Belediyeden siyasete

Büyükşehir Belediyesi nihayet yeni tramvaylarla ilgili olarak vatandaşların şikayet ettiği bir konuda devreye girmiş ve vatandaşların şikayetine konu olan meseleyi çözmüş.

Yeni tramvaylardaki koltukların yerleşim düzenlerinden şikayetçi idi Konyalılar. Bu şikayetlerin başlıca motifi ise koltuk aralarının darlığıydı.

Karşılıklı oturulan koltuklar arasındaki mesafenin yetersiz oluşu, özellikle kadın yolcular için büyük bir müşküldü.

Belediye bu sorunu tramvayları imal eden Skoda firmasıyla görüşerek çözmüş.

Koltuk araları, çok değil, 15 santim daha açılarak, vatandaşların şikayetine konu olan mesele halledilmiş.

Bu aslında son derece ilginç sorulara yol açan bir konu.

Şöyle ki bu tramvaylar Skoda için dünyanın her yeri için standart üretilen bir araç.

Peki ama bu tür sorunların çıkabileceğini belediyemiz niye önceden tahmin edememiş acaba?

Belki Çek Cumhuriyeti ya da Avrupa’nın diğer ülkelerinde sorun teşkil etmeyecek bu tür konuların Konya için sorun olabileceği niye düşünülmemiş?

Yani belediyemizin yetkili amirleri Konya’daki otobüslerde ya da bu tür toplu ulaşım araçlarında oturma mesafelerini bilmiyor olabilir mi sözgelimi?

Dünya için standart olduğu iddia edilen hususların Konya’da bir sorun kaynağı olması şaşırtıcı değildir.

Kültürden kültüre toplumdan topluma değişen kullanım alışkanlıkları vardır sözgelimi.

Bunları belediyenin ilgili amirleri bilmez değil elbette.

Belki bazı hususlar gözden kaçırıldı, belki de tramvaylar kullanıldıkça ortaya çıkabilecek bu tür sorunların halledilmesi amaçlandı.

Bunu elbette bilemeyiz.

Ama bildiğimiz şey şu: Her toplumun hayat tarzı içinde bu tür sorunlar oluşabilir ve bu sorunları oluşmadan tahmin ederek çözmek müthiş bir gözlem becerisi kadar toplum bilgisi de ister.

Ne diyelim?

Neticede sorun öyle ya da böyle çözülmüş.

Konyalılar kerevetlerine kurulmuşlar, gerisi tramvayların tamamlanmasına kalmış.

NİYE SİYASET YAZMIYORUM?

Siyaset konusuna fazlaca girmediğimden şikayetçi bazı dostlar.

Doğrusu, siyaset konusunda yazılacak pek bir şey göremiyorum.

Hele dün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu’nun cumhurbaşkanı seçilmesi halinde Ortadoğu’ya barış geleceği savı vardı ki hafifçe gülümsedim bu açıklamayı duyunca.

Çünkü kendimi bildim bileli, yani otuz yıldır, sürekli duyduğumuz bir cümledir bu Ortadoğu’ya baışın gelmesi.

Kimya doçentiyken nasıl Sanat profesörü olduğu pek açıkta olmayan bir ismin de “postmodern reel politik” işbölümünde hissesine hep savaş ve çatışma düşürülen Ortadoğu’ya barışı nasıl getireceği de meçhul.

Sisi darbesi esnasında, yani geçen yıl Genel Sekreteri olduğu İslam İşbirliği Teşkilatı’nda Mısır’daki Rabia katliamları konusunda sessiz kalmış bir ismin, (çünkü Sisi darbesinin finansörü Suud Kralı Abdullah, İİT Genel Sekreterliği’nin de maaşını ödeyen kurumdu) bu konuda neler yapabileceğini elbette merak etmiyor değilim; lakin, şu yukarıda bahsettiğim “postmodern reel politik bölüşüm”ün, yani uluslararası sistemin köklü bir değişime uğramadan ne Ortadoğu’ya ne de dünyaya huzurun geleceğine kaniyim.

Böyle durumlarda da cafcaflı sözlere karnımın tok olduğunu belirterek bu bahsi kapatayım.

AK PARTİ KONYA’NIN HAZIRLADIĞI KLİP

AK Parti Konya Teşkilatı’nın hazırladığı Erdoğan klibi epey sükse yaptı.

Hatta İstanbul’dan bazı dostlar bu klibin hangi ajansa hazırlatıldığı bile sordu.

İşte onlardan birinin bana gönderdiği mesaj: “Bu Konya’nın videosu hangi ajansın işi abi? Metinleri filan kim yazdı? Şahane iş olmuş, baktın mı?”

Edindiğim bilgi şöyle: Er-Ka Prodüksiyonun Sahibi Tamer Yiğit, AK Parti İl Yönetim Kurulu Üyesi ve tanıtımdan sorumlu. Klibin bütün işleri dolayısıyla AK Parti İl Teşkilatı’nın bünyesinde kotarılmış.

Yani metinlerden sloganlara, sunumdan görselliğe tam anlamıyla Konya işi olmuş klip.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.