BÜROKRATİK OLİGARŞİ

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’nın; “Bürokratik Oligarşinin egemenliğini sürdürdüğünü; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin getirilerinden birisinin Bürokratik Oligarşinin egemenliğinin son bulması olacağını; 24 Haziran’dan sonra sistemin tüm kurumlarıyla daha sağlıklı ve hızlı işleyeceğini” açıklaması “Bürokratik Oligarşinin”  devletin işleyişinde etkin olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

-Halkın oylarıyla seçilmiş güçlü bir cumhurbaşkanının bile şikayetine konu olan “Bürokratik Oligarşi” nedir?

Bürokratik Oligarşiye açıklama getirmeden önce, kısaca “Oligarşi” üzerinde duralım.

Genel olarak oligarşinin tanımı; “yönetimde bulunan ayrıcalıklı bir gurubun halkı idare ettiği yönetim şekli” olarak tarif edilmektedir.

Aristotales oligarşiyi; “iyi insanların halk yararına yönettiği değil, kötü insanların bencil amaçlar için insanlara tahakküm kurduğu bir yönetim sistemi” olarak tanımlamaktadır.

Aynı şekilde, bir devletin işleyişini sağlayan bürokrasi dediğimiz yapı, insanların yararını değil, kendi amaçlarını öncelikli tutmaları oligarşik bir yapıyı ortaya çıkarmıştır. İşte bunun adı “Bürokratik Oligarşi” dir.

Oligarşik yapının yaptığı her türlü olumsuz iş “Kurumsal Barışı” bozduğu gibi “Toplumsal Barışa” da zarar vermektedir.

Devletin içinde her dönem etkin yapılar varlığını farklı şekillerde sürdürmüştür. Hâlâ sürdürüyorlar ki ülkenin cumhurbaşkanı bu duruma dikkat çekmektedir.

-Bu yapıların temel özellikleri nelerdir? 

Konuyla ilgili Gazeteci Yazar Kemal Öztürk’ün 18 Ocak 2017 tarihli  “Bürokratik Oligarşinin Zaferi” adlı bir makalesindeki değerlendirmesini sorunun cevabı olarak paylaşmak istiyorum.

“Erdoğan, 'Bürokratik oligarşi' dediği, Ankara bürokrasisine savaş açarak ve çarpışarak onları dize getirmek istedi. Büyük oranda da başardı. Devlet kademelerinde klasik bürokratların çoğu değişti, devletin işleyişi hızlandı. Ancak, Erdoğan, bürokratik oligarşinin taktik değiştirdiğini, sonunda da bir zafer kazandığını fark edemedi. Zira ekip değişmiş ama sistem değişmemişti. Kurumsallaşma ise yarıda kalmıştı.

Şöyle anlatayım. Klasik bürokratın ömrünün yarısı bir üst makama gelmek için, geri kalanı da o makamda kalmak için geçer. Bu yüzden birçok ilkesinden, prensibinden vazgeçer, kişiliğini zedelemesine rağmen o koltuk için her yolu dener. Risk almaz, yenilikten hoşlanmaz, düzenin değişmesini istemez ve hep güç dengesine oynar. Kim güçlüyse ondan yana olur, haklının değil, güçlünün yanında yer alır. İşte Türkiye'nin gelişmesini engelleyen de bu anlayıştır.”

Yine, Milletvekili Gazeteci Yazar Aydın ÜNAL’ın 19 Şub 2018 tarihli bir yazısında; “Gerek 17/25 Aralık sonrasında, gerekse 15 Temmuz sonrasında, FETÖ ile mücadeleyi bir rant alanı olarak gören ahlaksız bir güruh ortaya çıktı. Bu ahlaksız güruh, kimi durumlarda örgütlü çalışıyor, kimi durumlarda bireysel iş görüyor. Bu güruh, ya itibar suikasti yapıyor, ya da şantajla, tehditle “FETÖ ile mücadele” adı altında maddi çıkar sağlıyor.

Hepsinin ortak bir yanı var: Samimi değiller! Samimi olmadıkları bir bakışta anlaşılıyor. Hepsinin geçmişi karanlık. Her yere girip çıkmışlıkları, hep kazananın yanında durmuşlukları, çok kolay manevra kabiliyetlerine sahip oldukları belgeleriyle sabit.

Çoğu kişi bu ahlaksız, şirret, yüzsüz, hiçbir ilkesi olmayan güruhla mücadeleyi göze alamıyor.… Bunlarla mücadele etmek gerçekten zor. Çünkü, FETÖ ile mücadele ediyor maskesi altında FETÖ yöntemlerini kullanıyorlar. İyi insanlara, onların asla kullanamayacakları, asla kendilerini savunamayacakları yöntemlerle saldırıyorlar.”

Bu da “Bürokratik Oligarşinin” bir göstergesi midir? 


 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.