Eğitim-İş Konya Şube Başkanı Ertuğrul: İşsiz kalan gençlerimiz psikolojik olarak çöküyor
Eğitim-İş Konya Şube Başkanı Bahattin Ertuğrul yaptığı açıklamasında Türkiye’de her yıl artan genç işsiz sayısına dikkat çekerek, gelecek kaygısı ve istihdama kazandırılmaması yüzünden gençlerimizin psikolojik olarak çöktüğünü ve her türlü olumsuz davranışa sürüklendiğine ifade etti.
TÜİK verilerinin gerçek işsizlik oranın temsil etmediğini belirten Bahattin Ertuğrul, “Türkiye, üretimde emek faktörünün etkin olduğu bir ülkedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre en son açıklanan 2025 yılı Kasım ayı toplam istihdam sayısı 32 milyon 737 bindir. Dar tanımlı işsizliğe göre işsiz olanların sayısı 3 milyon 98 bin, oranı ise % 8,6’dır. Geniş tanımlı işsizlik için ise bu sayı oldukça büyüktür. Dar tanımlı işsizlerin oranı % 8,6 düzeyinde açıklanırken geniş tanımlı işsizlik % 29,1’dir. İş bulma ümidini kaybedenleri ve yarı zamanlı çalışmak durumunda kalanları da içine alan geniş tanımlı işsizlik, ülkede aslında iş bulmanın zorluğunu hatta zaman içinde iş aramaktan vazgeçişin yarattığı tehlikenin boyutunu ortaya koymaktadır. Bu da dar tanımlı işsizliğin gerçek işsizliği temsil etmediğini göstermektedir. Gerçek işsizlik oranının manşet işsizlik oranı olan % 8,6 değil, geniş tanımlı işsizliği veren %29,1 olduğu ortadadır” dedi.
“GENÇ İŞSİZLER UMUTSUZLUĞA SÜRÜKLENİYOR”
Genç işsizlerin umutsuzluğa sürüklendiğine dikkat çeken Bahattin Ertuğrul, “Sadece gençler arasında bile önemli boyutlara taşınan işsizlik oranı zaman içinde dünyada da önemli bir sorun olarak görülen “ne eğitimde ne istihdamda olan gençler” ya da “ev genci” sayısındaki artışı beraberinde getirmiştir. TÜİK, genç işsizlik oranını 15-24 yaş için hesaplamaktadır. Buna göre genç işsizliğinin Kasım ayında %15,4 olduğu açıklanmıştır. Ancak bu hesaplamada dikkat çekilmesi gereken hususlar vardır. Bunlardan biri Türkiye’de zorunlu eğitim 17 yaşa kadar devam etmektedir. 15-17 yaş arası nüfus 3 milyon 890 bin 496’dır.2 Yani nüfusu 12 milyon 763 bin 159 olan 15-24 yaş arası genç içinden 3 milyon 890 bin 496’sı zaten zorunlu eğitimdedir. Bu yaş grubunun hesaplamaya dahil edilmesi genç işsizliğinin sağlıklı bir tespitini yapmayı engellemektedir. Ayrıca 24 yaş ile sınırlandırılan genç nüfusun aslında bir bölümünün hala zorunlu eğitim sonrası yükseköğretime devam ettiği bu nedenle iş hayatına katılmadığı bilinmektedir. Atanmayan, iş bulma ümidini kaybeden birçok genç de TÜİK’ in açıkladığı düşük genç işsizliğinin kendilerini ifade etmediğini ve gerçeklerle uyuşmadığını her fırsatta dile getirmektedir. Bu nedenle TÜİK genç işsizlik oranını zorunlu eğitimden dolayı 18 ile başlayan ortanca yaş 34,43 olduğu için 34 ile biten yaş grubu için hesapladığında, iş bulma ümidini kaybeden gençleri de hesaplamaya dâhil ettiğinde halka gerçek durumu açıklamış olacaktır.”
“EV GENCİ” OLMAK BİR TERCİH DEĞİLDİR, YANLIŞ POLİTİKALARIN SONUCUDUR
Gelinen süreçte ülkemizdeki ev genci sorunun yanlış politikaların bir sonucu olduğuna ifade eden Bahattin Ertuğrul, “Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin diğer adıyla “ev genci” sorununun Türkiye’de kalıcı hale gelmesi ekonomik kalkınmaya, düşünsel üretime, sanata, bilime, edebiyata en fazla katkıyı sunabilecek çalışabilir nüfusun yanlış devlet politikalarıyla eve hapsolması demektir.
OECD verilerine göre4 15-19 yaş grubu hariç tüm genç yaş gruplarında Türkiye ev genci oranının en yüksek olduğu ülkedir. 15-29 yaş arası için baktığımızda OECD ortalaması %12,85 iken Türkiye’de bu oran %26,45’tir. Türkiye bu oranla Kolombiya, Kosta Rika ve Meksika gibi ülkelerden bile daha kötü durumdadır. TÜİK verilerine göre 15-34 yaş arası yaklaşık 7 milyon genç ne eğitimde ne istihdamdadır. Rakamlara bakıldığında bile gençlerin yaşadığı zorluk ve çaresizliğin büyüklüğü açıkça görülmektedir. Ülkede eğitim- istihdam ilişkisi kurulmadan, iş kollarına göre planlama yapılmadan çok sayıda üniversite ve bölüm açan da, mezun olan gençlere “ihtiyacımız yok atamıyoruz” diyen de siyasi iktidardır. 1 milyona yakın atanmayan öğretmen bu durumun en somut halidir. Ev genci olmak maddi olanaklar yetersiz olduğundan sosyalleşememek, hayal kuramamak, mesleğini yapamamak ya da meslek edinememek demektir. Bu nedenle ev genci olmak bir tercih değil, siyasi iktidarın yanlış politikalarının bir sonucu olarak gençlerin umutsuzluğa itilmesidir. Görüldüğü üzere çalışma hayatında yaşanan temel sorun işsizliktir. Hem ülke genelinde hem de gençler arasında oldukça yaygın olan ve zamanla derinleşerek kalıcı hale gelen, umutsuzluğu besleyen işsizlik sorunu, ülke halkına yapılan haksızlığın ve yoksulluğa terk edilişin açık göstergesidir. TÜİK’ in ve diğer kurumların topluma olan etkisi rakamlarla ya da söylemlerle gizlenmek istense de halkın yaşadığı yoksullaşma süreci oldukça açıktır. Yeni yıl için yapılacak güzellemeler ile halkın mücadelesinin görünürlüğünü ortadan kaldırmak için 2026 yılı ne ilan edilirse edilsin emekçinin ve gençlerin ‘Yoksullukla Mücadele Yılı’ olacaktır. Eğitim-İş olarak İktidara da çağrımız; işsizlik içinde gelecek kaygısını taşıyan, umudunu yitiren gençlerimizin biran önce istihdama kazandırılması için gereken adımları atmasıdır” şeklinde konuştu.
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.