Tam iki asır sonra Beyaz Saray gündeminde! Monroe Doktrini nedir?

Tam  iki asır sonra Beyaz Saray gündeminde! Monroe Doktrini nedir?
1823'te dönemin ABD Başkanı James Monroe, doktrini ilan ederken uzun süre Avrupalı devletlerin kolonisi olarak kalmış Amerika kıtasında artık böyle bir duruma izin verilmeyeceğini ilan etmeyi amaçladı

Trump yönetiminin, Amerika kıtasındaki askeri müdahaleler ve dış politikada dayanak olarak Monroe Doktrini'ne atıfta bulunması doktrinin ne anlama geldiği ve neyi önerdiği sorusunu gündeme getirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini alıkoyduğu askeri müdahalesine ilişkin düzenlediği basın toplantısında Venezuela'nın "saldırı silahları" edindiğini ve bu silahların kullanıldığını söylerken bu eylemlerin, ABD'nin "Monroe Doktrini"ne kadar uzanan dış politika prensiplerini ihlal ettiğini savundu.

Trump, "Monroe Doktrini"ne yönelik, "Yeni ulusal güvenlik stratejimizle artık bunu unutmayacağız. Amerika'nın Batı Yarımküre'deki hakimiyeti bir daha asla sorgulanmayacak." diye konuştu.

ABD'de Aralık 2025'te yayımlanan ulusal güvenlik stratejisinde "Monroe Doktrini"ne vurgu yapılarak "Bir deyişle, Monroe Doktrini'ne bir 'Trump Ekleri' ileri sürecek ve uygulayacağız" denildi.

Monroe Doktrini

Monroe Doktrini, dönemin ABD Başkanı James Monroe tarafından 2 Aralık 1823'te Kongrede yaptığı konuşmayla çerçevesi ortaya koyulan bir dış politika anlayışı.

Monroe, söz konusu doktrini ilan ederken uzun süre Avrupalı devletlerin kolonisi olarak kalmış Amerika kıtasında artık böyle bir duruma izin verilmeyeceğini ilan etmeyi ve farklı coğrafyaların "farklı etki alanlarına" bölünmesini normalleştirmeyi amaçladı.

Monroe Doktrini ile dönemin Avrupa devletlerine, kıtanın işlerine karışmamaları konusunda uyarıda bulunulurken, bu tür herhangi bir eylemin ABD'ye yönelik saldırı olarak değerlendirileceği bildirildi.

James Monroe buna karşılık, Washington'un o dönemki Avrupa kolonileri veya Avrupa ülkelerinin iç işlerine müdahale etmeyeceği sözünü verdi.

Doktrin, ABD'nin uluslararası ilişkiler alanında "süper güç" haline gelmesiyle kabuk değiştirirken, ilk başlarda ABD'nin kendi kıtasına çekilmesi olarak yorumlandı, ancak zamanla yerini kıtadaki başka ülkelere "müdahale etme yetkisini" kendinde görmesine neden oldu.

Doktrin yürürlüğe girdiğinde Washington, dönemin Meksika Cumhurbaşkanını destekliyordu

Monroe Doktrini, 1865'te Washington yönetiminin, dönemin Meksika Cumhurbaşkanı Benito Juarez'i desteklemek amacıyla diplomatik ve askeri baskı uyguladığı sırada sahada kullanıldı.

Bu destek, Juarez'in Fransız hükümeti tarafından tahta oturtulan İmparator Maximilian'a karşı başarılı bir ayaklanma başlatmasına destek sağladı.

Eski ABD başkanlarından Theodore Roosevelt de 1904'te Monroe Doktrini'ni "Roosevelt ekleriyle" güncelleyerek özellikle borç veya istikrarsızlık gibi konularda, istikrarın korunması ve Batı Yarımküre'de ABD çıkarlarınının devamı için Latin Amerika ülkelerine müdahale etme hakkını ülkesine tanıdı.

Bu durum bazı kaynaklara göre, ABD'ye adeta bir "uluslararası polis gibi" hareket etme kapısını açtı.

Monroe Doktrini ABD'nin Dominik Cumhuriyeti, Haiti ve Nikaragua gibi bölge ülkelerine de müdahalelerinde gerekçe olarak kullanıldı.

Trump, "Önce Amerika" ile Monroe Doktrini'ni bağdaştırıyor

Trump da, 2 Aralık 2025'te doktrinin yıldönümünü kutlama mesajında, Monroe Doktrini'ne yapılan "Trump eki" ile Amerikan halkının Batı yarım küredeki kaderini, her zaman kendisinin belirleyeceğini vurguladı.

Monroe Doktrini'nin Batı yarım kürede "ABD liderliğini" ortaya koyduğunu belirten Trump, ülkesinin doktrinle kıtayı komünizm, faşizm ve yabancı müdahalelerden koruduğunu savundu.

ABD'li lider, "Önce Amerika" politikasını kararlılıkla izlediğini vurgularken, "Trump eki ile yeniden canlanan Monroe Doktrini dimdik ayakta. Amerikan liderliği her zamankinden daha güçlü bir şekilde geri dönmekte." ifadesine yer verdi.

Trump'tan 2. döneminde kıtada "şahin politika"

ABD Başkanı Trump, dünkü açıklamasında da artık, Monroe'nun ötesine geçtiklerini söyledi ve bunu "Donroe Doktrini" olarak nitelendirdi.

Trump, ülkesinin bölge hakimiyetinin "bir daha asla sorgulanamayacağı" mesajını sık sık verirken, 2. kez göreve geldiğinden bu yana söylemleriyle pek çok bölge ülkesini hedef aldı.

Göreve geldikten sonra Kanada'ya karşı "ticaret savaşı" başlatan Trump, ülkenin, 51. eyalet olması gerektiğini defalarca dile getirdi. Trump ayrıca dönemin Kanada Başbakanı Justin Trudeau'ya "vali" diye hitap etti.

Grönland gibi Panama Kanalı'nı da elde etmek istediğini defalarca vurgulayan Trump, "Panama Kanalı'nı geri alacağız" diyerek bu yönde somut adımlar atmaya başladıklarını açıkladı.

Trump'ın uyuşturucu kartelleriyle mücadele kapsamında Meksika'ya asker gönderme teklifi yaparken bu söylem, Meksika hükümeti tarafından tepki çekti.

Trump, 9 Temmuz'da da Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva'ya, ülkede aşırı sağcı eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'ya karşı açılan davanın sonlandırılmaması halinde 1 Ağustos'tan itibaren yüzde 50 gümrük vergisi uygulayacağı tehdidinde bulundu.

ABD lideri, Venezuella'daki operasyonun ardından ise, Kolombiya'yı hedef alarak bu ülkenin ABD'ye kokain gönderdiği iddiasını yineledi.

Trump, "(Petro'nun) Kokain ürettiği fabrikaları var, kokaini üretiyor ve ABD'ye gönderiyor. Kendisinin dikkatli olması lazım." dedi.

Kaynak:Anadolu Ajansı

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.