Siverek’teki saldırı sonrası Konya’dan kritik çağrı
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırıyla ilgili Eğitim İş kolundaki sendikalardan, Eğitim-İş Konya Şubesi, Eğitim-Sen Konya Şubesi ve Hürriyetçi Eğitim-Sen Konya Şubesi yaptıkları ortak basın açıklamasında saldırıya tepki göstererek; bu saldırı, eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli biçimde değersizleştirildiğini ortaya koyduğunun mesajını verdiler.
Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yapılan ortak basın açıklamasına Eğitim-İş Konya Şube Başkanı Bahattin Ertuğrul, Eğitim-Sen Konya Şube Başkanı Özgür Konukcu, Hürriyetçi Eğitim-Sen Konya Şube Başkanı Semih Demir, sendikaların üyesi öğretmenler, STK ve Siyasi parti temsilcileri katıldı.

"HESAP SORMAK İÇİN BURADAYIZ"
Ortak basın açıklamasında konuşan Eğitim-İş Konya Şube Başkanı Bahattin Ertuğrul bugün burada hesap sormak için bulunduklarını belirterek, “Bugün burada hesap sormak için bulunuyoruz. Çünkü okullar kan gölüne dönüyor, ama sorumlular hâlâ izlemekle yetiniyor. Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırı; ne bir kaza ne de münferit bir olaydır. Bu saldırı, eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli biçimde değersizleştirildiğinin, gençliğin geleceksizleştirildiğİnin ve okulların bile isteye sahipsiz bırakıldığının açık ilanıdır. Bugün eğitim, çocuklarımıza umut vermiyor. Bugün eğitim, gençlerimize gelecek kurdurmuyor. Gençlerimiz hayal kuramıyor, yarına inanamıyor. Çünkü bu sistem, onları hayata değil; çaresizliğe, öfkeye ve çıkışsızlığa sürüklüyor. Ve işte o öfke, o umutsuzluk, bugün okul koridorlarında silah sesi olarak yankılanıyor. Buradan soruyoruz: En güvenli olması gereken yerler olan okullar nasıl oldu da en güvensiz alanlara dönüştü? Bilimin, aklın, aydınlanmanın mekânı olması gereken okullar, nasıl oldu da çocukların camdan atlayarak canını kurtarmaya çalıştığı yerlere dönüştü? Bu bir çöküştür! Bu, eğitimde güvenlik politikasının iflasıdır! Bu, öğretmeni yalnız bırakan, okulu kaderine terk eden anlayışın eseridir. 10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 kantinci ve 1 polis memurunun yaralandığı, çocukların panikle camlardan atladığı bu saldırı artık “münferit” denilerek geçiştirilemez. Okullar eğitim yuvası olmaktan çıkmış, şiddetin kol gezdiği alanlara dönmüştür. Tek başına bir “şiddet vakası” olarak değerlendirilemeyecek olan bu elim hadise, içinde bulunduğumuz sistemin derin çelişkilerini ve çözülme halini açık biçimde ortaya koymaktadır. Daha geçtiğimiz ay İstanbul Çekmeköy’de görev yaptığı okulda uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden meslektaşımız Fatma Nur Çelik’in acısını hâlâ içimizde taşırken, böylesine bir trajedinin yeniden yaşanması şiddetin eğitim kurumlarda ne denli yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir” dedi.

OKULLAR, GÜVENLİ BİR BİÇİMDE BULUNMASI GEREKEN KAMUSAL ALANDIR
Eğitim-Sen Konya Şube Başkanı Özgür Konukcu konuşmasında okulların güvenli bir biçimde bulunması gereken kamusal alan olduğuna dikkat çekerek, “Okullar, çocukların, gençlerin ve eğitim emekçilerinin güvenli bir biçimde bulunması gereken kamusal alanlardır. Ancak bugün bu alanların giderek güvensizleştiği ve koruyucu niteliğini yitirdiği açıktır. Şiddetin yalnızca fiziki güvenlik önlemleriyle engellenemeyeceği de bilinmelidir. Çünkü şiddet öylece ortaya çıkmaz. Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, geleceksizliğin yaygınlaştığı, gençlerin eğitimle bağının zayıfladığı ve dışlanmanın olağanlaştığı koşullarda ortaya çıkmaktadır. Eğitim politikalarının bilimsel ve kamusal temellerden uzaklaştırılması, okulların ve eğitim bileşenlerinin toplumsal itibar kaybı bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır. Eğitim sistemini eşitsizlikleri derinleştiren ve kamusal niteliğini aşındıran siyasi iktidar; tüm kurumları işlevsizleştiren, denetim ve destek mekanizmalarını zayıflatan idari anlayış ve bu süreçte sorumluluğu olan yöneticiler yaşanan tablonun doğrudan sorumlusudur ve kamuoyu önünde hesap vermelidir. Yaşanan bu olay, eğitim alanının bilimsel ve pedagojik temellerden uzaklaştırılması durumunda nasıl derin yaralar açılabileceğini bir kez daha göstermiştir. Eğitim kurumlarını ve toplumu şiddetten arındırmak için eşitlikçi, kapsayıcı ve kamusal bir eğitim anlayışının yeniden inşası zorunludur. Gençleri yalnızlaştıran ve okulları eğitim alanı olmaktan uzaklaştıran politikalar sürdükçe benzer acıların yaşanma riski ortadan kalkmayacaktır.”
EĞİTİM KURUMLARINDA GÜVENLİK MESELESİ ARTIK GÖRMEZDEN GELİNEMEZ
Hürriyetçi Eğitim-Sen Konya Şube Başkanı Semih Demir konuşmasında Eğitim kurumlarında güvenlik meselesi artık görmezden gelinemez diyerek, “Eğitim kurumlarında güvenlik meselesi artık görmezden gelinemez bir noktaya ulaşmıştır. Okullarda yeterli güvenlik personelinin bulunmaması, giriş-çıkışların kontrol altına alınmaması ve etkin risk analizlerinin yapılmaması; bu tür olayların yaşanmasına doğrudan zemin hazırlamaktadır. Bununla birlikte, öğretmenlik mesleğinin sistematik biçimde itibarsızlaştırılması da şiddeti besleyen temel unsurlardan biridir. Öğretmenin değersizleştirildiği, hedef hâline getirildiği bir ortamda ne eğitim huzuru sağlanabilir ne de güvenli bir okul iklimi oluşturulabilir. Eğitim, bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal, piyasa ilişkilerine terk edilemeyecek kadar kamusal bir haktır. Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak kamusal sorumluluğun en temel gereğidir. Buradan bir kez daha, altını çizerek taleplerimizi kamuoyuna ve bu Bakanlığa ilan ediyoruz: Okullarda revir ve sağlık görevlisi bulunmalıdır. Okul girişlerinde kadrolu güvenlik görevlisi görevlendirilmeli, girişlerde denetim sağlanmalıdır. Okullarda yeterli sayıda kadrolu temizlik personeli görevlendirilmelidir. Her öğrenci için ücretsiz, sağlıklı okul yemeği ve temiz içme suyu sağlanmalıdır. Her okula rehber öğretmen atanmalı, öğrenci sayısına göre rehber öğretmen sayısı artırılmalıdır. Rehber öğretmenlerin raporları dikkate alınmalıdır. Ülkemizdeki sosyal hizmetler sistemi geliştirilmeli ve okullarla sosyal hizmetler arasında ilişki kurulmalıdır. CİMER üzerinden öğretmenler üzerinde kurulan baskıya son verilmelidir. Kalabalık sınıflar azaltılmalı, yeni okul binaları ve derslikler yapılmalıdır. Sanat ve spor dersleri güçlendirilmeli, okul takımları ve sanat kulüpleri yaygınlaştırılmalıdır. Tüm okullar TSE güvenlik ve fiziki koşul standartlarına uygun hale getirilmelidir. Bu talepler lütuf değil, en temel haktır. Bu talepler ertelenemez, görmezden gelinemez. Bir kez daha söylüyoruz: Okulları güvensiz bırakanlar, bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz. Biz buradayız, takipçisiyiz ve bu mücadeleden geri adım atmayacağız. Gelin, artık yeter diyelim! Gelin, çocuklarımızın ve meslektaşlarımızın yaşamı için omuz omuza duralım” diye konuştu.
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.