BİZE ÇOK KIZIYORSUNUZ; AMA SOSYAL MEDYA KEPAZELİĞİ BU İŞTE

Biliyorum ve sizler de biliyorsunuz ki hafta sonları gerginlik oluşturacak konulara pek girmeyiz. Ama ülkemizin o yerinde duramayan çok hızlı gündemine ayak uyduran şehir gündemine ayak uydurabilmek için biz de zaman zaman kendi yazı prensiplerimizden vazgeçmek zorunda kalıyoruz.

Bugün birileri için küçük önemsiz gibi görünse de, silah kendilerine döndüğü zaman tehlikenin iğrençliği ve zamanın da geç kalmışlığını anlayacakları toplum için son derece hassas birkaç konuya hafta sonu olsa da değinmek zorundayız.

BENİM GÜNAHIM

BANA YETER

BİR DE KİMSENİN

VEBALİNİ ÇEKEMEM

Sık sık itiraf ederim. Biz öyle çok derin bilgi ve kültüre sahip bir insan asla değiliz. Siz bakmayın öyle her konuda birkaç cümle fikir ürettiğimize. Biz bugün burada 365 gün yerel yazı yazılar yazabiliyorsak sadece siz değerli okurlarımızın ve dostlarımızın desteği ile 42 yılın birikimi ile çalakalem bir şeyler yaptığımızı sanıyoruz.

Geçtiğimiz günlerde dini bilgisine inandığım bir abimizin Mescid-i Aksa ile ilgili bir görüşünü olduğu gibi siz değerli okurlarımızla paylaşmıştık. Dahası o yazıyı kendimde birkaç kere baştan aşağıya okuyarak bilgi sahibi olmaya çalıştım.

O yazıdan birkaç gün sonra yine bir abimiz aradı. O yazı ile ilgili olarak. Ve sohbetin ardından büyük vebal altında olduğumu belirtti. Ve iki gün öncede bizi vebalden kurtaracak bu yazıyı gönderdi. Kendisinin Müftülük ile de görüştüğünü ve bu yazının o doğrultuda kaleme alındığını da belirtti.

Başta dedik ya. Biz cahiliz pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da cahilliğin ötesinde kara cahiliz. Bu kez bu abimizin gönderdiğini vebalden kurtulmak için yine olduğu gibi sizlerle paylaşıyorum.      

KABE VE MESCİD-İ AKSA

Bir müddet önce köşenizde yayınladığınız bir yazı ile ilgili müftülüğümüzden bir açıklama gelir diye bekledim. Ancak bir açıklama yapılmayınca acizane bu satırları yazma ihtiyacı hissetim.

Köşenizde yayınlarsanız bir vebalden sizde bende kurtulmuş oluruz.

Mescid-i Aksa ve kıble konusunda yayınladığınız; Müslümanların ilk kıblesi (ilki de sonu da) Mekke / Mekke’de Kabe’dir denilerek başlayan yazıda, Müslümanların ilk kıblesi Kudüs demenin İbrahim ve İsmail (AS)’ı Müslümanlığın dışına ittiğinden, Rasulullah (SAV)’in Kabe’ye kıble olarak dönüp namaz kıldığını, her halükarda ilk kıblenin Kabe olduğunu, Bakara Suresi 145. ayetin derinlemesine okunmasını tavsiye ederek Hristiyanların Yahudilerin kıblesine, Yahudilerin de Hristiyanların kıblesine kesinlikle yönelmezken Yahudilerin kıblesine Rasulullah (SAV) niye yönelsin diyerek bu söylemin Kur’an’da yerinin olmadığını, rivayetlere katılmış zanni bilgiler olduğunu, Emevi’lerin bu ümmete kazığı olduğunu ve Bedir’in intikamını aldıkları ifade edilmiştir.

Yukarıdaki yazıda doğrularla yanlışlar iç içe geçirilerek birçok kavram karmaşasına sebebiyet verilmiştir. Şöyle ki; öncelikle Mescid-i Aksa bir mescidi değil 144 dönümlük bir araziyi ifade etmektedir. Kıble Mescidi ve Kubbetüs Sahra bu alan içerisinde bulunmaktadır. Yani herhangi bir yapıyı veya kubbeyi ifade etmemektedir.

Kabe’nin Müslümanların ilk ve son kıblesi olduğunda hiç kimsenin şüphesi yoktur. Hak Dini Kur’an Dili / Elmalı Hamdi Yazır – Bakara Suresi 144. Ayet Tefsirinde, Peygamberimizin (SAV) Mekke’de iken Kabe’ye dönerek namaz kıldığını, Medine’ye hicretten sonra 16 ay Mescid-i Aksa tarafına namaz kılmaya başladığını ifade etmiştir. Kıblenin çevrilmesi olayı Bedir gazasından iki ay önce Recep ayı içerisinde öğleyin meydana gelmiştir. Rasulullah (SAV) Beni Seleme Mescidinde ashabı ile birlikte öğle namazı kılarken (Bakara-144) “…… Haydi bakalım, yüzünü Mescid-i Haram’a çevir…….” Ayeti geldi. Kılmakta olduğu öyle namazının ilk iki rekatını Mescid-i Aksa, son iki rekatını Mescid-i Haram tarafına kıldığı, bundan dolayı da o mescide “Mescid-ül Kıbleteyn” (yani iki kıbleli mescid) adı verildiğini yazmıştır. Kıblenin çevrilmesi hakkında (Bakara-115) “Doğuda batıda Allah’ındır. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü zatı oradadır.” Ayeti ile başlayıp devam eden işaretler bu ayet ile son ve kesin şeklini almıştır. Artık namazda Kabe’ye yönelmek farz olarak kesinlik kazanmıştır.

Hal böyle iken Mescid-i Aksa’yı Müslümanların kıblesi olarak kabul etmemek çok büyük bir gaflettir. Ayrıca Kur’an-ı Kerim’i mealden okuyarak hüküm çıkarmak bizim haddimiz değildir. Eğer böyle olsaydı bunca tefsir boş yere yazılmış olurdu.

Ebu Hureyre (RA) Peygamberimiz (SAV)’in şöyle buyurduğunu haber etmiştir.

“(İbadet için) sadece şu üç mescide yolculuk yapılır: Mescid-i Haram, Mescid-i Nebi ve Mescid-i Aksa …”

İsra Suresi -1 “Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.”

Ayet-i Kerime ile çevresinin bereketlendirildiği belirtilen, hadis-i şerif ile ibadet için gidilecek üç mescitten biri olarak zikredilen Mescid-i Aksa’yı Müslümanların kıblesi olarak görmemek onu itibarsızlaştırma çabasından başka bir şey değildir. Buradaki amacın Filistin’i, Filistin davasını Müslümanların meselesi olmaktan çıkarmak olduğu aşikardır…”

…………….  

BU İŞİN DİBİ YOK BEYLER

AK Partili siyasiler yöneticiler üst düzey büyüklerimiz bugün yazımızın bu bölümünde bana kızabilirler. Darılabilirler de. Ama geldiğimiz noktada eğer biraz vicdan varsa ve biraz empati yapabilirlerse bu konudaki en büyük zararı Sayın Cumhurbaşkanımıza vermekte olduklarını görecekler. Aslında görünüyor da görmek acı gerçeği görmek kimsenin işine gelmiyor.

40 yıl önce yazılı basından bu işe başlamış bir gazeteci (!) olarak şunu bilir şunu söylerim.

Çünkü biz bu dönemleri yaşayarak bu günlere geldik.

Ülkede daha AK Parti yokken yazılı basın varken ve de sadece TRT ekranları varken ülkeye yerel ve ulusal bazda televizyonlar girdi. O günlerde herkes yazılı basının yani gazetelerin bittiğini ve televizyonların ailelerden ülkeye kadar her şeyi yöneteceğini iddia ettiler.

Televizyonlara rağmen gazeteler bitmedi.

Derken internet devreye girdi.

Derken geldiğimiz noktada bir sosyal medya furyası başladı. Ve sosyal medya ile birlikte Sayın Cumhurbaşkanımızı bu işin dışında tutuyorum AK Parti’yi ve ülkeyi yönetenler “siyasi algı” için sosyal medyayı körüklediler.

Fake hesaplardan tutun da bu işler için özel kadrolu elamanlar kurumlara alındı. Sosyal medya orduları oluşturuldu. Büyükler bunu yapar da sade vatandaş ayak uydurmaz mı? Herkesin hepimizin sosyal medya hesapları oldu. İnsanlar bir değil onlarca güçleri yettiğince sosyal medya hesapları açtılar.

Herkes kendi dünyasından karşı pencere algı savaşı açtı.

Son dönemlerde yine ne acıdır ki Sayın Cumhurbaşkanımıza sunulan yanlış ve yanlı bilgi akışı ile bırakın ulusal yazılı basını yerel yazılı basını bitirmek için düğmeye basıldı.

Yani AK Partili olduğunu üstüne üstelik bir de Reis’çi olduklarını iddia eden bazı yöneticilere göre artık ülke ve ülkeler sosyal medya ile yönetilecekti. En güzel örnekleri de “Trump bir tweet atıyor dünya yerinden oynuyor” muşşşşş!    

Bunu diyenlere bunu savunanlara hep dedim ki “Allah sizin başınıza Trump kadar taş düşürsün”…

Geçtik Amerika’yı geçtik Türkiye’yi gelelim Konya’mıza.

Buyurun bir sosyal medya paylaşımı;

foto-1-707.jpg

Bunu okuyan insanların yarısı buna inansa bence “sosyal medya ile şehri ve ülkeyi hatta dünyayı yöneteceklerine inananların vebali yeter”…

Ben söyleyeyim Sayın Vali Cüneyit Toprak Orhan’ın iki oğlu değil iki kızı var.

İsimleri de Zeynep ve Zehra

Ben size durumu anlatabildim mi?

Eğer hâlâ anlatamadımsa bütün kabahat benim. Hakkınızı helal edin.

 

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Tekrarı yoktur bazı şeylerin ömür gibi geçen zaman gibi

 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Farsız ışıksız motorlar bisikletliler gecenin karanlığında kavşaklara bir de ters yönden girmedikleri zaman daha iyi ADAM oluruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
12 Yorum