Şehir dediğin ıhlamur kokar

“Bende tarçın sende ıhlamur kokusu

Yürürüz başkentin sokaklarında” (C. Süreya)

 

İstanbul’da öğrencilik yıllarımızda Kadıköy İskelesi’nin önünde elinde ıhlamur çuvalıyla bekleyen bir adam vardı, elinde tuttuğu kuru ıhlamur destesinden hiç almadım, ama ne zaman ıhlamurdan söz açılsa, öğrencilik yıllarından kalan o fotoğraf gözümün önüne gelir. 5 yıl önce yine öğretmenliğin en heyecanlı zamanlarını geçirdiğim Gaziosmanpaşa’da meydandan aşağıya inerken ulu çınarların yanında onlara dost ulu ıhlamurlar vardı, şehrin rahatsız edici kokularını bastıran…

Sabahın ilk saatlerini dinledikçe ya da akşamın derinliğini değişik yerlerde izledikçe şehirlerin insan hayatındaki yerini daha iyi anlıyor insan. Şehirle ünsiyetiniz varsa, şehrin ağlayışını, yalnızlığını, neşesini, telaşını her şeyini görüyorsunuz.

Bugünlerde şehrin park ve bahçelerinde insanı şehirden alıp götüren ıhlamur kokuları, şehrin görüp göreceği bahar kokularının sonuncusu… Son yıllarda gözlerimize bayram ettiren lâlenin kaydını düşemiyorum. Edebiyatta ilâhi aşka sembol olmuş nadide çiçeğin kayda değer kokusu yok ne yazık ki… Lâlelerin ardından Büyükşehir Belediyesi’nin şehre gül kokularını armağan etmesi, çok yerinde bir faaliyet… Konya, ıhlamur şehri değil ama Haziran’da Konya’yı bir başka güzel yapacak en güzel şey, her köşe başına, bağa bahçeye, eve, işyerine ıhlamur dikmektir… Konya’yı Nisan’da lale şehri yapabiliyorsak, Haziran’da da ıhlamur şehri yapabiliriz. 

Bahar, erguvanla merhaba der şehre… Lâle, gül, iğde ile bir olup şehrin sokaklarını selamlar. Derken yaratılan her şey gibi onların veda zamanı gelince Haziran çıka gelir. Baharı yolcu eder ıhlamur.

Nisan sonunu mor mevsime dönüştüren Erguvan ağacı ise çok yaygın değil Konya’da... Doğup büyüdüğüm, en güzel gençlik yıllarımın geçtiği Pirebi Mahallesi’ndeki iki katlı kâgir evin bahçesinde baharın müjdecisiydi Erguvan.

Erguvan, bulabilirseniz mimoza ve sahnenin son sanatçısı, sarkık çiçek demetleri, sarımsı rengi ve karakteristik kokusuyla ıhlamur cennetin kokusudur adeta… Hoş kokularıyla gönül alıcı bir hediye ya da evinizi güzelleştirmek için kullanılan bir dekorasyon unsurundan çok daha fazlasıdır onlar…

Seminer için gittiğimiz Mevlana Kültür Merkezi’nin sema salonuna girerken Hasan Arslan ağabeyin elinde bir küçük ıhlamur çiçeğiyle herkesi karşıladığını görmek, geçen Pazartesi’yi değerli kılan en güzel şeydi benim için… Bana verecek sandım, vermedi. Başkalarını da şehrin bu güzel kokusundan haberdar etmek için adam aramaya devam etti…

Bu şehrin sıcak, samimi insanlarıyla aynı sokaklarda yürürken, rüzgarın ara ara taşıyıp getirdiği o muhteşem ıhlamur kokusu artık günün yirmi dört saati bırakmaz peşinizi…  Konya, Haziran’da mis gibi ıhlamur kokar... Büyülüdür ıhlamur kokusu. Ruhunuz yıkanır… Gençleşirsiniz… Arınırsınız… İnsanın içine birçok şeye yeniden başlayabilme heyecanı dolar…  Mesela, en küskün olduğu eski dostunu affettirebilir insana. Asûde bir iklime dönüşür… Ne soğuk, ne de sıcak… Adeta “limonata” gibi olur hava…

Şehre girince sizi bir selam kıyamıyla ayakta karşılarlar onlar… Uzun saç örgüleri ve alınları ıhlamur çiçeğinden çelenkleriyle melekler, ıhlamurların taze yaprakları arasından süzülüp gönül yaralarına merhem olurlar. Ihlamurların meclisine varıp selam vermek, gövdesini okşamak, tadına doyulmaz bir mutluluk balı çalar insanın ağzına. Yüreklerdeki sıla hasreti ıhlamur çiçeğinin buğusuna karışırken; günün sıkıntılarını geride bırakmanın tesellisi ile yetinmek bile güzeldir. Çınardan sonra heykeli dikilecek ağaçtır ıhlamur… 

Çiçek ve ağaç kokuları şehri terk ettiğinde mesela ıhlamur iğde kokusuna yabancı bir şehir, bizim şehrimiz olabilir mi? Şehrin kokuları azaldı ise, ölüm gelmiş, kıyamet yaklaşmış demektir.  

Bir kere gönlü düşmeye görsün insanın ağaca, çiçeğe, tomurcuğa… Dünya saman olup yansa sonu gelmez bu sevdanın… Dostluğundan emin olmadığı, huyunu suyunu bilmediği birine yüz vermez ağaç… Fakat tanıdı mı, sevdi mi insanı, inandı mı dostluğuna, açılmış dalları ile kucaklar, eğilmeye can atar… Şehrin ağaçlarına saygı duyalım, ağaçlara dost olalım…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.