BİZ BİZE YETERİZ YETMESİNE DE!

Cumhurbaşkanı milletin birlik ve beraberliği için bir kampanya açıkladı. Bir gün öncesinde de Konya Büyükşehir Belediyesi Konya için benzer bir sosyal yardım kampanyası başlatmıştı. Daha sonra bu kampanyanın ‘biz bize yeteriz’ kampanyasına dâhil olduğu açıklandı.

Karşı duranları ikna etmek gibi bir kaygım yok. Herkesin kendi vicdanıyla ilgili bir durum. Bu kampanyaya destek olan herkese teşekkür etmek lazım.

Yalnız iki kişinin tepkisi oldukça can sıkıcıydı.

Biri Saadet Partisi Konya milletvekili Abdülkadir Karaduman’ın tweeti… Karaduman’ın kıyası manidar:

 ‘Sayın Cumhurbaşkanımızın 7 aylık maaşı 568 bin TL.  Sarayın bir günlük harcaması 2 milyon TL.’

Yani bu mudur muhalefet etmek sayın vekil?

Siz Konya’nın milletvekilisiniz. Bu şehir 81 vilayet içinde yardımseverlikte zirvede olan şehirdir. Siz de her ne olursa olsun bu kültürün vekilisiniz.

Bir yardım kampanyası başlatılmış. Destek vereceğinize absürt kıyaslamalar ile muhalefet derdindesiniz.

Destek olmayacaksanız olacaklara gölge etmeyin Allah aşkına!

Konuyla ilgili bir diğer isim de BBP Genel Başkanı Ankara Milletvekili Mustafa Destici.

Destici özetle şunu söylüyor : ‘Milletten yardım kampanyası başlığı altında bağış toplanması hem sosyal devlet ilkesine aykırı hem de 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' anlayışı ile süregelmiş binlerce senelik devlet geleneğimize yabancı bir uygulamadır. Bunca senedir devletine kazancından vergi veren bir millete devlet hiç olmazsa iki ay veya üç ay ne kadar sürerse karantina süresi boyunca bakabilecek hazırlıkta olmalıydı.”

Bu cümlelerin yanında kampanyaya destek vereceğini de belirtiyor Sayın Destici. Yukarıdaki cümleleri arasında haklılık payı olan cümleler olabilir. Lakin yeri ve zamanı bugün değil. Devlet zengin ile fakir arasına köprü olmak istemiş. İşin özeti bu…

Kılçık atmanın kafa bulandırmanın ne anlamı var?

Ne yapmalı yani devlet? IMF’nin kapısında mı yatmalı birileri gibi? Hedefleri bu değil mi zaten? Yoksa bol bol para basıp enflasyon denen illeti virüsün yerine mi koymalı?

Biraz sağduyu lütfen! Mesele devlet! Erdoğan ya da diğerleri değil. Onlarla ilgili bir dert varsa yarın seçimde hesabınızı görürsünüz…

NASUH TEVBESİ NEDİR? ASLINDA NASUH KİMDİR?

Google karıştırırken bu ara insanların en çok aradığı şeyin Nasuh Tövbesi olduğunu fark ettim. Ne kadar ilginç değil mi?

Bir musibet insanları nelere itiyor. Sadece bugünlerde milyonlarca kişi Nasuh Tövbesinin ne demek olduğunu araştırıyor!

Allahü Ekber! Dedim! 

Sonra baktım ki Sefir'in kızı adlı dizide Nasuh tövbesi lafı geçmiş, milleti aramaya sevkeden oymuş. 

Tövbe edelim de nasıl olursa olsun... 

Allah’ın haram kıldığı birçok şeyle maalesef hepimiz yüz yüzeyiz. Şu yüzyılın getirdiği iğrençliklerle her birimiz büyüklü küçüklü günahlara gark oluyoruz. Elbette tövbe etmek elzem. Rabbim halis niyette olanların tövbelerini ve dualarını kabul etsin.

Konusunu etmişken Nasuh Tövbesinden de bahsedelim. “Tövbe-i nasuh, hüsn-i niyet, hulus-i kalp, ciddi ve yürekten tövbede bulunmak demektir.” Bu karşınıza en çok çıkan tanım.

Ben size bilinen hikâyeyi anlatayım…

Eski zamanlarda Nasuh adında bir adam vardı.

Bu Nasuh isimli kimse saçlarını uzatır kadın giysileri giyerek kadın hamamlarında tellaklık ederdi. Yüzü kadın yüzü gibi tüysüzdü. Nasuh yıllarca tellaklık etti, kimse onun erkek olduğunun farkına varmadı. Çünkü yüzü kadın yüzü gibi, sesi kadın sesi gibiydi. Aradan zaman geçince Nasuh bu işten pişman oldu, tövbe etti fakat tövbesini tutamadı. Bu defalarca böyle oldu. Bir gün Nasuh bir Allah dostuna giderek:

– “Bana dua et.” diye ricada bulundu. O Allah’ın (c.c.) veli kulu ona dua etti. Nasuh bir gün yine hamamda tası doldururken padişahın kızının küpesindeki incilerden biri kayboldu. Bütün kadınlar onu aramaya koyuldular. Herkesin eşyasını aramak için önce hamamın kapısını kapadılar. Sonra başladılar aramaya. Fakat inci bir türlü bulunamadı. Bunun üzerine herkesin aranması emredildi.

– “İhtiyar, genç, herkes üzerinde bulunan giysileri çıkarsın.” diye bağırdılar. Nasuh korkusundan bir kenara çekildi, yüzü korkudan sararmış dudakları titriyordu. Ölüm korkusu her yanı sarmıştı. Kendi kendine:

– “Yarabbi, dedi. Birçok defalar tövbe ettim fakat tövbemi bir türlü tutamadım. Eğer beni bu beladan, rezil rüsva olmaktan kurtarırsan bütün yaptıklarımdan tövbe ettim.” dedi. Bunun üzerine birisi;

– “İnci bulundu.” diye biri seslendi. Nasuh’u aramaktan vazgeçtiler, böylece Nasuh rezil olmaktan, ölümden kurtulmuştu. İnci bulunduğu için herkes bayram ediyor seviniyordu. Bu sevinç dalgası geçtikten sonra Nasuh’u çağırdılar:

– “Ey güzel tellak gel, padişahın kızı seni çağırıyor gel onu kesele, yıka” dediler. Nasuh bunu reddederek hamamdan çıkıp gitti. Bir daha da tövbesini bozmadı…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum