Muzaffer Kırmacı

Muzaffer Kırmacı

27 MAYIS

      Türk Demokrasi tarihinin kara bir lekesidir 27 Mayıs.

      6 yaşında bir çocuk gözüyle tabi ki ihtilalin ne anlama geldiğini bilmiyordum.

      Ama bir gariplik olduğunun, olağan dışı durumların olduğunun  farkındaydım.

      Mesela, evimizde bir sessizlik hakimdi.

      Annem babam çok üzgünlerdi. Bir şeyler konuşuyorlardı, ama ben bir şey anlamıyordum.

      O yıllarda her evde radyo olmazdı. Ama komşumuzun evinde vardı. Radyoda neşeli müzikler çalıyordu.  Sesini de sonuna kadar açmışlardı.

      Belli ki komşumuz ihtilalden mutlu olmuştu.

      Rahmetlik anacığım Demokrat bir kadındı.

      Komşuyu ikaz etti.

      “Siz seviniyorsunuz. Ama biz üzülüyoruz. Kapatın o radyoyu.”

      Evin gün görmüş babaannesi hoş görülü bir kadın.

      “Komşu doğru söylüyor. Radyoyu kapatın” dedi ve kapattılar.

      Yıllarca Jandarma dipçiği tehdidiyle korkutulan halk iyice sinmişti.

      Kadınların çarşafları, erkeklerin şalvarları yırtılıyor, takke giyenlere eziyet ediliyordu.

      Anam da yörenin gelenekleri gereği  çarşaf giyerdi.

      Çarşıda bir komşumuzla karşılaştık.

      Komşumuz Zabıta mıydı, ormancı mıydı bilmiyorum. Resmî elbiseli biriydi.

      Bize doğru gelince, anamın, babamın arkasına saklanmasını hiç unutamam.

      Anam komşuyu tanımamış, çarşafını yırtmaya gelen bir görevli sanmıştı.

      Oysa aynı alçaklığı Fransızlar yapmışlar, Sütçü İmam onlara cevabını toplu tabancası ile vermişti.

      Ne acıdır ki, bu defa çarşafı yırtmaya çalışan bizim askerimizdi.

      Milletimize bu acıları yaşatanlar bununla kalmadılar bildiğiniz gibi.

      Üç vatan evladını gözlerini kırpmadan idam ederek, milletin gönlünde derin yaralar açtılar.

      İhtilale yardım ve yataklık edenler o zaman da yalan ve iftira ile siyaset yapıyorlardı, şimdi de.

      Anlayacağınız, huylu huyundan vaz geçmiyor.

      Demokrasi şehidi Adnan Menderes sanayi tesisi kurmak için Amerika’dan yardım talep eder.

      “Siz tarım ülkesisiniz sanayi tesisine ihtiyacınız yok" diyerek teklifi kabul etmezler.

      Menderes o yardımı Rusya’dan temin eder.

      İşte Menderes’in en büyük suçu (!) budur.

      17 yıl esaret altındaki ezana hürriyetini vermesi de bardağı taşıran son damla olacaktı.

      Dün 27 Mayıs ne ise, bugün 15 Temmuz da odur.

      Dün, şampanya fondipleyen Cumhurbaşkanından, bugün Kur-an tilavet eden Cumhurbaşkanına gelmek elbette kolay olmadı.

      Menderes, Polatkan ve Zorlu. Ruhlarınız şad olsun.

      Bu millet sizi hiç unutmadı.

      Siz, milletin gönlünde yaşamaya devam ediyorsunuz.

     

     

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.