"Yatırım ve gelişim var olduğu sürece betona da ihtiyaç duyulacak"

"Yatırım ve gelişim var olduğu sürece betona da ihtiyaç duyulacak"

Yardımcı Beton ve Prefabrik A.Ş.’nin Genel Müdürü Tevfik Yardımcı, “Yatırım ve gelişim var olduğu sürece betona da ihtiyaç duyulacak. İhtiyaçlar şekillendikçe bu da bizi kendi sektörümüzde geliştiriyor” diyor.

Beton ve prefabrik üzerine yılların vermiş olduğu tecrübe ile faaliyetlerini sürdüren Yardımcı Beton ve Prefabrik A.Ş.’nin Genel Müdürü Tevfik Yardımcı, “Yatırım ve gelişim var olduğu sürece betona da ihtiyaç duyulacak. İhtiyaçlar şekillendikçe bu da bizi kendi sektörümüzde geliştiriyor” diyor.

Firmanın kurucusu, babası Nazif Yardımcı gibi kendisi de inşaat mühendisi olan Yardımcı Beton ve Prefabrik Genel Müdürü Tevfik Yardımcı, beton ve prefabrik yapı ürünlerinin her ne kadar fiyatı yüksek görünse de inşaatın en az maliyetli kalemi olduğuna işaret ediyor. Yatırımcı var olduğu sürece betona ve prefabrik yapı elemanlarına da ihtiyacın var olacağına dikkat çeken Tevfik Yardımcı, Konya’nın bugün olduğu konumdan daha ileri taşınması için ise liman bağlantısının hızlı bir şekilde kurulması gerektiğini vurguluyor.

tevfik-yardimci-2.jpg

4e65da53-6879-4321-880c-78096aee27e3.jpg

Öncelikle sizi kısaca tanımak isteriz. Tevfik Yardımcı kimdir?

Aile şirketimiz olan Yardımcı Beton ve Prefabrik’in Genel Müdürü olarak görev yapıyorum. Şirketimizin kurucusu rahmetli babam Nazif Yardımcı gibi ben de inşaat mühendisiyim. Evliyim ve 2 çocuğum var. Şirketimizin kuruluşu 1961 yılına dayanıyor. Hazır beton ve beton elemanları üzerine 1987 yılından bu yana faaliyet gösteriliyor. Ben de 1999 yılından bu yana burada görev yapıyorum. İlk ve orta öğrenimimi Konya’da tamamladıktan sonra ODTÜ İnşaat Mühendisliği bölümünde eğitimimi tamamladım. Bir manada baba mesleğini devam ettiriyorum diyebilirim.

8ce0d92d-7c1f-4a80-9926-1925c703c56d.jpg

Yardımcı Beton AŞ’nin kuruluş hikayesini ve bugünlere gelinen sürecini kısaca anlatmanızı istesek, neler söylersiniz?

1961 yılında şahıs firması olarak faaliyetine başlamış olan şirketimiz ülkemizde kanalizasyon, içme suyu, yol-köprü inşaatları gibi altyapı inşaatları ile TOKİ ve Emlak Konut idarelerine de ülkemizde yaklaşık 5.000 konut üretimi gerçekleştirmiştir. Kendi ihtiyaçlarımız için 1987 yılında hazır beton ve beton elemanları üretimi faaliyetlerine başlanmış olup İzmit ve Konya’da hazır beton faaliyetlerine devam etmiştir.

53e9521c-350a-4dba-9e46-c222296a0d32.jpg

1991 yılından itibaren Konya İkinci Organize Sanayi Bölgesi’nde 52.000 metrekare alan üzerinde hazır beton üretiminin devamı için Yardımcı Beton A.Ş. ve sanayi binaları üretimi için Yardımcı Prefabrik Yapı Elemanları A.Ş. faaliyetlerine başlanmıştır. Konya’da üç adet beton santrali ile yeterli miktarda beton pompası ve transmikserler ile her türlü inşaatlarda hazır beton üretimi hizmeti veriyoruz.

a2c3d358-a4ee-4d8f-9b4b-656d76579d2d.jpg

Aslında bir inşaatın ana mekanizmasını siz oluşturuyorsunuz. Hedef kitlenizde kimler var ve ne kadar üretim kapasiteniz mevcut?

Konya’da yapılan devlet yatırımlarını üstlenen müteahhitler, konut üretimi yapan özel sektör yatırımcıları, sanayici yatırımcılar, küçüklü büyüklü hazır beton ve prefabrik tüketicileri müşterilerimiz arasında yer almakta. Bu konuda oldukça güçlü referanslarımız bulunmaktadır. Şirketlerimizden Yardımcı Prefabrik A.Ş. yıllık yaklaşık 800.000 – 1.000.000 metrekare prefabrik sanayi tesisi üretim kapasitesi ile Konya ve çevresindeki yatırımcılara, sanayicilere her türlü projede, imalat ve montaj olarak hizmet sunuyor.

İstihdama sağladığınız katkıyı öğrenmek adına soruyorum. Oldukça ağır bir işi omuzlanıyorsunuz. Kaç kişiyle çalışıyorsunuz?

Şirketlerimizde sürekli olarak yaklaşık 300 dolayında çalışanımız var. Bunun yanında şirket sahiplerimiz de dahil olmak üzere genelde 20’nin üzerinde inşaat mühendisi, mimar ve teknikerlerimiz ile yönetim kadromuz bulunuyor. Koordinasyon ve uyum içerisinde hizmet sunmaya devam ediyoruz.

‘Harç bitmeden inşaatçının mesaisi bitmez’ diye duyarız inşaatçılardan. Sizin mesainiz de buna göre mi şekilleniyor?

Aslında biz geceleri çok çalışmıyoruz. Gündüz vakitlerinde de olumsuz hava koşulları işimize doğrudan etki ediyor. Karda, kışta, yağmurda çok yoğun bir iş yapamıyoruz. Her ne kadar bir fabrika gibi algılansa da aslında burası bir şantiye. Yağmurlu, çamurlu, karlı havalarda çok aktif olamıyoruz. Buna karşılık yazın inşaatın aktif olduğu dönemde biz de çok aktif oluyoruz. Tek avantajımız, stok sahamızın yettiği kadarıyla kış döneminde üretime devam edebilmek.

8a4fe35e-dbe7-47fe-9509-e63637217294.jpg

Betonda ya da prefabrikte stoklu çalışabiliyor musunuz?

Hazırda bir stokumuz hiçbir zaman olmuyor, olamaz. Aldığımız siparişe göre ürün yapıyoruz. Sipariş aldığımız ürünü en hızlı şekliyle hazır edebilmek için yapıp depolayabiliyoruz. Tabi bu da dediğim gibi araziye gidemiyorsak, ürünleri araziye taşıyamıyorsak, depomuzun sınırları ölçeğinde stok yapabiliyoruz. Yani süresiz bir üretim yapma şansımız yok.

Peki işinizin yükü hayli ağır anladığım kadarıyla. Yani zaten betonarme denildiği zaman akla ağır kütleler geliyor. Altyapı itibariyle de geniş alanlar ve yüklüce bir iş gücüne ihtiyaç var. Bu süreci nasıl yönetiyorsunuz?

Aslında hafif diyebileceğimiz bir iş yok bence. Her işin kendine göre ağır ve zor olan tarafları var. Ağırlıklı olarak babamın işin başında olduğu dönemde devlet ihalelerine girdi. Beton işletmesi için ise Konya Organize Sanayi Bölgesi’nin büyüdüğü dönemde yatırımcıya duyulan bir ihtiyacın ürünü olarak ortaya çıktı. Babam organize sanayi bölgesinden arsa aldı. Organize sanayi bölgesi o zamanlar şimdiki gibi değildi. Buraya bir hareketlilik gelsin istemişti. Bizim ikametimiz hep Konya’daydı, ben eğitim sürecimi üniversite haricinde Konya’da tamamladım. Ama şantiyelerimiz hep şehir dışındaydı. O nedenle babam şehir şehir geziyordu. Benim iki dayım var. Biri inşaat mühendisi, diğeri mimar. İşin başında dayım duruyordu. Betona girişimiz de bu süreçte oldu. Geçmişte yaptığımız işin yüzde 90’ı devlet tarafındaydı. Ben devletten ziyade özel sektörde iş yapmayı tercih ettim. 1999 sonrası dönemde özel sektördeki işlerimize ağırlık verdik. Beton ve prefabrikte hiç taahhüt işi yapmadım.

da38f9b6-7cb1-4604-bb32-32b7ca393206-001.jpg

Maliyetler kısmına girecek olursak, bir inşaatın en büyük maliyet kalemlerinden birinin de beton olduğunu duyuyoruz. Betona ilişkin bu bakış açısını nasıl değerlendirirsiniz?

Beton kaba bir malzeme ama güzel bir yanı var, inşaatın maliyetini beton kadar ucuzlatan bir şey daha yok. Beton olmasa çeliğe dönülecek ve inanılmaz maliyetler ortaya çıkacak. Çeliğe bence keyfi olarak dönülebilir. Mesela çok lüks bir arabaya binen keyfi olarak biniyordur. Sadece ulaşım gereci olarak gören ise sıradan bir arabayı tercih eder. Ekonomik olana bakar. Betonarmayle yapılan binayı da çelikle yapılan bir binayla kıyasladığımız zaman betoranmenin daha cazip ve daha hesaplı olduğu ortaya çıkmış olacaktır. O yüzden beton olmasaydı, her şey çelik olsaydı, bu fiyatlara inşaatın içinden çıkılamazdı.

Hitap ettiğiniz kitle daha çok sanayi mi?

Aynen öyle, çoğunlukla büyük sanayi kuruluşlarının altyapı, temel ve bina aşamasında bize ihtiyaç duyuluyor. Hem beton hem de prefabrik yapı elemanları anlamında talepleri karşılıyoruz.

Sanayi denince akla ağır tonajlı araçlar, büyük makinalar ve dolayısıyla betonarmeye uygulanacak yüksek basınç geliyor. Bu ağır koşullara karşılık verebilmek için ölçümleri nasıl yapıyorsunuz?

Açıkçası fabrika alanlarının içinde araçların gezmesi bizi çok etkilemiyor. Çünkü fabrikanın içindeki sabit yük, saha betonunun altındaki toprağa gidiyor. Bizi etkileyen en önemli faktör, fabrikanın genişliği, yüksekliği, fabrika içerisine kurulacak olan vincin tonajı ve taşıma kapasitesiyle birlikte oluşturacağı ağırlıktır. Biz piyasaya bir ürün çıkarıp da onu satmıyoruz aslında. Ürünleriniz neler diye sorulduğunda bir katalog üzerinden gösterebileceğimiz bir ürün gamımız yok. Çünkü ihtiyaca göre üretim yapıyoruz. Standartları belli olan bir ürün talebi yok ki belli bir standart ile sürekli üretim yapabilelim. Müşteri bizden fabrika içerisindeki yerleşimine ve ihtiyacına göre ne talep ediyorsa ona uygun üretim yapıyoruz. Bazen, daha öncesinde hiç yapmadığımız istekler de gelebiliyor. Bunları da uygulamaya koyup kendimizi geliştiriyoruz. İhtiyaçlar insanları daha büyük ve daha yüksek mekanlara sevk edebiliyor. Bu da bizi daha büyük alanlara uygun üretim yapmaya zorluyor. İşin özü şu, müşterilerimiz geliştikçe bizi de geliştiriyorlar. Onların istek ve taleplerine göre şekil alabiliyoruz.

5a94ac8c-4de5-42eb-9c6b-023e423c62b8.jpg

Hedef kitlenizde kimler var, nerelere ulaşabiliyorsunuz?

Ağırlıklı olarak Konya’ya hitap ediyoruz. Hemen hemen her bölgede bir prefabrik üreticisi var. Nakliyeden dolayı çok fazla fiyat farkı ortaya çıktığı için yerel bir üretici varken dışarıdan gelen birinin oradaki üreticiyle rekabet etmesi mümkün değil. Olabildiğince lokal kalınıyor buna bağlı olarak.

Aslında şöyle özetlemek gerekir, yatırımcı varsa biz varız. En büyük iş yaptığımız firmalar organize sanayi bölgelerindeki yatırımcılar, sonrasında ise devletin destekleriyle hayvancılık, et ve süt ürünleri üzerine tesisleşen işletmeler. Belediyelerin ihalelerine katılıp üstgeçitlerin beton kirişlerini de üretebiliyoruz ama bu her zaman olan bir şey değil.

Sektörünüze ilişkin en önemli ve en öne çıkan konulardan bir tanesi de aslında maliyetler. Çimento ve demire gelen zamlar sektördeki fiyat artışının en temel faktörü olarak görülüyor. İnşaat sektöründeki genel maliyet artışı size nasıl yansıyor?

Eğer bir şeye ihtiyaç varsa, burada fiyat biraz geri plana itiliyor. İhtiyaç duyulan ürün, fiyatı piyasaya gereği ne kadar yüksek de olsa o ihtiyacı gidermek için anlamlı hale geliyor. Düşünün, peynir alırken bile yiyeceğiniz kadarıyla yani ihtiyacınız olanı alıyorsunuz. Ürünlerin fiyatına gelince de sektörümüzde veya sektörümüz dışında olsun Türkiye’de hiçbir ürünün fiyatının ben dünyadan bağımsız bir şekilde arttığını düşünmüyorum. Dünya genelinde bir artış söz konusu. Tabi bu Türkiye’ye de yansıyor. Ben dünya piyasasını takip edebiliyorum. Baktığım zaman fiyatlar farklı çıkmıyor. Bence bizim fiyatlarımızın artmasından ziyade önemli olan Türk lirasının değerini yitirmesine bağlı olarak alım gücümüzün düşmesi.

Beton ve prefabrik üzerine ihracat yapılabiliyor mu?

Türkiye’de bu alanda ihracat yapan firmalar var. Burada nakliye yine öne çıkıyor. Konya’dan limana gitmenin zorlukları nedeniyle biz bu alana henüz giremiyoruz. Ama İstanbul ölçeğinde bunu yapanlar var. Konya’nın her alanda kabuğunu kırabilmesi için limana açılması gerekiyor. Birçok kapıyı liman bağlantısı ile açabiliriz.

Son olarak, sektörünüze genel bir perspektifle baktığınızda geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Sektörümüzün önü açık. Yatırımcı artarsa, ihracat devam ederse, Konya’nın ulaşım sorunu aşılır ve özellikle liman bağlantısı sağlanırsa, sadece bizimle ilgili değil tüm Konya’nın önü ciddi anlamda açılmış olur.

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.