M. Mustafa Özdemir

M. Mustafa Özdemir

‘Eceli gelen köpek…’

‘Eceli gelen köpek…’

 

“Tarih kitapları XIII. Charles döneminde Fransa'yı imparatorun değil, soytarısı Marais'nin yönettiğini yazar” şeklince bir cümle okumuştum internette.

21. YY’da da benzer bir tip iş başında.

Aslında dünyanın bazı farklı ülkelerinde de benzer görüntüler var.

Karikatür tipler, cıvık adamlar ve tabi ki her zamanki gibi zalim liderler…

***

Macron, 77 doğumlu, 43 yaşında.

Oldukça genç sayılır devlet başkanlığı için.

O yüzden de pek sağlıklı ve olgun düşünemiyor gibi.

Sanırım, genç ve tecrübesiz olmasından, kanının delice akmasından faydalanıp gaza getiriyorlar akıl hocaları. Yaptığı şovmenliğin, hadsizliğin ülkesine 5 kuruş fayda sağlamayacağını aksine ülkesine zarar vereceğini idrak edemiyor.

***

Bizde, “Eceli gelen köpek cami duvarına…” diye bir söz vardır…

Peygamber efendimizi hedef alan bu aşağılık saldırılar, aslında giderek tükenmekte olduklarını, kokuşmuş düzenlerinin sonunun gelmekte olduğunun bir göstergesi.

Bundan sonra da saldırmaya devam edecekler.

Saldırdıkça biraz daha tükenecekler, tükendikçe saldıracaklar, saldırdıkça tükenecekler…

***

Bu aşağılık saldırılar ne İslam dinine, ne de alemlerin son Peygamberine (SAV) ve saygınlığına zerre kadar zarar veremez, halel getiremez.

Nitekim yüce kitabımız Kur’an Kerim’in dolayısıyla dinin de, peygamberin de sahibi ve koruyucusu Allah’tır (CC).

Onu korumak, kurtarmak, bizim ne haddimize!

Tarih  ve insanlık ne Firavunlar ne Ebu Lehepler gördü…

Peki biz Müslümanları ve İslam alemini ilgilendiren kısmı ne?

Bizi ilgilendiren kısmı, bizim vereceğimiz kendi imtihanımızdır.

Bugün içler acısı durumda olan İslam ümmetinin buradan hala aklını başına alıp almayacağıdır.

Kafasına inen balyozlardan sonra hala uyanıp uyanamayacağıdır.

En kutsalına saldırılırken onurlu duruş gösterip göstermeyeceğidir.

***

1,5 milyarlık İslam alemi olarak; mezhepçiliği, kavmiyetçiliği, siyasi çekişmeleri, görüş farklılıklarını bir kenara bırakıp en kutsalımızda, “Hz. Muhammed (SAV)” ortak paydasında buluşabilecek miyiz?

Bir buçuk, asırdır her türlü gaspa, hakarete, tecavüze, şiddete, aşağılanmayla yerlerde sürünen insanlık onurumuzu kurtarmak için harekete geçebilecek miyiz?

Canımızı, malımızı, evlatlarımızı, beşikteki bebeklerimizin kanını yem ettiğimiz kirli, pis düzene artık yeter diyebilecek miyiz?

Bu kadar pespayelik, rezillik, onursuzluğa artık yeter diyebilecek miyiz?

İslam bayrağını, Hak davasını ayağa kaldırabilecek miyiz?

Yeryüzünde adaleti yeniden tesis edebilecek miyiz?

Bizim sınavımız budur.

***

Bugün itibariyle, bu soruların cevabı maalesef hayır!

Halkları mutlak surette ayrı tutarak söylüyorum.

Böyle bir alçak saldırı karşısında birçok İslam ülkesi onursuzca susuyor!

Bırakın boykotu, yaptırımı, ağızlarını açıp kınayamıyor, “Sen ne diyorsun Macron haddini bil, çizmeyi aşıyorsun” bile diyemiyorlar.

Türkiye ve etrafında sadece bir avuç İslam ülkesi var.

Filistin davasını satmakla, işgale, zulme resmiyet kazandırmakla meşgul olanlardan ne beklenir?

Allah’ın su gibi verdiği petrolden kazandıkları paralarla kurdukları saltanat ve sefayı İslam’a hakaret edenlere verdikleri “haraç”la teminat altına alanlardan farklı bir şey beklenmez.

***

Fransa’nın İslam ülkeleriyle yıllık ticaret hacmi 105 milyar dolar…

Bugün İslam ülkeleri onurlu yöneticiler tarafından yönetilse Macron ve onun gibilerin kalan ömrü Müslümanlardan özür dilemekle geçer.

Yoksa Türkiye’nin tek başına yaptığı boykotun maddi açıdan çok bir karşılığı yok.

Ancak manevi tarafı büyük!

Ateşe su taşıyan karınca misali inancını ve safını belli ediyor.

Onurlu, şerefli bir duruş gösteriyor.

Pisliklerini, çirkefliklerini yüzlerine vuruyor.

Üzerine düşen ağabeylik, liderlik görevini yerine getiriyor.

***

Türkiye bugün İslam’ın, Hakkın, haklının ve mazlumun yegâne sözcüsü ve savunucusudur.

Bu güneş buradan battı, buradan doğacak.

Türk Milleti, 10 asır bu bayrağı şerefle taşıdığı gibi, bu yükü tek başına da olsa omuzlayacak imana, güce, cesarete, kudrete, sahiptir.

Elbette bu kutlu yolda sıkıntılar olacak, bedeller ödenecek!

1,5 asırdır ödemediğimiz bedel mi kaldı?

Ama sancısız doğum yok!

Ya başımızı kaldıracağız onurumuzu yücelteceğiz ya da belki bir100 yıl daha, insanlık ve Müslümanlık onurumuz ayaklar altında yaşamaya devam edeceğiz.

***

Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?

Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük!

***

Evet bu yük yine Sakarya’ya, Türk Milletine düştü.

Zaten bu millete bundan başkası yakışmaz.

Türk’e yönetilmek değil yönetmek,

Almak değil vermek,

Korunmak değil, kollamak yakışır.

Ağlamak, acınmak, sızlanmak değil acıları, gözyaşları silmek yakışır.

Yiğitlik, asalet, kahramanlık, liderlik;

Müslüman Türk’ün şanındandır, kanındandır, imanındandır!

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar