1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Konya'nın sabun fabrikaları bile yetmez
Konya'nın sabun  fabrikaları bile yetmez

Konya'nın sabun fabrikaları bile yetmez

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın AK Parti Milletvekili ve eski başbakan Ahmet Davutoğlu'nun dün Devlet Bahçeli'ye yönelik yaptığı açıklamaya sert yanıt verdi.

A+A-

İsim vermeden Bahçeli'nin 17-25 Aralık sürecinde FETÖ ile işbirliği yaptığını iddia eden Davutoğlu'na yanıt veren Yalçın'ın, "AKP milletvekili Ahmet Davutoğlu'nun şaşkın beyanatı üzerine" başlıklı açıklamasında, "Mazul ve sakıt (azledilmiş ve düşmüş) başbakanlardan Ahmet Davutoğlu, yemeyip içmeyip Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin dünkü grup toplantısında yaptığı açıklamalara ilk akşamdan telaş ve tahrik edici bir üslupla cevap yetiştirmiştir" denildi.

"Davutoğlu, dışişleri bakanlığı ve başbakanlığı döneminde 'stratejik derinlik' adı altında uygulamaya koyduğu aptalca, ahmakça ve afaki politikalarla zarar verdiği partisinin arkasına saklanarak MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'ye hadsizce dil uzatmıştır" diyen Yalçın'ın açıklamasından başlıklar şöyle:

Kimliksiz kötü niyet esiri

Davutoğlu suçüstü basılmış, yüzsüzlüğünün kurbanı, kimliksizliğinin ve kötü niyetinin esiri olmuştur. Bu şahıs, siyaset düşüğü, siyaset safrası olarak bir kenara atılmış, unutulmaya başlamıştır. Bu itibarla, kendisine yönelik doğrudan veya dolaylı bütün değerlendirme ve tenkitleri kamuoyunda hatırlanmak, küllenmiş varlığını belli etmek için fırsat görmektedir. Bitmiş tükenmiş bir siyasetçinin sanrı ve sancıları Davutoğlu'nun iliklerine kadar nüfuz etmiş, ilkelerini yıkmış geçmiştir. Bu durum acınacak bir halin hazin tecellisidir.

Konya'nın sabun fabrikaları yetmez

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'ye karşı ölçüsüz, seviyesiz, hadsiz ve ayarsız (10 maddelik) cevabının nedeni; ayaklar altındaki onurunu (aklınca) kurtarma gayreti, MHP üzerinden pirim toplama hevesi ve karanlık ortaklarına şirin görünme gayesidir. Oysa Ahmet Davutoğlu siyaseten mevta, ahlaken imha, fikren ve vicdanen yok hükmündedir. Sayın Davutoğlu, geçmişteki yanlış ve günahlarını unutturmak için çırpınsa da biz kendisine birer birer hatırlatacağız. Türkiye'nin; çok sayıda uluslararası krizi kucağında bulması Davutoğlu'nun marifeti, beceriksizliğinin eseri, gayri milli bakışının sonucudur. Davutoğlu'nun siyasi hatalarla batırdığı başbakanlık makamını yıkamaya Konya'nın sabun fabrikaları bile yetmemiş; ortaya çıkan pis kokuların dağıtılmasının çaresi, kirliliğin ve kötü kokunun kaynağını kurutmakta bulunmuştur.

Bırakın Emevi camisini...

Diğer taraftan, "Yeni Osmanlılık" Davutoğlu için bir tür siyaset oyuncağı, siyasi istismar vasıtası yapılmıştır. Ama bu oyuncak hem kendisinin hem de Türkiye'nin başına nice gaileler ve musibetler açmıştır. Davutoğlu, bölgemizin gerçeklerini, uluslararası ilişkilerin seyrini, tarih ve coğrafyanın çağrılarını görmeyerek zalimlerin ağına düşmüş, ürettiği Irak ve Suriye politikalarıyla hem kendisini hem de ülkemizi çuvallatmıştır. Suriye krizi baş gösterince, birkaç gün içinde Suriye'deki rejiminin yıkılacağını öne sürerek Sayın Erdoğan'ı yanıltmış, yanlışa sürüklemiştir. Emevi Camii'nde namaz kılınacağına dair yavelerinin kaynağı da dipsiz Davutoğlu'dur. Bırakınız Emevi Camii'nde namaza durmayı; sınırlarımızın hemen dibindeki ata yadigârı vatan toprağı olan Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu, aziz ecdadımızın bir sandığa koyulan kemiklerinin taşınmasından sonra rezilce terk edilmiştir. Davutoğlu, taşınma işlemleri dolayısıyla PYD'ye teşekkür edecek kadar küçülmüş, yerin dibine girmiştir. PKK/PYD'nin Suriye'de güçlenmesinde en büyük vebal Davutoğlu'na aittir.

Barzani ile arasında benzerlik var

Ahmet Davutoğlu, ABD tarafından Suriye'de PYD eliyle oluşturulmak istenen terör devletini öngörememiştir. Çünkü durduğu yer yanlış, baktığı yer çukurdur. Bölgede Rusya faktörünü görmezden gelmiştir. Suriye rejiminin dinamiklerini iyi tahlil edememiştir. Barzani'nin çocukluk hayallerini süsleyen bağımsız Kürdistan rüyasıyla Davutoğlu'nun stratejik bönlükleri arasında psikolojik benzerlikler bulunmaktadır. Türkiye'nin bölgenin dominant aktörü olmasına dayanan hayali Osmanlıcılık; Türkiye'nin bölgeden izole edilmesi sonucunu getirmiş, ülkemizin uluslararası platformda itibar kaybetmesine ve güvenilmez bir devlet konumuna düşmesine yol açmıştır. Davutoğlu dönemi öncesinde Türkiye'nin bölge ülkeleri ile geliştirdiği iyi ilişkiler, yerini bir güvensizlik ve korku atmosferine bırakmıştır. Davutoğlu'nun ayağı yere basmayan fikir ve görüşleri yüzünden Ortadoğu, Balkanlar ve Orta Asya'daki itibarlı Türkiye imajı büyük zarar görmüştür.

FETÖ'ye arka çıktı

Türkiye'nin dünyada ve bölgesinde içinden çıkılması zor krizlere sürüklenmesinde en büyük suç ve sorumluluk Kiziroğlu olmaya özenen, ama krizoğlu olarak tarihe geçen Davutoğlu'nundur. Onun döneminde FETÖ'ye arka çıkılmış, devletin en hayati kurumlarındaki FETÖ'cüler gereğince temizlenemediği için Türk Milleti bölücü örgüte doğrudan hedef olmuştur. Davutoğlu dönemi sonrasında Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ve Başbakan Sayın Yıldırım, onun yanlış politikalarının izlerini silmek, bölgede ve dünyada yitirilen güveni yeniden sağlamak için gayret göstermişlerdir. Türkiye'yi cendereden çıkarma çabaları hâlen devam etmektedir. Sabık, mazul ve sakıt başbakan Ahmet Davutoğlu'nun günahları sıralanmakla bitmeyecektir. Davutoğlu, yurt dışındaki FETÖ okullarının himayesi için diplomatik temsilciliklerimizden istekte de bulunmuştur. Davutoğlu'nun himayeci politikaları yüzünden FETÖ'cüler 15 Temmuz'un zeminini hazırlayabilmişlerdir. Bütün bunlara rağmen utanıp sıkılmadan hâlâ kerameti kendinden menkul dış politika stratejileri yumurtlamaya devam etmektedir.

Deli Musalara mı karıştı?

Sultan Birinci Abdülhamit döneminde sırf isimleri "Mehmet" olduğu için sadarete getirilen ve çapsızlıkları ortaya çıkınca kısa sürede görevine son verilen 7 paşadan biri olan Yağlıkçızade Derviş Mehmet Paşa gibi, Ahmet Davutoğlu da isim ve soyadında bir keramet bulunmadığı kısa sürede anlaşılarak azledilmiştir. Buna rağmen Sayın Davutoğlu niye azledildiğini henüz idrak edememiştir. Modern Yağlıkçızade Ahmet Davutoğlu, hem kel hem fodul, hem suçlu hem de şuursuzdur. Siyasi gürültüye, mugalataya başvurarak suçunu bastıracağını sanacak kadar gafildir. Keçeyi suya atmış, çıkan yerlerini taşlamaktadır. Galiba, ucuz kahramanlık ve yeniden ismini parlatma peşindeki mazul başbakanın gözüne bir görünen vardır. Kendini Mehdi zanneden FETÖ elebaşı gibi, başbakanlığı döneminde üstün hizmetler verdiğine inanan Davutoğlu da hezeyan içindedir ve halüsinasyon görmektedir. Türkiye'nin başına ördüğü çorapların farkında olmayan mazul başbakan Davutoğlu, Kerkük için 10 maddelik öneride bulunduğuna, Sayın Devlet Bahçeli'nin açıklamalarına yine 10 maddelik bir cevap metni hazırladığına göre acaba kendini siyasetin Musa'sı mı sanmaktadır? Yoksa Deli Musalara mı karışmıştır?

15 Temmuz gecesi nerede saklandı?

Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan ve Dışişleri Bakanı uzun süredir kendisinin halt ve pisliklerini temizlemek için çaba gösterdiğini fark etmemiş midir? Etrafındakilere ve kendisine geçmişte büyük bir iyi niyetle imkân tanıyanlara zarar verdiğini neden görmek istememektedir? Kuyruğunu kıstırıp susacağına neden aşağı mahalle lafçıları gibi konuşmakta, niçin çenesini kapamamaktadır? İktidara karşı dolaylı bir yıpratma stratejisi mi takip etmektedir? Uluslararası aktörlerin ajanı olan Aydınlıkçıbaşı gibi sübliminal mesajlar vererek iktidarı yıpratmayı mı hedeflemektedir? Sahi, Sayın Davutoğlu 15 Temmuz 2016 gecesi nerede saklanmıştır?

Sabrımızı zorlama

Barzani ancak senin gibi konuşur, Kerkük'e ancak senin gibi bakardı. Türkiye ön aldıkça arkaya düşüyor, Türkiye bölgeye müdahil oldukça stratejik derinliğin kâbusuyla uyanıyorsun. Milli birlik ve beraberlikten ürküyor, 15 Temmuz sonrası inşa edilmiş sağlam mukavemeti baltalamak için her fırsatı, her ihtimali namertçe kolluyorsun. Kerkük Türk'tür sözüyle sarsılıyor, milli bekanın müdafaasından tek kelimeyle öcü gibi korkuyorsun. Boşuna serok olmadın. Boşuna iktidarında rezaletlere imza atmadın. Şimdi söyle bize, 10 maddeyi eline kimler tutuşturdu? 10 maddelik imha ve ihanet belgesini sana kimler havale etti? Akıl sahipleri kimlerdir? Tutsaklığına razı olduğun efendilerin bildiğimiz odak ve karanlık çevreler midir? Kimsin, neye hizmet ediyorsun, hangi hain emelleri gözetiyorsun? Taşkent'li yörük olarak Kobaniye selam vermekten, Barzani'yi omuzunda gezdirmekten hiç mi utanmadın? Pensilvanya'dan aldığın sufleler, FETÖ'yle yaptığın verkaçlar kara bir leke gibi alnına çalındı. Hâlâ ıslah ve terbiye olmadın. Sen kim, Genel Başkanımıza sataşmak ve saldırmak kim? Sana tavsiyemiz, haddini bileceksin, sabrımızı daha fazla zorlamayacaksın. Kripto damarın tutuyor, Pensilvanya özlemin canlanıyor, ama hesaba çekileceğin günler de hızla yaklaşıyor...

Etiketler : ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

7 Yorum