1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Ak Parti Myk Toplantısı
Ak Parti Myk Toplantısı

Ak Parti Myk Toplantısı

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: (3) - "Yunanistan Başbakanını uyarıyoruz. 'Türkiye sondaja başladığı andan itibaren ağır bedeller öder' gibisinden altı boş ifadeler kullanmaktan vazgeçmelidir. Sayın Cumhurbaşkanımıza karşı saygılı bir dil kullanmalıdır"- "Eğ

A+A-

ANKARA (AA) - AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Yunanistan Başbakanını uyarıyoruz. 'Türkiye sondaja başladığı andan itibaren ağır bedeller öder' gibisinden altı boş ifadeler kullanmaktan vazgeçmelidir. Sayın Cumhurbaşkanımıza karşı saygılı bir dil kullanmalıdır." dedi.

Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında parti genel merkezinde Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı devam ederken basın toplantısı düzenledi ve soruları yanıtladı.

Doğu Akdeniz'deki gelişmelerle ilgili olarak Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras'ın açıklamalarına işaret eden Çelik, "Yunanistan Başbakanı maalesef son derece yanlış bir tutum içerisinde. Bugünkü cevabında 'Uluslararası hukuka dayanarak konuşuyoruz.' diyor. Uluslararası hukuk açısından bakıldığında, Türkiye'nin haklı, Yunanistan ve Rum kesiminin haksız olduğu açıktır. Hiçbir şekilde Kıbrıslı Rumlar'la bir paylaşım içerisine girmeden, tek taraflı olarak buradaki kaynaklara el koyma arzusundadırlar. İkincisi Yunanistan Başbakanını uyarıyoruz. 'Türkiye sondaja başladığı andan itibaren ağır bedeller öder' gibisinden altı boş ifadeler kullanmaktan vazgeçmelidir. Sayın Cumhurbaşkanımıza karşı saygılı bir dil kullanmalıdır." şeklinde konuştu.

- "Avrupa Birliği'nin yaptığı hatanın payı vardır"

Çipras'ın, son açıklamasında Türkiye ile Avrupa Birliği'ni karşı karşıya getirmeye çalıştığını ifade eden Çelik, "Avrupa Birliği, Ada'daki problem çözülmeden Rum tarafını tek taraflı tanıyarak ve Avrupa Birliği'ne alarak son derece büyük bir hata yapmıştır. Bugünkü süreçteki olumsuzluklarda, Avrupa Birliği'nin yaptığı bu hatanın payı vardır. Avrupa Birliği bu hatasını telafi edecek yerde, Rum tarafının sürekli olarak Avrupa Birliği kurumlarını ve politikasını istismar etme politikasına sessiz kalmaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti Sözcüsü Çelik, şöyle devam etti:

"Yunanistan Başbakanı tutmuş Avrupa Birliği üzerinden Türkiye'yi tehdit etmeye çalışmaktadır. Bu artık kendi sınırlarını aşan, hiçbir şekilde tahammül edilemeyecek bir tutumdur. Yunanistan Başbakanı, Avrupa Birliği'nin sahibi gibi, Türkiye-AB ilişkilerinin daha çok bozulacağı bir sürecin başlayacağını ifade ediyor ya da Avrupa Birliği'ndeki bazıları Türkiye'nin egemenlik haklarından, kıta sahanlığından, münhasır ekonomik bölge haklarından, KKTC'ye garantör olmasıyla ilgili haklarından vazgeçmesi gibi birtakım telkinlerde bulunuyorlar. Bu işin böyle çözülmeyeceği açıktır. Türkiye Cumhuriyeti'nin, bu tip söylemlere kesinlikle prim vermeyeceği açıktır, bunlara karşı güçlü bir cevap vereceği açıktır.

Yunanistan Başbakanı, Türkiye'yi kendisinin altını dolduramadığı uluslararası hukuk argümanlarıyla tehdit etme dilinden vazgeçmelidir. Türkiye, komşuluğu ve dostluğu kıymetli olan ama komşuluğu ve dostluğundan vazgeçilmesi halinde, buna karşı durulması halinde de hiçbir şekilde, hiçbir tehdide prim bırakmayacak bir ülkedir. Hiçbir şekilde bunun karşısında cevapsız kalmayacak bir ülkedir. Eğer burada bir hakkaniyetli durum ortaya çıkması isteniyorsa yapılacak şey, Yunanistan'ın bu tehdit dilinden ve fiili durum yaratma tutumundan vazgeçmesidir."

Ömer Çelik, Doğu Akdeniz'de çalışmaların devam ettiğini, Fatih sondaj gemisi ve Yavuz gemisinin faaliyetlerini sürdürdüğünü hatırlatarak, "Türkiye ne kendi egemenlik haklarından ne KKTC'nin haklarından hiçbir şekilde burada vazgeçmeyecek." dedi.

- "Bu kararlar, Lozan Anlaşması'nın ihlali anlamına gelir"

Bütün bunları söyleyen Yunanistan'ın hak ve özgürlüklere, hukuka, anlaşmalara riayet etmediğinin, AB standartlarında bir devlet yönetimine sahip olmadığının altını çizen Çelik, bunun en son örneğinin ise Yunanistan'da SYRIZA hükümetinin dini özgürlükler konusunda aldığı kararları olduğunu söyledi.

Çelik, bu kararların açık bir şekilde Lozan Anlaşması'nın, Avrupa İnsan Haklar Hakları Sözleşmesi'nin ihlali anlamına geldiğini vurgulayarak, 2018 ve 2019'da yürürlüğe konulan kararnamelerle Türk azınlığın dini kurumlarının devletleştirilmesinin hedeflendiğini belirtti.

Camilere din görevlisi atanması, müftülüklerin yapısı ve işleyişiyle ilgili kararlara ilişkin Çelik, azınlığa ait hakların devletleştirmek suretiyle Yunanistan Milli Eğitim Bakanlığına bağlanmaya çalışıldığını aktardı. Çelik, bununla ilgili tepki gösterdiklerini bildirerek, "Asıl, uluslararası hukuka uymayan, AB standartlarında bir devlet yönetimi ortaya koymayan Yunanistan'ın, bu konuda hem AB tarafından uyarılması gerekir hem de bu politikalardan vazgeçmesi gerekir. Yunanistan, Türkiye'nin iyi komşuluğuna güvenmeli, kıymetini bilmelidir. Yunanistan, Türkiye'nin zor zamanlarda kendilerinin yardımına nasıl geldiğini, zor zamanlara düştüğünde Türkiye'nin bunu istismar etmek yerine Yunanistan'ın yardımına nasıl koştuğunu en iyi bilen ülkedir. Hafızalarında bu tazedir. Yakın zaman da buna şahitlik göstermektedir. Gerek Doğu Akdeniz'deki gelişmeler konusunda gerekse Türk azınlığa karşı atılacak adımlar konusunda daha makul, dengeli, hukuka ve insan haklarına saygılı, komşuluk ilişkilerine uygun bir dil, üslup ve politika uygulamasını Yunanistan'dan bekliyoruz." ifadelerini kullandı.

- "Bu tercihin tekrar bize dönmesi için çalışacağız"

AK Parti Sözcüsü Çelik, yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde, ilk seçime göre iki aday arasındaki farkın arttığının hatırlatılması üzerine, şöyle konuştu:

"Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde bahsettiğiniz bu fark ortaya çıkmıştır. Bir yandan da ilçe belediyelerinde ve büyükşehir meclisinde partimiz ve Cumhur İttifakı büyük bir zafere imza atmıştır. Her seçimin kendi dinamiği, sonuçları var. Kuşkusuz biz siyasi parti olarak, bütün bunları ayrıntılı bir şekilde değerlendireceğiz. Bu bahsettiğiniz rakam nasıl ortaya çıkmıştır? Vatandaşlarımızın politikalarımız konusunda o süreçte beğendiği hususlar, beğenmediği hususlar nedir, bundan sonrasıyla ilgili beklentileri nedir? Sonuç itibarıyla ilçe belediyelerinde ve büyükşehir meclisinde büyük bir başarı elde ederken, bunun büyükşehir belediye başkanlığına yansımaması konusu tabii ki değerlendirilecektir."

Bu değerlendirmelerin başladığını bildiren Çelik, bunun bir başlangıç olduğunu söyledi. Çelik, "Bu, milletimizin, vatandaşımızın, İstanbullu'nun tercihidir. Başımızın üstünde yeri vardır. Biz, bu tercihin tekrar bize dönmesi için, ilçe belediyelerinde ve büyükşehir meclisinde olduğu gibi burada da yansıması için neler yapmamız gerektiği konusunda çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bununla ilgili ilk sunumlar yapılmaya çalışılıyor. Önümüzdeki dönemde de devam edecek." ifadelerini kullandı.

- "Adayımız mükemmel bir çalışma örneği ortaya koymuştur"

Ömer Çelik, "İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım gibi AK Parti İstanbul İl Teşkilatının da aynı gayreti gösterdiğini düşünüyor musunuz?" sorusunu şöyle yanıtladı:

"Sorduğunuz kısmı da sormadığınız kısmı da anladım. Çeşitli yorumlar yapılıyor, dedikodular çıkıyor. Burada tabii ki arzumuz şudur: Siyaset nihayetinde hedefe yürür. Arzumuz tabii ki her seçimden daha büyük bir başarı elde etmektir. Başarımızda şüphe olmayan seçimlerde bile bu başarıyı nasıl daha çok artırırız diye genel başkanımız hemen talimatlarını verir. Bu çalışma sadece seçimden seçime yapılan bir çalışma değildir. İstanbul'da belediye başkan adayımız mükemmel bir çalışma örneği ortaya koymuştur. Büyük bir performansla, gayretle teşkilatlarımız bu çalışmaları ortaya koymuştur."

AK Parti'nin bütünleşmiş, tek bir hedefe yönelmiş, kendi iç bütünlüğünü çok sağlıklı bir şekilde koruyan bir yapı olduğuna dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:

"Her yerde kadın kollarımızı, gençlik kollarımızı gördük. Her yerde dinamik bir seçim çalışması yürütüldü. Tabii ki sonuç arzu etmediğimiz gibi çıktığında ne adayımız ne teşkilatımız açısından bu şekilde bahsettiğiniz bir çelişki ya da bir takım meselelerin altını çizmiyoruz. Burada mesele şudur: Vatandaşımızın, bizim bu süreçteki politikalarımızla ilgili ilettiğimiz, arz ettiğimiz konularda neyi beğenmediğini, neyi daha çok beğendiğini, neyi tasvip etmediğini net olarak göreceğiz. Önümüzdeki dönemde vatandaşımızın beğendiği konuları daha güçlendireceğiz, beğenmediği konuları politikalarımızla revize edeceğiz. Adayımız ve teşkilatımız son derece güçlü bir çalışma ortaya koymuştur. Zaten genel merkezimiz, genel başkan yardımcılarımız, MKYK'mız oradaydı. İl teşkilatımız güçlü bir çalışma ortaya koymuştur. Bunlarla ilgili bir problem yoktur."

Çelik, AK Parti'de olağanüstü kongrenin olup olmayacağına yönelik soruya ise şu cevabı verdi:

"Bu bahsettiğiniz revizyonlar meselesi, her seçimden 15 gün önce konuşulmaya başlanır, her seçimden sonra bu devam eder. Bu, Sayın Genel Başkanımızın takdirindedir. Kendisi bunu ne zaman, ne şekilde uygun görürse bu şekilde düşünür. AK Parti'de de şöyle bir gelenek vardır: Hiç kimse gerek kendisiyle ilgili gerek diğer konulardaki tasarrufla ilgili kişisel bir tutum içerisine girmez. Ama 'şu anda böyle bir gündem var' diyecek yetkiye sahip değiliz. Bu Genel Başkanımızın tasarrufundadır. Dolayısıyla onunla ilgili size somut olarak 'şöyle davranılacak, böyle davranılacak' diyecek durumda değilim. Bugün bahsettiğimiz kabine revizyonuyla ilgili Genel Başkanımızın o soruya verdiği cevap, grup çıkışında, tabii ki genel merkez için de geçerlidir."

(Sürecek)

HABERE YORUM KAT