Psikolog İlayda İpekel: Okullarda psikolojik destek şart
Türkiye’de gerçekleştirilen okul saldırıları ile ilgili konuşan Psikolog İlayda İpekel, öğrencilere yeteri kadar psikolojik destek verilmediğini ifade ederek, "Çocukların sosyal beceri ve duygu eğitimleri artırılmalı” dedi.
Türkiye’de Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da gerçekleştirilen okul saldırıları öğrenciler üzerinde büyük korku uyandırdı. Kahramanmaraş’ta gerçekleştirilen saldırılarda 14 yaşındaki bir çocuğun gerçekleştirdiği saldırıda bir öğretmen olmak üzere 8 kişi hayatını kaybetti. Buna ilave olarak Şanlıurfa’daki saldırılarda ise, 16 kişiyi yaralandıktan sonra 19 yaşındaki saldırgan intihar ederek yaşamına son verdi. Yaşanan bu olaylar Türkiye’de tarihinde en kanlı saldırılardan biri olarak tarihe geçti. Bu olaylar, Türkiye’de nadir görülen ancak giderek daha fazla tartışılan okul güvenliği, bireysel silahlanma ve gençlerde şiddet eğilimi gibi konuları gündeme taşıdı.
1-) Bu tür okul saldırılarını gerçekleştiren bireylerde en sık görülen psikolojik özellikler nelerdir?
Bu tür saldırılar genellikle “bir anda” ortaya çıkmaz. Arkasında birikmiş bir psikolojik süreç vardır. En sık gördüğümüz özellikler, yoğun öfke ve değersizlik duygusu, dışlanmışlık ve yalnızlık hissi, empati eksikliği, haksızlığa uğradım” düşüncesine aşırı odaklanma, Suçu sürekli dış dünyaya yüklemedir. Bazı bireyler yaşadıkları reddedilmeyi bir “hakaret” olarak algılar ve zamanla bunu bir intikam senaryosuna dönüştürür. Önemli bir nokta şudur. Her yalnız çocuk saldırgan olmaz ama yalnızlık öfke, anlamlandırma biçimi birleştiğinde risk artar.
2-) Ergenlerde şiddet eğilimi hangi koşullarda tehlikeli hale gelir? Ailenin rolü nedir?
Ergenlik zaten yoğun bir duygusal dönemdir. Ancak şu koşullar varsa risk ciddi şekilde yükselir. Aile içinde iletişim kopukluğu, çocuğun duygularının yok sayılması, sürekli eleştirilme veya değersiz hissettirilme, denetimsiz dijital maruziyet, sosyal izolasyondur. Aile burada kritik rol oynar. Çocuk şunu hissediyorsa beni kimse anlamıyor. Bu duygu zamanla şuna dönüşebilir. Çocuk zamanla beni anlamayan dünyaya karşıyım diyebilir.
3-) Aileler hangi davranışları erken uyarı işareti olarak görmeli?
Şu belirtiler ciddiye alınmalıdır. Bunlar ani sosyal geri çekilme, yoğun öfke ve kin içeren söylemler, herkes bedelini ödeyecek” gibi ifadeler, şiddet içeriklerine takıntılı ilgi, empati kaybı, okula gitmek istememe gibi durumlardır. En kritik hataların başında ise ergenliktir, geçer” demek gelmektedir. Bazı şeyler geçmez, büyür.

4-) Akran zorbalığı ve dışlanma ne kadar etkili?
Oldukça etkilidir. Ama tek başına sebep değildir. Zorbalık yaşayan her çocuk saldırgan olmaz. Ama bazı çocuklar bunu şöyle yorumlar vardır. Ben değersizim yerine, onlar bana bunu yaptı, bedelini ödeyecekler” gibi terimler kullanabilir. Yani mesele yaşanan olay değil, o olayın zihinde nasıl işlendiğidir.
5-) Dijital dünya ve oyunlar şiddeti artırıyor mu?
Bu konu çok yanlış anlaşılıyor. Oyunlar tek başına saldırganlık oluşturmaz. Ama şu durumlarda risk artmaktadır. Gerçeklik ile sanal arasındaki sınır zayıfsa, sürekli şiddet içeriğine maruz kalınıyorsa, sosyal izolasyon varsa, zaten öfke birikimi bulunuyorsa dijital dünya bazen şunu yapar. Yani zihindeki şiddet senaryosunu normalleştirir ve prova ettirir.
6-) Okullardaki psikolojik destek yeterli mi?
Ne yazık ki çoğu zaman yeterli değil. Öğrenci sayısına göre yetersiz psikolojik danışman var. Önleyici çalışmaların azlığı gibi durumlar mevcut. Oysa yapılması gereken sorun çıktıktan sonra değil, sorun oluşmadan önce çalışmak gerekmektedir.
7) Olay sonrası nasıl bir psikolojik destek uygulanmalı?
Bu tür olaylar travmadır. Yapılması gerekenler ise öğrencilere güvenli alan sağlamak, duygularını ifade etmelerine izin vermek, zorla konuşturmak yerine destekleyici yaklaşım sunmak, gerekirse bireysel terapi yapılabilir. En büyük hatalardan birisi ise unutalım normale dönelim demektir. Aileler çocukların duygularını küçümsememelidir. Çocuğunun dilini anlamaya çalışmak gerekmektedir. Okullarda çocukları hayata kazandırmak amacıyla psikolojik programlar uygulanabilir. Çocukların toplumda iç içe olabilmesi adına sosyal beceri ve duygu eğitimleri artırılmalıdır.


Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.