M. Mustafa Özdemir

M. Mustafa Özdemir

Yeniden Refah’ta ‘Saadet’leşme emareleri - 31 Mart Seçimleri

Yeniden Refah’ta ‘Saadet’leşme emareleri - 31 Mart Seçimleri

Öncelikle Yeniden Refah Partisi, her parti gibi kendi kararını verme, yolunu tayin etme hakkına sahiptir. Doğru şeyler yaparsa büyüyüp güçlenir iktidarı hedefi güder, yanlış yaparsa yerinde sayar ya da birçok parti gibi yok olup gider. Burada sıkıntı yok. 14 Mayıs’ta doğru bir kararla Cumhur İttifakı çatısı altında kendi logosuyla seçime giren YRP başarılı bir sonuç aldı ve 5 vekil çıkardı. 31 Mart içinse kendi adaylarını çıkarma kararı aldı. Kendi ifadelerine be göre; ittifak için 2 büyükşehir 35 ilçe istemişler sonuçta anlaşamamışlar.

***

Bence YRP siyasi olarak da stratejik olarak da hata yaptı. Anadolu şehirleri tamam ama İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya; Mersin, Adana gibi Cumhur İttifakı ile CHP arasında yarışın başa baş geçmesi beklenen şehirlerde, hadi diğerlerini de boş verelim en azından İstanbul, Ankara ve İzmir için, “Biz AK Parti ile anlaşamadık ama gönlümüz CHP’nin kazanmasına elvermez, dolaylı da olsa CHP’nin kazanmasına etki edecek bir davranış içerisinde olmayız, bu yüzden de hiçbir karşılık beklemeksizin milletimiz ve ülkemizin menfaati gereği aday çıkarmıyoruz, sadece ilçelerde aday çıkarıyoruz” deselerdi, partilerini büyütürlerdi.

***

Bunu yapmadıkları gibi parti politikasının seçim yaklaştıkça büyük bir savulma yaşayarak “Erdoğan düşmanlığı”na dönüşmesi tüm filmi kopardı. Buna “YRP’de Saadet’leşme belirtileri” diyebiliriz. Partinin genel başkanvekili açık açık şehir ittifakı adayı CHP’li Ekrem İmamoğlu karşısında Cumhur İttifakı adayı Murat Kurum’un kazanmaması gerektiğini söylemesi şok etkisi oluştururken. Kirvesi de İsmet İnönü’ymüş, İmamoğlu’nu mağdur gösterme, aklama ve parlatma yarışına girdi. Bu sözlerine karşın Doğan Aydal koltuğunda otururken “Erbakan hocam yaşasaydı Cumhur İttifakını kazandırmamızı istedi, CHP’yi kazandırmamızı istemezdi” diyen, yıllarca merhum Erbakan’ın yakın korumalığının yapıp özel hizmetinde bulunmuş Abdurrahman Akyüz’ü disipline göndermeleri şok üzerine şok etkisi yaptı.

Abdurrahman Akyüz’ün, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, ittifaka katılmayı sağlayan ve ittifakın devam etmesi gerektiğini söyleyen Suat Pamukçu gibi isimlerin, seçimden sonra pasifize edilerek yönetim kademesinden uzaklaştırıldığını yerlerine ittifak ve AK Parti karşıtı isimlerin getirildiğini söylemesi partide neler olup bittiğini de gözler önüne serdi. Kendisi sözlerinin sonuna kadar arkasında, dolayısıyla disiplin sonrası muhtemelen ihraç edilecek.

***

YRP yönetimi ya kendi tabanını tanıyamamış ya da kapıldıkları güç zehirlenmesi gözlerini karartmış. YRP’ye oy verenlerin yüzde 60-70'i AK Parti’den yüzde 20-30’u da Saadet’ten gelenler. Çoğu ekonomik gerekçelerle AK Parti’ye kızan, küsen, kırılan seçmen; herhalde YRP’ye “Erdoğan düşmanlığı” yapın, “CHP’ye kazandırın” diye oy vermemiştir. Erdoğan düşmanlığı için oy verselerdi YRP’yi beklemezler, gider Saadet’e (CHP) oy verirlerdi. Memlekette Erdoğan düşmanlığı üzerine siyaset yapan bir sürü parti var, onlara giderlerdi. ‘Saadet’liler de Erdoğan düşmanlığında CHP’yi aratmayan 6’lı Masa ortağı partilerini bırakıp gelmezlerdi.

***

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce “Erdoğan’ı devirme" hayalindeki CHP medyasının gözdeleri Gelecek’, ‘Deva', ‘Saadet’lilerdi. Şimdi onların yüzüne bakan yok. Malum kaybedilen seçimde 40 vekilleri gidince resmen linç ettiler. Siyaseten dolandırıldıklarını söylediler. Karamollaoğlu, Babacan ve Davutoğlu, Bay Kemal’in kafasına silah mı dayadı? Önce ver sonra kıyameti kopart onlarınki de iş değil yani.

CHP medyasının "Erdoğan'a kaybettirme" hedefi için bu seçimdeki gözdeleri ise kendi adaylarını çıkarma kararı sonrası Yeniden Refahlılar oldu. Düne kadar demediklerini bırakmadıkları Fatih Erbakan’a, “çok zeki”, “çok akıllı” deyip övgü yarışına girdiler.

CHP’li Gamze Halk Tv’de, “YRP sayesinde Bursa’da AK Parti’yi devirip CHP bayrağını dalgalandıracağız” deyip İmamoğlu hayranı Doğan Aydal’a teşekkür ederken fondaşlar için böylesine mutluluk verici bir tablo olamazdı.

Doğan Aydal'ın İmamoğlu’nu bir mücahit ilan etmediği kalırken Saadetlilerin geçen yıl bu zamanlar, hani kurultayda İmamoğlu ve Özgür Özel tarafından sırtından hançerlenen, Kılıçdaroğlu'nu mücahit ilan ettikleri günler akıllara geldi.

Kılıçdaroğlu deyince; ne Masa'ydı be.

Menüsüyle, çeyiz sandığından yeni çıkmış dedirten örtüleriyle, gülücüklerin yaydığı pozitif enerjisiyle yemekteyiz programlarına nal toplatan, altın günü veya kısır günü misali; bir gün sizde bir gün bizde...

Sonra nasılda tuz buz oldu, sonbahar ayazı çalmış gül gibi nasılda dağılıverdi öyle...

Türk siyasetinde öyle bir Masa bir daha kurulur mu acaba?

Bay Kemal, 1 Nisan'dan sonra CHP'ye geri döner; "İstediğiniz vekil olsun, CHP'nin TBMM'deki koltukları size feda olsun, toplaşıverin bakalım" deyip Masa'yı yeniden kurar mı?

Ne günlerdi be... Hatırlayınca duygulanıyor insan... Hey gidi günler hey!

Fondaş medya ve gazetecileri adeta seçimin kaderi onların elindeymiş havasıyla YRP’lileri öyle dolduruşa, öyle gaza getirdiler ki, parti yöneticileri seçimden 1. parti çıkacaklarını, en az 20-30 belediye alacaklarını ciddi ciddi söyler hale geldi.

14 Mayıs'ta yüzde 3 oy aldın. Ne zaman geçtin İYİ Parti'yi MHP'yi, ne ara geçtin CHP'yi AK Parti'yi de birinciliğe yükseldin?

İnsan hiç olmazsa kendi seçmenine saygılı olur. YRP’ye oy verenler 1 Nisan sabahı, “Hani birinci parti çıkacaktık, 5,6. parti olduk, 20-30 belediye alacaktık 2-3 bile alamadık ne iş” diye sormayacak mı? Hani deseler ki "Saadet’i fena katlayacağız" tamam.

YRP’nin mottosu; “Hayra Motor, Şerre Fren” Kur’an Kursları için Ortaçağ zihniyeti” diyen bir zatın başında olduğu, “Ayasofya’nın cami olmasına gerek yoktu” diyen zatın da belediye başkan adayı olduğu CHP’ye kazandıran tarafta olmak, başörtüsü zulmüne son veren, din eğitiminin önündeki engelleri kaldıran, Ayasofya'nın asırlık cami olma rüyasını hayata geçiren, Erbakan’ın kalkınma hayallerini gerçekleştiren Recep Tayyip Erdoğan’a kaybettiren tarafta olmak! Hayır ve şer kavramları farklı değilse şayet, mottoya göre bu konumlamada bir mantık hatası olduğu çok açık değil mi?

****

Fatih Erbakan, gelecek Türk siyasetinin geleceğinde önemli yerlere gelebilecek, Türkiye’ye hayırlı hizmetleri olabilecek bir isim. Ancak yaşananlar gösterdi ki, çok tecrübesiz ve daha yol alması gereken çok mesafe var. Etrafı kuşatılmış, onu yanlış yöne sevk ediyorlar ve o bu kuşatmayı görüp kıramıyor. Siyasette her şey bugünden yarına olmuyor. Biraz pişmek de gerekiyor. Önünde liderliğini tüm dünyanın kabul edip tescillediği, Recep Tayyip Erdoğan gibi büyük bir örnek ve rol model var. Kibir ve aşırı ihtiras da siyasetçinin en büyük düşmanıdır.

Fatih Erbakan, 1 Nisan sabahı bir iç muhasebe yapmazsa, Doğan Aydal’dan başlayıp Mehmet Altınöz’den devam ederek çevresindeki isimleri gözden geçirmezse siyasi geleceğine yazık eder partisi de Saadet'in durumuna düşer!

***

AK PARTİ’NİN RAKİBİ YİNE KENDİSİ YİNE "EKONOMİ"

Pazar günü Türkiye yine önemli bir seçime gidiyor. Yerel seçim ama genel sonuçları oluyor. Yerel seçimde yerel projeler konuşulması lazım ama genel siyaset de her zaman etkili oluyor. Bu kaçınılmaz. Her seçim önemli çünkü üst üste koyarak gidiyorsunuz. Öyle olmasaydı Türkiye bugünlere gelemezdi.

AK Parti’nin bu seçimdeki rakibi geçen seçim olduğu gibi yine enflasyon, ekonomi. Keşke şu emeklilerle ilgili seçimden önce bir adım atılsaydı çok daha farklı ve güçlü bir hava ve rüzgar olurdu.

Sayın Cumhurbaşkanı sorunları inkar eden görmezden gelen birisi değil, olmadı. Sıkıntının farkında, her zaman da dile getiriyor ve biraz zaman istiyor. Emeklilerle ilgili çalışmalar devam ediyor zaten kamuoyuna yansıdı. Bunlar tamamlandıkça açıklanacak.

Bu ülkede geçen yıl 1 milyon otomobil satıldı. Büyümede dünyada ilk 3’e girdi. GSYH 1 trilyon doları geçti. AK Parti’nin artık bu dönem refahın tabana yayılması ve gelir dağılımı konusunda makro adımlar atması gerekiyor.

Yoksa bu gerici, kalkınma düşmanı içler acısı muhalefet anlayışına ülke teslim edilmez. İnanınız 40 demez, 39 günde bozuk para gibi harcarlar! Şehir de teslim edilmez, ilçe de, köy de hatta mahalle de. İşte İstanbul’un hali.

Bu seçim döneminde biraz unutulmuş ve geri planda kalırmış gibi oldu ama bu ülke büyük bir deprem yaşadı. Ekonomik maliyeti en az 100 milyar dolar ve bunu kısa sürede ikame etmeniz gerekiyor. Bu çalışmalar da hızla devam ediyor. Türkiye'nin kalbi İstanbul’un kısa sürede dönüştürülmesi gerekiyor. Allah korusun beklenen büyük depreme hazırlıksız yakalanılırsa maddi manevi bedeli çok ağır olur, ülke bunun altından 50 yıl kalkamaz. O zaman ne emekli maaşı konuşulur, ne enflasyon ne de başka birşey.

***

Yeri gelmişken Konya Belediyelerinden de birkaç cümleyle bahsedelim. Gerçekten Büyükşehir, Selçuklu, Meram ve Karatay büyük bir işbirliği ve uyumla çalışıyorlar. Bakın ulusal televizyonlarda taraflı tarafsız kim örnek belediyecilikten bahsediyorsa Konya’yı ilk sırada gösteriyor. Konya Anadolu’nun parlayan yıldızı. AK Parti ve Cumhur İttifakı için Konya’nın ayrı bir önemi var. Konya yine farkını ortaya koyacaktır.

***

Demokrasilerde karneyi millet veriyor. 31 Mart’ta da Millet ne diyorsa o. Bu millet feraset sahibidir. Ne karar verirse de baş üstü edilmelidir. 31 Mart’ta Cumhur İttifakı istediği sonucu alırsa “büyük yürüyüş” artan hızla devam edecek alamazlarsa da şapkayı önüne koyup “nerede yanlış yaptık” diye düşünecek. Tabi bu AK Parti ve Cumhur İttifakı için geçerli, CHP için değil. Onların böyle bir derdi hiçbir zaman olmadı görünen o ki olmayacak da.

Onlar sandıklar açılmaya başladıktan sonra akşamın ilk saatlerinde hemen erken bir zafer ilan edip saldırı için malzeme toplarlar. Akabinde geceye doğru AA’yı, gece yarısına doğru YSK’yı, sabaha doğru hükümeti, öğle saatlerinden itibaren de milleti hedef alıp hakarete başlarlar.

Hemen Salı sabahı da, kendi ifadeleriyle; hançerlerin, ayak oyunlarının, entrikaların, delege borsasının konuşacağı, parti içi iktidar savaşı 3 koldan (İmamoğlu-Özel-Kılıçdaroğlu) başlar. Cümbüşe devam...

31 Mart Seçimleri şimdiden ülkemiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olsun.

Allah (CC), mazlumların ve insanlığın yegane kurtuluş umudu bu Ülkenin ve bu aziz Milletin yardımcısı olsun, onu korusun ve yüceltsin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
M. Mustafa Özdemir Arşivi
SON YAZILAR