik hesap hataları değil, jeolojik ve jeoteknik modelin sahadaki gerçeklikle uyuşmaması olduğunu belirterek, "Mühendislik jeolojisi yalnızca veri toplamaz; tasarımın doğruluğunu belirleyen temel mühendislik disiplinidir." diye konuştu.
"ULUSLARARASI STANDARTLAR DİSİPLİNLER ARASI ÇALIŞMAYI ZORUNLU KILIYOR"
İnşaat Mühendisleri Odası'nın açıklamalarında Eurocode 7, FHWA ve AASHTO standartlarına yapılan atıfları da değerlendiren Arslan, bu standartların yanlış yorumlandığını söyledi.
Arslan, "Eurocode 7 hiçbir şekilde tasarım ile veri toplamayı birbirinden bağımsız süreçler olarak değerlendirmez. Tam tersine jeoteknik araştırmalar ile jeoteknik tasarımın birbirini tamamlayan ayrılmaz bir süreç olduğunu açıkça ortaya koymaktadır." dedi.
Eurocode 7'nin saha verilerinin proje boyunca sürekli güncellenmesini zorunlu tuttuğunu belirten Arslan, "Uluslararası standartlarda jeoteknik tasarım masa başında yapılan tek taraflı statik hesaplardan ibaret değildir. Sahadaki mühendislik jeolojisi modeliyle yapının karşılıklı etkileşiminin sürekli takip edilmesini ve sahayı tanıyan disiplinlerin proje sürecinin her aşamasında aktif rol almasını öngörmektedir." ifadelerini kullandı.
"JEOLOJİ MÜHENDİSİNİ SÜREÇ DIŞINA İTMEK KAMU GÜVENLİĞİNİ RİSKE ATAR"
Kazı destek yapılarında yalnızca beton ve çelik hesaplarının yeterli olmadığını dile getiren Arslan, yönetmelikte tanımlanan göçme sınır durumları ile hizmet görebilirlik sınır durumlarının değerlendirilmesinde jeoloji mühendislerinin aktif görev almasının zorunlu olduğunu söyledi.
"Kazı sırasında elde edilen sondaj loglarının değerlendirilmesi, yeraltı suyu seviyesindeki değişimlerin izlenmesi, süreksizlik yüzeylerinin davranışlarının yorumlanması ve inklinometre gibi aletsel izleme verilerinin analiz edilmesi tamamen mühendislik jeolojisi ve jeoteknik uzmanlığı gerektirir." diyen Arslan, şu değerlendirmede bulundu:
"Jeoloji mühendisini yalnızca rapor hazırlayıp kenara çekilen bir aktör haline getirmek, uygulama sırasında ortaya çıkabilecek öngörülemeyen jeolojik risklere karşı sistemi kör bırakmaktır. Bu yaklaşım doğrudan kamu güvenliğini tehlikeye atmaktadır."
"YÖNETMELİKTE CİDDİ EKSİKLİK BULUNUYOR"
Yönetmelikte jeoteknik karakterizasyon, jeolojik model, arazi araştırmaları, yeraltı suyu, kaya sınıflamaları ve mühendislik parametreleri gibi tamamen mühendislik jeolojisine dayanan kavramların yer aldığını belirten Arslan, buna rağmen bu çalışmaları hangi meslek disiplinlerinin yürüteceğinin açık şekilde tanımlanmadığını ifade etti.
Arslan, "Yönetmelik teknik açıdan ihtiyaç duyduğu bütün jeolojik girdileri ayrıntılı biçimde tanımlarken, bu girdileri üretecek disiplinlerin görev ve sorumluluklarını düzenlememektedir. Bu durum hem teknik altyapıyla hem de görev tanımlarıyla çelişmektedir. Yönetmeliğin en önemli eksiklerinden biri budur." dedi.
"ÇOK DİSİPLİNLİ ÇALIŞMA LÜTUF DEĞİL ZORUNLULUKTUR"
Şükrü Arslan, çok disiplinli çalışmanın mühendislik projelerinde vazgeçilmez olduğunu belirterek, "Çok disiplinli çalışma aynı proje müellifliği yetkisine sahip olmak anlamına gelmez" yönündeki değerlendirmelerin diğer mühendislik disiplinlerinin uzmanlık alanlarını görmezden geldiğini söyledi.
Arslan, "İnşaat mühendisleri elbette yapı elemanlarının boyutlandırılması ve taşıyıcı sistem tasarımında yetkilidir. Ancak zeminin ve kaya kütlesinin davranışının belirlenmesi, jeoteknik modelin oluşturulması ve mühendislik parametrelerinin ortaya konulması Jeoloji Mühendisliği'nin uzmanlık ve yasal yetki alanıdır. Jeoteknik projelendirme, tek bir meslek grubunun tekeline bırakılabilecek bir alan değildir." ifadelerini kullandı.
"HUKUKİ MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ"
Açıklamasının sonunda TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası olarak yönetmelik değişikliğine karşı hukuki süreci kararlılıkla sürdüreceklerini vurgulayan Konya Şube Başkanı Şükrü Arslan, "Güvenli yapı üretimi; diğer bilim dallarını veri toplayıcı konumuna indirgemekle değil, gerçek anlamda disiplinler arası iş birliği ve ortak sorumluluk anlayışıyla mümkündür." dedi.
Arslan sözlerini şöyle tamamladı:
"Kazı destek yapılarının yalnızca taşıyıcı sistem hesaplarına indirgenmesine izin vermeyeceğiz. Mühendislik jeolojisi ve jeoteknik çalışmalarının tasarımın asli ve eşit unsuru olduğunu savunmaya devam edeceğiz. Meslektaşlarımızın yetki, sorumluluk ve imza haklarını yok sayan 16 Temmuz 2026 tarihli yönetmelik değişikliğine karşı başlattığımız hukuki mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz."
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.